- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
“Ramazanoğulları’nın Sonu: Adana’da Çemşid Bey İsyȃnı (1606-1607)”

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
1604- 1607 yılları “Büyük Kaçkun” olarak adlandırılan büyük Celalȋ ayaklanmasının bütün Anadolu’yu özellikle de Halep, Adana ve İç-il’i kasıp kavurduğu yıllardır.
Şam ve Halep eyaletlerini ele geçiren Canpoladoğlu Ali Bey, 30.000 kişilik kuvveti ile Osmanlı’nın karşısındaki en önemli rakiptir. Adana sancağında ise Cemşid adlı bir sipahi 1606 yılında sancakbeyliği görevine başlamış olan Ramazanoğlu Pir Mansur Bey’in elinden Adana sancağını alarak bölgeye tamamen hȃkim olmuştu. Silifke’de ise Muslu Çavuş adlı birisi bölgedeki idarecileri etkisiz hale getirerek Silifke ve çevresini ele geçirmişti. Her iki isyancının Şam’daki Canpoladoğlu ile organik bağı bulunmaktaydı. 5 mahallesi ve 300’den fazla vergi nüfusu olan bugünkü Osmaniye yakınlarındaki Kınık kasabası bu karışıklıklar sırasında tam olarak haritadan silinmişti.
Osmanlı Devleti bu büyük isyanı bastırmak üzere Sadrazam Kuyucu Murad Paşa’yı gönderdi. Murad Paşa akıllıca bir taktik izleyerek öncelikle sayıları 48’i bulan isyancı gruplardan bir kısmını çeşitli iltifat ve görevlendirmeler ile Canpoladoğlu’ndan ayırdı. Celalȋ elebaşılarından Kalenderoğlu’na Ankara sancakbeyliği verilerek Ankara’ya gönderildiği gibi Muslu Çavuş’a da Silifke sancakbeyliği beratı ihsan olundu[1]. Cemşid Bey’in ilk olarak Kars-ı Maraş (Kadirli) sancakbeyi iken Ramazanoğlu İbrahim Bey’in arzı ile boş olan Sis Sancakbeyliğine atanması için arz yazılmıştı[2]. 1607 yılında Tarsus sancakbeyi olan Cemşid’e acele olarak orduya katılması için Sadrazam Murad Paşa tarafından hüküm gönderildi[3]. Cemşid’in bu isyanında, Tarsus eşrafından Toroğlu da 500 kadar sekbanıyla onun yanında yer aldığı gibi[4] Maraş Türkmen tȃifesinden birçok aşiret de ona destek sağlamıştı[5]. Adana’yı ele geçiren Çemşid sipahinin ortadan kaldırılması için, İstanbul’dan Haleb üzerine görevli olarak gitmekte olan Tırnakçı karındaşı Hüseyin Paşa’ya gizli emir verildi. Ancak Cemşid, İstanbul’da bulunan casusları sayesinde Hüseyin Paşa’nın bu gizli planından haberdar olmuştu [6]. Hüseyin Paşa, Adana’ya girmiş, Seyhan nehri kıyısında 15 gün Cemşid’in konuğu olmuş ve bir ikindi vakti ansızın baskın yiyerek hayatını kayıp edince askerlerinden bir kısmı da Cemşid’e katılmıştı[7].
Kaynaklarımız Cemşid’in niçin ve ne şekilde isyan ettiğini ve Ramazanoğullarını nasıl etkisizleştirerek Adana’ya hȃkim olduğunu açıklamıyor. Onun hakkında şimdilik bildiğimiz tek şey kendisinin bir “sipahi” olduğu ve Celȃlȋlik yaparak Adana’yı ele geçirdiğidir. Bu döneme ait Adana Şer’iye Sicilleri’nin (mahkeme kayıtlarının) bulunmayışı ve Adana’ya ait ilk sicilin 1633-34 yıllarına ait oluşu Adana Tarihi için yeri doldurulamayacak bir kayıptır. Elimizdeki bir başka belge dizisi olan Mühimme Defterleri’nin de bu konuda suskun olması belki de Mühimme Zeylleri adı altında başka bir deftere yazılmış olması dolayısıyladır. Nitekim 8 Numaralı Mühimme Zeyli’nde Cemşid İsyanı ile ilgili bilgiler bulabilmekteyiz.
1606 yılı Ocak ayı içerisinde vefat eden Adana hȃkimi Ramazanoğlu Mehmed Paşa’nın yerine oğlu Pir Mansur Bey’in atanması Adana kadısı Said Efendi’nin arzı üzerine gerçekleşmişti. Cemşid’in Adana’yı hangi tarihte ele geçirdiğini tam olarak bilemiyoruz. Ancak 1607 yılında yenilerek gailesi ortadan kaldırılmış ve Adana 1608 yılında beylerbeyilik yapılmıştı. İstanbul’dan atanan ilk beylerbeyi ise Mustafa Paşa olmuştu. Bu durumda Pir Mansur Bey’in 1 yıl veya biraz daha fazla bir süre Adana’ya hȃkim olduğunu söyleyebiliriz. 1607 tarihli 8 numaralı Mühimme Zeyli’nde Trablusşam valisi olup kendisine Adana sancağı da “arpalık” olarak verilen bir Ali Paşa’ya hüküm yazıldığını görmekteyiz. Bu tarihte Halep ve Trablusşam tarafları Canpoladoğlu Ali Paşa’nın kontrolünde idi. Bu yüzden yukarıda sözü edilen Ali Paşa’nın da meşhur Canpoladoğlu Ali Paşa olması ve Cemşid’in bu şekilde Adana’ya hakim olmuş olması mümkündür.
Cemşid, 1607 yılı baharında Şekerpınarı’ndaki Ak Köprü yakınında üzerine gelen 50-60.000 kişilik Osmanlı ordusunu yanındaki 2-3.000 sekbanıyla durdurmaya çalışmıştı[8]. Sayıca çok üstün olan Osmanlı ordusu karşısında yenilen Çemşid kılıçartığı askerleriyle birlikte kaçarak Halep’te bulunan Canpoladoğlu’na sığınmıştı. Cemşid’in sağ olarak yakalanan askerlerinden 500 kadarı idam edildi. Canpoladoğlu’nun yardım için Cemşid’e gönderdiği hazine Osmanlıların eline geçti[9]. Haleb’e Canpolad’ın yanına kaçan Çemşid 4.000 yaya ve 2.000 süvariden oluşan askeri ile Gökmeydanı’nda alay gösterdi[10]. Canpoladoğlu Oruç Ovası’nda Osmanlı kuvvetlerine yenilerek 20.000 kadar askerini kayıp etti. Bu savaşa katıldığını bildiğimiz Cemşid Bey’in akibeti hakkında kaynaklarımız artık bir bilgi vermiyor.
Cemşid Bey daha önce bölgedeki 3 ayrı sancakta sancakbeyliği yapmış olduğuna göre bu kişinin sıradan bir sipahi olmadığını, bölge ile doğrudan bir bağının olması gerektiğini düşünmekteyiz. Kars-ı Mar’aş (Kadirli) sancakbeyi iken Sis (Kozan) sancakbeyliğine atanmasının Ramazanoğlu İbrahim Bey’in arzı ile gerçekleşmiş olması da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Silifke’de isyan bayrağı çeken Muslu Çavuş’un olayı Osmanlı tarihlerinde daha geniş yer bulmuş, Adana’daki Cemşid Bey isyanı ise Canpoladoğlu isyanının bir parçası gibi görülmüş fazla üzerinde durulmamıştır. Ancak Cemşid Bey isyanı Adana’da Ramazanoğulları hanedanının yurtluk ve ocaklık yönetimlerinin sonu olması bakımından bölge tarihi açısından önem taşımaktadır.
[1] Naîmâ Mustafa Efendi, Târih-i Na‘îmâ, Ravzatü’l-hüseyin fî Ahbârı’l-hâfıkayn, c.II, Hazırlayan: Mehmet İpşirli, TTK Yay., Ankara 2007, s. 344, 371 ; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III/1, 3. Bs., Ankara 1983, s. 105.
[2] Cemşid’i Osmanlı tarihçileri sıradan bir ȃsi gibi gösterseler de Cemşid Bey’in Tarsus sancakbeylerinden olduğu ve Tarsus-Adana arasında hȃkimiyeti sağlayarak bölgeyi “babadan kalma çiftliğe” çevirmiş” olduğu anlaşılmaktadır. Bkz.: William J. Griswold, Anadolu’da Büyük İsyan 1591- 1611, Çev. Ülkü Tansel, 2. Bs., Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul 2002, s. 96.
[3] BOA, 8 Numaralı Mühimme Zeyli, Hüküm: 119.
[4] BOA, 8 Numaralı Mühimme Zeyli, Hüküm: 472.
[5] BOA, 8 Numaralı Mühimme Zeyli, Hüküm: 921, 3 ZA 1016/ 19 Şubat 1608.
[6] Hasan Bey-zâde Ahmed Paşa, Hasan Beyzâde Tarihi, c.III, Hazırlayan: Şevki Nezihi Aykut, TTK Yay., Ankara 2004, s. 839; W. J. Griswold, Anadolu’da Büyük İsyan 1591- 1611, s. 88.
[7] Câbî Ömer Efendi, Câbî Târihi, c.I, Haz. Mehmet Ali Beyhan, Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 2003, s. 466.
[8] W. J. Griswold, Anadolu’da Büyük İsyan 1591- 1611, s. 109’de esas kaynak: Vȃsıtȋ, Telhȋsȃt Der Ahd-ı Sultȃn Ahmed Han, Esat Efendi Kitablığı, No:2236, İstanbul Süleymȃniye Kütüphanesi, v. 9a.
[9] W. J. Griswold, Anadolu’da Büyük İsyan 1591- 1611, s. 109. Esas kaynak: Vȃsıtȋ, Telhȋsȃt Der Ahd-ı Sultȃn Ahmed Han, Esat Efendi Kitablığı, No:2236, İstanbul Süleymȃniye Kütüphanesi, v. 9a.
[10] Câbî Ömer Efendi, Câbî Târihi, c.I, s. 496.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












