Sıra hangi Özgecan’da!

Gün geçmesinki kadın cinayeti haberleri duymayalım.
Yurdun dört bir yanından gelen cinayet haberleri, yüreğimizi burkmakta. Doğudan batıya, eğitimlisinden eğitimsizine, şiddet ruhları ele geçiren şeytan misali adeta.
Birgün Kocaeli’nden, birgün İstanbul’un göbeğinden, bir gün İzmir’den, bir gün Erzurum’dan yükselen sessiz çığlıklar…
Sadece değişen il ve bölgeler. Değişmeyen ise, cinayete kurban giden kadınların ortak kaderi.
Kimi sevgilisi, kimi nişanlısı, kimi boşanmak istediği kocası, kimi de Özgecan’ı katleden ırz düşmanı gibi, iffetsiz mahlukatlar tarafından katledilmekte.
Hayır, yıllardır cinnet geçiren koca haberlerine tanık oluyorduk. Ancak son yıllarda parçalara ayırarak vahşice işlenen cinayetler, daha bir kanımızı dondurmakta.
Bir canı verende, alanda yalnızca yaradandır. Caniler bu hakkı kendilerinde nasıl görebilir, aklım almıyor bir türlü. “Sen kimsin ki, Allah’ın verdiği canı alacaksın” be densiz!
Özgecan kızımızın vahşice öldürülmesi, her kesim tarafından şiddetle lanetlendi ve kınandı.
Fakat, bin bir hayal ve umutla kızlarını hayata hazırlayan anne babanın dünyası karardı. Elbette hepimiz bu acıya ortak olduk, hepimizin ciğeri yandı. Lakin ateş yine düştüğü yeri yaktı…
Bu ülkede Özgecan ne ilk, ne de son şiddet kurbanı kadın olarak sıradaki yerini alacak.
Hatırlatmak isterim bir örnekle değerli okurlarım. Zaten eminim birçoğunuz hatırlayacaktır.
Sene 1998. Bir akşamüstü evinden annesi ile birlikte çıkarak, akraba ziyaretine gitmek isteyen anaokulu öğretmeni Serpil Yeşilyurt ve annesi, bir grup tinerci serserinin kurbanı olmuştu.
Ana kız, evlerinin önünden zorla bir araca bindirilerek kaçırılmış, önce tecavüze uğrayıp, ardından işkence görmüş ve vahşice öldürülmüştü. Olayda anne, aldığı bıçak darbeleriyle “öldü” sanılıp bırakılmıştı. Fakat Serpil öğretmenin genç bedeni, yapılan işkenceye daha fazla dayanamayıp, hayatının baharında bu caniler tarafından ölüme yenik düşmüştü.
Defalarca tecavüz ettikleri Serpil öğretmenin gözlerini oymuş, göğüs uçlarını kesmiş, vücudunda bıçakla şekiller çizerek, caniliklerini sergilemişlerdi.
Yaşları henüz 18 bile olmayan bu 4 alçak, 7 yıl ceza evinde kaldıktan sonra serbest bırakılmış ve şu an aramızda ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktalar.
Bu yalnızca, siz değerli okurlarıma hatırlatmak istediğim örneklerden biriydi.
Bu nasıl adalet, bu nasıl dünya! Yazıklar olsun böyle sisteme de, böyle adalete de.
Ne yazık ki yine, pırıl pırıl üniversite öğrencisi bir genç kızımızın hayatı da, canilerin ellerinde son buldu.
Peki şimdi ne olacak!
Son 10 yılda tam 5 bin kadın, erkek cinayetine kurban gitti. PKK’yı şımartan iktidar, erkekleri de şımartarak adeta bu hakkı onlara verdi.
Özgecan’ın genç bedeni toprakta çürürken, ailesi her gün onun anılarıyla yaşayarak, gözyaşları ve acıları dinmeyecek. Bin bir derde kalacaklar.
Ya o cani ve babası! Onlara yardım eden cani arkadaşı?
Ne mi olacak?
Daha öncekiler gibi, önce hakim karşısına çıkartılacak. Sonra kravat ile kombine ettiği takım elbisesini giyinip, pişmanım diyerek iyi halden indirim alacak.
Sonra? belki de “tahrik” indirimi alacak.
Sonra? nasılsa birkaç sene yatıp, çıkan bir “Af” yasası ile salıverilecekler.
Sonra? Sonra mı!
Ya benim, ya senin, ya da her hangi bir masumun karşısına çıkıp, yeni Özgecan’larını seçecekler...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












