Soruşturmanın hem savcısı, hem hâkimi hem de delilleri sıkıntılı

Adana’da yasa dışı dinleme iddiasıyla suçlanan 8 polis, ‘örgüt ve çete suçlusuymuş’ gibi kapılarına gelen Terörle Mücadele Şube ekipleriyle karşılaştı.
Ekipte görevli olan polislere sabah erken saatte gelmeleri emri verilmişti. Operasyon yapılacağı belliydi, fakat nereye ve kime yapılacağı bilinmiyordu. Görevli polisler, arama yapmaya gittikleri evlerde amirleri ve arkadaşıyla karşılaştı. Yıllardır beraber mesai yaptıkları arkadaşlarının evlerini örgüt suçlusu gibi aramak birçok polisin ağrına gitti. 2’si emniyet müdürü, biri komiser 8 polisin silahına ve kimliğine el konuldu. Daha ne olduğunu anlamayan eşlerine ise ‘kocanızla vedalaşın’ denilmesi, senaryonun sonucu hakkında bilgi veriyordu. Yıllarca devlete hizmet eden ve sicilinde herhangi bir menfi durum olmayan polisler, bu şekilde itibarsızlaştırılacaklarını tahmin etmiyordu. Emniyet’teki sorgularında polisler, Star gazetesinin 18 Mart 2014 tarihli ‘Yargıya polise paralel şantaj’ başlıklı manşet haberinde verilen iddialarla suçlandı.
8 polis hakkında Adana’daki TIR olayından sonra HSYK kararıyla atanan Başsavcı Vekili Ali Doğan tarafından gözaltı kararı alınması, yaşanacakların habercisi gibiydi. Emniyetteki sorgunun ardından şube müdürünün odasında tutulan polisler, Savcı Ali Doğan’ın “Şüphelilere uygulanan prosedür ne ise o uygulansın.” talimatıyla geceyi nezarethanede geçirdi. Sabah Adli Tıp Kurumu’na muayeneye götürülen polisler, çıkışta önceden haber verilen basın mensuplarıyla karşılaştı. Başsavcı Vekili Ali Doğan, polislere yasa dışı dinleme yapıldığı yönündeki iddiaları sordu. Sorguda, havuz medyasının iddiasının aksine örgüt veya paralel yapı iması dahi yapılmadı. Polislerin avukatları ve yakınları, savcının vereceği kararı ve bir an önce sevdikleri insanlara kavuşmayı bekliyordu. Ancak savcı, 8 polisten 6’sının tutuklanmasını istedi. Ancak avukatlara göre tutuklanmayı gerektirecek delil veya belge yoktu. Artık umutlar mahkemeye kalmıştı. Savcı Ali Doğan’ın sorgusunun ardından ise devreye ‘Başbakan hayranı’ hâkim girdi.
Nöbetçi mahkeme, 1. Sulh Ceza’ydı. Mesai saati bitiminden sonra mahkemeye nöbetçi hâkim atandığından, dosyaya kimin bakacağı merak ediliyordu. Akşam saat 17.30 civarında dosyaya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin hâkimi İbrahim Sağır’ın bakacağı öğrenildi. Mahkeme kapsındaki polis memurları, gazeteci olduğumu fark edince adliye dışına çıkmamı istediler. Onlara haber alma özgürlüğünden ve bu duruşmayı takip etmek istediğimi söylememe rağmen zorla dışarıya çıkarıldım. Kapıda bekleyen basın mensuplarının yanına gelen bir polis, mahkemeye çıkarılanların hepsinin tutuklandığını, birazdan adliyenin ana giriş kapısından çıkartılacaklarını söyledi. “Çıkarken rahatça görüntü alabilirsiniz.” şeklindeki konuşma pek alışıldık bir durum değildi. Çünkü duruşmayı takip ettirmeyenlerin, tutuklandıkları haberi için kurye göndermesi senaryonun önceden hazırlandığına işaret ediyordu. Adliyenin üç farklı kapısı olmasına rağmen 6 polis, ana giriş kapısından ve herkese göstere göstere çıkartıldı.
Bazı gazetelerde ‘paralel yapıya operasyon’ diye duyurulan tutuklamalara imza atan Hâkim İbrahim Sağır’ın Facebook sayfası da adeta AK Parti’nin bülteni gibiydi. Başbakan Erdoğan’a övgüler, Hizmet Hareketi’ne ağır hakaretlerin ve çirkin yakıştırmaların yapıldığı paylaşımların ilk önce Hâkim Sağır’a ait olup olmadığına dair şüphe oluştu. Çünkü bir hâkimin bu şekilde paylaşımlar yapabileceği pek akla yatkın değildi. Fakat bunun haber olmasından sonra Facebook sayfasından yaptığı açıklamayla, Başbakan’a olan hayranlığını ve yaptığı paylaşımları inkâr etmediği ortaya çıktı. Paralel yapıyla mücadele paylaşımları ve Hizmet Hareketi’ne yönelik çirkin yazıları yayınlayan bir hakimin, hukuki gerekçelere ve vicdani kanaatine göre karar verdiğine kim inanır?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şehit babası: İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğimTunceli’de polis noktasına terör örgütü tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıda şehit olan polis memuru Kaan Kılıç'ın babası "İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğim." dedi.
Darbeci pilotların devlete maliyeti en az 27 milyon TLDarbe gecesi kendi halkını havadan bombalayan pilotların, emekli olana kadar devlete maliyeti 100 milyon TL'yi buluyor.
Hande Fırat: Gelecek için Sayın Cumhurbaşkanımız dedimCumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını telefonuyla CNN Türk'ten Türkiye'ye duyuran sunucu Hande Fırat, 15 Temmuz ve sonrası duygularını anlattı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












