- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Seçimler ve Ölümler

Sedat MEMİLİ / Yazar
Yaşama hakkı kutsal denir; doğrudur.
Yaşama hakkına saygı yoksa diğer bütün hakların anlamı yoktur.
Yaşayanlar, yaşama haklarını koruyabilirler…
Ama benim esas üzerinde durduğum ölme hakkıdır.
Yaşama hakkına gösterdiğimiz saygıyı neden ölme hakkına göstermeyiz?
Bakın, bazı insanların yaşadığını bile fark etmezsiniz. Onlar öldükten sonra doğarlar.
Öldükten sonra doğanların yaşamı didik didik edilerek ölme haklarına saygısızlık yapılır.
Vaon Gogh, Beethoven, Pir Sultan Abdal, Hallac-ı Mansur… Ve daha yüzlercesi…
Van Gogh, yaptığı tabloları satarak karnını doyurmaya çalışıyordu. Kimse de tabloları almıyordu. Abisi, arada bir 20-30 dolar vererek bir tablosunu alıyordu ki ki kıyak olsun…
Van Gogh öldükten sonra doğdu…
Şimdi bir tablosu milyonlarca dolar.
Adına müzeler kurduğumuz Orhan Kemal’i Adana ve İstanbul sokaklarında açlığa mahkum etmiştik.
Yaşarken ölü muamelesi yaptığımız insanlara, ölünce yaşıyor muamelesi yapıyoruz.
Öldükten sonra doğanlar, yaşadıkları dönemin en mutsuz insanlarıdır.
Yüksekten baktıklarında aşağıda gezinenlerin, sokaklarını, gidecekleri yerdeki tehlikeleri, köşeyi döndükten sonra kendilerini bekleyen riskleri yukarıdan görebiliyorlar.
Aşağıdaki sadece birkaç metrelik yakın çevresini görmektedir.
Bu nedenle, demokrasinin gerçekte çoğunluk mu? Yoksa ortak körlük mü? Olduğunu çok düşünürüm.
Ortak körlüğün demokrasisi olur mu?
Bunları yeni söylemiyorum.
Elimde BOB’un haritası Adana’daki bütün televizyon kanallarınsa Türkiye’nin başına örülen çorabı anlatıyordum. Şimdi yoruldum. Beni yarım kulak ve sıfır dikkatle dinleyenler şimdi ellerinde harita BOB’u anlatmaya çalışıyorlar ama (dünkü yazımda da söyledim) bir bardak suyla söndürmediğiniz ateşi 100 arazöz su söndüremez.
Yönetmeliğini emperyalizm ve Hıristiyan dünyanın yaptığı, baş rollerinde İsrail’in denize ulaşma ideolojisinin oynadığı seçim tiyatrosu sona erdi.
(Parlatılan partileri kastediyorum) Hiç biri milli üretimden söz etmedi;
Hiç biri özelleştirilen değerlerin tekrar millileştirilmesi gereğini anlatmadı;
Hiç kimse, üretmediklerimizi tüketmenin bağımlılık olduğunu anlatmadı;
Hiç biri, bölünmüş otoyolların, petrol ve otomobil üretmeyen devletlerde bağımlılığa yol açtığını ve onları sömürgeleştirdiğini anlatmadı;
Ve hiç kimse, bir toplumu bozmanın önce Milli Eğitimini bozmak olduğunu bu nedenle eğitimin millileştirilmesi gerektiğini anlatmadı; (Fulbright’den söz etmedi)
Madenlerimizin, sularımızın, toprak altı ve toprak üstü zenginliklerimizin nasıl talan edildiğini ve bunların yeni yasalarla yeniden milli servete dahil edilmeleri gerektiğini anlatmadı,
Kimse bu tür konularda mutabık olmadı.
Nerede mutabık oldular?
Anayasa’dan Türk kelimesinin kaldırılmasında, BOB uşaklığına devam etme konusunda adına açılım denilen bölünme operasyonunda mutabık kaldılar.
Ne demiştik; öldükten sonra doğmak…
Keşke, ölmeden önce doğmuş ve ölmeden önce toplumun nezdinde yaşamış olsaydım.
Bu yazı bitmez.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












