• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 22 °C

Seyfettin Yılmaz: Adana 12 yıldır sahipsiz kaldığı için hizmet alamadı

14.11.2014 09:54
Seyfettin Yılmaz: Adana 12 yıldır sahipsiz kaldığı için hizmet alamadı
Melahat KARATAŞ Röportaj..

Milliyetçi Hareket Partisi Adana Millet Vekili Seyfettin Yılmaz, Gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Seyfettin Yılmaz, Melahat Karataş’ın sorularını yanıtlarken Adana’nın Türkiye’nin ilk sanayileşen kentiyken, bu gün yoksullukta 81. sıraya gerilemesi

ADANA HER GEÇEN GÜN KAN KAYBEDİYOR

MHP Adana Millet Vekili Seyfettin Yılmaz, “Adana her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor, ve bu istatistiklere de yansıyor. Yani baktığınızda işsizlikte Türkiye’de birinci bir Adana ile karşı karşıyayız. 2012 yılında işsizliğin en yoğun olduğu il Adana. Yoksullukta sondan birincilik ve ikincilikle Şırnak ile yarışıyoruz. Yaşanabilir kentler sıralamasına baktığımızda 50.ci sırada, eğitime baktığınızda 58.nci sırada, ekonomiye baktığınızda aynı sıkıntı ile karşı karşıyasınız. Türkiye’nin 4.ncü, 5.nci büyük kenti, bu gün ne yazık ki bu duruma gelmiştir” dedi.

İKTİDARIN AMACI ÜLKEYİ TEK SES VE TEK ADAMLA YÖNETMEK

Seyfettin Yılmaz, “Bu gün üniversitelerin konuştuğunu duymak mümkün değildir! Üniversiteler bu ülkede, dünya çapında, kendini iyi yetiştirmiş bilim adamları ile objektif bir şekilde değerlendirme yapması gerekirken, Türkiye’nin en önemli sorunları karşısında bile sesini çıkarmayan bir üniversite ile karşı karşıyayız. Bu son yapılacak olan uygulamalarla da, sağlıkta Tıp Fakültelerini bakanlığa bağlayarak, buraları tamamen kendilerinin arka bahçeleri haline getirip, tek sesli ve tek adamlı bir yönetim şekline büründürecekler. Bunlarda bunun aşamasıdır”  şeklinde konuştu.

MHP kapıları kadınlara sonuna kadar açılıyor

Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Seyfettin Yılmaz: Önümüzdeki süreçte Genel Merkez’de ve Adana Teşkilatında kadın siyasetçilerimize daha fazla yer verme görüşü içindeyiz.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Adana Medya Gazetesi Yazarı Melahat Karataş’ın sorularını samimi şekilde cevapladı. Yaklaşan kongre ile birlikte önümüzde Milletvekilliği seçimleri var. Biz MHP olarak toplumun yarısını oluşturan değerli kadınlarımızın, hayatın her alanında ve siyasette daha fazla aktif rol alması taraftarıyız. Türk kadını geçmişten bu yana nasıl ailesini ayakta tutmayı çok iyi başarmış ise, ülkesini de en iyi şekilde yöneteceği bilincindeyiz.

Özgeçmiş

1968 Adana Pozantı doğumluyum. Üniversiteyi İstanbul’da Orman Fakültesinde bitirdikten sonra, Türkiye’nin çeşitli illerinde görev aldım. Daha sonra 2003 yılında Adana Orman Bölge Müdürü olarak görev yaptım. Yaklaşık 6 yıl boyunca, Adana’daki  631 orman köyünde adım atmadığım yer kalmadı. Özellikle Toroslarda bölgemize hizmet ettim. Daha sonra ASKİ Genel Müdürü olarak, Adana içinde, 1,5 yıl gibi süre içinde Adana’da girmediğim yer kalmadı. 2011 seçimlerinde de MHP Adana Milletvekili Adayı oldum, yaklaşık 3,5 yıldır da Milletvekilliği görevimi yürütüyorum. Bu süre içinde de gerek Adana, gerek ülke meseleleri hakkında parlamentoda, milletten aldığımız yetkiyi yerine getirmeye çalışıyorum. Aynı zamanda mecliste, Tarım ve Orman Komisyonu Üyesi olarak görev yapıyorum. Bölgemiz tarım ve orman ağırlıklı bir bölge olduğu için, o komisyonda görev yapmamızın da, bölgeye gelebilecek hizmetler konusunda avantaj olduğunu düşünüyorum.  Evliyim, bir kız çocuğu babasıyım.

01.jpg

MELAHAT KARATAŞ: 12 yıllık iktidar döneminde Adana neden hizmet alamadı? Bu süre içinde hayata geçen proje oldu mu Adana için?

SEYFETTİN YILMAZ: Adana için hayati önem taşıyan bir soru sordunuz. Buraya baktığımızda gerçekten bugün Konya’ya, Kayseri’ye, Antep’e, hemşehrilerimizle görüştüğümüzde onlara gıptayla bakıyorlar. Ama geriye dönüp gittiğimizde, 1950’li yıllarda Türkiye’de sanayileşme hamlesinin ilk başladığı yıllar itibari ile, özellikle tarıma dayalı sanayinin revaçta olduğu dönem itibari ile, Adana Türkiye'nin ilk sanayileşen kentlerinden biri olmuş. O dönemde Adana’ya birçok sanayi kuruluşları yatırım yapmış, hatta hepimiz çok iyi hatırlıyoruz  ki saat 5-6 olduğu zaman, fabrikaların sirenleri çaldığında yüzlerce servisin akın akın çıktığını, herkesin işinde, aşında olduğu mutlu bir Adana vardı. Bu sanayi ve tarımın gelişmesiyle beraber Adana Türkiye’nin en cazip kentlerinden biriydi. Zaten bunun örneğini nerede görüyoruz, baktığınız zaman o dönem itibari ile, 1950’ lerden sonra başlayan dönemde iş ve aş bulacağım diye özellikle Doğudan, Güneydoğu Anadolu’dan binlerce göç, bu kente olmuş. Bugün gıpta ile izlediğimiz Konya, Kayseri, Niğde, Antep gibi illerden de, ticaretin merkezi diye Adana’da ticaret yapmak için, akın akın Adana’ya gelmişler. Yani bölgenin, hatta Türkiye’nin cazip kenti idi. Yeşilçam’a, sinemalara filmlere, romanlara konu olmuş zenginliği ve fabrikatörlüğü ile. Fakat ne yazık ki Türkiye’nin sanayileşen, tarımda öncü kenti olan ve cazibe merkezi olan kent, özellikle son 13-14 yılına baktığımızda kan kaybediyoruz. Bu durum Adana’nın sahipsiz kalmasından kaynaklanıyor.

01-001.jpg

MELAHAT KARATAŞ: Adana sahipsiz olduğu için mi hizmet alamıyor?

SEYFETTİN YILMAZ: Burada öncü güç iktidar partisidir. 12 yıldır Anayasayı bile değiştirecek çoğunlukla tek başına iktidar olan bir parti, bu ülkeyi yönetiyor. Ve her dönemde Adana’da birinci parti olarak ilk dönemde 8, ikinci ve üçüncü dönemlerinde de 6 milletvekili ile parlamentoda. Adana’yı temsil eden milletvekillerinin Adana’ya bakış açıları ortada. Ben milletvekili olduktan sonra yıllar itibari ile, kamunun Adana’ya yaptığı yatırımları ve Türkiye’yedeki 81 ilin yatırımlarını istedim. Gördüğümüz manzara içler acısı. 81 il içerisinde nüfusa da oranladığınızda,  nüfus başına düşen kamu yatırımı açısından da değerlendirdiğinizde, Adana 81 il içinde, 81’inci. Bu benim söylemim değil, devletin resmi belgeleridir. Bunu internete giren herkes görebilir. Şimdi yatırım alamıyor, yatırım alamaz iken bir de mevcut yatırımlarını kaybetti. Bu son 13 yıl içinde, benim bildiğim gördüğüm 39 tane büyük fabrika kapandı. Ve burada çalışan 10 binin üzerinde insan, işsiz kaldı. Bu konuyu Milletvekili olduktan sonra mecliste gündeme getirdim. Bu teşvik yasası Adana’ya ciddi manada sekte vuruyor. Meclis tutanaklarında vardır dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, mecliste bunları dile getirdiğimde şu ifade de bulundu. “Yeni çıkaracağımız teşvik yasası ile Adana’nın bu haksızlığını düzelteceğiz” dedi. Bunu meclis tutanaklarında olduğu için söylüyorum. 2 yıl önce yeni bir teşvik yasası çıktı. Bırakın düzeltmeyi, eski teşvik yasasına göre daha dezavantajlı duruma getirdiler. Yani bugün çevre illerimiz Hatay, Osmaniye, Antep teşvikten yararlanırken, Adana yararlanamaz duruma gelmiş. O zaman sormak lazım, hangi para kazanmak isteyen ve aklı başında bir yatırımcı buradan 30-40 kilometre ileri gittiğinde, Osmaniye’de, Hatay’da, Antep’te vergiden, sigortadan, elektrikten, arsadan, avantaj sağlayacağı bir yerden gelir de, Adana’ya yatırım yapar diye. Bu manada baktığınız zaman Adana, her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor. Ve bu istatistiklere de yansıyor. Yani baktığınızda işsizlikte Türkiye’de birinci bir Adana ile karşı karşıyayız. 2012 yılında işsizliğin en yoğun olduğu il Adana. Bir yıl önce Şırnak’mış, yani sondan birincilik ve ikincilikte Şırnak ile yarışıyoruz. Yaşanabilir kentler sıralamasına baktığımızda 50. sırada, eğitime baktığınızda 58. sırada, ekonomiye baktığınızda aynı sıkıntı ile karşı karşıyasınız. Türkiye’nin 4. ya da 5. büyük kenti bugün ne yazık ki, bu duruma gelmiştir. İlk Milletvekili seçildiğim dönemde dedim ki, “siyasetimizi parlamento çatısı altında yapalım. 14 Milletvekili gelin parti rozetlerimizi bir kenara koyalım, Adana için parti farkı gözetmeksizin hep birlikte mücadele ederek, Adana’nın bu kötü gidişatının önüne geçelim. Hangi bakanlıkta hangi projeler varsa, Adana’nın öncelikli sorunlarını tespit edelim, çözüm önerilerini ortaya koyalım. Gerekirse 14 Milletvekili birlik içerisinde bakanın kapısında yatalım ve bunları çözelim” diye ifade etmemize rağmen, ne yazık ki bunu gerçekleştiremedik. Hatta dedik ki, “muhalefet partisi olarak biz bu çağrıyı yapmayalım, iktidar olarak siz bu çağrıyı yapın, biz uyalım.” Çünkü motor gücü bu işlerde iktidar partisidir. Ama ne yazık ki 12 yıldır bu ülkeyi yöneten, hatta bunların içerisinde şu an bakanlık statüsünde bulunan zatı muhterem dahil olmak üzere, kendinden önceki bakan kadar bile Adana’ya gelmeyen bir hemşehrimizin olduğu bir ortamda, Adana’nın şu anki içinde bulunduğu mevcut durum ortadadır. Ama inşallah düzelecek ümidi ile bakıyoruz bu duruma.

 

MELAHAT KARATAŞ: Tıp Fakülteleri Sağlık Bakanlığına bağlanırsa  orada yetişen Bilim Adamlarımız, Tıp Doktorlarımız eskisi gibi yetişir mi? siyasetin burada da rolü var mı?

SEYFETTİN YILMAZ: Ne hazindir ki 2002 yılında iktidar olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AKP’nin en önemli söylemi, mağduriyet ifadesiydi. O dönemlerde siyaset yaparken milletin sesi olacağını, Türkiye’de vesayet sisteminin hakim olduğunu ve YÖK’ü eleştirirlerdi, Milli Güvenlik Kurulunu eleştirirlerdi. Üniversitelerin birimi ve vatandaşa yansıtacak tarzda çalışma yapmadığını, bir siyasi partinin ya da bir görüşün, arka bahçesi gibi ifadelerde bulunuyorlardı. Bunlara baktığımızda her şey açık ve net. Ama 2012’nin sonunda gelinen noktaya bakıyoruz ve görüyoruz ki,Türkiye’de tek adamlı ve tek sesli bir sisteme gidiliyor. Bu gün YÖK’ten şikayet eden bir iktidar görebiliyor musunuz? 12 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz ve YÖK’ü şikayetçiydiniz niye kaldırmıyorsunuz? Bu gün üniversitelerin konuştuğunu duymak mümkün mü! Üniversiteler bu ülkede dünya çapında kendini iyi yetiştirmiş bilim adamları ve objektif bir şekilde değerlendirme yapması gerekirken, Türkiye’nin en önemli sorunları karşısında bile sesini çıkarmayan bir üniversite ile karşı karşıyalar. Bu son yapılacak olan uygulamalarla da, sağlıkta Tıp Fakültelerini bakanlığa bağlayarak, buraları tamamen kendilerinin arka bahçeleri haline getirip, tek sesli ve tek adamlı bir yönetimin zaten göstergeleri ortadayken, bunlar da bunun aşamasıdır. Bugün YÖK arka bahçeleri haline gelmiştir, üniversiteler arka bahçeleri haline gelmiştir. Ülkede uluslararası çapta bilimsel anlamda, bilim adamı yetiştirmekte sıkıntı çekiyorsunuz. Her ile bir üniversite açtık diye, kendisi ile övünen bir hükümet var. Ama eğitim kalitesi ortada. Dünya çapında, uluslararası çapta dereceye giren bir üniversiteyi görmek, bir eğitim sistemini görmek, mümkün değil. Bu gün üniversiteyi bitirmiş çocuklarımız ne yazık ki, taşeron firmada kanalizasyonda asgari ücretle çalışmak için, birçok insanı devreye sokuyorlar, bu tür taleplerle bana da geldikleri için biliyorum. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir yapı doğru bir yapı değildir. Bu son uygulamanın da çok sağlıklı olmadığı ortadadır. İlk iktidara geldiklerinde bu hükümetin övündüğü iki  konu vardı, başkada bir şey yoktur zaten. Bir, sağlıkta yaptığı çalışmalar. Diğeri de duble yol adına verdikleri çalışmaydı. Duble yollar gerçekten güzel çalışma olmasına rağmen, orada yapılan bir takım yolsuzluklardan dolayı, bir yıl önce yapılan yolların yeniden yapıldığını görüyoruz. Orada kimler yol yaparken yolsuzluk yaptı, bunları mutlaka ortaya çıkaracağız. Sağlıkta da 57. Hükümet döneminde MHP’li Bakan Osman Durmuş’un başlattığı, o büyük projeleri ilk yıllar itibari ile hayata geçirerek ve devam ettirerek, halktan gerçekten beğeni topladılar. Fakat o projelerin, o çalışmaların da mucidi MHP ve o dönemin Bakanı Osman Durmuş’tu. Bu halk nezdinde iktidar açısından olumlu tepkilere neden oldu. Ancak son iki yıldır niyet salih olmayınca, uygulamada baktığınızda sağlık şu anda tamamen bir tıkanma noktasına gelmiş. Ben hafta sonu itibari ile hastaneleri gezdim, hastaları, çalışanları ziyaret ettim. Orada gördüğüm tablo çok net. Adana için söylüyorum, çok ciddi yakınma ve sızlanmalar var. Bugün vatandaşla konuştuğunuzda, ilaç katılım payından maaşlardan kesilmeye kadar, sıkıntılar hat safhaya ulaşmaya başlamış. Yani sağlıkta en övündükleri sağlık politikaları da, son iki yıldır tökezliyor. Ve ciddi anlamda sıkıntı oluşturuyor. Sonuç itibari ile buda akademik olarak bir yıkım olur.

 

MELAHAT KARATAŞ: MHP kadına bu denli değer ve önem verirken neden yalnızca 3 kadın vekili var? Önümüzdeki millet vekilliği seçiminde bu çıta yükselecek mi?

SEYFETTİN YILMAZ: İnşallah 2015 seçimlerinde, MHP’de daha fazla kadın milletvekilimizin yer alacağına inanıyorum. Partimizin politikalarına baktığımızda, MHP kadına gerçekten önem veriyor. Sözde önemden ziyade, kadının toplumsal yaşama katılımından tutun, siyasi partilerde yer alması, parlamento temsiline kadar, hayatın her alanında aktif olarak görev almasında, çalışmanın ve onların bu yaşama dahil olma noktasında, ciddi bir gayretin içerisindedir. Türkiye’de toplumun 76 milyonun yarısı kadın, yarısı erkek nüfusa sahip. Ama hayatın tüm alanlarında kadınların temsil oranda, çok ciddi manada sıkıntılar var. Kadınlarımıza yönelik bir pozitif ayrımcılık bile, doğru bir ayrımcılık değil. Fakat Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durum, toplumsal yaşam koşulları sebebi ile kadın hep hayatın dışına atılmış. Bir kadına pozitif ayrımcılık yapmayı ben asla doğru bulmuyorum. Toplumsal yaşamın bu güne kadar getirdiği süreç, pozitif ayrımcılığı getiriyor. Bu manada inşallah Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz zaten teşkilatlarımızda, önümüzdeki dönem kongre var kadınlarımızın yönetimlerde daha fazla yer alması noktasında bir görüş birliği içerisindeyiz. Hem Genel Merkez olarak, hem Adana teşkilatları olarak, kadınlarımızın daha fazla yönetimlerde yer aldığını göreceğiz. İnşallah bu parlamentoya da yansıyacak ve daha fazla MHP’de kadın siyasetçilerimizin, teşkilatın tüm aşamalarında söz sahibi olduğu bir yapıya doğru, hızla ilerlediğimizi önümüzdeki zaman içinde göreceğiz. 

MELAHAT KARATAŞ: Son yıllarda artan boşanmalar ve uyuşturucu kullanımı artışında hükümetin payı var mı?

SEYFETTİN YILMAZ: 12 yıldır bu ülkeyi yöneten, muhafazakar olarak kendisini adlandıran bir hükümet Türkiye’yi yönetiyor. Ama sözde muhafazakar olup, uygulamalarında tamamen toplumsal değerleri yok eden, ortadan kaldıran bir iktidar ile karşı karşıyayız. Uygulamalar bunu gösteriyor. Şimdi sözde muhafazakar söylemleri söylediğiniz bir ortamda, Türkiye’nin son 12 yılda yaşadığı sürece bir baktığınızda, kadına şiddet her geçen gün hızla arttığını görüyoruz. Bir toplumu ayakta tutan mekanizma, aile mekanizmasıdır. Bir toplumun aile yapısı ne kadar güçlü ve sağlıklı ise, o toplum geleceğe daha emin adımlarla yürür ve geleceği daha aydınlık olur. Boşanma oranlarına bakıyoruz, Türkiye’de 2002 ile 2012 yılları arasında yüzde 2 bin 700 oranında bir artış var. Uyuşturucu kullanımına bakıyoruz, bu gün hepimiz çocuk sahibiyiz. Toplumda çocuklarımız geleceğimiz diyoruz. Ne yazık ki çok acı, günümüzde uyuşturucu kullanımı ilkokullara kadar inmiş. Yine uyuşturucu kullanımına Emniyet Genel Müdürlüğü’nden aldığımız rakamlara baktığınızda, 2002 yılı ile 2012 yılı arasında artış oranlarında, 1800 civarında bir artışla karşı karşıyayız. Bakın hep yüzde binliklerden bahsediyoruz. Bonzai denen yeni bir uyuşturucu, artık toplumun tüm kesimini sarmış.12 yıldır ülkeyi yöneten, muhafazakarlıktan dem vuran, İslami değerler üzerinden, bizim kutsal değerlerimiz üzerinden siyaset yapan bu hükümet zamanında toplumsal değerlerin aşındığını, ahlaki değerlerin erezyona uğradığını, bugün paranın en önemli güç olduğunu, hükümet üyeleri dahil olmak üzere, toplumdaki birçok yöneticinin hırsızlığı meşru görecek ve hükümetin hırsızlık yaptığını bile, milletin meşru göreceği bir yapıya doru döndürülen bir toplumla, karşı karşıyayız. Şimdi bu ahlaki ve toplumsal değerleri aşınmış bir yapının, ilelebet ayakta kalması ve geleceğe emin adımlarla bakması mümkün değildir. Bununda ana sorumlusu, 12 yıldır anayasayı bile değiştirebilecek çoğunluğa sahip AKP hükümetidir.  

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim