• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Sayın Vali sınıfta kalmıştır!

31.10.2011 10:33
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Bu yazımızda; önemli bazı değinilerde bulunmak suretiyle, günlerdir hepimizin önüne konan fotoğrafın bazı karelerini, gelecekte olası benzer olayların vuku bulması halinde, yaşanan olumsuzlukları, tekrar yaşamamak için ele alma zorunluluğunda hissettim kendimi..

Biraz da yüksek tansiyonun inmesini bekledim. Ne de olsa bünye hepimizin bünyesi, sıkıntılarda..

 

Bir Fransız düşünürün bana ilginç gelen bir deyişini hatırlattı son yaşananlar.

“İnsanın başından gelip geçen olaylar tecrübe değildir. İnsanın başından gelip geçerken “İz” bırakan olaylar tecrübedir.”diye.. Bırakın iz bırakmayı, derinden, en derinden bizleri ağır yaralayan, maddi ve manevi paralayan müthiş enkazların altında bırakıp mağdur eden öylesine olaylar var ki, asla unutulmaz! Bu cümlemin açılımı; beraberinde, ansiklopedilere sığmayacak denli genişlikte bir konu.. Tarihi ve yakın geçmişimizi, belleklerinize şahit kılarak, kısaca değinilerimize devam edelim.

 

İmdii, dünya arenasında nerede bir afet ve ihtiyaç olmuş ise, başta devlet olmak üzere, saygın ve mümtaz sivil toplum kuruluşlarımız hemen yanlarında olmuşlardır. “Yardım” ve “İyilik” kavramları, inanç kültürümüz başta olmak üzere, hamurumuzda var olan övünülesi bir realitemizdir. Bunun pek çok örneği, hepinizin bildiği yakın geçmişte ve en son yaşanan Van depreminde görüldü.. Benim derdim; gelecek günler ve nesiller adına, iz bırakmanın ötesinde, bizleri derinden yaralayan bu olaylardan ders çıkartmış olup olmamakla ilgilidir!

 

Ülkemizin çok önemli bir bölümünün, deprem fay hatlarının üzerinde olduğunu bilmeyenimiz kaldı mı bilmiyorum ama yaşanan çelişkilerimiz, inanın beni fazlasıyla üzüyor.

Yüzyılın en büyük depremlerin biri olarak sayılan Gölcük/Kocaeli/Marmara Depremi ya da kısa adı ile 17 Ağustos 1999 depremi.. Yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, etkisi ve ölçeği 7,5 büyüklüğünde olan deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu.

Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı oldu. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmişti. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biri sayılır.

Bundan ne denli ders alındı? Desem, cevap: “çok az gibi” olur.. Zira en son yaşanan Van depremi, bir şamar vurdu bize.. Hafızamızı tazelemek adına, pahalıya patlayan bir tokat, ibret, afet, musibet, ne derseniz deyin.. En net olanı tam anlamıyla bir “Ders!”.. Hem de canlarımız pahasına..

Yaşananlar bir zorunluluk gibi görünse de; en öncelikli alınması icap eden kararlar ve yapılması gerekenlere ilişkin alışkanlıklarımız; genelgelerin üzerinde kalan ıslak imzalardan öteye geçmiyor maalesef. Afetlerde bırakın ilk günü, ilk saat ve hatta dakikalar bile çok büyük hayati önem taşır. Koordinasyon; zor anların kalbidir, başarının en önemli faktörüdür!

Zemin etütleri eksikliği, sağlıksız inşaat yönetimi, ruhsatlandırmalar, kaçak yapılaşma vurgunluğu, sağlıksız kentleşme anlayışları, alt yapıdan çok, makyajlamaya dönük kentleşmeler, zamanla, önceden üzeri çiçeklerele donatılmış evler ve binalar, canlı birer mezarlık meskenlere dönüşebiliyor!

Van’ımızda, bu çerçeveden bakıldığında, üzülerek ifade etmeliyim ki; hem merkezi yönetim olarak Vali’lik nezdinde, hem de yerel yönetim olarak Belediye nezdinde geri kalmışlardır. Yerel yönetim, maalesef kendilerine özgü kaygılarıyla çok farklı olduklarını bir kez daha ispatladılar. Yetersizlik ve ufuksuzluk noktasında halklarını üzdüler. Böylesi hüzün verici bir ortamda, milletin vicdanlarına hapsolundular. İnanıyorum ki; orada yaşayan yerel insanlarımız, yakın gelecekteki ilk seçimlerde, onlara gerekli cevabı ve cezayı, oylarıyla vereceklerdir!

Ancak; afetin bırakın ilk saatlerini, ilk 2-3 gününe kadar süren, hemen hemen her kesimden insanımızın açık ve net bir şekilde tespit ettiği, Mülki İdare’nin ve Kızılay’ın başta çadırkent kararsızlıkları olmak üzere, idaresizliği ve çapsızlığı beni çok yaraladı. Elbette ki; haklı oldukları noktalar vardır. Afetin geniş kapsamlı yörüngesini ve etkisini önceden kestirebilmek mümkün değildir. Ancak rahatsızlığım, yaşanan onca tecrübelere ve kağıt üzerindeki planlamalara rağmen, koordinasyon noktasındaki zafiyetleri olmuştur. Son derece takdire şayan çalışma ve gayretleri de unutmadan.. Başarı da olsa, hayati derecedeki eksiklikleri örtme anlayışı, makul bir gerekçe olamaz.

Ümidim o ki; vicdanlarda rahatsızlık bırakan bu düzensizliğe önceden hazır olmasını bilmeyen Sayın Van Valisinin ve ilgili Koordinasyon bürokratlarının en kısa sürede layık olmadıkları görevlerinden alınarak, başka, daha iyi başarılı olabilecekleri görevlere atanmalarıdır. Vatandaş yerelde; oyları ile Belediyelere müdahil olma hakkına sahip ama, Merkezi idareye bağlı olanlara vatandaş ne yapsın? Bu da ayrı bir sistem tartışması konusu..

(Temenni ederim, bu konu da, yeni Anayasada kendine yer bulur ve tartışılır olsun.)

Koordinasyon işini, Sivil toplum örgütlerimiz, alınlarının akıyla yerine getirmişlerdir. Onlara bıraksalardı daha sevindirici sonuçlar alırlardı. Yer darlığından, bazı örneklemeleri yazamıyorum maalesef.. Merkezi hükümetin doğru hamleleri ve müdahaleleri, işleri sonradan toparladı. Bundan sonrası için önerim; Bölge ve il bazında, afet koordinasyon merkezlerinde, üstün hizmetleri ve deneyimleri olan STK’ larımızın temsilcileri de olsun! Onlardan mutlaka faydalanılsın. Başta Adana’mız olmak üzere, bütün şehirlerimizde; STK’larımızın da içinde yer alacağı, koordinasyon şematiğinin, yeniden reforme edilmesini umuyor ve tavsiye ediyorum!

Kişileri dile getirmeyi sevmeyen biri olmama rağmen, gerçekleri vurgulamak isteği, kamu adına ve yararına ilişkin fayda mülahaza etme sorumluluğumdan dolayı bu satırları kaleme alma ihtiyacı hissettim. Bu nedenle, âcizane görüşüm, Van Valisi Sayın Münir Karaloğlu ve Koordinasyondan sorumlu bürokrasisi, kelimenin tam anlamı ile sınıfta kalmışlardır şeklindedir.

Ayrıca; hadiselerden ders çıkarma adına;

·         Kentimizin çürük bina haritasının bir an evvel çıkarılması, bunun için Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fak. ve Jeoloji Fak. Bölümleri ile koordinasyon ve işbirliğine gidilmesi,

·         İlgili Oda ve STK’lar ile birlikte, olası planlama ve tatbikatlara ilişkin olarak danışma kurullarının oluşturulması,

·         Depreme ilişkin olarak şimdiye değin alınan önlemlerin gözden geçirilmesi,

·         Eksikliklerin tespiti,

·         Okullar nezdinde yapılması gereken eğitim çalışmaları ve

·         Halkı bilinçlendirme organizasyonları bir an önce masaya yatırılmalıdır.

Mesela merak ediyorum; Türkiye’nin sayılı büyük kentleri arasında ve deprem fay hattı üzerinde olan Adana’mızda, eğitim amaçlı olarak kullanılabilecek, depremi gerçek gibi, sanal olarak yaşatacak bir “Deprem Simülatörü” neden yok? Metro’nun bir vagonu kadar önemi olmalı diye düşünüyorum!

Allah, bütün insanlarımızı afet ve belalardan uzak tutsun ve bu tür koordinasyonlara da gerek bırakmasın temennisinde bulunuyorum..

Kabul etmeliyiz ki; geç olmadan, hazırlıklı olmalıyız.

Ne zaman geleceği belli olmayana karşı!

***

Neşter!

Bugünden, yarına!

 

Dün dündür dese kimi, bugün; yarın olacak..

Bir’in hakkı çok büyük, ya bin’lerin n’olacak?

Geleceği gümlemiş, heybesi delik deşik..

Bugün dert edinmeyen, yarın derde doyacak!

 

Sevgi ile kalın..

akt

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ali yiğit
03 Kasım 2011 Perşembe 09:22
stk ve valimiz.
adanamız ve türkiyemiz ve vanımız için valibeyin adana stk larıyla beraber bu koordinasyonu sağlamsını beklerdim.umarım a.kadir beyin bu projesi stk larla beraber işlevsel bir boyut kazanıra türkiyemiz kazanır.saygılarımla
ömer aydın
03 Kasım 2011 Perşembe 09:20
valimiz çok başarılı olmuştur.
ben afet yönetimini ve afet sırasında ve afet sonrasında yaşanan atmosferi çok iyi biliyorum.Gönüllü olarak Van'a gittim.Van valisini ve ekibini gözlemlemeye çalıştım.Ve şu önemli hususları tespit ettim.
1-Çok samimi ve insancıl davranıyorlardı.Yani yürekleri sızlayarak,acıyı hissederek çalışıyorlardı.
2-Herkesin panik halinde oldugu bir halde bile sayın vali Münir bey,şoka girmemiş,yaraları hemen sarmaya başlamıştı.
3-Şehir merkezi ve Erciş'in imdadına herkes koşarken,vali şov yapmamış ve derhal aynı gün helikopter ile depremzede köyleri gezip,tespit ve yardımlarda bulunmuştur.
4-Yurt içinden ve dışından,gelen yardımları koordine merkezleri oluşturulmuştur.Havalimanında ve şehir merkezinde sorumlu birimler oluşturulmuştur.
5-Çalışmalara engel olacağı kaygısı ile bölgeye çok etkin zevatın gelmemesi yönündede görüş bildirmiştir.
Rabbim böyle valileri eksik etmesin.Rabbim Van'ın,Van'lının ve Vali'nin yar ve yardımcısı olsun!
HÜSEYİN AĞUŞ
03 Kasım 2011 Perşembe 09:20
AYNEN KATILIYORUM.
SUNDUĞUNUZ ÖNCELİKLİ PROJENİN HAYATA GEÇİRME ADINA BİZDE KATILIYOR,VALİ BEYİN DAHA DUYARLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUZ.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim