Serbest Vize Sona Eriyor!

Prof. Dr. Mehmet Özcan, bu hafta imzalanacak Geri Kabul Anlaşması ile AB ülkelerine üçüncü ülkelerden giden göçmenlerin geldikleri ülkeye geri gönderileceğini belirtti. Özcan, “Sınırlarımızdan gidenler ülkesine gönderemezse, Türkiye tampon veya depo ülke olabilir” dedi.
Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özcan, her ne kadar terörle ilgili açıklamaları ile kamuoyunda tanınsa da bir diğer uzmanlık alanı AB Hukuku ve Türkiye ile AB ilişkileri. 16 Aralık’ta imzalanacak Geri Kabul Anlaşması ile en geç 3,5 sene sonra Türk vatandaşlarına vizesiz AB yolu açılacak. Anlaşmanın olumlu ve olumsuz bütün yönlerini, Türkiye’nin hangi yükümlülükleri üstleneceğini Özcan ile konuştuk.
RÖPORTAJ: SEDA ŞİMŞEK / BUGÜN GAZETESİ sedasimsek@bugun.com.tr
*Geri Kabul Anlaşması’nın imzalanması ne anlama geliyor?
Geri Kabul Anlaşması, AB ülkelerine üçüncü ülkelerden giden yasa dışı göçmenlerin geldikleri ülkelere geriye gönderilmesi demek. Burada, iki grup insan var. Birincisi üçüncü ülkenin kendi vatandaşları, diğerleri de üçüncü ülkeden geçiş yapan diğer ülke vatandaşları.
*Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Yasa dışı yollarla AB ülkelerine Türkiye’den giden Türk vatandaşları, bu ülkelerden geri Türkiye’ye gönderilecek. Burada sorun olan konu, Türkiye üzerinden geçiş yapan üçüncü ülke vatandaşlarının Türkiye’ye geri gönderilmesi. Türkiye’nin AB tarafından gönderilecek bu üçüncü ülke vatandaşlarını kendi ülkelerine göndermekte zorluklar yaşayabileceği dile getiriliyor.
*Türkiye sizce de mülteci çöplüğüne mi döner?
Türkiye, üçüncü ülke vatandaşlarını kendi ülkelerine çoğunluğu itibariyle gönderemezse, Türkiye’de barındırmak ve bir nevi tampon veya depo ülke olarak kullanılma riski ile karşı karşıya kalabilir.
*Ama Türkiye’ye gönderilmeleri için Türkiye’den geçtiklerinin ispatlanması gerekmiyor mu?
Evet. AB ülkeleri, örneğin Asya’da veya Afrika’da geri kabul anlaşması imzaladığı ülkenin vatandaşı olsa bile kişinin Türkiye’den geçtiğini ispat ederlerse o kişiyi daha fazla mali külfete katlanmamak için As-ya’ya veya Afrika’ya göndermek yerine Türkiye’ye gönderecek. Bu durumda, Türkiye mali külfete katlanarak o kişiyi kendi ülkesine göndermeye çalışacak. Bu külfetin paylaşımı önemli bir nokta. AB, Yunanistan, İtalya, İspanya gibi kendisine sınırdaş ülkelerle bile külfet paylaşımı konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. Yasa dışı göçmenlerin Türkiye’ye gönderilmesi ve Türkiye’den kaynak ülkeye gönderilmesi konusunda çok cimri davranacaklarını öngörmek ve bunun önlemini almak durumundayız.
*Daha önce bu anlaşmayı imzalayan ülkeler mülteci çöplüğü mü olmuş?
Uluslararası hukukta, geri kabul anlaşmaları, geleneksel olarak kabul edilen bir anlaşma türü değil. AB hukuku çerçevesinde AB’nin yasa dışı göç baskısını azaltmak üzere ortaya çıktı ve zamanla, uluslararası hukukun da bir parçası haline gelmeye başladı. AB’nin havuç politikasıyla ilişki içinde bulunduğu kaynak ve transit ülkelere yönelik bir baskı aracı.
*Havuç vize muafiyeti mi?
AB’nin bu ilişkide havuç olarak sunduğu en önemli enstrüman vize muafiyeti ya da vize kolaylığı. AB çevresindeki birçok ülke bu tür anlaşmalar imzaladı. En son 2010 yılında Sırbistan, Makedonya ve Arnavutluk ile bu anlaşmayı imzalayan AB, bu ülke vatandaşlarına 90 güne kadar vize muafiyeti sağladı.
*Bu ülkeler, vize muafiyeti için 3,5 yıl beklemediler mi?
Hayır, şu anda Türkiye’ye sunulduğu gibi zamana yayarak değil eş zamanlı başlatıldı. Türkiye’ye daha önceki anlaşma taslaklarında vize kolaylığı ile yetinilmesini önerdiler, Türkiye’nin kabul etmemesi üzerine en geç 3,5 yıl sonra vize muafiyeti sağlanması konusu gündeme geldi. Türkiye’nin müzakereci bir ülke olmasına rağmen, hem Ankara Anlaşması’ndan hem de AB Adalet Divanı kararlarından kaynaklanan haklarına rağmen Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin eş zamanlı olarak verilmemesini eleştiriyorum. AB, Türkiye’nin yasa dışı göç yollarından birisi. Transit ülke olması ve Türkiye üzerinden çok sayıda üçüncü ülke vatandaşının AB coğrafyasına gitmesinden dolayı, Türkiye’ye uzun süredir baskı yapıyordu. Olası bir vize muafiyeti karşılığında anlaşmanın imzalanması aşamasına gelindi.
Kamplardaki Suriyeliler’e mülteci statüsü verilecek
*Türkiye’den hangi yükümlülükleri yerine getirmesi beklenecek?
Anlaşma çerçevesinde Türkiye, mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu, coğrafi çekinceyi kaldıracak.
*Türkiye’nin Cenevre Sözleşme-si’nde kaldıracağı coğrafi çekincenin içeriğinde ne var?
Türkiye, doğusundan gelen kişilere mülteci statüsü vermiyor. Bu çekinceyi kaldırdığımızda Türkiye, bölgeden, yani Ortadoğu’dan, Uzakdoğu’dan, Orta Asya’dan, Afrika’dan gelen kişilere mülteci statüsü verecek ve bunların yönetiminde, koordinasyonunda BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile daha aktif işbirliği yapacak.
*Yani pratiğe nasıl yansıyacak?
Mesela, bugün Suriye’den gelen ve şu anda Türkiye’de bulunan 800 bine yakın kişi, iltica talebinde bulunursa artık sadece misafir olmayacak, aynı zamanda uluslararası hukuk açısından “mülteci” olarak kabul edilecek. Şu anda sadece geçici barınma statüsündeler ama ilerleyen yıllarda siyasi mülteci olarak kabul edilmelerinin önü açılmış olacak. Geldikleri ülkedeki siyasi sorunlar bitmedikçe geri gönderilmeleri konusunda tüm yollar kapanmış olacak, geri gönderilemeyecekler.
*“Mülteci” olarak kabul edilmeleri onlara bugünkü haklarından farklı ne gibi haklar sağlanmasını gerektirecek?
Geçici korunmada, doğrudan uluslararası bir yükümlülük altına girilmeksizin barınma imkânı sağlanırken, mülteci statüsü tanındığında ise bu kişiler, artık BM’nin şemsiyesi altında yasal bir statü kazanmış olacaklar. En önemli hakları geri gönderilemeyecek olmaları. Eğitim, barınma gibi haklar konusunda da daha fazla sorumluluk alınacak. Bu grupların yönetiminde de BM ciddi söz sahibi olacak.
*Suriye’den gelenler hemen mülteci mi kabul edilecek?
Hayır, hemen değil. Türkiye Cenevre Sözleşmesi’ndeki çekincesini kaldırdıktan sonra bu kişilerin iltica talepleri doğrultusunda mülteci konumuna geçecekler. 2014’te mi, 2015’te mi olurlar şu anda taslak metni görmediğimiz için bilemiyoruz ama 1-2 ay içinde gerçekleşecek bir husus değil. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Türk topraklarında görevini yaparken, herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayacak. Bu insanların yönetimi, AFAD’dan ziyade BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne geçecek. Asıl yükümlülük Türkiye’nin üzerinde kalacak, belki mali külfet konusunda BM’nin yükümlülüğü artacak ama BM yönetimde daha fazla pay sahibi olacak.
Yasa dışı göçe karşı havuç politikası
*Aslında AB bu anlaşma ile kendi yasa dışı göç sorununa karşı tedbir mi geliştirmiş oluyor?
Yasa dışı göç sorunu, temelde Türkiye’nin değil AB’nin bir sorunu, hatta AB’nin en önemli 2-3 sorunu arasında. Bu anlaşma, AB’nin bu devasa sorununun çözülmesine ciddi bir şekilde destek olacak. Karşılığında Türkiye’ye Batı Balkan ülkelerine yapıldığı gibi eş zamanlı olarak vize muafiyeti tanınması gerekiyordu. AB ilk aşamada sadece vize kolaylığı sağlayacak.
*Anlaşmanın imzalanması ile birlikte artık Türk vatandaşları daha kolay mı vize alacak?
Vize başvurularında alınan ücret 60 Euro’dan 35 Euro’ya düşecek, işadamlarına, sanatçılara, sporculara, gazetecilere, akademisyenlere 2 ila 5 yıl gibi uzun süreli vize verilecek. Vize başvurularının cevaplanma süresi 15 güne düşürülecek. Türkiye, anlaşma çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirirse, en geç 3,5 yıl sonra tüm Türk vatandaşlarına vizesiz Avrupa yolu açılacak.
Çocuklar kaçağa gidemeyecek
*Böyle bakılırsa, sınır güvenliği konusunda da yükümlülükler içeriyor, özellikle Irak, İran, Suriye sınırlarında mesela adeta bir geçim kapısı haline gelen kaçakçılığın da ortadan kaldırılması gerekecek.
AB’nin istekleri arasında Türkiye’de sınırların korunması ve gözetlenmesini sağlayacak FRONTEXkapsamında sınır güvenliğinin güçlendirilmesi de bulunuyor. Mesela, Yunanistan ve Bulgaristan ile olan sınırlarımızın ortak gözetim ve denetimini sağlayabilmek için üçlü bir mekanizma oluşturulacak. Bu, Ege’de doğrudan Yunanistan’a gidenler hariç, diğer bütün yasa dışı göçmenlerin Türkiye’de depolanmasına yol açacak. Diğer yandan, Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu sınırlarını da etkin bir şekilde koruması gerekecek. Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye sınırındaki yıllanmış, birikmiş acı tablo gözler önüne serilecek. Suriye sınırında güvenlik amacıyla örülmeye başlanan duvara yönelik tepkiyi düşündüğümüzde, oluşabilecek yeni tepkileri tahmin etmek zor değil. “Halklar arasına duvar örüyorlar” itirazına cevap bulmak durumundayız. Bu anlaşma Türkiye’nin sınırlarını çok daha etkin korumasını öngörüyor. Türkiye, hem sosyolojik hem de teknik ve teknolojik olarak bunu nasıl çözeceğini iyi tartışmalı ve sınır güvenliğini ülkesel egemenliğin bir tezahürü olarak gerçekleştirmeli. Sınırların etkin bir şekilde kontrol ve denetimi, kaçakçılığın yeniden düşünülmesini ve kaçakçılığın “bölgesel meşru bir araç” olmaktan çıkarılmasını gerektirecek. Bilinen tabiriyle söylersek, çocuklar kaçağa gidemeyecek.
Serbest vize sona eriyor
*Bütün bu olası sorunlar AB’de vize muafiyeti için alınmaması gereken bir risk mi size göre?
Türkiye ve Türk vatandaşları için AB ülkelerine vizesiz seyahat etmek ve bu kazanımı elde etmek yaşamsal öneme sahip. Bu konuda, uzun süredir ciddi bir çaba içerisindeyiz. Eş zamanlı başlatılmaması sebebiyle kaygı duyuyoruz. Anlaşmada, Türkiye’nin kaygılarını gidermek üzere AB’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Türkiye’ye anlaşmayı askıya alma hakkı verilmesi önemli. AB ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen yasa dışı göçmenlerin ne olacağına ilişkin herhangi bir hükmün olmaması ise bir eksiklik gibi görünüyor. Ancak, 2010 yılına kadar ortaya konulan taslaklarla mukayese edildiğinde yeni anlaşmanın ciddi şekilde Türkiye lehinde iyileştirildiğini görmek lazım. AB’nin ikiyüzlü tavrını defalarca tecrübe ettiğimiz için yine samimiyetsiz bir davranışla 2017’de bizi yüzüstü bırakma ihtimali aklımıza geliyor.
*Bu anlaşmanın Türkiye’nin son zamanlarda birçok ülke ile başlattığı vizelerin kaldırılması politikasına nasıl bir etkisi olur?
Türkiye, vize politikalarını AB vize politikaları ile uyumlaştırma durumunda kalacak. Türkiye, serbest vize politikalarından vazgeçip AB vize politikaları ile eşgüdüm içinde vize politikasını katılaştırmak zorunda kalacak. Örneğin, AB vize politikası gereğince artık Rus vatandaşlarından ya da diğer tarafta Suriye vatandaşlarından vize istemek durumunda kalınacak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şehit babası: İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğimTunceli’de polis noktasına terör örgütü tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıda şehit olan polis memuru Kaan Kılıç'ın babası "İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğim." dedi.
Darbeci pilotların devlete maliyeti en az 27 milyon TLDarbe gecesi kendi halkını havadan bombalayan pilotların, emekli olana kadar devlete maliyeti 100 milyon TL'yi buluyor.
Hande Fırat: Gelecek için Sayın Cumhurbaşkanımız dedimCumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını telefonuyla CNN Türk'ten Türkiye'ye duyuran sunucu Hande Fırat, 15 Temmuz ve sonrası duygularını anlattı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












