• BIST 90.146
  • Altın 146,456
  • Dolar 3,6253
  • Euro 3,9342
  • Adana : 22 °C
  • İzmir : 15 °C
  • Ankara : 10 °C

Siyon protokolleri -11

26.07.2016 06:00
Siyon protokolleri -11
Sedat Memili (özel)

TOPRAK SENİN EGEMENLİĞİ BENİM

YAHUDİ OLMAYANLAR KOYUN SÜRÜSÜDÜR

Siyon Protokolleri hakkında bir toplumun değer yargılarının nasıl bozulacağı, liberalizmin toplumları nasıl çürüttüğünü ve koşullar ne olursa olsun bı yörüngeye giren halkların  ister istemez İsrail’e ve İsrail’in kurmuş olduğu ekonomik sisteme hizmet ettiğini görmüştük.

Gördük ki, İsrail sanki bir Kutsal Kitap’ın emirleri gibi benimsediği “Siyon Protokolleri”ni yaşama geçirmek için hiçbir sınır tanımamaktadır.

İsrail artık, “Yahova”nın vaat ettiği topraklarla yetinme aşamasını çoktan geçmiştir.

Yahova sadece Eski Ahit olarak adlandırılan kitabı mukaddeste İsrailoğullarına vat ettiği toprakların haritasını çizmiştir. Bu topraklar, Nil Nehri ile Fırat Nehirleri arasındaki coğrafyayı kapsamaktadır. İsrail anlayışı bu toprakları “Siyon” olarak adlandırmaktadır.

İsrail, bu Tanrısal emri yaşama geçirmek için Nil Nehri ve Fırat Nehri’nde akan sudan daha fazla kan dökmüştür.

Şimdi İsrail’in bir anlayış değiştirdiğini görüyoruz.

İsrail artık “Siyon” diye nitelediği topraklara yerleşme fikrini değiştirmiştir.

Şimdi, sadece “Siyon”da değil, bütün dünyada topraklara sahip olmak yerine bu topraklara egemen olma peşine düşmüştür.

Varsın, toprak kimin olursa olsun, yeter ki o toprakların egemenliği ve o topraklarda yaşayan insanların birikimleri, emeklerinin sonıçları, çalışmalarının kazançları İsrail’e hizmet etsin.

İsrail, insanları, toplumları ve devletleri o hale getirme çabası içine girmiştir ki, mülk sahibi olan herkes, İsrail topraklarının bekçiliğini veya yarıcılığını yapmaktadır.

İşte bu anlayış, akan kanı durdurmak yerine daha çok kanın akmasını sağlamıştır.

Artık kan, akarsuların debisi kadar değil, denizlerin hacmi kadar akmaktadır.

Çünkü akan kanı dahi kazanca çeviren bir sistem ile karşı karşıyayız.

Kaba bir örnek vermek istiyorum; çiftçi toprağın mülküne sahiptir. Yasal olarak o toprağın tapusu kendisine aittir. O toprağa ekeceği ürünün tohumunu İsrail’den satın almak zorunda kalıyor ve ürettiği ürünün tohumundan faydalanamıyor. Ürünü yetiştirebilmek için banka kredisi kullanıyor. Türkiye’de bankaların %80 sermayesi Türk değil. Çiftçimiz bankaya borçlanıyor ve kazancının büyük bölümünü kredi faizi olarak ödüyor. Sonra ürün, piyasa fiyatları ile değerlendirilip pazara sürülüyor. Çalışan, üreten çiftçinin hiçbir aşamada söz hakkı yok. Sadece toprağa egemen ve diğer işlem ve eylemlerinde bağımlı.

İkinci örneği de verip sonuca gidelim; Türkiye’de “traktör ile dozer” savaşı vardır. Ve bütün sistem dozer lehine çalışmaktadır. Şimdi sistemin nasıl işlediğine bakalım.

Devlet, oto veya duble yol yapmak için borç para alıyor. Dağlar aşılıyor, devasa geçitllerde tüneller inşa ediliyor. Neden? Otomobil veya kamyon geçsin diye. Devlet otoyolu yapmak için faiz ile borçlanıyor. Vatandaş ise bu oto yoldan geçmek için banka kredisi ile borç alıyor. Esasında kendisinin olmayan arabasını kendisinin zannederek kullanıyor. Kendisinin olduğunu zannettiği otoyol veya duble yollarda uçarak gidiyor. Bunu bir gelişmişlik ve çağdaşlık sayıyor.

Akaryakıtı biten vatandaş istediği petrole yanaşıyor, kendi topraklarındaki istediği istasyona yanaşıp, kendisinin olmayan mazotu satın alıyor.

Bana bir ülkeyi soyma makinesi yap deselerdi bu kadar muazzam işleyen bir makineyi yapamazdım.

SANAL ZENGİNLİK

Dozerler, traktörlerin alanına giriyor. Yasalar, anlayış ve liberalizm traktöre karşı dozerin yanında yer alıyor. Tarım alanları üzerine, fıstık, pamuk, buğday ekeceğimize dozerlerle kazıyor ve binalar dikiyoruz.

İnsanlar bu binalarda bir daire sahibi olmak için bankalara borçlanıyor ve mülklerini ipotek ediyorlar. Esasında ipotek edilen mülk değil, önlerinde duran en az 10 yıllık yaşamlarıdır. Şimdi soru şu; 10-15 yıllık ipotek edilmiş yaşam karşılığında tapusu alınmış bir evin mülkiyet hakkı kimindir? Bu mülk, bankaların ve kurulmuş soygun sisteminindir. Burada kazançlı çıkanların girişimci olan müteahhitler olduğunu düşünmeyin.

huzurun-ve-ekonominin-çöüş-resmi.gif

OLMAYAN KAZANÇLA AVUNMAK

Esas hata şurada, vatandaş 100 TL’ye aldığı gayrimenkul için bir yıl sonra “120 TL oldu” diyor. İyi tamam da üretim olarak bu gayrimenkulün üzerine ne katıldı da fiyatı arttı. İşte, gerçekte olmayan bir kar, yani fiktif bir değeri binaya ekleyip kar etik diyoruz. Alım ve satımda geçici olarak vatandaşa yarar sağlayan bu sistem devletlerin içini çökerten ekonomisini yok eden bir sistemdir. Olmayan kazanç ile avunmak…

Müteahhitler, yurttaşlardan daha tutsak ve bağımlı haldedirler. Riskleri bir müşterinin değil, müşterilerin toplam riski kadardır.

Tapu daireleri tek tek insanların mülkiyet haklarını tescil etmek için çalışıyor ama, hiçbir tapu işlemi bir toprağın egemenlik hakkını bireye veremez.

İşte bunu görmüş olan İsrail, tapu kimin olursa olsun, kazancı bana ait olmalıdır diyerek Siyon protokollerini yaşama geçirmektedir.

Çözüm olarak, ülkeler kendi devletlerini kendi parlamentolarının özgür kararları ile yönetmelidir. Üretimden tüketime kadar bütün değerlerde milli olunmadıkça maalesef, liberalizm adı altında İsrail’in Siyon Protokollerinin tuzağına düşeriz.

Bu açıdan bu yazı dizimizi sizlerle paylaşmaya değer veriyoruz.

Bu güne kadar 10. Protokolü yayınladık şimdi 11. Protokolü yayımlıyoruz.

PROTOKOL 11

Evvelce de olduğu gibi hükümdarın otoritesinin kesin ifadesi halinde bulunan Devlet Şürası; yasama heyetinin bir teşhir organı gibi olacak; Öyle ki; ona hükümdarın kanun ve kararlarının yayın komitesi denilebilecektir.

O zamanın yeni anayasa programı şudur: 1. Yasama heyetlerine tekliflerde bulunma görünüşü içinde, 2. Genel kaideler, Senato emirleri ve Bakanlık emirleri şeklindeki Devlet Şürası kararları görünümü altında başkanın kararnameleri ile, 3. ve uygun bir fırsatın ortaya çıkması halinde devlette bir inkılap şeklinde kanunları, yetkileri ve adaleti biz yapacağız.

*

Faaliyet tarzını takribî bir şekilde tespit etmiş olarak şimdi devlet makinesinin gösterilen istikamette gidişi içinde tamamlamaya hala mecbur bulunduğumuz inkılap kombinezonlarının teferruatı ile meşgul olacağız. Bu kombinezonlar ile basın hürriyeti, cemiyet kurma yetkisi, vicdan hürriyeti, seçim prensibi ve insan hafızasından ebediyen kaybolması gereken diğer birçok hususları ve yeni anayasanın ilan edilmesinin ardından uğrayacağı kökten değişikliği kastediyorum.

*

 Bu değişiklik önceden bizim bütün teşkilatımıza bildirebileceğimiz bir anda yapılmalıdır. Çünkü ondan sonra göze çarpar şekilde her değişiklik haşin bir sertlikle ve bir şiddet anlayış ve kayıtlamalar içinde getirilirse aynı istikamette yeni değişikliklerin de yapılacağı korkuşu sebebiyle bir ümitsizlik hissine götürebilir.

*

Diğer taraftan eğer o değişiklikler fazla müsamaha anlayışı içinde getirilirse bizim kendi yanlış işimizi kabul etmiş olduğumuz söylenir ve bizim otoritemizin yanılmazlık şöhreti kaybolur veya bizim korktuğumuz ve yumuşaklık göstermeğe zorlandığımız söylenir.

*

MİNNET DUYGUSU KAZANMALIYIZ.

İNKİLAP ANİ OLMALIDIR

Bundan dolayı da hiçbir minnet duygusu kazanamayız. Çünkü bunun mecburî olduğu zannedilecektir. Bunların birincisi de ikincisi de yeni anayasanın nüfuzuna zararlı olur. Biz arzu ediyoruz ki onun ilan edildiği ilk andan itibaren dünya halkları inkılap olayının başarılmış olması ile sersemlemiş, henüz dehşet ve kararsızlık durumunda iken, hepsi derhal kabul etsinler ki biz çok kuvvetliyiz, zapt olunamaz bir durumdayız, kuvvet ile dopdoluyuz…

şöyle ki hiçbir halde onları hesaba katmayacağız ve şimdiye kadar onların düşüncelerine ve arzularına hiç dikkat etmiş değiliz, herhangi bir anda ve herhangi bir yerde ortaya çıkacak ifade veya gösteriyi ezmeğe hazır ve muktediriz. İstediğimiz her şeye derhal el koymuş bulunuyoruz ve hiçbir halde kuvvetimizi onlarla bölüşmeyeceğiz. Bundan sonra korku içinde ve titreyerek gözlerini her şeye kapatacaklar ve bütün bunların sonunda ne olacağını beklemeğe razı olacaklardır.

YAHUDİ OLMAYAN KOYUN SÜRÜSÜDÜR

Yahudi olmayanlar bir koyun sürüşüdür ve biz onların kurtlarıyız ve sizler biliyorsunuz ki kurtlar koyun sürüsüne daldıkları zaman neler olur?

HALKA ÜMİT EDECEĞİ DEĞERLER BIRAKMALIYIZ

Onların gözlerini kapatmaları için bir başka sebep daha vardır. Biz onlardan geri aldığımız bütün hürriyetleri sulh düşmanlarını bastırıp bütün partileri uysallaştırdığımız anda  tekrar kendilerine vereceğimiz şeklinde onları bir “ümit” içinde bulunduracağız...

Hürriyetlerinin geri verilmesi için onların beklemeğe ne kadar devam edeceklerini müzakere etmeğe değmez.

Netice olarak biz hangi maksat için bütün bu tedbirleri icat ettik ve bunların altındaki manaları yoklamaları için onlara hiçbir fırsat vermeden bunları Yahudi olmayanların kafalarına yerleştirdik? Gerçekten ne için, eğer dağılmış kabilemizin düz yol ile erişemeyeceğini dolambaçlı yol ile elde etmek için değilse? İşte bu bizim gizil masonluk teşkilatımızın temeli olarak vazife görmüştür ki bunları, arkadaşlarının gözlerine kum serpmek için mason localarının göstermelik ordusuna aldığımız Yahudi olmayan sığırlar bilmezler ve onlar hatta bu teşkilatın gayelerinden bite şüphe duymazlar.

Allah bize, biz seçilmiş kavime, dağılma ihsan etti ve bütün gözlere bizim zayıflığımız şeklinde görünen bu dağılma içinde bizim bütün kuvvetimizi meydana çıkardı, bizi şimdi bütün Dünya üzerindeki hükümdarlığımızın eşiğine getirdi.

Atmış olduğumuz temel üzerinde bina kurmamız için şu anda pek fazla İş kalmış değildir.

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim