Sedat Memili ile Melih Baki söyleşisi

ELİNİZİ VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇEKİN
Kentsel dönüşüm deyip duruyoruz. Kentsel Dönüşüm gerçekten Kentsel Dönüşüm mü yoksa biz başka bir uygulamanın kavgasını mı yapıyoruz? Kentsel Dönüşüm denince ne anlamalıyız? TMMOB’a bağlı Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki’yi yine Atatürk Parkı’nda yakaladım ve sordum.
“Sayın Melih Baki, Kentsel Dönüşüm nedir ne zaman başlamış, biz neresindeyiz; bir de sizden dinleyelim?”
“Kentsel Dönüşüm 2. Paylaşım Savaşından sonra gündeme gelip yürürlüğe girmiştir. Avrupa’da savaştan sonra yıkılan kentlerin yeniden yapılandırılması olarak ortaya çıkarken, ülkemizde de köyden kente göçün etkisi olarak uygulama alanı bulmuştur. Tarım sektörünün gerilemesi ve sanayi sektörünün ilerlemesine bağlı olarak göçler sonunda, plansız, sağlıksız, kentler oluşmuştur.
Kentler, aynı insanlar gibi canlı organizmalardır. Kent mekanları, zaman içinde artan nüfus, doğal afetler, çarpık yapılaşma ve buna bağlı olarak meydana gelen çeşitli sorunlar yüzünden yıpranır. İşte Kentsel Dönüşüm, yaşanabilir, planlı kent yaratılmasında oluşturulan uygulamalar bütünüdür.
İNSAN GİBİ YAŞAMAK İNSANIN EN DOĞAL HAKKIDIR
Esasında konu basit, insan gibi yaşama insanın en doğal hakkıdır. Şöyle bir mekan düşünün, doğanın dengesine ters olarak sel ve heyelan bölgesi içinde bulunan yerleşim alanlarımız var. Plansız olarak kurulmuşlardır; Sokakları çıkmaz, sosyal iletişimi zayıf, alt yapısı olmayan, içilecek suları ile kanalizasyonları birbirine karışan yerler var. Yangın olsa sokağa girilmez. Ne sosyal, ne de kültürel yapıları olmadığı gibi, sağlık tesisleri dinlenme yerleri yeşil alanları olmayan yerler… İnsanlar buralarda yaşıyor. İşte bu yerlerin planlı ve yaşanabilir kent haline dönüştürülmesidir kentsel dönüşüm.”
Burada bir soru soracaktım, Melih Baki birden: “Dur arkadaş sorma ben anlatayım sonra ne soracaksan sor…” (İçimden tamam Başkan kızma” dedim. Melih Baki’ye soracaktım, Kentsel Dönüşüm konusu açılınca neden öfkelendin?” diye sormadım. Sonraya bıraktım.) Baki, devam etti: “Kentsel dönüşümün uygulanmasının öncelikli üç aşaması vardır. Birincisi, dönüşüm uygulanacak bölgenin ‘sel tehdidi altında ve heyelan bölgesinde’ olması gerekmektedir. Bakın dikkat edin, deprem riski olan yerlerden söz etmiyorum; Zaten bütün Adana deprem riski altındadır. Sel ve heyelan tehdidi diyorum… Bu yerler, mahalle ve semtler, başka bir alanda inşa edilen, alt yapısı çözülmüş, planlı kentler oluşturularak taşınır. Kısaca söylemek gerekirse, Kentsel Dönüşüme tabi olan neden “riskli bölge” ise orada yeniden kent kurulamaz. Başka yere taşınır.
Riskli kent yerine, yeşil alanları, sosyal tesisleri, kültür merkezleri ve toplumun dinlenme ve hobilerini geliştirebildiği, kültürel faaliyet yapabileceği alanlar yaratılır. Zaten bu yeni yapıların yasal olarak depreme dayanıklı olma zorunluluğu vardır.
Riskli diye yıkacaksın, sonra da aynı yere kent kuracaksın; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…
İkinci öncelikli aşama ise şudur; Sel ve heyelan tehdidi olmayan gecekondu ve plansız yapılaşmanın hâkim olduğu semtler. Bakın bu semtlerde kentsel dönüşüm uygulaması şöyledir.
Bu semtler, yine alt yapısı olmayan, çıkmaz sokakları bol, yolları itfaiye veya cankurtaranın gibi hayati önem taşıyan araçların giremeyeceği kadar dar, sosyal tesisleri olmayan semtlerdir. Kentsel dönüşüm yapılacaksa ikinci olarak böyle semtlerin belirlenmesi ve uygulamaya bu semtlerden başlanması gerekiyor. Bu semtlerde, (Sel ve heyelan tehdidi olmadığı için) yeni binalar inşa edilebilir. Peki binalar hangi sisteme göre inşa edilecek? Burada yatay kentleşme vardır. Geniş araziye yayılmış halde bulunan 3 – 4 bin plansız bina yıkılıp, 500 – 600 adet çok katlı apartman niteliğine dönüştürülebilir. Böylelikle depreme dayanıklı; alt yapı sorunları çözülmüş, ticari merkezleri, sosyal tesisleri olan merkezler kurulur. Yani araziyi yatay yapılaşmadan, dikey yapılaşmaya dönüştürmek suretiyle, kazanılan alanlarda “insanın insan gibi yaşaması” nı sağlayan donatılar inşa edilir. Dikey yapılaşmanın kazandırdığı alanlar, insanın sosyal refahını sağlayan mekânlara dönüştürülür. Modern ülkelerde yaşanabilir ve güvenli kentler böyle oluşturulur.
Şunu söylemeden geçemeyeceğim Türkiye’de bu koşula uyan tek bir uygulama yoktur. Belediyelerimiz de bu anlayışa uygun hareket etmemektedirler.
Üçüncü öncelik koşulu ise şöyle belirlenir: Sel tehdidinde olmayan, çarpık yapılaşması olmayan, gecekondu ve varoş olmayan alanı ‘Uluslararası Ticaret ve Çekim Merkezi’ yapmak amacıyla uygulanan kentsel dönüşümdür. New York, Hong Kong, Singapur gibi…
“Size göre tartışmalar boşuna demek ki biz henüz kentsel dönüşümle tanışmadık…”
“Evet. Tanışmadık. Kentsel dönüşümün bilimsel verilerini temek alacak olursak Türkiye’de henüz kentsel dönüşüm olmamıştır.”
“Peki, bu yapılanlar?”
“Rantsal dönüşüm diyorlar ya… Yapılan budur. Daha ötesini söyleyeyim, kent merkezinde rantı yükselen yerlerden fakirleri, alt düzey gelirlileri olanı göçe zorlamak, kovmaktır.”
Bakın buradan yetkilileri ve kent halkını uyarıyorum, gecekondulaşmayı önlemek için uygulanan bu sistem, siyasilerin ve çıkar gruplarının yanlış uygulaması sonucu ayrıca gecekondulaşmayı teşvik etmektedir...”
“Adana’ya gelirsek?”
“Adana’da uygulama yürekler acısıdır. Önce TOKİ’ye bakalım, Adana’da TOKİ’nin yaptığı hiçbir uygulama kentsel Dönüşüm niteliğinde değildir. TOKİ, kentsel dönüşüm değil, yap satçılık yapmıştır. İktidar kendi yandaşlarına müteahhitlik yaptırarak, haksız rekabete neden olmuştur.
YOKSULLAR DIŞARI; YENİ GECEKONDU YERLERİNE
Kısaca Adana’ya şöyle genel olarak bakalım…
Belediye Evleri; Risk var mı? Yok. Sel ve heyelan tehdidi var mı? Yok. Zemin sağlam mı? Sağlam. Yol, su, kanalizasyon, sağlık, eğitim bütün hizmetler ve alt yapı var mı? Var. Peki neden o bölge seçildi? Çünkü rant değeri çok yüksek. Yoksul oradan kovulacak.
Yüreğir; HİLTON SA’nın olduğu alan sağlam, ama çevresi riskli? Öyle bir şey olabilir mi?
Sheraton Oteli’nin yeri sağlam ama onun da çevresi riskli? Allah aşkına bunun gerekçesini belediye açıklayabilir mi? Peki ya Optimum? Onun çevresinde bulunan binalara ruhsat verilmiyor. Neden? Riskli alan. Optimum riskli değil de çevresi mi riskli? O çevrede hiçbir yoksulu barındırmayacaklar. Kovacaklar. Tekrar ediyor ve uyarıyorum, bu keyfi uygulamalara son verin; Fakirin cebinden elinizi çekin.”
“Sayın Baki, Alanın riskli ilan edilmesinin hukuki sonuçları nedir? Alanı rskli ilan etmeden bu işler yapılamaz mı?”
“Yapılır. Ama uzun sürer. Normal hukuki süreçte yurttaşın bir takım hakları vardır. Ama siz alanı riskli ilan ettiğiniz zaman, bazı haklarınızdan mahrum oluyorsunuz.”
“Nasıl?”
Riskli alanda hak sahibinin kanuni hakları kısıtlıdır. Normal kamulaştırmadan farklı hukulki statüye sahiptir. Mesela Hak Sahibi yıkımı durduramaz. Mahkemeye başvursa da durduramaz. Kabile ülkelerinde bile böyle uygulama yoktur. İtiraz yıkımı durdurmuyor. Ancak paraya itiraz edersin. Onu da kendisi tespit ediyor. İtiraz edersen binayı yıkar, yıkım parasını da senden alır. Evini başına yıkmanın parasını bile senden alır. Parası yoksa tapuya şerh koyar. Görüyorsun, bu yasaya göre tek hakkı, rayiç bedeline itirazdır; bu da hiçbir uygulamayı durdurmaz.
ORTAK HAREKET EDİN YOKSA DAĞILIRSINIZ
“Ne yapalım, ne öneriyorsunuz?”
“Gerçek kentsel dönüşümün yapılması için çönce kendimizi bilinçlendirmeliyiz. Bize birçok olay geliyor. Tahmin ediyorum size de geliyordur. Vatandaş, ekonomik olarak sıkıntıda, ilk başta kendisine önerilen cazip geliyor ve bu sıkışık anda önüne konan sözleşmeyi imzalıyor. Esasında bu noktada tarafların karşılıklı özgür iradesinden söz etmek mümkün değildir. Vatandaşın rantı yüksek yerde yapısı vardır ama ekonomik olarak zor durumdadır. Belediye onun bu zorluğunu ranta çevirmek yerine ona yardımcı olmalıdır.
Yurttaşlara önerim; örgütlensinler. Ortak hareket edecek yapılar oluştursunlar. Örgütlendikleri zaman bu konuda uzman olanların önderliğinde haklarını daha kolay arayacaklardır.”
Melih Baki’nin Kentsel Dönüşüm deyince neden kızdığını anladım.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












