Siyaset ve Hırs

Türkiye’de siyasi mücadelenin her daim keskin olduğu bir gerçektir. 35 yıllık hayatım ve özellikle son 10 yıldır politize olmuş biri olarak amma büyüklerimden duyduklarım amma araştırdıklarım, okuduklarım ve izlediklerimden yola çıkarak kendimce bir siyasi paradigma oluşturdum…
İnsan siyaset basamaklarını sindire sindire değil de, şans eseri basamakların üzerinden atlayarak bir yerlere gelmiş ise hele de ‘emeklemeden koşma telaşesine düştüyse’! Ne oldum delisi olur, ne yaptığını bilir ne yapacaklarını…
Siyaset insanın içine işleyip, tüm hücrelerini ‘gönül tahtını otağ’ edinmeye dursun. Esasen siyaset kalbin dehlizlerine sokulacak şey değildir. Lakin nefis işte!
Elbette insanın idealleri olmalı ‘Güneş bayrak. Gökyüzü çadır’ diyecek kadar…
Siyasete millet için insanlığa hizmet için girilmelidir. Hem böyle olunca bir başkalarını dinleyebilir ve başka bir ideolojiden olanların fikirlerine değer verebilirsiniz. Günümüzde her ne kadar bu kavram atıl olmuş olsa bile inanamıyorum ki çeşitlilik ve farklı sesler, duyabilene müthiş bir senfoni sunar. Unutulmamalıdır ki; herkes kendi içinde iktidar ve muhalefet taraflarını barındırır…
Hem bizi birleştiren yapay köprüler değil doğal uçurumlar değil midir?
Yok, şayet siyasete, sırf siyaset için giriyorsanız, o zaman sadece sizi alkışlayan, hata ve yanlışlarınıza dahi yahşi çekenlere bakar durur, dostça ikazları bile dinlemek istemez hatta her söylenenin altında bir şey arar alınganlık dahi gösterebilirsiniz…
‘Pas demiri nasıl yerse hırs da insanı öyle yer’ der Antisthenes…
Kendi ait olduğum siyaset kurumunun Adana geçmişine bakıyorum, kimler gelmiş, kimler geçmiş, nice tevazu sahibi insanların makam hırsı ile canavarlaştığını sonunda yok olup gitmek zorunda kaldığını bu şehirde bilmeyen var mı? Kardeş olarak yola çıkıp düşman olan siyasetçi profili bu şehrin gerçek siyasetçi profili değil mi?
Hısım olarak başlayıp, hasım olarak defteri kapatanlar, maalesef bu şehrin siyasi geçmişini oluşturuyor! Aslında 'büyük adam' olmanın gereği kanatlarının altında kendinden daha büyük ve becerikli insanları sevk ve idare edebilme yeteneğini gösterebilmesidir…
Çok mümtaz ve müşahhas örnekler aslında yolumuzu aydınlatabilir. İş dünyasından, ilkokul mezunu merhumlar Sakıp Sabancı ve lise terk Vehbi Koç’u nasıl unutabiliriz? Bünyelerinde 7 dil bilen ceo’ları nasıl da yönettiler, çünkü büyük adamlardı…
Siyaseten ise en büyük örnek Sn. Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan'dır. Birçok konuda kendisinden daha eğitimli ve liyakat sahibi insanları bir araya getirerek yönetebildiği için büyük insan ve büyük liderdir.
Bu ruhu neden bir türlü Adana'ya taşıyamıyoruz? Haset ve kıskançlık merkezli siyaset anlayışı bu şehir nefes aldırabilir mi?
Orkestra şefi enstrüman çalmayı bilmez ancak yüzlerce, icrası çok zor enstrümanı çalan zor insanları sadece iki elini ve beynini kullanarak yönetir. Sonunda ise ortaya bir senfoni çıkar. Lider ise çok farklı enstrümanları bir araya getirip yöneten insana denir.
Allah aşkına size soruyorum; senfoni şefinin viyolonsel çalan sanatçıyı kıskandığı görülmüş müdür? Piyano çalan sanatçıya haset ettiği hiç vaki olmuş mudur? Kıskanacaksan be ey adam neden şef oluyorsun?
Mektepten mezun olmakla usta olunmuyor.Yaşamı ve insanı yöneten ve idare edene usta deniliyor. Acaba benim önüme geçer mi kaygısıyla 'afakanlar geçirenden' usta olur mu? Sen zaten başsın neden kaygılanıyorsun ki!
Bünyesinde çaplı adamdan çok iş üretemediği için sadece mızmızlanıp gıybet siyaseti üretenleri tercih eden adamdan usta olur mu? Usta ağaç gibidir dalından faydalanacağız yetmez meyvesinden, gölgesinden, yaprağından da istifade edeceğiz... Lakin yine de yetmez. Ağacın ayrıca bir görevi, kendisi gibi meyve veren ağaçların tohumunu üretmek de onun vazifesidir.
Bir yeri temsil etme (bu ister bir STK olsun ister bir siyaset kurumu vs) makamında olanların yanında ona yürekten bağlı, aynı zamanda yanlışlarını görünce de ikazlarda bulunan biri olsa ‘geçmiş dönemlerde bilge günümüzde danışman’ hiç de fena olmaz…
Tıpkı Süleyman Şah’ın yanında ki İbn Arabî, Harun Reşidin Behlül danesi, Yıldırım Han’ın Emir Sultanı, Fatih’in Akşemseddini, Kanuni’nin Ebu Suud’u gibi mihmandarları, öğüdünü aldıkları yol göstericileri var idi… Belki nefislerini yerden yere vuran sözlerini acı lakin şifalı bir ilaç ve deva gibi alıp hazmediyorlardı…
Şeyh Edebâli’nin Osman Bey’e söylediği gibi:
‘Ey oğul! ’Bey’sin, bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Güceniklik bize, gönül almak sana… Suçlanmak bize, katlanmak sana… Yanılgı bize hoş görmek sana… Bölmek bize; bütünlemek sana...
Ah Adana ah hala ders almayacak mısın? Haset, kin, gıybet odaklı siyaset anlayışın nice yetişmiş, değer insanı vakitsizce tarihin çöplüğüne atmadın mı? Ankara da şehrimizle alakalı 'hasta adam' tabiri kullanılıyormuş! Soruyorum haksızlar mı?
Sürahi kırılırsa kadeh ortada kalmaz ey saki!
Baş gitse ayak payidar olmaz.
(Barbaros Hayrettin Paşa)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












