- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Siyasi entrikalar ve dünya gerçeği!

Osman PALAMUT / YAZAR
Fazla değil, 40 yıl öncesine baktığımız zaman;
Sosyal hayatta sözün itibar gördüğü, siyasi iradenin ferdi ikbal yerine daha çok toplumsal ikbal için çalıştığını, eğitim ve öğretimde muazzam bir edebin ve ahlakın olduğunu, kısaca saygının ve sevginin var olduğu inkar edilemez bir gerçekti.
Ya günümüzde?
Gerek siyaset aleminde, gerek sosyal hayattaki verilen sözlere olan güvensizlikte, eğitim ve öğretimde baş gösteren müthiş saygısızlık, ve en önemlisi hemen hergün bazı yazılı ve görsel basını elinde bulunduran bazı insanların fitne üretmek için, var oluşlarının hikmetini unutup bir biriyle ne yazık ki yarıştıklarını temaşa ediyoruz.
Yeni yetme bazı soytarıların tamamen ikbal uğruna siyasi yaltakçılık adına, utanmadan ve sıkılmadan büyüklerine karşı ahlaksızca yaptıkları yayınlar karşısında, aslında söylenecek bir söz dahi olamaz.
Oysa, bu zavallılar şu gerçeği akıllarına bile getirmiyorlar, dünyanın varlığı kadar kesin olan bir başka gerçek ise, bu alemin faniliğidir.
Bu zavallılar, yapıştıkları siyasilerden menfatlanma uğruna, kente hizmet eden karşılarındaki herkese iftira üzerine iftira etmektedirler.
Öyleki siyaset cambazlığındaki hırsları, bu hokkabazlara dünya gerceğini unutturmuş bulunmaktadır.
Aslında bu sır perdesini hepimiz biliyoruz, ancak bu gerçeği aklımıza bile getirmek istimediğimiz için, her gün fitne üretmeye devam ediyoruz.
Ne gerip değil mi?
Bizleri dünya hayatından ayıracak olan ölüm bizlere yaklaştıkça, biz ondan uzaklaşmak ve aklımıza getirmemek içen her türlü cambazlığın içerisine giriyoruz.
Neden?
Tek nedeni, herkes bu dünyanın bir parçasını bir kaç günlüğüne kendi avucuna alabilmek için, bir biriyle çekişerek yarışıyor da ondan.
İşte o çekişme uğruna bu gün devletin hangi kademesine bakarsanız bakın, ister beleldiyeler, ister yatırımcu kuruluşlar, ister siyaset alemi, hemen her alanda maddi ve manevi rant uğruna insanlar fitne üretme uğruna, üstüne üstlük her gün çamur atarak bir didişme içerisine girmiş bulunmaktadırlar.
Oysa, insan dünyanın en güçlü devletinin başında da olsa, en büyük makamda da olsa bu alemde, kısa bir süre sonra yapabileceği pek fazla bir şeyin olmadığını aklına getirmek istemiyor.
Bitmez tükenmez bu çekişmeler uğruna, kaybettiğimiz en büyük servet ise genlerimiz olmaktadır.
İşte genç kuşakta hasıl olan gerçekler.
Bu gün öğretmenin değil, öğrencinin öğretmene hakimiyetinin söz konusu olduğu disiplinsiz eğitim aleminde, bire bir bildiğim için söylüyorum, ilköğretimde 9-10 yaşında ki çocuklarımızın uyuşturucu belasının pençesine düştüğünü, acaba hangimiz idrak edip toplumsal duyarlılığımızı ortaya koyuyoruz?
Allah'ın men ettiği ve üstüne üstlük bu milletin olan hakkının ne denli çar çur edildiği ortamda, gençlerimizin sorunlarını düşünmek bile istemiyoruz.
Bu ahlaksızlığı şeytani bir şekilde kullanan utanmaz haysiyetsizler, yaradılışının hikmetini unutarak, içinde bulundukları hale bakmayıp, dönüp bana çamur atma haysiyetsizliğini, adımı verme cesaretini de göstermeden çamur atmaya kalkıyorlar.
Ve bu uğurda, örf ve adetlerimizi bir kenara bırakıp, saygı duyacağı şahsiyetlere dil uzatma edepsizliğini gösteriyorlar.
Böylesine bir yayın hizmetiyle mi gençlere örnek olunup, toplumsal beklenti olan yolsuzluklarla mücadele edilecek?
Sonuç olarak gazetecilik;
Ahlaktır, edeptir ve her şeyden önce adam gibi elindeki malzemeyi kendi nefsi için değil, toplumun huzur ve güvenliği için, genç kuşaklara örnek olabilmek için, şeytani değil Rahmani bir şekilde örnek olabilmek amacıyla değerlendirmektir.
Aslında bu tür zavallıların yaptıkları yayınlardaki ahlak yoksunluğu, kuvvetli bir fırtınanın kayaya çarpması gibidir.
Ahiret hayatlarını kaybetme uğruna yaptıkları bu fitneler, ancak ve ancak kendilerini küçük düşürür,
Ama bunlar bunun farkında bile değiller.
Burada İmam-ı Gazali'nin şu ders niteliğindeki sözü, sorunlar yumağı haline gelen iletişimle ilgili bir ders niteliğinde olmuştur.
Gazali, "Bir devleti yönetenler ile alimler bozulursa, devlet çökmeye mahkumdur" diyor.
Peki günümüzdeki kitleleri etkileyen ve yönlendirenler kimler?
Yazılı ve görsel basını yönetenler.
Bu gün ne yazık ki en az siyaset alemi kadar, meydana gelen kirlenmişliğe çanak tutanların başında işte bu zihniyetteki basın mensupları geliyor,
Yani İmam-ı Gazali'nin ifade ettiği bozulan alimler niteliğindeki kirli bilgi pompalayan yazarlar, çizerler ve yorumcular.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Bilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Kim bu 25 kişi?26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Erlerin çoğu serbest25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbenin MİLLET düşmanlığı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- O erin suçu neydi?19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- İhanet18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bu zihniyetin ancak eli öpülür!11 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- En büyük tehlike IŞİD ve PKK30 Haziran 2016 Perşembe 06:00
- Anlaşma tamam ablukaya devam29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- CHP’li meclis üyesinden şok itiraf!27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- “Sinekle mücadele Büyükşehir’in görevidir”25 Haziran 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












