• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 27 °C
  • Ankara : 24 °C

Şöhretin ve paranın yalancı yüzünü en iyi o tanıdı

24.12.2014 07:31
Şöhretin ve paranın yalancı yüzünü en iyi o tanıdı
Yener EKİNCİ söyleşi

 

 

Tiyatro, sinema ve ses sanatçılığı derken şöhretin bütün basamaklarını tek tek tırmanarak zirveye ulaştı. Ancak hiçbir zaman ulaşılamaz olmadı. Plak şirketi kurduğunda 40’a yakın sanatçıyı meşhur ve zengin etti. Ali Avaz, ömrünün son yıllarını, iki oda bir salonlu, kiralık bir evde yaşayan kızının yanında geçirdi. Tek geliri ise televizyonlarda çalınan şarkılarından gelen 3-5 kuruşluk telif hakkıydı. Mersin’de yetişmesi sebebiyle Adana’da kalıcı dostlukları bulunan Avaz, Bestekar Yılmaz Kılıç’ı ziyareti sırasında yaşamından kesitler anlatmıştı. Bu söyleşinin daha önce yayınlamadığımız bölümlerini Adana Medya okurları için paylaşıyoruz. >>6’da

Her devrin muhalifi: Ali Avaz

ADANA MEDYA - Bir dönemin ünlü plakçısı, ses ve sinema sanatçısı olan Elazığlı Ali Avaz, Adana’ya yabancı bir isim değildi. Ne zaman memleketine yolu düşse, mutlaka Adana’dan geçmeyi ve buradaki dostlarıyla bir araya gelmeyi adet haline getirmişti. Zaten çocukluğunu da Mersin’de yaşamıştı. Gençliğinde Adana ile Mersin arasında mekik dokurdu. Altın Koza Festivallerinde Adanalı sevenleriyle sıcak sohbetler gerçekleştirir, kibirden uzak mütevazi tavırlarıyla beğeni toplardı. Avaz, geçmişi başarılarla dolu olsa da, son dönemlerinde sanat camiasından koparak kızının yanında yaşıyordu. Yaklaşık 1 yıl önce aramızdan ayrılan Avaz, 2010 yılında Adana’ya geldiğinde, bestekar Yılmaz Kılıç’ı ziyaret etmiş ve bu ziyareti sırasında kendisiyle güzel bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Avaz ile yaptığımız söyleşi de daha önce yayınlanmayan bölümleri sizler için paylaşıyoruz.

SANAT HAYATINIZA İLK NE ZAMAN BAŞLADINIZ?

İlkokuldayken bendeki yeteneğin farkına varan öğretmenim, okulda oynamak için bir piyes yazmamı ve aynı piyes ile halkevlerinin düzenlediği yarışmaya katılmamı istedi. Bunun üzerine "Evde ders" diye bir oyun yazdım. Sene 1949’du. Piyeste tutucu bir babayı konu almıştım. Bu piyesim yarışmada ikinci oldu. İşte bu benim sanat hayatımın başlangıcıdır.

PROFESYONELLİĞE NASIL ADIM ATTINIZ?

Hayatım boyunca haksızlıklara karşı gelmek için hep eleştirme ihtiyacı hissettim. "Bal Arıları" adında Metin-Ahmet ikilisi vardı. Onlar da benim gibi düşünüyor ve sanatlarını bu yönde icra ediyorlardı. Bazı skeçler hazırlayıp kendilerine götürdüm. Çok beğendiler. Hem sahnelediler, hem bana da sahne verdiler.

TİYATRO HAYATINIZ BUNDAN SONRA MI BAŞLADI?

Evet.. Kendimi ispat ettikten sonra Ali Harputlu Tiyatrosu’nu kurdum ve Anadolu'ya turne yaptım. Bu turneler çok uzun sürerdi.  "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" oyununu oynadım bu turnelerde. Oyunun ilginç bir özelliği vardı. Ezber bir metin oynamıyor, günlük, güncel siyasi konuları işliyorduk. Böyle bir esnekliği vardı oyunun. Bu oyun 5 sene devam etti. Fakat halkın o kadar ilgisini toplamıştık ki, yeni turneler için çok ısrar geldi. Nezihe Güler, Necip Tekçe, Baki Tamer, Güngör Küçükertuğran’dan oluşan bir kadro kurup bir turne daha gerçekleştirdim. Tam 72 gün sürmüştü.

PLAKÇILIK YAPMA FİKRİ NERDEN GELDİ?

O yıllarda saygın ve etkin bir meslekti. Herkesin yapacağı bir iş değildi. Başarılı olacağımıza inanarak, 1962 senesinde Şair Söğütoğlu ile ortak olarak İstanbul Plak firmasını kurduk. İlk plağımı da bu tarihte yapmıştım. Ayrıca tiyatroculuk deneyimimden Anadolu halkının neye güldüğünü çok iyi biliyordum. Parodi yazıp plağa okumuştum. Müthiş bir patlama yaptı. Her yerde bu plak çalıyordu. Büyük satışlar yapmıştı.

SONRASINDA SİNEMAYA MI MERAK SARDINIZ?

Aslında aklımdan sinema geçmiyordu. Müzik hayatımın en yoğun olduğu bir dönemde sinema hayatım başladı. İlk teklifi yapımcı Erkan Abacı yaptı. Önce kabul etmedim. Fakat peşimi bırakmayıp çok ısrar etti. 1972 de Nişan Hançer'in yönettiği "Sarı Öküz Parası" diye bir filmle başladım. İkinci filmim "Hacı Ağalar Kralı" oldu. Bu filmi "Yedi Bela Hüsnü" olarak Kemal Sunal'a çektiler. Benim filmlerimi çoğunda küçük değişiklikler yaparak Kemal Sunal ile çektiler.

PLAK FİRMANIZDA ÇOK SANATÇI ÇALIŞTI. KİMLERİ KEŞFETTİNİZ?

Erkin Koray, Mine Koşan, Arif Sağ, Çetin Alp bunların ilk 45'liğini ben yaptım. Zeki Müren, Gönül Akkor, Yıldıray Çınar, Cem Karaca, Güneri Tecer, Mustafa Yolaçan gibi 40'a yakın sanatçıyla çalıştım. Hiç birinin hakkı kalmadı bende. Ödemelere çok hassasiyet gösterirdim. Hep fazlasını verdiğim de söylenebilir. Bu nedenle sanatçılar piyasada beni çok severlerdi. Korsan kasetler piyasaya çıkmaya başlayınca şirketi kapattım.

KASETLERİNİZ SİYASİ TAŞLAMA ÖZELLİĞİNDEYDİ. OYSA AŞK ÜZERİNE BESTELERİNİZ DE VARDI. NEDEN HEP SİYASETİ TERCİH ETTİNİZ?

Plak, tiyatro ve sinema derken büyük bir servet kazanmıştım. Buna rağmen iktidarlarla sürekli uğraşıyor ve muhalefet olmaya devam ediyordum. Çünkü haksızlıklara karşı çıkmak benim yapımda vardı. Bilhassa Özal döneminde Rahmetli Turgut Özal ile çok kapıştım. Her devrin muhalif olduğu söylenebilir. Sevda ve aşk üzerine şarkılarım da vardı elbette. Fakat bunları farklı sanatçılar seslendirdi. Tarzımı bozmak istemedim. Siyasi şarkılarımdan bütün siyasiler nasibini aldı.

 

BİR ARA MADDİ SIKINTILAR YAŞANIDIĞINIZ SÖYLENİYORDU. SERVETİNİZE NE OLDU?

Büyük bir çöküş sürecine girdiğim doğruydu. Tam bir maddi yıkım yaşadım. Özellikle Özal döneminde büyük paralar kaybettim. Yaptığın çalışma ertesi gün korsana düşüyordu. Kiralık bir evde oturuyordum. "Tanrı İstemese İnsan Ölmezmiş" gibi pek çok eser bana ait. Bunlardan telif hakkı gibi gelirler olmayınca kiramı dahi ödeyemez duruma geldim. Herhangi bir sosyal güvencem de yok. Yıllar yılı Kültür Bakanlığına vergi ödedim. Şimdi bir evim dahi yok. İstanbul’da kızımın yanında yaşıyorum.

GÜNÜMÜZ SİNEMA, DİZİ VE MÜZİK ALBÜMLERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Ödül almış filmler gişede perişan haldeyken, Recep İvedikler’in lise başı olmasına anlam veremiyorum. Aile yapısını ayaklar altına alan dizilerden ise hiç bahsetmek istemiyorum. Şarkılar ise çok saçma. Sözleri ve müziği birbirinden farklı gibi sanki.

ONLARCA DİZİ FİLM ÇEKİLİYOR. HİÇ BUNLARIN BİRİNDEN TEKLİF ALDINIZ MI?

Üzerimde sinema yönetmenliği etkisi var. Belki onun için dizi filmlerden oyunculuk teklifi gelmiyor. Benim kafa yapıma uygun olanlardan teklif gelirse oynarım elbette. Bunun yanı sıra bazı projelerim de var. Ama kime gidip de benim projem var diyeceğim? Ne yazık ki Kimsenin aklına gelmiyorum.

SAYENİZDE ÜNLÜ OLMUŞ İSİMLER HİÇ DESTEK OLMUYOR MU? 

Karşılaştığımız zaman saygı duyarlar. Nankör diyemem ama arayıp sormazlar. Sanat dünyası biraz böyledir. Kimse kimseyi arayıp sormaz. Bugün 20 villa sahibi olup, boğaza nazır sırça köşklerde oturanlara şöyle seslenmek istiyorum; Hani bir zamanlar elinizden tutup sizi var eden, cebinize harçlık koyan, evinde barındıran bir adam vardı. Hatırladınız mı?

ALİ AVAZ KİMDİR?

2 Mart 1936 tarihinde Elazığ ili Harput ilçesinde doğdu. İlkokulu Mersin, Elazığ ve İzmir'de tamamladı. İlkokulda yazdığı Evde Ders isimli oyun bir yarışmada ikinci oldu. Gençliğinde Ali Harputlu Tiyatrosu'nu kurdu Anadolu'ya turne yaptı. Kendi yazdığı Sarı Çizmeli Mehmet Ağa oyununu oynadı bu turneler 5 sene devam etti. 1971'de Nezihe Güler, Necip Tekçe, Baki Tamer, Güngör Küçükertuğran isminden oluşan bir kadro kurdu. Bu oyunu tekrar Anadolu'ya götürdü. Turne 72 gün sürdü. Bu turne sonrası tiyatro hayatına son verdi. 1962 senesinde Doğu Bank İş Hanı'nda Şair Söğütoğlu ile ortak olarak İstanbul Plak firmasını kurdu. İlk plağını da bu tarihte okudu. Tiyatro yaptığı yıllarda Ali Evleniyor isimli bir parodi yazdı. Bu parodiyi plağa okudu. Plak müthiş bir patlama yaptı. Bu plakların bir tarafı Gırgır bir tarafı, siyasi taşlamalardı. İstanbul Plak, Stereo teşkilatını ilk getiren firmaydı. Stereo olarak Türkiye de çıkan ilk 45'lik Gönül Akkor'a yapılan, Bana Neler Vaat Ettin isimli plak olmuştur. Erkin Koray, Mine Koşan, Arif Sağ, Çetin Alp gibi sanatçıların ilk 45'liğini Ali Avaz yaptı. Cem Karaca için yaptığı "1 Mayıs" parçası nedeniyle Türk Ceza Kanununun 141 ve 142. maddeleri ile yargılandı. Kaset toplatıldı, mahkemelik oldu. Nazım Hikmet'in adını korkudan kimse ağzına alamazken, Cem Karaca'ya, 1 Mayıs Şeyh Bedrettin Destanı yaptı. Peşinden Safinaz geldi; Zeki Müren, Gönül Akkor, Yıldıray Çınar, Cem Karaca, Güneri Tecer, Mustafa Yolaçan gibi 40'a yakın sanatçıyla çalıştı. 1979'un sonunda korsan kasetler yapılmaya başlayınca müzik yapımcılığını bıraktı. 1972'de Nişan Hançer'in yönettiği "Sarı Öküz Parası" adlı filmle sinemaya başladı. İkinci filmi Hacı Ağalar Kralı oldu. Sanat hayatında onlarca ödülü olan Ali Avaz'a 27 Nisan 2010'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde ona, Yüzyılın Sanatçıları, Onur Ödülü verildi. 27 Kasım 2013'te rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim