• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Sesler ve insanlar

24.12.2015 06:00
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

İlkokula gidiyordum.

Daha henüz kentler "gözyaşlarını" gizlemeyecek kadar özgür, duyguları gizlemeyecek kadar doğaldı.

Yolum, kent içinde bir garajın önünden geçerdi. Orta yaşlı, şişman ve buz bakışlı bir adam, garajın önünde durur ve; "Anamur, Alanya, Antalya vaaaar!... Konya var, İzmir vaaaaar'" diye bağırırdı. Sınır tanımayan sesi, kentin atmosferine dolduktan sonra, sokakları dolaşırdı.

Bu çığırtkanlara değnekçi dendiğini daha sonra öğrenecektim. İlkokul süresinde her gün duyardım o buz bakışlı adamın sesini.

Ardından orta okul ve lise yılları...

Yol da aynı adam da...

Çoğu zaman bir ağaç gibi hareketsiz duran ve "Anamur, Alanya, Antalya vaaar...Konya var, İzmir vaaaar..." diye bağıran bu adamı hayretle izlerdim.

Bir defasında yanına kadar sokuldum ve izlemeye başladım. Sanki öylesine duran bir ağaç kütüğüydü. Çene kemiğinden başka hiç bir yeri hareket etmiyordu. Bazen, acentenin önünde, bazen de köşesinde görürdüm. Görürdüm ama oradan oraya hareket ettiğini hiç görmemiştim. Nerede görmüşsem, sanki orada yeşermiş bir ağaç gibiydi. Zamanla, sadece çenesi oynayan insan şeklindeki bir maketin başkaları tarafından oraya yerleştirilmiş olduğunu düşünmeye başlamıştım.

Bir öğle okul dönüşü, merakıma teslim oldum. Adama yaklaştım canlı olup olmadığını anlamak için elimle bir dokundum. Başını çevirip, buz bakışlarını gözlemime dikti, o zaman kaşının da sert bir şekilde gerildiğini fark ettim, ışıltısız gözbebekleri oynamadan "Anamur, Alanya Antalya var, Kon..." diye bağırmaya başladı. Korkmuştum.

Yüksek okula gitmek için kentten ayrıldım. Beş yıl sonra geriye döndüğümde garajın karşısında bir büro. Penceremden garaj görülüyordu. Ama artık otobüsler ve minibüsler garajdan hareket etmiyordu. Garaj dediğimiz yerde, şirketle, sadece birer acente bırakmışlardı. Ve adam acentenin önünde bağırıyordu: "Anamur, Alanya, Antalya Vaaa...."

Yaşlanan adam değil sesti. Adam yaşlanamazdı, çünkü o sadece beş kelimelik sesten oluşmuştu.

Gün geldi acenteler de oradan kaldırıldı. Yerine tatlıcı, fırıncı ve bakkal dükkânları açıldı. Ama o, sesten başka hiç bir şey olmayan buz bakışlı adam bir sandalyede oturmuş, bağırmaya çalışıyordu:

"Anamur, Alanya, Antalya vaaaaar! Kon..."

Sesi, artık benim büromdan duyulmayacak kadar zayıflamış ve cılız hale gelmişti.

Bir gün, tanıdığım buz bakışlı bir sesin ölmüş olduğunu duydum.

Ölen o adam değil, sesiydi.

Garajın önünden her geçtiğimde, o ses yeniden kulaklarımda yankılanır ve frekansların önce atmosfere dağılım sonra sokaklara taştığını hissederim.

Belki de ne o ses vardı ne adam...

Belki de böyle bir olay hiç bir zaman yaşanmadı.

Tıpkı o adamın yaşamadığı gibi.

Sen Mühendis Ahmet Bey, Sen tornacı Cavit, Gazeteci İlhan Bey, ya sen şair kardeşim Ali Bey, İşsiz Kamil, bir partinin üyesi, ya da devlet memuru kız kardeşim, eşini bekleyen ev hanımı acaba yaşıyor muyuz? Yoksa bütün bu olanlar birer yanılsama mı?

Bizden geriye seslerden başka hiç bir şey kalmayacak mı?

Belki o kentin sokaklarında, sesten oluşmuş o adamı anımsayacak kimse kalmayacaktır.

Neyi ne uğruna feda ettiğimizi düşünmenin zamanı geçti mi acaba?

Yoksa bu da mı bir yanılsama?

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim