- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Siyasette bloklaşma artıyor

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
dDevlet Bahçeli: "Nusaybin'de taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın"[1]
Partisinin grup toplantısında Güneydoğu'daki operasyonlarla ve ablukayla ilgili MHP Lideri Devlet Bahçeli konuşuyor: "Nusaybin'de vatandaşa 3 gün süre verin. Sonra taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın. Biz Türk milliyetçisiyiz. Sayın Davutoğlu bilesiniz ki zaman geçiyor. Ağırdan alma, HDP'lilerin dokunulmazlık zırhını delelim. Sur'u yeniden yapmak için kolları sıvamışken, Nusaybin'de tekrar inşa edilir, Şırnak, Yüksekova'da yeni baştan ve Türk-İslam mimarisine uygun olarak hayat bulur. Sonu nereye varırsa varsın, Milliyetçi Hareket Partisi Azerbaycanlı soydaşlarının güçlü bir şekilde yanındadır. Karabağ Kars kadar Türk'tür ve Türk'ün öz yurdudur" dedi.
Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçelinin söylediklerini kabul ile hemen cevap verdiler. Özellikle HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları öne alınacak şekilde bir düzenleme açıklandı. Bunun için Anayasaya geçici bir madde eklenerek, fezlekeli mebusların tamamının bir oturumda karara bağlanması mümkün olacak.
Erdoğan ve Davutoğlu Azerbaycan'ın yanında olduklarını açıkladılar.
Erdoğan farklı platformlarda terörle mücadeleyi anlattı ve Bahçelinin dediklerine uygun ve kendisinin daha önce söylediklerini nakzeden ifadelerle anlattı. Bir zamanlar milliyetçi fikirleri 'ayaklarının altına almıştı'. Sorunun adı konulacaksa bu 'Kürt Sorunudur ve benim sorunumdur' demişti. Daha sonra da "Kürt Sorunu da yoktur, Çözüm Süreci ve Masa da yoktur" demişti.
Günün durumuna göre bir siyaset belirlendiği fikri uyanıyor. Yahut olmayacak ve fakat oyalanıp zaman kazanılıyor. Sonuçta saatin sarkacı çalışıyor.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23'üncü muhtarlar toplantısında:[2]
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde; Ankara, Mardin, Sivas, Burdur, Giresun, Yozgat, Konya, Erzincan, Batman, Kırşehir, Osmaniye, Zonguldak, İzmir, Sakarya, Şanlıurfa ve Mersin'den gelen muhtarların katıldığı 23. Muhtarlar Toplantısında konuştu:
"Biliyorsunuz bir konsolosun, casusluk davasından yargılanan bir gazeteciyle yanak yanağa resim çektirmesini eleştirmiştim. Benim yerim milletimin yanıdır, onun seçilmiş temsilcileri olan muhtarların yanıdır, peki siz kimin yanındasınız? İşte o konsolosların yanındasınız, varın siz onlarla yolunuza devam edin. Biz bunların kafasını çok iyi biliriz. Bu kafa, sorsan kendini çağdaş olarak, ilerici olarak, aydın olarak, solcu olarak, demokrat olarak tanımlar ama aslında bunlar halk düşmanının, millet düşmanının önde gidenidir. Bu millete ve bu topraklara dair ne varsa hepsine husumet besleyenler yaptıkları işin adını halkçılık koyarak, tam bir kara mizah örneği sergiliyorlar. "Bunların demokratlığı, milletsiz demokratlıktır. Şu millet olmasa, Türkiye'yi ne güzel idare ederiz, diyorlar.
"Güvenlik güçlerimiz terör örgütüne her gün ağır darbeler indiriyor. Bununla birlikte bilhassa sınıra bitişik ilçelerimizde sınırın diğer tarafından çeşitli yöntemlerle yapılan tahkimat sebebiyle operasyonlar yavaş ilerliyor. Asker ve polislerimizin, köy korucularımızın verdikleri kayıplar çatışmalardan ziyade büyük miktarlardaki patlayıcılarla hazırlanan bombalardan kaynaklanıyor."
"Ancak güvenlik kuvvetlerimizin de can güvenliklerini düşünmek, onların hayatlarına da aynı ihtimamı göstermek mecburiyetindeyiz. Gerekiyorsa operasyon yürütülen yerlerin tamamen boşaltılması ve zaten artık kullanılamayacak hale gelmiş olan binaların uzaktan yıkılması yoluna gidilebilir. Biz bu coğrafyayı vatanımız olarak kabul ettiğimiz, hayatımızı burada sürdürmekte kararlı olduğumuz müddetçe bu mücadele bitmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin mensubu olarak ya varsın ya yoksun, olay bu.
Erdoğan:"Ben Türküm, Tek millet-Türk Milleti, Ben Kürt'üm ama Türk milletindenim"
"Çalışmalarını üzerine bina ettikleri 4 ana sütunun "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'de 79 milyonun içinde birçok etnik grubun yer aldığını ama tek milletin bulunduğunu vurguladı. Erdoğan, "Kimse, 'Ben başka bir millettenim' demez. 'Ben Türk'üm ama tek milletimiz var, nedir o Türk milleti. Ben Kürt'üm ama Türk milletindenim.' Bunu der. 'Boşnak'ım ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım', bunu diyecek." ifadelerini kullandı.
"Yine bu mesele Birinci Dünya Savaşı'nın ardından temelleri atılan, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra da nihai şekli verilen modern dünya düzeninin restorasyonu ve tahkimi çabasıdır. Erdoğan, Mısır'da, Libya'da yaşananların, bu ülkelerin kendi tabii dinamiklerinin ürünü olarak kabul edilemeyeceğine dikkati çekerek, Karadeniz'in kuzeyinde yaşananların, Kafkasya'da alevlenen çatışmaların, Güney Asya'da, Afrika'da bitip tükenmeyen sancıların da birbirinden bağımsız olmadığını ifade etti.
Bu anlatımlarda tarihi gerçekler vardır. Nitekim Sayın Erdoğan BOP'un Eşbaşkanı olarak kendisine terettüp edeceklerden habersiz olamaz. Bu nedenle bunları açıklamaktadır. Türkiyedeki hak isteklerini içeren çatışmalar sancılı ve istikrarsız bir döneme neden olmaktadır.
Erdoğan, yeniden Resmi İdeoloji sloganlarını tekrarlamaktadır. İslamiyet içinde vaad edilen eşit vatandaşlık ortamı kalmamıştır. Bir milletten olmakla bir devletin vatandaşı olmak farklı unsurlardır.Farklı milletlerde ve fakat aynı devletin vatandaşları olmak pekâlâ mümkündür ve pek çok örnekleri vardır. İdeolojik ve sosyolojik bir kavram olan milliyet ile, hukuki statü ifade eden vatandaşlık ayrı kavramlardır.Farklı kavimden olanlar devletdaş olabilir. Bir kavmin başka bir kavme tebdili sosyolojik bir sorundur, asimilasyon ve imhadır. Tarihte denenmiştir. Küçük gruplarda gerçekleşmiş ve fakat büyük popülâsyonda başarısız kalmış ve büyük ızdıraplara neden olmuştur. Nerdeyse yüz yıldır dünya bunun sancısını çekmektedir.
Kavmi dönüşme; "nekadar mümkün olur ve nekadar zamana ve şarta gereksinim gösterir, böyle bir şey gerekli ve yararlı mıdır, insani midir?" tartışılır.
Sayın Erdoğan belirttiği sonuçlara ulaşmak için teröre karşı seferberlik ilan etmektedir
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Teröre karşı seferberlik çağrısı yapıyorum"[3]
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'ndeki Törende konuştu:
"Türkiye bir süredir tarihinin en büyük ve en kanlı terör saldırısı dalgalarından biriyle karşı karşıya. Devletimiz, askeriyle polisiyle korucularıyla istihbaratıyla tüm imkânlarıyla terör örgütleriyle ve arkalarındaki güçlerle mücadele ediyor.
"Buradan tüm milletime bir çağrıda bulunuyorum. Teröre karşı, terör örgütlerine karşı, bu örgütler vasıtasıyla ülkemizi terbiye etmeye çalışanlara karşı, Malazgirt ruhuyla, İznik'te kurulup Konya'da zirveye çıkan Anadolu Selçuklu ruhuyla, o heyecanla Söğüt'te dikilip 24 milyon kilometrekareyi kaplayan o ulu Osmanlı çınarının azametiyle Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nın azmiyle yeni bir seferberlik çağrısı yapıyorum.
Başbakan Davutoğlu açıklıyor(16 Aralık 2015)[4]: "Cizre, Silopi ve Sur açıklaması tek tek temizlendi. Operasyonlar Türkiye'de terör tümüyle yok edilene, minimize olana kadar devam edecek. Kırsal alanda, en zor olarak görülen Oramar, İkiyaka tepesi, Beytülşebap, Ağrı, Tendürek ve Amanoslar'da, teröristlerin barınacağını düşündüğü her yerde, kırsal alanda kapsamlı operasyonlar yapıldı, dağlar teröristlerden temizlendi.
"PKK'nın çatışmaları şehirlere taşımasının perde arkasında Suriye'de pratiğini yaptığı şehir savaşı var. IŞİD'in Kobani saldırısından HDP, DBP ve PKK'ya yakın derneklerle mobilize edilerek Suriye'nin kuzeyine taşınan ve orada şehir savaşı öğrenen 10 bin militan Türkiye'ye döndü. Güneydoğu ve batı şehirlerine hücreler halinde yerleştirildi. Cizre ve Sur'daki çatışmalarda YPG'nin Suriye'de kullandığı savaş yöntemleri kullanıldı.
"JÖH ve PÖH timlerinden oluşan 10 bin kişilik ekip başta Sur, Cizre ve Silopi ilçeleri olmak üzere güvenliği eksiksiz sağlamak üzere operasyona başladı. PKK'nın şehir merkezlerine uygulamaya çalıştığı şehir savaşının unsurları olan hendekler, barikatlar, El Yapımı Patlayıcı (EYP) ve mayınlar temizlendikten sonra kurulacak karakollarla güvenlik tam olarak sağlanacak".
*
(Askeri Planlama: Özel Harekâtçı sayısı 40 bine çıkıyor)[5]:"Hükümet, Güneydoğu’da halen devam eden terörle mücadele operasyonlarını yürüten Özel Harekât timlerinin sayısını artırma kararı aldı. Önümüzdeki yılın sonuna kadar Jandarma Özel Harekât (JÖH) ve Polis Özel Harekât (PÖH) timlerinin sayısının 40 bine çıkarılması planlanıyor. Yürürlüğe giren 82 maddelik Terörle Mücadele Eylem Planı’nda yer alan stratejiye göre Güneydoğu’dan başlamak üzere Batı illerini de kapsayacak şekilde, kent merkezlerine, ilçelere özel eğitimli personelin görev yapacağı 280 karakol inşa edilecek.
"(20 bin JÖH, 20 bin PÖH-Habertürk ):Halen 12 bin 500 kişilik JÖH taburları bulunuyor. Bu sayı, bu yıl içinde 13 bin 500’e, önümüzdeki yılın sonuna kadar en az 20 bine çıkarılacak. Halen sayıları 7 bin 800 olan PÖH timlerinin sayısı da 20 bine çıkarılacak. Yeni alınan 5 bin öğrenci, aralıkta eğitime başladı. Bu timler, Eylülde görev-başı yapacak. Emniyet Genel Müdürlüğü, 4 bin Özel Harekât polisi almak için sınav açtı. 17. dönem mezunlarının ardından yıl içinde 4-5 bin alım daha yapılacak. Meslek içi katılımlarla 20 bin hedefine ulaşılmış olunacak. Yeni kurulacak bir mekanize tugayın maliyetinin 400-450 milyon doları bulduğu göz önüne alındığında bunun biraz zaman alacağı belirtiliyor."
*
Konu sosyal ve siyasal bir içerikten kopmuş olarak salt bir asayiş sorunu olarak ele alınmakta ve silahlı güç ile terör güçlerinin imhası amaçlanmakta, bunun için şehirlerde savaş devam etmektedir. Baharın gelmesi nedeniyle, kırsaldaki çatışmalar için stratejik konuşlanmalar gerçeklenmiştir. İlave silahlanma yapılmakta ve silahlı kuvvetler arasında yeniden planlama ve eğitim yapılarak savaşkan timler oluşturulmaktadır. Bu arada PKK'nın, Rojava şehir savaşında deneyim kazandığı da ifade edilmektedir.
Mevcut muharip sınıflara ek olarak, bunlar içinden Jandarma ve Polis Özel Hareket Timleri (JÖH-PÖH) oluşturulmuştur. Komando, Dağ Komandosu, Bordo Bereliler vd. toplu halde sahadadır. Bunların imhaya yönelik her hareketini, cezasızlık ilkesine bağlayan yasal düzenleme yapılmıştır.
Doğudaki bu şehir savaşları, Çanakkale Muharebelerine benzetilmektedir. Bu ifadelere göre bir savaş hukuku ve savaşan taraflar zuhur etmektedir.
Türkiye'deki iç çatışma, başlangıçta kontrollü ve sadece Türkiye'ye ait bir sorun iken, çözülmedi, zamana yayıldı ve siyasi ortam değişti. ABD'nin Iraka iki kez müdahalesi, Saddam rejiminin devrilmesi ve Saddam'ın idamı, yeni Irakın oluşturulması ve Güney Kürdistan'ın (Barzani'nin) ortaya çıkması ve bağımsızlık ilan isteği, dengeyi bir hayli değiştirdi.
Bu yetmedi bir de Suriye'de iç-savaş çıktı ve beş senedir devam ediyor. Türkiye bunda taraf oldu ve kırmızıçizgileri geçersiz kaldı. Suriye'den gelen sığınmacılar ve militanlar, Türkiye'deki terörle mücadele konseptini değiştirdi. Çatışma, kırsaldan şehirlere geldi ve daha da derinleşti.
Türkiye'de derinleşen bu sosyal yaraya öyle görünüyor ki üçüncü bir el karışacaktır. Süper güçler dünyayı gözlemektedir.
[1] http://www.birgun.net/haber-detay/bahceli-nusaybin-de-tas-ustunde-tas-birakmayin-108215.html,05.04.2016
[2] http://www.hurriyet.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-23unncu-muhtarlar-toplantisinda-konustu-40083126,AA,06 Nisan 2016
[3] http://haber.star.com.tr/politika/cumhurbaskani-erdogan-terore-karsi-seferberlik-cagrisi-yapiyorum/haber-1097409, 21.03.2016
[4] http://www.yenisafak.com/gundem/komando-poh-ve-johten-buyuk-pkk-temizligi-2361868, Aralık 16, 2015
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












