• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Siyon protokolleri ve günümüz siyaseti

04.02.2016 07:00
Siyon protokolleri ve günümüz siyaseti
Sedat Memili özel

AHLAK; SİYASETİN KUSURUDUR

Tevrat, baştan sona kadar, İsrailoğulları’na tanınan ayrıcalığı anlatır. Yahova tarafından diğer milletlere üstün ve efendi kılınan bu ırk, yine Yahova’nın kendilerine vaat ettiği toprakların sınırlarını göstermektedir.

i̇şte-i̇srailoğullarina-yahovanin-vaat-ettiği-topraklar.gif

Rab Yahova atlamadan her peygamber ile sözleşme yapmış ve İsrailoğullarına vaat ettiği toprakların haritasını çizmiştir. Sadece birini örnek vereceğim:

“O günda Rab Abramla (Hz. İbrahim) ahdedip dedi: Mısır Irmağı’ndan büyük ırmağa, Fırat Irmağı’na kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri ve Kadmonileri ve Hititleri ve Perizzileri ve Refaları, ve Amorileri ve Kenanlıları, Giggaşileri ve Yebusileri senin zürriyetine verdim.” (Tevrat / Tekvin, Bab 15: 18/21)

Bu harita Tevrat’ın arkasında var ve bütün Mezopotamya’yı kapsar. Tevrat’ın bu ayetine göre İsrail’in dışında bu coğrafyada bulunan her devlet ve millet şeytanidir ve yok edilmesi gerek.

Tevrat, İsrailoğullarının nasıl mücadele edeceğini de söylemiştir. Uzun uzadıya söz etmeyeceğim ancak, Tevrat’ta sık sık, Rab’bin bir cenk eri olduğu ve bu elin İsrailoğullarına düşmanlık yapanların üzerinde olduğu söz edilmektedir.

Anlayacağınız, İsrail kesinlikle kötülük yapmamaktadır; bütün eylemleri Yahova’nın talimatı doğrultusunda ve O’nun amaçlarını gerçekleştirmek içindir.

Elbette Rab Yahova bu denli sahip çıkınca İsrail düşünür ve liderleri, bu vahiyleri, siyasetin temeli haline getireceklerdir. Tevrat’ın dinsel amaç ve yöntemi , İsrail siyasilerinin amaç ve yöntemlerine dönüşmüştür.

Bu amaç ve yöntemler “Siyon Protokolleri” adı altında dünya gündemine oturmuştur. Ateşten gömlek gibi gündeme getireni yakan bu protokoller 23 maddeden oluşmaktadır.

Ben İslam Dinine mensup hiç kimseden bu konuda bir açıklama duymadım. En azından “Rab, bir kavmi diğer kavme üstün görür mü? Bir kavmin mutluluğu için diğer kavimleri helak eder mi? Rab, bir kavmin vurucu ve öldürücü eli olur mu?” gibi hiçbir soruya yanıt aradıklarını görmedim, duymadım… Varsa bu yazı dizisiyle mutlaka ortaya çıkar umarım.

23 Maddeden oluşan bu protokolleri, özüne sadık kalarak kısaltarak sizlerle paylaşacağım. İşte o zaman vahşetin, alçaklığın, kan ve gözyaşına neden olmanın erdem kılıfına nasıl sokulduğunu daha iyi göreceğiz.

(Kesinlikle bir Yahudi düşmanlığım yoktur. Yahova’da insanlığa düşmanlık ve öfke vardır. Ben bir inancın ürettiği siyasal düşünceyi sizlerle paylaşıyorum. Rab, Yahova’nın kafatasçı, ırkçı ve hakka değil kuvvete dayanan görüşlerini eleştiriyorum.)

Yeni Anayasa ve Başkanlık tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde bu görüşleri bilmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

DÜNYA 2.YE AYRILIR: YAHUDİ OLANLAR VE OLMAYANLAR

PROTOKOL 1 : Edebiyat yapmayı bir kenara bırakarak her fikrin manasını söyleyeceğiz. Mukayese ve istidlal ile (Bir veya birden çok önermeden başka bir önerme çıkarma, akıl yürütme anlamında mantık terimi) .   çevremizdeki hadiselere ışık tutacağız.

İlerde meydana koyacağım sistemimiz iki görüş noktasından hareket eder; Kendimiz ve Yahudi olmayanlar.

Dikkat etmelidir ki kötü düşünceli insanlar sayıca iyi insanlardan fazladır. Bundan dolayı onları idare etmekte en iyi neticeler akademik müzakerelerle değil, şiddet ve yıldırma ile elde edilir. Herkes iktidar mevkiinde olmayı arzu eder, her şahıs bir diktatör olmayı ister, yeter ki buna muktedir olsun. Kendi menfaatini temin etmek uğrunda herkesin menfaatini feda etmeğe istekli olmayan insanlar gerçekten pek azdır.

İnsan denilen yırtıcı hayvanları zapt eden nedir? Onlara şimdiye kadar rehberlik için ne hizmet etmiştir?

yahudi-protokolleri-siyon-protokolleri-siyon-maddeleri-for-world-conquest-fesat-programi-2.gif

KANUN KIYAFET DEĞİŞTİRMİŞ KUVVETTİR

Cemiyet hayatının başlangıcında onlar, kaba ve kör kuvvete tabi oldular. Sonra ise aynı mahiyette ve sadece kıyafet değiştirmiş bir kuvvet olan kanunlara boyun eğdiler. Bundan şu neticeyi çıkarıyorum: Yaratılışın kanununa göre, hak, kuvvette yatar.

Siyasî hürriyet bir fikirdir, fakat bir gerçek değildir. Otorite mevkiinde bulunan bir partiye baskı yapmak gayesi ile halk kitlelerini diğer bir partiye çekmek lüzumu ortaya çıktığı zaman, bu fikrin bir yem olarak nasıl kullanılacağı bilinmelidir. Liberalizm de denilen bu hürriyet fikrine eğer hasmın kendisi de kapılmış ye bu fikrin uğrunda iktidarının bir kısmım teslim etmeğe arzulu ise görev daha da kolaylaşır. Burada bizim nazariyemizin zaferi kesinlikle meydana çıkıyor. Gevşetilen hükümet dizginleri hayat kanunu gereğince derhal yeni bir el tarafından ele geçirilir ve bir araya toplanır. Çünkü milletin kör kuvveti bir gün dahi rehbersiz kalamaz ve yeni otorite, liberalizm ile zayıflatılan eskinin sadece mevkiine yerleşmekten ibaret kalır.

DÜŞÜNCELERİN DEĞİL: “ALTININ İKTİDARI”

Günümüzdeki liberal idarecilerin iktidarının yerini, «altının iktidarı» almıştır. Bir zamanlar ise iman hükmetmişti. Hürriyet, gerçekleşmesi imkânsız bir idealdir. Çünkü kimse onun ölçülü olarak nasıl kullanılacağım bilmez. Halka muayyen bir müddet için kendi kendisin idare etme yetkisi vermek, onları düzensiz bir güruh haline getirmeğe yeter. Ondan sonra orada öldürücü bir didişme ortaya çıkar ve kısa zamanda sınıf mücadelesine dönüşür. Bu durumun içinde devletler yanıp yok olur ve onların değeri bir kül yığını derecesine iner.

Bir devlet kendi sarsıntıları içinde kendini tüketse veya dâhili anlaşmazlıkları onu dış düşmanlarından zayıf duruma getirse telafi edilemez bir kayba uğramış sayılabilir: O bizim hâkimiyetimize girmiştir. Tamamı ile bizim ellerimizde olar sermayenin istibdadı, ona bir saman çöpü uzatır. Devlet ister istemez ona sarılır. Eğer sarılmazsa dibi boylar. (…)

Sağlam mantıklı herhangi bir dimağ için akla uygun müşavere ve münakaşalar yardımı ile kalabalık güruhları bir yöne sevk etmede herhangi bir başarı ümit etmek mümkün müdür?

O zaman akılsızca itiraz ve tekzipler de yapılabilir. Bu gibi itirazlar halk arasında daha çok taraftar bulursa muhakeme kuvveti su yüzüne çıkabilir mi? Avam tabakasından olan ve olmayan insanlara sadece küçük ihtirasları, önemsiz kanaatleri  adetleri, an'aneleri, hissî nazariyeleri rehberlik ettiğinden parti anlaşmazlıklarına düşerler, hatta tamamiyle uygun müzakere temeline dayanan herhangi bir anlaşmaya engel olurlar. Bir kalabalık güruhunun her kararı, bir çoğunluk ihtimaline veya çoğunluğa dayanır. Onlar siyasî sırları bilmediklerinden bir kısım gülünç kararlar ortaya koyarlar ki bunlar idareye bir anarşi tohumu eker.

özgürlük-aldatmacadir.gif

SİYASETLE AHLAKIN ORTAK NOKTASI YOKTUR

Siyasetin ahlak ile ortak hiçbir yönü yoktur. Ahlaka uygun bir şekilde hüküm süren bir hükümdar mahir bir politikacı değildir ve bundan dolayı tahtında sağlam duramaz. Hükmetmek isteyen kimse hem kurnazlığa hem de yapmacıklığa başvurmalıdır. Açık sözlülük ve dürüstlük gibi halk arasında meziyet sayılan vasıflar siyasette kusurdurlar. Çünkü bunlar en kuvvetli düşmandan daha tesirli olarak ve daha kesinlikle hükümdarları tahtlarından düşürürler. Bu gibi vasıflar Yahudi olmayanların krallıklarına ait olmalıdır. Fakat biz hiçbir surette o vasıfları rehber edinmemeliyiz.

Bizim hakkımız kuvvette yatar. Mücerret bir düşünce olan «hak» kelimesi hiç bir şey ile ispat edilemez. Bu kelimenin manası şundan başka bir şey değildir: İstediğimi bana ver ki onunla senden kuvvetli olduğuma dair delil sahibi olayım.

Nerede hak başlar? Nerede sona erer?

 

Merkezî otoritenin zayıf olduğu, liberalizmin durmadan çoğalttığı hakların seli ortasında; kanunların ve hükümdarların şahsiyetlerim kaybetmiş oldukları herhangi bir devlette; kuvvetlinin hakkı ile hücum etmek ve mevcut bütün kaide ve düzeni darmadağın etmek, bütün müesseseleri yeniden kurmak, kuvvetlerinin hakkını kendi liberalizmleri içinde gönüllü olarak bırakıp bize terkedenlerin hükümdarı olmak için kendimde yeni bir hak buluyorum.

AMAÇ AHLAK DEĞİL; KAZANÇTIR

Her çeşit iktidarın sallantı halinde olduğu şimdiki zamanda bizim iktidarımız diğer herhangi birinden daha yenilmez olacaktır. Çünkü o hiçbir kurnazlığın artık kendisinin temellerini çürütemeyeceği bir kuvvete sahip oluncaya kadar görünmez kalacaktır.

Şimdi işlemek zorunda bırakıldığımız geçici kötülükten, sarsılmaz bir idarenin iyiliği meydana çıkacaktır. Bu idare, liberalizmin nice indirdiği millî hayat mekanizmasının düzenli işleyişini geri getirecektir. Amaç, araçları haklı kılar. Bu duruma göre planlarımızda, dikkatlerimizi iyi ve ahlakla uygun olandan ziyade lüzumlu ve faydalıya çevirelim.

Önümüzdeki stratejik bir plandır. Birçok yüzyıllar boyu devam eden çabaların boşa gittiğim görmek riskine girmeden bu plandan sapamayız.

 

Yarın: Kitleleri mahvetmeden lider olunamaz. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim