• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 27 °C
  • Ankara : 24 °C

Sedat Memili Özel..

21.07.2015 13:20
Sedat Memili Özel..
Sedat Memili Özel..

BAYRAM YERİ YAŞAMIN FOTOĞRAFIDIR…

 

“Babo ne yapıyorsun? Benim meyve suyumu unutma… Sosis seni yerim.”

 

Bir “İYDGÂH”tır yaşam. Bayram Yeri…

Çocuklar asma salıncaklarda sallanır, dönme dolaplarda yükselip alçalırlar…

Bir ömre sığan yükselip alçalmalar gibi.

Bayram yerlerinde bir salıncaklar denizidir yaşamak; bir sağa bir sola devinerek… Bizi daima sallayan vardır. Eğer kendi kendimizi sallamayı beceremezsek bir el bizi savurur; bir sağa bir sola… Sallanırken görüntüler akar kıyımızdan…

Aslında akan hiçbir şey yoktur, her şey yerindedir ve akan bizim hayatımızdır.

Bu bayram her bayram olduğu gibi hiçbir yere gitmedim.

Benimle birlikte şehirde kalmış olan sokak köpekleri ve kediler için su taşıdım.

İYİLİK: KENDİM İÇİN

Onları sevdiğim için değil, iyilik yapmak hep iyilik yapılanı düşünerek yapılmaz azıcık da iyilik yapan kendi ruhunu tamir eder.

Eşimle birlikte Sokak köpekleri ve kedilerine yiyecek ve su taşıyarak kendi ruhumu tamir ettim. Ve dua ettim “Allah’ım, lütfen bu davranışımdan dolayı bana sevap yazma… Sevap yazasın ve cennetin kapılarını aralamak için yapmadım?” diye. Gerçi dua etmeme gerek yoktu Allah nasılsa kalbimi bilirdi.

Bayram yerlerini düşünerek geçirdim bayramı. Eskiler “İydgah” derlerdi. Kendi ekseninde dönen atlıkarıncalara binmek hoşumuza giderdi. Ya atlar, ya karıncalara binerdik.

Biz onların üzerinde bir şeylere hükmeden insanlar gibi otururken, gerçekte bize hükmeden atlıkarıncanın sahibiydi.

Yaşam da öyle değil mi?

Bir merkeze bağlı olarak döner durur hayatımız.

Herkes etrafında dönüp yaşamını tüketeceği bir merkez oluşturmuştur kendine. Ben bu merkezlere “içimizdeki Put” diye tanımladım ve 1997 yılında kitaplaştırdım.

Kimi bir ev sahibi olma ekseninin peşinde tükettir ömrünü.

Kimi bir makama gelme,

Kimi siyaset denizinde boğulurcasına döner durur ama bilmezler ki hepsi bir merkeze bağlı milin etrafında dönüp durmaktadır.

O mil, insanın içinde besleyip büyüttüğü puttur.       

DEĞERİ BİLİNMEYEN İNSANLAR DİŞLERİ SÖKÜLMÜŞ ASLANDIR

Bazen – ki çoğu zaman – uğruna ömür tükettiğiniz “içinizdeki put” size ihanet eder…

Bayram yerlerinde bir köşede bazı hayvanlar teşhir edilir. Paramızla onları seyrederiz; yelesi dökülmüş, dişleri sökülmüş aslan; iğne ile uyuşturulmuş yılan, açlıktan veya istediğini yiyemediği için zayıflıktan daldan dala atlama becerisini kaybetmiş maymun, uyuşuk birkaç çil tavuk, kabarmaya üşenen hindi… Bir köşede bunlar seyirlik bekler…

Bunlar bana değeri fark edilmemiş insanları çağrıştırır.

Anlaşılmadığı için dalga geçilerek nitelikleri öldürülmüş insanlar gibidir, uyuşturulmuş yılanlar. Fikirleriyle alay edilmiş dâhiler çağrıştırır…

Yaptığı deneyler, söylediği sözler için adı deliye çıkan dâhileri hatırlatır, yelesi dökülmüş ve sesi çalınmış aslanlar… Zamanının çok ötesini görenlerin çaresizliğidir, dişleri dökülmüş aslan.

Bunlar yenilerin “bayram yeri” eskilerin “iydgah” dedikleri panayırların yazık edilmiş canlarıdır.

Ve o insanlar, yaşam panayırının yazık edilmiş değerleridir.

BAYRAM YERİ: YAŞAMIN PROTOTİPİ

Bayram yeri, yaşam denilen devasa anılar okyanusunun küçük bir prototipidir.

Eğer bana yaşamın bir laboratuvarını yap deseler, onlara mutlaka bir bayram yerini gösterirdim.

Meydanda para ile at, eşek ve hatta deve ile gezilirdi. Herkes parasına göre bir şeylere biner gezerdi. Deveye binen Ata binene; Ata binen eşeğe binene hava atardı. Bunlar hep birlikte topluca hiçbir şeye binemeyenlere hava atardı. Otomobil Totemi’nin ilk müritleri olacaktı bu bir şeylere binen çocuklar.

Bayram yerinin dönme dolapları vardı ki, dolap bir iner bir çıkardı. “Dolap çevirmek” dilimize yerleşmiştir. Âşıkların zekâsını temsil eden bir simgedir. Genç kızlar ile beyzadelerin haberleşme aracı olan bu dolaplar maalesef aslından koparılmış düzen ve dalavere olarak anılmaya başlanmıştır.

Dolaba binmek, benim için yaşama başlamak anlamınadır. Hangi kutuya bineceğimize karar verebiliriz ama ne zaman alçalıp ne zaman yükseleceğimize her zaman biz karar veremeyiz. Bir bakıyorsunuz tabanda bir bakıyorsunuz zirvede. Yerer ki yaşamın içinde olun, yaşamın neresinde olacağınız her zaman değişebilir.

Bayram yerinin gürültüleri yaşamın sesidir.  Meydanlarda malını satan esnafın bağırtısı, salıncaktaki çocukların sevinç ve korku çığlıkları, zamanı bitip dolaptan inenlerin sitemli sesleri, çocukların çaldığı darbuka, zilli maşalar ve herkesin kendi akortsuzluğu ile öttürdüğü düdük sesleri, bir macun alınınca macuncunun hafifçe öttürdüğü klarnet, kaynana zırıltıları, trampet ve davul sesleri, bayram yerinin sesi ve canlılığıdır.

Yaşamım da kendine has sesleri vardır.

“Garibim / Ne bir güzel var / Avutacak gönlümü / Bu şehirde, / Ne de tanıdık bir çehre;

Bir tren sesi / Duymaya göreyim / İki gözüm iki çeşme…” Orhan Veli’nin iki gözünü iki çeşme yapan tren sesi yaşamın sesidir.

Yaşam denilen bayram yerinde, araç klakson sesleri, motor gürültüsü, trafo, siren sesleri, televizyondan yükselen insan zekâsını öldürücü sesler, bağırtılar, gülüşler ve çığlıklar… Hepsi hepsi yaşamın sesidir.

Evet, bu bayram her bayram gibi hiçbir yere gitmedim.

KENTİN TENHALIĞI İLE BAŞBAŞA KALDIM

Kentin tenhalığı ile baş başa kaldım.

Benim gibi kentte kalanlar benim gibi kendi tenhalıkları ile baş başa kalmışlardır.

Sonra, en iyisi bir mezara gideyim dedim. Ama ne annemin, ne babamın ne de başka yakınlarımın mezarına değil. Hiç bilmediğim, tanımadığım, yaşamını paylaşmadığım insanların mezarına gitmeye kafam esti bu kez.

Tanıdıkların mezarına gitmek – sözüm hiç kimseye değil; kimsenin alınmasına gerek yok, konu kendimle ilgili  - bana ikiyüzlülük gibi geldi. Sanki onları sadece bayramlarda hatırlamam gerekmiş gibi… Yani birileri irademi yönlendiriyor; bu gün büyüklerin mezarı ziyaret edilecek… O zaman haydi edelim. Bu bana yapmacık geldi. Ben kendi özgür iradem ile beni ben yapanların mezarına giderim. Kimsenin benim irademi yönlendirmesine gerek yok.

İlginç bir mezar taşı gördüm:

“Babo ne yapıyorsun?

Benim meyve suyumu unutma…

Sosis seni yerim.”

Ve tarihlere baktım. 3 yaşındaki bir çocuğun mezar taşı. Kimdir, kimin çocuğudur, ne olmuştur? Hiç bilmiyorum. O mezarın başında saatlerce durdum ve bildiğim kadarı ile dua ettim. Biraz da gelen giden olur mu diye bekledim. Mezarın yeni ziyaret edilmiş olduğu belliydi. Kimse gelmedi.

İşte bu bebeğin şahsında, bütün bebeklere, henüz yaşamı tanımadan, üç beş kan emici canavar yüzünden savaşlarda öldürülmüş çocuklara, gözünü petrol bürümüş insan kılığındaki şeytanların kurbanı olanlara rahmet diledim.

Bayram barış, kardeşlik, kötülükleri unutma zamanlarıdır (Denir).

Çocukların katillerini affetmemi ve onlarla kardeş olmamı kimse beklemesin benden.

Tuğyanlaşmış tağutların affedilmesi önce kendime sonra insanlığa hakarettir.

Eğer bayram, yalancıların, hırsızların, hak yiyenlerin hoş görü ile affedilmesini ve onlarla kardeş olunmasını istiyorsa; öyle bir şey yoktur… Bu bazılarının uydurmasıdır. Öyle bir bayram yoktur. İnsanlık anlayışına ve vicdana sığmayan hiçbir inanç “İslam İnancı” içinde olamaz. Eğer bir davranış; insanlığa, temiz vicdana, yüksek ahlaka uygunsa İslam inancına da uygundur. Bunlar için şeytani sakallıların, yüksek paralarla bana vaaz etmesine gerek yok.

Bayramı böyle geçirdim. Bayram tatili yapmayan, unlu mamülcü,  çöp toplayıcı, küçük çay ocakçıları, semt pazarına ürün taşıyıcıları ile sohbet ederek.

Elbette ki kedi ve köpeklerin içmesi için onlarca pet şişeyi kesip su doldurarak.

Kasaptan aldığım kemikleri pişirtip köpeklere dağıtarak…

Mezarlıkların hüznü, tatil yapmayanların buruk sevinci, köpeklerin ve kedilerin saf ve masum oynaşmaları, bir çok insanın sevinçle bakan gözlerinin verdiği huzurla…

 

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı tarih Deyimleri ve terimleri Sözlüğü’nün 2. Cildi 107 sayfasında İYDGAH Başlığı altında bayram yeri 2. Parafrafta şöyle anlatılmaktadı: Üstünde beşlik köfte pişirilen

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim