Rejim seçimi yapacağız

Adana’nın, siyasette gelecek vaad eden isimlerinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Gökçe Pişkin, ülkenin geleceğini belirleyecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için, “Ya baskıcı, tek adamcı zihniyete oy verilecek, ya da tercihler özgürlük ve demokrasiden yana kullanılacak” dedi. Adana Medya Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada, aslında rejim seçimi için sandığa gidileceğini söyleyen Pişkin, ‘Başkanlık sistemine mi gidileceği, yoksa parlamenter sistemle mi devam edileceği, sandıktan çıkan sonuçlara göre belli olacak” dedi.
Adayların birer rejim temsilcisi olduğunu belirten Pişkin, “Ülke bütünlüğünün korunması ve federal yapıya karşı durmak için Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleceğiz. Bu nedenle bölge çalışmalarına başladık. Şahsım Gaziantep ve Kilis’te görev yapacağım. Burada, ev ev dolaşıp halkı aydınlatmak için ne gerekiyorsa yapacağım” dedi. Pişkin, “İhsanoğlu tanındıkça gerek CHP gerek halkın içinden yükselen eleştiriler azalmaya başladı. Onun uzlaşmacı ve bütünleştirici kimliği sandığa olumlu yansıyacaktır. İkinci turda kazanacağına inanıyorum” diye konuştu
İhsanoğlu’yla beraber daha demokrat ve özgür olacağız
Bilgisi, birikimi ve genç yaşında edindiği tecrübesiyle dikkatleri üzerinde toplayan kentin fikir dinamiklerinden Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Gökçe Pişkin, gündemin kilitlendiği cumhurbaşkanlığı seçimlerini gazetemize yorumladı. Bir partiliden çok sokağın beklentileri yönünde edindiği izlenimleri aktaran ve bunu kendi fikirleriyle harmanlayan Pişkin, aslında sandık yoluyla cumhurbaşkanının değil de bir rejimin seçileceğini ifade etti. “Acaba başkanlık sistemiyle yönetilen bir yöne doğrumu ilerleyeceğiz yoksa mevcut parlamenter sistemde devam edip demokrasiyi mi güçlendireceğiz?” sorusunun hakim kılındığı ifade eden Pişkin, “Önümüzdeki seçimler, bu ikisinin arasında vermemiz gereken bir tercih aslında. ‘Ben isterim, olacak’ şeklinde bir zihniyeti güçlendirmek mi tercihimiz olacak yada daha özgür ve demokratik bir şekilde yönetilmek mi? Sandıklar açıldığında bunun cevabını hep birlikte göreceğiz” dedi. “Bireylerin ve siyasilerin kişisel egoları, hırsları ve çıkarları değil, daha çoğulcul bir yaklaşımla, çoğulcul demokrasiye geçmek hepimizin özlemi olsa gerek” şeklinde konuşan Pişkin, “Bahsettiğim gibi önümüzde iki tercih var. Adaylar da bu tercihleri temsil ediyor. Bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzun yıllar süren siyasetin içinden gelen bir insan. Ekmeleddin İhsanoğlu da özellikle uluslararası siyasetti çok etkin. Doğru şeylerin peşinden koşturmuş bir adam. Gerçekten temiz bir insan” dedi.
PARTİ İÇİNDEKİ TEPKİLER İHSANOĞLU’NU TANIDIKÇA AZALACAKTIR
CHP içerisinde İhsanoğlu’nun aday gösterilmesine ilişkin tepkileri de değerlendiren Gökçe Pişkin, eleştiri dozlarının zamanla azaldığını ve azalmaya da devam edeceğini belirtti. İhsanoğlu’nun tanındıkça daha da benimsendiğinin altını çizen Pişkin, “Biz bugün elbette ki parti içerisinde veya toplumda “Ne şu aday gösterilmedi” gibi tepkiler aldık ve almaya da devam ediyoruz. Genel Başkanımız da gelen tepkilere yönelik açıklamalar yapıyor. Bizim için de kolay olmadı. Çünkü Ekmeleddin İhsanoğlu yeterince tanımadığımız bir isim. Belki siyaset mekanizmasında bulunmadığı için tanımıyoruz. Ama tanımamamız ondan korkmamız anlamına gelmez. Fakat kendisi, toplumun değerleriyle barışık ve bütünleştirici bir yapısı olan biri” dedi. İhsanoğlu’nun milli, etkin ve kültürel değerlerimize uygun bir aday olduğu kaydeden Pişkin, “Kürt sorununa yaklaşımı, gezi olaylarına yaklaşımı, demokratikleşmeye bakış açısı ve uluslararası politikalara bakış açısını incelediğimiz zaman, hakikaten bütünleştirici olmuş bir insan. Dolayısıyla kişilik üzerinden gitmemiz çok yanlış diye düşünüyorum. Vereceğimiz tercih Erdoğan ve İhsanoğlu arasında bir tercih olmayacak. Türkiye’nin demokratikleşme doğrultusunda verilecek bir tercih olacak.”
İHSANOĞLU LAİKLİĞİN VE ÖZGÜRLÜĞÜN TEMİNATIDIR
Seçim kampanyalarının başladığı bugünlerde, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun laiklik açısından tehlike yaratabileceği yönünde bir takım karalamalar yapıldığını dikkat çeken Gökçe Pişkin, “Oysa kendisi, laikliğin en istikrarlı savunucularındadır. Bunu açıklamalarında da açıkça ifade etmiştir. Ben laikliğe gönül vermiş biri olarak laiklik için tehdit oluşturduğuna yönelik söylemlere katılmıyorum” dedi. Özgürlük vurgusu yapan Pişkin, şöyle konuştu; “Geldiğimiz noktada, Türkiye’nin genetiğinin değiştiğini gözlemleyebiliyoruz. Bu koşullar altında geleceğe ışık tutmamız gerekiyor. Ama bunu yaparken de artık 21’inci yüzyılda insanlara herhangi bir şey dayatarak ilerlememiz mümkün değil. Bugün mesela, Arap Baharı dediğimiz organize bir örnek izledik. Gerçekten, baskılara, eşitsizliklere ve anti-demokrasiye karşı başlamış bir haykırıştır. Fakat sonrasında yaşananlar Arap Baharı’nı kışa çevirmiş olabilir. Bu şunu ortaya koyuyor, aslında Ortadoğu’da, Müslüman ülkelere baktığınız zaman bir demokratikleşme arzusu, bir özgürleşme arzusu var. ‘Bunu giyme, bunu yapma’ gibi dayatmalar artık bu çağda sökmüyor. Artık davamız, bundan bir önceki yüzyıldan çok farklı. Karşısında mücadele ettiğimiz şeyler de değişkenlik gösteriyor.
ERDOĞAN KAZANIRSA BASKICI POLİTİKALARA DEVAM EDECEK
“İhsanoğlu kazanırsa parlamentoda şu anki mevcut muhalefetin daha da güçleneceğini öngörüyorum” diye konuşan Gökçe Pişkin, şunları söyledi; “Bu da demokrasinin gelişmesi için bir adım olacak. Çünkü Türkiye’de kontrol edilmeyen ve hiçbir kontrol mekanizmasını benimsemeyen bir iktidar var. Biz bunun güçler ayrılığı ilkesini yeniden kurgulayarak bir denge unsuru oluşturmuş olacağız. Bu ülkedeki herkesin kendini daha iyi ifade edebileceği bir ortam olacak. Düşüncesini ifade ettiği için kimse sokak ortasında dövülmeyecek veya öldürülmeyecek. Kürt sorunu ve Suriye meselesinin çok daha barışçı yollarla çözümleneceğine inanıyorum. Bunların da dolaylı yoldan hem ekonomimize, hem de geleceğimize katkı sağlayacağını düşünüyorum. Tayyip Erdoğan’ın kazanması durumunda, kontrol edilemeyen ve baskıcı bir ortam doğacak. Bunlar bizim endişelerimiz. Yasalarla sonsuz yetki verilen MİT artık neler yapacak, düşünmek bile istemiyorum. Ayrıca kürt sorunu da tepeden inmeci bir şekilde çözümlenmeye çalışılacak. Dolayısıyla bir çözüm adı altında bir takım şeyler Türkiye’ye dayatılacak. Türkiye’nin hiçbir katmanı sürece dahil edilmeden atılacak adımlar, insanları birbirine vurduracak kadar tehlikeli bir noktaya getirecektir. Öcalan ile hükümetin görüşmeler yapması Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde bir engeldir. Kürt siyasi hareketinin ortaya koyduğu savlar, daha demokratik ve özgürlükçü olan savlarıdır. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte faşizmin dayatılması noktasına gelmiştir. Gezi olaylarına dahi Kürt siyasi hareketinin yeterince tepki göstermediğini gözlemliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin demokratikleştirici sol unsurları artık geriye gitmektedir. Çünkü sol dediğimiz olgu, sadece kültürel ve etnik meselelerle hallolmaz. Aslında hepsinin temeline baktığımızda ekonomik sorunları da içinde barındıran bir süreçtir.”
SİYASETTE KADIN SAYISI GÖSTERMELİK ARTMAMALI
Türk siyasetinde kadının yeri ve önemi hakkında değerlendirmelerde bulanan Gökçe Pişkan, “Siyasette kadınların sayısı arttı ve daha da etkinleşmesi gerekiyor. Gerek başbakanlık ve gerekse cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bol bol kadın adaylar görmek istiyoruz. Ancak şekil yaratacak değil, gerçekten kadın hakları konusunda adım atacak kadınları görmek istiyoruz açıkçası” dedi. Pişkin, bir kadın siyasetçi olarak cumhurbaşkanlığı seçimleri için Gaziantep ve Kilis’te çalışacağını ifade ederek, “Orada, Ekmel beyin rotasında çalışmalar yürüteceğiz. Kurum ve kuruluşlarla görüşüp, sokak sokak ve ev ev dolaşacağız. Tahminlerime göre Ekmeleddin İhsanoğlu 2’inci turda cumhurbaşkanı seçilecek. Ayrıca Ekmeleddin İhsanoğlu sağ ve sol kesimlerden ayrım olmaksızın oy toplayacaktır” dedi.
ARAMIZA KİN VE NEFRET TOHUMLARI EKİLİYOR
Mevcut siyasi ve toplumsal durumun analizini yapan Pişkin, kutuplaşmanın en önemli sorun olduğunu belirterek, şöyle konuştu; “Ben Türkiye’ye baktığımda, birinci sırada gözlemlediğim sorun olarak toplumsal kutuplaşma sorununu görüyorum. Yemeğimizi bölüşürüz, ailelerimizle dayanışırız; en zor günleri aşarız ancak aramıza kin ve nefret tohumları ekildiği sürece, günümüz siyasileri nefretin dilini konuştuğu sürece, düşmanlığı körükleyeceğiz ve bu ülkede kardeş kavgasının her türlüsünü yapacağız. İnsanları öfke ile hizaya getirmek, adaletin tesisini geciktirmek ve özgür düşünceye sırt çevirmek bizim tarihimizde yer bulan bir anlayış değildir. Biz Cumhuriyet Halk Partililer, herkesi bir nazarda görüyoruz. Dini siyasete alet edenlere karşı, Hak dinin özgürlüğünü savunuyoruz. Dine dayalı propaganda, bu topraklarda tutabilir. Ama önemli olan içimizdeki Allah korkusunu kaybetmemektir. Allah korkusunu kaybedenler, yakın dönemde gencecik çocukların özgür bir Türkiye umutlarını ellerinden aldılar. Onları 20’li yaşların başında toprağa gönderdiler. Kuşku yok ki tarih, bu günleri de yazacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












