• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Siyasette bloklaşma artıyor

16.04.2016 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

dDevlet Bahçeli: "Nusaybin'de taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın"[1]

Partisinin grup toplantısında Güneydoğu'daki operasyonlarla ve ablukayla ilgili MHP Lideri Devlet Bahçeli konuşuyor: "Nusaybin'de vatandaşa 3 gün süre verin. Sonra taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın. Biz Türk milliyetçisiyiz.  Sayın Davutoğlu bilesiniz ki zaman geçiyor. Ağırdan alma, HDP'lilerin dokunulmazlık zırhını delelim. Sur'u yeniden yapmak için kolları sıvamışken, Nusaybin'de tekrar inşa edilir, Şırnak, Yüksekova'da yeni baştan ve Türk-İslam mimarisine uygun olarak hayat bulur. Sonu nereye varırsa varsın, Milliyetçi Hareket Partisi Azerbaycanlı soydaşlarının güçlü bir şekilde yanındadır. Karabağ Kars kadar Türk'tür ve Türk'ün öz yurdudur" dedi.

Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçelinin söylediklerini kabul ile hemen cevap verdiler. Özellikle HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları öne alınacak şekilde bir düzenleme açıklandı. Bunun için Anayasaya geçici bir madde eklenerek, fezlekeli mebusların tamamının bir oturumda karara bağlanması mümkün olacak.

Erdoğan ve Davutoğlu Azerbaycan'ın yanında olduklarını açıkladılar.

Erdoğan farklı platformlarda terörle mücadeleyi anlattı ve Bahçelinin dediklerine uygun ve kendisinin daha önce söylediklerini nakzeden ifadelerle anlattı. Bir zamanlar milliyetçi fikirleri 'ayaklarının altına almıştı'. Sorunun adı konulacaksa bu 'Kürt Sorunudur ve benim sorunumdur' demişti. Daha sonra da "Kürt Sorunu da yoktur, Çözüm Süreci ve Masa da yoktur" demişti.

Günün durumuna göre bir siyaset belirlendiği fikri uyanıyor. Yahut olmayacak ve fakat oyalanıp zaman kazanılıyor. Sonuçta saatin sarkacı çalışıyor.

*

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23'üncü muhtarlar toplantısında:[2]

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde; Ankara, Mardin, Sivas, Burdur, Giresun, Yozgat, Konya, Erzincan, Batman, Kırşehir, Osmaniye, Zonguldak, İzmir, Sakarya, Şanlıurfa ve Mersin'den gelen muhtarların katıldığı 23. Muhtarlar Toplantısında konuştu: 

‎"Biliyorsunuz bir konsolosun, casusluk davasından yargılanan bir gazeteciyle yanak yanağa resim ‎çektirmesini eleştirmiştim. Benim yerim milletimin yanıdır, onun seçilmiş temsilcileri olan muhtarların ‎yanıdır, peki siz kimin yanındasınız? İşte o konsolosların yanındasınız, varın siz onlarla yolunuza devam ‎edin. Biz bunların kafasını çok iyi biliriz. Bu kafa, sorsan kendini çağdaş olarak, ilerici olarak, aydın ‎olarak, solcu olarak, demokrat olarak tanımlar ama aslında bunlar halk düşmanının, millet düşmanının ‎önde gidenidir. Bu millete ve bu topraklara dair ne varsa hepsine husumet besleyenler yaptıkları işin ‎adını halkçılık koyarak, tam bir kara mizah örneği sergiliyorlar. "Bunların demokratlığı, milletsiz demokratlıktır. Şu millet olmasa, Türkiye'yi ne güzel idare ederiz, diyorlar.

‎"Güvenlik güçlerimiz terör örgütüne her gün ağır darbeler indiriyor. Bununla birlikte bilhassa sınıra bitişik ‎ilçelerimizde sınırın diğer tarafından çeşitli yöntemlerle yapılan tahkimat sebebiyle operasyonlar yavaş ‎ilerliyor. Asker ve polislerimizin, köy korucularımızın verdikleri kayıplar çatışmalardan ziyade büyük ‎miktarlardaki patlayıcılarla hazırlanan bombalardan kaynaklanıyor."‎

"‎Ancak güvenlik kuvvetlerimizin de can güvenliklerini düşünmek, onların hayatlarına da aynı ihtimamı ‎göstermek mecburiyetindeyiz. Gerekiyorsa operasyon yürütülen yerlerin tamamen boşaltılması ve zaten ‎artık kullanılamayacak hale gelmiş olan binaların uzaktan yıkılması yoluna gidilebilir. Biz bu coğrafyayı vatanımız olarak kabul ettiğimiz, hayatımızı burada sürdürmekte kararlı olduğumuz müddetçe bu mücadele bitmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin mensubu olarak ya varsın ya yoksun, olay bu.

Erdoğan:"Ben Türküm, Tek millet-Türk Milleti, Ben Kürt'üm ama Türk milletindenim"

‎"Çalışmalarını üzerine bina ettikleri 4 ana sütunun "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" olduğunu ‎belirten Erdoğan, Türkiye'de 79 milyonun içinde birçok etnik grubun yer aldığını ama tek milletin ‎bulunduğunu vurguladı.‎ Erdoğan, "Kimse, 'Ben başka bir millettenim' demez. 'Ben Türk'üm ama tek milletimiz var, nedir o Türk ‎milleti. Ben Kürt'üm ama Türk milletindenim.' Bunu der. 'Boşnak'ım ama Türkiye Cumhuriyeti ‎vatandaşıyım', bunu diyecek." ifadelerini kullandı.‎

"Yine bu ‎mesele Birinci Dünya Savaşı'nın ardından temelleri atılan, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra da nihai şekli ‎verilen modern dünya düzeninin restorasyonu ve tahkimi çabasıdır‎. Erdoğan, Mısır'da, Libya'da yaşananların, bu ülkelerin kendi tabii dinamiklerinin ürünü olarak kabul ‎edilemeyeceğine dikkati çekerek, Karadeniz'in kuzeyinde yaşananların, Kafkasya'da alevlenen ‎çatışmaların, Güney Asya'da, Afrika'da bitip tükenmeyen sancıların da birbirinden bağımsız olmadığını ‎ifade etti.‎

Bu anlatımlarda tarihi gerçekler vardır. Nitekim Sayın Erdoğan BOP'un Eşbaşkanı olarak kendisine terettüp edeceklerden habersiz olamaz. Bu nedenle bunları açıklamaktadır. Türkiyedeki hak isteklerini içeren çatışmalar sancılı ve istikrarsız bir döneme neden olmaktadır.

Erdoğan, yeniden Resmi İdeoloji sloganlarını tekrarlamaktadır. ‎İslamiyet içinde vaad edilen eşit ‏vatandaşlık ortamı kalmamıştır‎. ‎Bir milletten olmakla bir devletin vatandaşı olmak farklı unsurlardır‎.‎Farklı ‏milletlerde ve fakat aynı devletin vatandaşları olmak pekâlâ mümkündür ve pek çok örnekleri vardır‎. ‎İdeolojik ve sosyolojik bir kavram olan milliyet ile‎, ‎hukuki statü ifade eden vatandaşlık ayrı ‏kavramlardır‎.‎Farklı kavimden olanlar devletdaş olabilir‎. ‎Bir kavmin başka bir kavme tebdili sosyolojik bir ‏sorundur, asimilasyon ve imhadır. Tarihte denenmiştir. Küçük gruplarda gerçekleşmiş ve fakat büyük popülâsyonda başarısız kalmış ve büyük ızdıraplara neden olmuştur. Nerdeyse yüz yıldır dünya bunun sancısını çekmektedir‎.

‎Kavmi dönüşme‎; ‎‏"nekadar mümkün olur ve nekadar zamana ve şarta gereksinim gösterir‎, ‎böyle ‏bir şey gerekli ve yararlı mıdır‎, ‎insani midir‎?‎‏" ‏tartışılır‏.‏

Sayın Erdoğan belirttiği sonuçlara ulaşmak için teröre karşı seferberlik ilan etmektedir

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Teröre karşı seferberlik çağrısı yapıyorum"[3]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'ndeki Törende konuştu:

"Türkiye bir süredir tarihinin en büyük ve en kanlı terör saldırısı dalgalarından biriyle karşı karşıya. ‎ Devletimiz, askeriyle polisiyle korucularıyla istihbaratıyla tüm imkânlarıyla terör örgütleriyle ve ‎arkalarındaki güçlerle mücadele ediyor. ‎ ‎

"Buradan tüm milletime bir çağrıda bulunuyorum. Teröre karşı, terör örgütlerine karşı, bu örgütler ‎vasıtasıyla ülkemizi terbiye etmeye çalışanlara karşı, Malazgirt ruhuyla, İznik'te kurulup Konya'da zirveye ‎çıkan Anadolu Selçuklu ruhuyla, o heyecanla Söğüt'te dikilip 24 milyon kilometrekareyi kaplayan o ulu ‎Osmanlı çınarının azametiyle Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nın azmiyle yeni bir seferberlik çağrısı ‎yapıyorum.

Başbakan Davutoğlu açıklıyor(16 Aralık 2015)[4]: "Cizre, Silopi ve Sur açıklaması tek tek temizlendi. Operasyonlar Türkiye'de terör tümüyle yok edilene, minimize olana kadar devam edecek. Kırsal alanda, en zor olarak görülen Oramar, İkiyaka tepesi, Beytülşebap, Ağrı, Tendürek ve Amanoslar'da, teröristlerin barınacağını düşündüğü her yerde, kırsal alanda kapsamlı operasyonlar yapıldı, dağlar teröristlerden temizlendi.

"PKK'nın çatışmaları şehirlere taşımasının perde arkasında Suriye'de pratiğini yaptığı şehir savaşı var. IŞİD'in Kobani saldırısından HDP, DBP ve PKK'ya yakın derneklerle mobilize edilerek Suriye'nin kuzeyine taşınan ve orada şehir savaşı öğrenen 10 bin militan Türkiye'ye döndü. Güneydoğu ve batı şehirlerine hücreler halinde yerleştirildi. Cizre ve Sur'daki çatışmalarda YPG'nin Suriye'de kullandığı savaş yöntemleri kullanıldı.

"JÖH ve PÖH timlerinden oluşan 10 bin kişilik ekip başta Sur, Cizre ve Silopi ilçeleri olmak üzere güvenliği eksiksiz sağlamak üzere operasyona başladı. PKK'nın şehir merkezlerine uygulamaya çalıştığı şehir savaşının unsurları olan hendekler, barikatlar, El Yapımı Patlayıcı (EYP) ve mayınlar temizlendikten sonra kurulacak karakollarla güvenlik tam olarak sağlanacak".

*

(Askeri Planlama: Özel Harekâtçı sayısı 40 bine çıkıyor)[5]:"Hükümet, Güneydoğu’da halen devam eden terörle mücadele operasyonlarını yürüten Özel Harekât timlerinin sayısını artırma kararı aldı. Önümüzdeki yılın sonuna kadar Jandarma Özel Harekât (JÖH) ve Polis Özel Harekât (PÖH) timlerinin sayısının 40 bine çıkarılması planlanıyor. Yürürlüğe giren 82 maddelik Terörle Mücadele Eylem Planı’nda yer alan stratejiye göre Güneydoğu’dan başlamak üzere Batı illerini de kapsayacak şekilde, kent merkezlerine, ilçelere özel eğitimli personelin görev yapacağı 280 karakol inşa edilecek.

"(20 bin JÖH, 20 bin PÖH-Habertürk ):Halen 12 bin 500 kişilik JÖH taburları bulunuyor. Bu sayı, bu yıl içinde 13 bin 500’e, önümüzdeki yılın sonuna kadar en az 20 bine çıkarılacak. Halen sayıları 7 bin 800 olan PÖH timlerinin sayısı da 20 bine çıkarılacak. Yeni alınan 5 bin öğrenci, aralıkta eğitime başladı. Bu timler, Eylülde görev-başı yapacak. Emniyet Genel Müdürlüğü, 4 bin Özel Harekât polisi almak için sınav açtı. 17. dönem mezunlarının ardından yıl içinde 4-5 bin alım daha yapılacak. Meslek içi katılımlarla 20 bin hedefine ulaşılmış olunacak. Yeni kurulacak bir mekanize tugayın maliyetinin 400-450 milyon doları bulduğu göz önüne alındığında bunun biraz zaman alacağı belirtiliyor."

*

Konu sosyal ve siyasal bir içerikten kopmuş olarak salt bir asayiş sorunu olarak ele alınmakta ve silahlı güç ile terör güçlerinin imhası amaçlanmakta, bunun için şehirlerde savaş devam etmektedir. Baharın gelmesi nedeniyle, kırsaldaki çatışmalar için stratejik konuşlanmalar gerçeklenmiştir. İlave silahlanma yapılmakta ve silahlı kuvvetler arasında yeniden planlama ve eğitim yapılarak savaşkan timler oluşturulmaktadır. Bu arada PKK'nın, Rojava şehir savaşında deneyim kazandığı da ifade edilmektedir.

Mevcut muharip sınıflara ek olarak, bunlar içinden Jandarma ve Polis Özel Hareket Timleri (JÖH-PÖH) oluşturulmuştur. Komando, Dağ Komandosu, Bordo Bereliler vd. toplu halde sahadadır. Bunların imhaya yönelik her hareketini, cezasızlık ilkesine bağlayan yasal düzenleme yapılmıştır.

Doğudaki bu şehir savaşları, Çanakkale Muharebelerine benzetilmektedir. Bu ifadelere göre bir savaş hukuku ve savaşan taraflar zuhur etmektedir.

Türkiye'deki iç çatışma, başlangıçta kontrollü ve sadece Türkiye'ye ait bir sorun iken, çözülmedi, zamana yayıldı ve siyasi ortam değişti. ABD'nin Iraka iki kez müdahalesi, Saddam rejiminin devrilmesi ve Saddam'ın idamı, yeni Irakın oluşturulması ve Güney Kürdistan'ın (Barzani'nin) ortaya çıkması ve bağımsızlık ilan isteği, dengeyi bir hayli değiştirdi.

Bu yetmedi bir de Suriye'de iç-savaş çıktı ve beş senedir devam ediyor. Türkiye bunda taraf oldu ve kırmızıçizgileri geçersiz kaldı. Suriye'den gelen sığınmacılar ve militanlar, Türkiye'deki terörle mücadele konseptini değiştirdi. Çatışma, kırsaldan şehirlere geldi ve daha da derinleşti.

Türkiye'de derinleşen bu sosyal yaraya öyle görünüyor ki üçüncü bir el karışacaktır. Süper güçler dünyayı gözlemektedir.

 

 

[1] http://www.birgun.net/haber-detay/bahceli-nusaybin-de-tas-ustunde-tas-birakmayin-‎108215.html,05.04.2016  ‎

[2] http://www.hurriyet.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-23unncu-muhtarlar-toplantisinda-konustu-‎‎40083126,AA,06 Nisan 2016 ‎

[3] http://haber.star.com.tr/politika/cumhurbaskani-erdogan-terore-karsi-seferberlik-cagrisi-‎‎yapiyorum/haber-1097409‎, 21.03.2016‎

[4] http://www.yenisafak.com/gundem/komando-poh-ve-johten-buyuk-pkk-temizligi-2361868, Aralık 16, ‎‎2015   ‎

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim