Sözlü sunumun dehası: Yüksel MERT

“İnsanı, insana, insanla, insanda, insanca…” gün aydınlanırken, Adana bu çağrıyla uyanır. Yaklaşık 17 yıldır, önce yerel sonra yaygın televizyonlarda bu çağrı güzel yurdumun insanlarına yapılır.
Yüksel Mert’i yaklaşık 20 yıldır tanırım; İçindeki insanlık sevgisi, barış duygusu ve yaratılmış her canlıya saygısını dağıtırken görürdüm.
Adeta kendini yağmalatırcasına insan mutsuzluğuna ve sorunlarına çözüm olacak her türlü yağmalanmanın baş aktörü.
Yeni bir proje ile dünyaya sesleneceğini öğrendim. Uyduda yayın yapan Yurt TV’ ekranlarından, çağrısını dünyaya yapacak; Bu kez yine dünyaya seslenecek; “ İnsanı, insana, insanla, insanda, insanca…

KORKMA, BOYUN EĞME, SUSMA…
“Sayın Mert, yapacağınız programın içeriğini sormadan önce , Neden Yurt Tv?”
“Türkiye’de yüzlerce televizyon kanalı var. Hepsinden edindiğim izlenim şu: ‘Yok aslında birbirimizden farkımız…’ Bu çizginin dışında farklı birkaç yayın kuruluşu kaldı. Yurt Tv, o yayın kuruluşlarından biridir. Beni tanırsınız; söyleyeceklerimi söylerim. Bana “ Korkma! Boyun eğme, Susma…” sloganını içselleştirmiş bir anlayışın yönettiği kanal gerek. Bu da Yurt TV ve Yurt Gazetesi’nin sloganıdır. O nedenle Yurt Tv…”
BAKANLAR NEREYE BAKACAK
“Şimdi yapacağınız programın içeriğini paylaşalım?”
“Programın adı “BAK BAKAN” olacak.
“Nasıl yani?”
“Günlük konuşmalarımızda dikkatleri yoğunlaştırmak için ‘ Bak’ vurgusunu kullanırız. “Bana bak kardeşim”, “Bak dostum” gibi. Bir anlamda içtenlikten doğana bir baba sertliği… O anlamda Türkiye Cumhuriyeti Bakanlarına diyoruz ki ; “BAK BAKAN!”

“İlginç. Peki, Bakanımız neden / nereye bakacak?
“Bizim programımıza bakacak elbette. Ya kendisi veya görevlendirdiği basın danışmanları programı izleyecekler.”
“Neden izlesinler?”
“İşte olayın en can alıcı noktası bu… Konuşanlarımız 2 gün sonra gündemden düşecek konularla meşgul ise, toplumun ciddi sorunları ve bunların nasıl çözülebileceği gündemimizde yok ise, sorunlarımızla yaşamaya devam eder gideriz.
Bir sorunu çözmek için öncelikle o sorunları nedenlerini saptamamız gereklidir. İnsan nereden kaynaklandığını bilmediği bir sorunu nasıl çözsün? Çözemez. Peki, sorunun kaynağını nasıl anlayacak? Bilimsel düşünecek, akılcı düşünecek. Örneğin bir sağlık Bakanlığı… Hastaneler hangi düzeydedir, hizmet kalite farkı var mıdır? Sağlığı talep edenler eşit muamele görüyorlar mı? Aksaklıklar ve doğru yapılanlar nedir? Bunları programda tartışacağız?”
BAKAN, SİMGESEL OLARAK PROGRAMDA OLACAK

“Araya giriyorum. Bunu kendi aranızda mı konuşacaksınız?”
“Kesinlikle hayır. Her bakanlığın sorunlarını masaya yatırırken, o konuda uzman olan, o konu ve bilgilere hâkim olan kimselerle yapacağız. Size formattan söz etmedim. Sanki o canlı yayın programında bakanımız varmış gibi bir kişi olacak. Bu kişinin yüzü görünmeyecek ama biz bakan o imiş gibi ona hitap edeceğiz. Simgesel olarak sanki bakanımız programımızın şeref konuğu olacak ve biz ona anlatacağız.”
“İlginç, hiç böyle bir şey görmedim?”
“Evet zaten Türkiye’de ilk kez uygulamaya konuyor. Sanki Milli Eğitim Bakanımız programda gibi eğitimin sorunlarını kendisine anlatacağız. Biraz da şu mesajı vermek istiyoruz. Paylaşacağımız bilgilerden o denli emin olacağız ki bu bilgileri hiçbir aracı kullanmadan direk bakana iletiyor olacağız.”
UĞUR KARACA: ÇÖZÜM MAKİNESİ
“Programı kiminle yapacaksınız?”
“Programın esas mimarı, bilgisine birikimine her zaman güvendiğim değerli dostum Avukat Uğur Karaca’ya aittir ve programı birlikte sunacağız…”
“Yani?”
Bak Bakan! İsimli programda, her hafta bir bakanlığın çözmesi gereken sorunları ve çözüm yollarını ortaya koyarak, karanlığa küfredenlerin gözü önünde birer mum yakmaya çalışacağız. Ben inanıyorum ki, İktidara yapılabilecek en büyük muhalefet, daha doğru olanın ne olduğunu ortaya koymaktır.
Aydın kişi, iktidarda bulunan partisinin her yaptığını alkışlayan değildir. Tam tersine Aydın kişi, daha iyinin, daha doğrunun ne olduğunu iktidarda bulunan partisine her an hatırlatan kişidir. Yani Aydın kişi muhalefet yönünü köreltmeyen kişidir.
O yüzden aydın kişiler hiçbir zaman iktidar ile tam olarak entegre olamaz.
Bu çerçevede pozitif bir muhalefet örneği sergileyip, geçici gündeme takılmadan gerçek gündemi oluşturmaya çalışacağız... “
Her zaman şunu savunmuşumdur: Toplum olarak kendimizi değiştirirsek, yönetim şekli de o yönde değişir. Ne isek öyle yönetiliriz. Öyle ise kendimizi değiştirip sesimizi yükseltiyoruz. Doğru uygulama için öncelikle doğru düşünce gereklidir. En değerli şey akıl ve bilgidir. Al bedava kullan…”

“Sayın Uğur Karaca’yı bana siz tanıtmıştınız. Hatta “Hangi Allah” adında çok değerli bir kitabını armağan ettiniz. Çok değişik ve aydın düşünceleri ile tanıyorum. Program Arkadaşınızı biraz daha anlatır mısınız?”
“Dediğiniz gibi değişik ve aydın düşünceli bir insandır. Avukatlığının yanı sıra, araştırmacı yazar yönü vardır. Ki o vesile ile tanıştık ve yollarımız kesişti. Ayrıca “Türkiye Çözüm Partisi”nin de Genel Başkanıdır. Yaşamını, Türkiye’nin sorunlarını anlama, kavrama ve nihayetinde çözüm bulmaya adamış bir aydındır. Sanki bir çözüm makinesidir. Ve cesur önerileri ile her zaman gündeme gelmektedir…”
“Gerçekten Hangi Allah adlı eserinde ruhbanlarla ilgili görüşlerini hatırlıyorum da : “İyiniyetli ve istekli biri, doğayı gözlemleyerek Allah'ın kurallarını anlayamaz mı?. Allah içimize, iyiye onay veren, kötüyü veto eden, vicdan diye bir mekanizma yerleştirmiş. Buna göre hırsızın yüzü kızarır ve hiç kimse hırsızlığı övemez. Hırsızlık ve namussuzluk gibi şeylerin kötü olduğunu savunmak için bir kitaptan okunması mı lazım?. Apaçık olan şeyleri bir başka delille desteklemeye neden gerek duyalım?...” diyordu. Ruhban sınıfının çok köklü bir eleştirisini yapıyordu. Şahsen benim de katıldığım bir görüştür. Buradan kendisine selamlarımı sunuyorum…”
“Yine hep sen konuştun ya! Abi Röportajı veren benim beni konuştursana?”
“Anladım, kavga etmeden duramıyorsunuz. “BAK BAKAN” programı anladığım kadarı ile danışmanlık hizmeti.?”
“Aynen öyle. Bakanlarımıza, bakanlıkları ve işleyişleri, kamuoyuna yansımaları konusunda danışmanlık hizmeti veriyoruz. Tek farkla. Bu hizmetimizden dolayı ücret almıyoruz. Bila bedel bu görevi yerine getiriyoruz… İlk programımızı Alaaddin Yüksel’i konuk edeceğiz. ”
“Yayın saatleri ve sizce programın başarı oranı?”
“Program her Çarşamba saat 22.00 ile 24 arası. Ne oranda başarılı olacağımız, biraz da kamuoyunun bu tarzımıza vereceği desteğe bağlı.”
“Ben, her zamanki gibi başarılı olacağınıza inanıyorum. Sayın Yüksel Mert, Türkiye’nin önde gelen bir çok insanına “kendinizi nasıl anlatırsınız?” diye sordunuz. Ben de size sorayım: Kendinizi nasıl anlatırsınız?”
“1954 yılında Osmaniye’de doğdum. Evliyim, Selçuk, Zişan, Muhammet ve Samet adında 4 çocuğum var. Bir de kendisiyle her zaman öğündüğüm ve oğlum dediğim damadım Cengiz Açıkgöz var.
Kendimi bildim bileli okur, düşünür yazarım.
Irk, renk, din, dil, sosyal statü, güzellik-çirkinlik” demeden, “Kapısı sonuna kadar insana açılmış bir yüreğin sahibi olmak gibi soyut zenginliklere tutkum var. Çağımızda insan sevgisi, doğa sevgisi ve tüm sevgiler; “her türlü kötülüğe karşı olmakla başlar…”
Burada kesiyorum…
Değerli okurlar, belki birçok insanın muhalefet ettiği ancak içinden takdir ettiği Yüksel Mert’i anlatmak, atomu parçalamaktan zordur. Örneğin ben anlatamam. Bildiğim şey, yaratmış olduğu çekim ve sunum gücü ile 17 yıldır programına konuk etmediği Adana valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve İlçe Belediye Başkanı yoktur. Gerek sunum dehası gerek alçak gönüllülüğü gerekse konuklarını tanıması sonucunda, Banu Avar’dan Doğu Perinçek’e; Edip Yüksel’den Cemal Kutay’a; Doğan Gülbasar’dan Muazzez İlmiye Çığ’a kadar, yüzlerce önder, örnek insanı konuk etmiş ve görüşlerinin paylaşılmasına katkı koymuştur.
Ben ona Sunumun Dehası diyorum.
Ayrıca onun için Anadolu Toprağı diyorum; üstüne basabilirsiniz, çiğneyebilir hatta üzerinde tepinebilirsiniz. Üzerinden silindirle geçerseniz size yol olur; hayır, işleyerek ve ekerek geçerseniz, size ürün ve bereket olarak geri döner.
Adana Medya Gazetesi’nin ve Akdeniz Türk TV’nin ekibinde olan Yüksel Mert’in, böyle bir program yapması bizlere gurur vermektedir. Kendisini kutluyoruz. Adana’dan yükselip atmosfere dağılan çağrısı sonsuza dek kalacaktır: İnsanı, insana, insanla, insanda, insanca…
“Son olarak Sayın Mert, ben sizi neden sevmiyorum?”
“Belki de kıskandığın içindir…”
Yolun ve Bahtın açık olsun Yüksel Mert.
Yüksel, Yüksel ve Mert’çe kal.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












