- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Seçimle geldi asker hazmedemedi

Osman PALAMUT / YAZAR
Her şey Tunuslu bir seyyar satıcının 2010 yılında kendini yakmasıyla başlamıştı
Tunuslu seyyar satıcının kendini yakmasının altında;
Demokrasi talebi vardı,
Hak ve hürriyet talebi vardı,
İnsanca yaşama talebi vardı ve bunun da adına 'Arap Baharı' dendi ve her şey çok güzeldi
Arapların bu toplumsal talebi ilgi gördü, Tunus'la başlayan isyanlar Suriye ile hala devam ediyor.
Nedense batı aleminde hayat bulmayan bu baharlar hep İslam coğrafyasında kendini gösteriyor.
Peki Arapların istediği talepler batı toplumlarında harfiyen uygulanıyor mu?
Batıda ki şu demokrasiye bakın;
Ailelerin çocuklarına devlet eliyle zorla el konuluyor, elinden alınıyor ve bunun da adına demokrasi diyorlar.
Hapishanelerde insan haklarının acımasız bir şekilde başta ABD'de olmak üzere çiğnenmesi demokrasi açısından nasıl izah edilebilir?
Ekonomik ve sosyal yaşamın, yaşanan krizlerle yerle bir olması karşısında, hangi sosyal huzur ve yaşamdan bahsedilebilir?
İşte batının küçük bir fotoğrafı.
Ama ne hikmetse batıya değil, Orta Doğuya geliyor baharlar, ülkeler yakılıyor, yıkılıyor ve milyonlarca masum vatandaş bu uğurda hayatını kaybediyor.
Dün bir yıl önce baharın geldiği Mısır'da asker baharı sonbahara çevirdi.
Mısır 1952 yılından bu yana hep diktatörlerle yönetildi,
Yönetime el koyan askerler, ülkenin gelirlerini hortumlayarak akıl almaz servetler edindiler.
Generallerin saltanatına ilk kez seçimle Gelen Muhammet Mursi son koydu, ancak askerler buna bir yıl dayanabildi ve dün ordu yönetime el koyarak, yapacağı kendi anayasası ile ülkeyi yönetmeye başladı.
Oysa Mısır halkı bir yıl önce yapılan seçimlerde iradesini beyan etmiş, seçim sandıklarında çıkan halkın isteğiyle Muhammed Mursi'ye görev vermişti.
Muhammed Mursi'nin işi zordu.
Her şeyden önce halk ekonomi canavarının altında eziliyordu.
Öyle ki Kahire'de bir milyon Mısırlının yoksulluk nedeniyle mezarlıklarda yattığı ülkede, Mübarek yönetimi ülkenin gelirlerini yıllarca hortumlamış, yalnız kendi hesabında 60 milyar doları olduğu ortaya çıkmıştı.
Çok az Mısırlının huzur içinde, milletin ise açlık sınırının altında yatması karşısında, Muhammed Mursi'nin işi kolay değildi.
İnsan hakkının gereği, demokrasinin gereği olarak ekonomide adil dağılımın işaretini veren Mursi yönetiminin bu girişimleri, darbeci zihniyeti rahatsız etti ve yeni bir gerilemenin sebebi olan ordu tekrar yönetime el koydu.
Sonuç olarak;
Mısır'da halkın refahı adına, milletin hak ve hürriyeti adına, kısaca demokrasi adına adım atan Muhammed Mursi yönetiminin, yapılan darbeyle uzaklaştırılması Mısır halkının yeni bir ekonomik felaketin eşiğine getireceği ve yoksulluğun katmerleşeceği gün gibi artık gözüküyor.
Oysa seçimle gelen Muhammed Mursi yine seçimle gitmeliydi, çünkü bu demokrasinin ruhuydu ama olmadı ve yazık oldu Mısır milletine.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Bilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Kim bu 25 kişi?26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Erlerin çoğu serbest25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbenin MİLLET düşmanlığı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- O erin suçu neydi?19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- İhanet18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bu zihniyetin ancak eli öpülür!11 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- En büyük tehlike IŞİD ve PKK30 Haziran 2016 Perşembe 06:00
- Anlaşma tamam ablukaya devam29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- CHP’li meclis üyesinden şok itiraf!27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- “Sinekle mücadele Büyükşehir’in görevidir”25 Haziran 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












