Sözlü'den As Platform'a ziyaret

SÖZLÜ’DEN AS PLATFORM’A ZİYARET
Milliyetçi Hareket Partisi Adana Büyükşehir Belediye başkan adayı Hüseyin SÖZLÜ dün akşam Adana Sivil Toplum Platformuna üye kuruluşların yönetici ve üyelerine ziyaret gerçekleştirdi.
Toplantıda ,As Platform başkanı Mahmut ERASLAN söz alarak AS Platform olarak bütün partilere eşit mesafede olduklarını ifade ettiler.
ERASLAN Platform olarak şehrimizin sorunlarını tespit edip çözüm yollarını sunmaya devam edeceğiz diyerek bugün de Sayın SÖZLÜ’ YE yerel yönetimler ile ilgili şehrimizin sorunlarını ve çözüm yollarını içeren raporumuzu sunacağız dediler. Son olaraktan Şehrimiz için kim güzel hizmet sunmak istiyorsa destekleyeceklerini ifade eden ERASLAN misafirlere katılımlarından dolayı teşekkür ederek sözü konuğa vermek istediğini ifade ettiler.
SÖZLÜ’ DE bütün AS Platforma üye kuruluşların değerli yönetici ve üyelerini kendilerini kabul ettikleri için en içten saygıyla selamlayarak sözlerine başladı. Siyaseti ilkeler üzerinde yapmaya gayret eden bir şahsiyet olarak karşınızdayım. Ben Adana halkına güvenerek yola çıktım. Ceyhan da olduğu gibi Adana da da başarılı olmak istiyorum. Ceyhan’da bizlere gönül veren ve kefil olan halkımızı mahcup etmemek için elimizden geleni yaptığımız gibi Adana da da bizlere teveccüh edecek olan halkımızı mahcup etmeyeceğiz. Sosyal belediyeciliği sadece yardımdan ibaret görmüyoruz. Bizler sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiğini de iyi biliyoruz. Hizmet ettiği toplumun şahsiyetini incitmemek temel ilkemizdir. Milli değerleri yüceltmek amacımızdır. Bu milletin değerlerini yaşamaya çalışan birisi olarak siyasi mülahazalar dışında kimseyle bir çatışmaya asla girmeyeceğiz.
Kentimizin birçok sorunu olduğunu görüyor ve biliyoruz. Trafik, kentsel dönüşüm, alt yapı, göç gibi sorunları çözüme kavuşturmak gayreti içerisinde olacağız. Şehircilik ile ilgili bilgimizi kullandığımız gibi ferasetimizi de kullanacağız. Yeni imar yasasının avantajı ile bulvarları kuzeyden, güneye, doğudan batıya birleştireceğiz.
Şehrimizin güneyi ciddi bir şekilde ihmal edilmiştir. Şöyle bir baktığınızda güneyde okullar haricinde hiçbir yatırım görmüyorsunuz. Bizler nasip olursa seçildiğimizde güney bölgemizi çok ciddi bir şekilde geliştireceğiz. Projelerimiz var güney Adana ile ilgili hayata geçirmek için yetki istiyoruz. Bizler Ceyhan da güzel işler başardık, kardeşliğimizi pekiştirmeye çalıştık, birlikteliğimizi artırdık ve hiçbir zaman ayrıştıracak, ötekileştirecek eylemlerin içerisinde bulunmadık. Adana’mızda da bunu başaracağımıza inanıyoruz. Öteki kavramı bizlerde olmadı olmayacak diyerek Sözlü sözlerini şöyle tamamladı; Temiz bir kadro ile hizmetimizi sunmak istiyoruz. Cenabı Allahtan ve Halkımızdan destek istiyoruz.
Soru cevap kısmında soruları da yanıtladıktan sonra herkese teşekkür eden SÖZLÜ’YE AS Platformun hazırladığı “Belediyecilik ve Yerel Yönetimler” raporu AS Platform başkanı Mahmut ERASLAN tarafından dosya halinde takdim edildi.
Adana büyük şehir belediye başkan adayı Hüseyin Sözlü’ye Teslim edilen dosyada neler vardı işte dosyanın tam metni:
ADANA SİVİL TOPLUM PLATFORMU BELEDİYECİLİK VE YEREL YÖNETİM
ÖNERİLERİ
ADANA’DA ŞEHR-İ EMİN OLMAK
Şehr-i Emin, eskilerin Belediye Başkanı için kullandıkları bir tabirdir.
Şehr-i Emin, kelime olarak Belediye Başkanlığına denk gelse de içerik ve mana olarak çok derin bir kavramdır:
Öncelikle bu sıfatı taşıyan kişinin ahlaki ve idari becerisinin yüksekliğine ve seçkinliğine işaret eder. Hemşehrileri, bu sıfatı taşıyan kişinin şehrin maddi ve manevi varlıklarına sahip çıkacağına, üstlendiği vazifeyi hakkıyla yapacaklarına inanırlar.
Ne yazık ki en güvenilir kurum olması gereken Belediye Başkanlığına kahır ekseriyet güven duymamaktadır. Yıllardır yapılanlar ve anlatılanlar insanların kafasındaki güven imajını yerle bir etmiştir.
Güvenini kaybetmiş bir kurumun bulunduğu şehre hizmet etmesi de çok zor olmaktadır.
AS Platform olarak bu makama talip olanların muvaffak olması için aşağıdaki hususlara dikkat etmesi gerektiğine inanıyoruz.
1- GÜVEN ve İTİBAR:
Bir şehrin, kendi belediye başkanına itimadı kalmadıktan sonra sağlıklı bir hizmet mümkün olmaz. Güven ve itibarın tesisi için şunlara dikkat etmek gerekir:
a) Yozlaşmış politik tavırlardan kaçınmak ve İlkeli Siyaset yapmak:
Bugün geldiğimiz noktada ülke siyasetimiz, maalesef ahlaki duruştan, erdem ve fedakârlıktan uzak bir görüntü vermektedir.
Günü kurtarma endişesiyle yapılan günübirlik politikalar. Bir sonraki seçimi kazanmaya endeksli popülist yaklaşımlar, belediyeleri kısır bir döngü içinde boğup güdük bırakmaktadır.
Belediye Başkanının, kendine oy veren partililerin değil tüm şehirdeki insanların başkanı olarak görmesi ve kucaklayıcı bir tavır sergilemesi;
En yakınlarının zararına bile olsa şehrin menfaatine olacak adımlardan kaçınmaması;
Uzun vadeli hedeflerin konması ve istikrarla bunun takibinin yapılması elzemdir.
b) Kadrolaşma ve Ehil İnsanlarla Çalışmak:
Her gelen başkanın adaletsizce eski çalışanlara karşı bir kıyıma girişmesi ve oy için vaatlerde bulunduğu insanlara kadro açmaya çalışması vicdanları yaralamaktadır. Haksız yere işine son verilenlerin ahını almış bir kimse muvaffak olamaz.
Gerek önceki dönemden gerekse seçim sonrasında alınan kadrolarda ehliyete önem vermek; torpile mahal vermemek ve beceriksiz/tembel insanlarla yol almamak gerekir.
c) İhalelerde ve Belediye İşleyişinde Şeffaflık:
Son yıllarda belediye ihalelerine büyük bir şüphe ile yaklaşılmakta, en masumane bir ihalede bile yolsuzluk ve hırsızlık aranmaktadır.
Bu şüpheyi kırmak için yapılan her ihalenin, önceden ilanları ve sonuçları ayrıntılı olarak belediyenin web sayfasında yayınlanmalıdır.
Web sayfasında söz konusu ihalelerin normal piyasa fiyatları ile ihalede verilen fiyatın karşılaştırılması, ihaleyi alan-lar- ile ayrıntılı bilginin bulunması ve diğer illerdeki benzer ihale sonuçları verilmelidir.
d) Vampir takımından uzak durmak:
Her belediyenin etrafını parazit gibi saran, haksızca belediyenin imkânlarından nemalanmak isteyen gazeteci, takipçi, partici vs gibi asalak bir güruhun varlığı acı bir gerçektir.
Şaibeden uzak bir çalışma için bu tip kişilerin belediyenin kapısından içeri sokulmaması gerekir.
e) Harcamalarda tutarlılık ve kişisel harcamalardan uzak durmak:
Belediye bütçesinden yapılan kişisel harcamalar ve reklamlara yasal bir kılıfa uydurulsa bile toplum vicdanında büyük yaralara ve öfkeye sebebiyet vermektedir.
2- MECLİS ÜYELİKLERİ:
Ülkemizde yerel seçimlerde tüm dikkat belediye başkanlığına veriliyor. Oysaki meclis üyelikleri de en az belediye başkanlığı kadar önemlidir.
Meclis üyelikleri, eş dost sevindirme veya birilerine ulufe dağıtma fırsatı olarak görüldüğünden işin ehli olmayan, belediyecilikten bihaber, ufku dar veya rant peşindeki insanlara veriliyor.
Kaliteli, becerikli ve ahlaklı bir meclis, belediye başkanının gücüne güç katar. Tersi durumda hem belediyenin hem de başkanın itibarına büyük zarar verir.
3- YALAKA KÖRLÜĞÜ ve İSTİŞARE:
Ülkemizde makam sahipleri için en büyük tehlike makamın çevresini kuşatan yalaka tipli insanların varlığıdır.
“Siz en iyisini bilirsiniz, çok iyi düşünmüşsünüz, mükemmelsiniz vs” tarzı söylemlerle makam sahibinin kişilik dengesini bozarlar. Olası yanlışların ve eleştirilerin başkana ulaşmasına engel olurlar. Ve en önemlisi başkan ile halk arasındaki köprüyü dinamitlerler.
Bu Yalaka çemberini kırıp direk halktan gelecek öneri ve eleştirileri duyabilecek bir yol tesis etmeli. Bunun yolu da sağlıklı bir istişare ekibinin oluşturulmasıyla mümkün olur.
İstişarenin önemini anlatmaya gerek yok, hepimizin malumu. Karakterli, vizyonu ve birikimi olan kişilerden oluşturulacak böylesi bir kurul, başkana ve belediyeye ciddi bir katkı ve saygınlık kazandırır.
4- SOSYAL BELEDİYECİLİK VE SİRK BELEDİYECİLİĞİ:
Sosyal Belediyecilik, devletle halk arasında sıcak bir köprü kurmak, toplumsal bilgi ve beceriyi artırmak, belediyede sosyal katılımcılığı artırmak için bir fırsattır.
Ne yazık ki çoğu belediye bu kavramı gereği gibi kavrayamadı. Pop konserleri, eğlence festivalleri, sirk gösterileri yapmayı sosyal belediyecilik sandılar. Buna bir de başkanların kişisel reklam çabaları da girince ortaya yoz bir durum çıktı.
Taziye evleri ve cenaze hizmetleri, toplumsal yaşamın kalitesini artırıcı etkinlikler, yaşamı kolaylaştırıcı uygulamalar vs. sosyal belediyeciliğin güzel uygulamalarıdır.
5- GELECEK PLANLARI ve VİZYON:
Şehirler canlı gibidir, büyür ve gelişirler. Önceden gelişimi tahmin edip ona göre açılımlar yapamazsanız kırık bir kolun yanlış kaynaması gibi deformatik ve dönüşümü sancılı durumlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu yüzden uygulanabilir projeler/açılımlar ortaya koymak lazım.
Kendi şehrinin, ülkesinin ve dünyanın 20-50 yıl sonrasını düşünmeyen/hayal edemeyen kişilerin gelecekle ilgili gerçekçi ve başarılı projeleri olamaz.
Vizyonu olan, ufku ve bilgisi geniş bir ekiple şehir için 5, 10, 25, 50 ve hatta 100 yıllık hedef ve projeler geliştirmek lazım. Aynı şekilde düzenli toplantılarla gerektiğinde bu projeleri gelişmelere göre revize etmek de gerekir.
6- ŞEHİR ESTETİĞİ:
Mimariler bir şehrin kişiliğidir. Özgün mimariler şehre kişilik kattığı gibi, o şehrin medeniyetinin de bir göstergesidirler.
Altın Koza Film Festivali gibi halka bir şey katmayan projelere milyon dolarlar akıtmak yerine ödüllü proje yarışmaları düzenleyip şehre orijinal mimari çalışmalar kazandırılabilir.
7- RANTSIZ İMAR ve ŞEHİRCİLİK:
Şehrin %90’ının kaçak olması Adana için utanılacak bir durumdur. Bir de her yıl yapboz tahtasına dönen imar planları sağlıklı bir yapılaşmaya izin vermemektedir.
Vatandaşı mağdur etmeyecek büyük çapta son bir imar planı kaçınılmazdır.
Bu kadar büyük imarsız yapılaşma karşısında geriye dönük bir müdahale imkânsızıdır. Milat olarak bir tarih belirtilip af çıkarılmalı ve bu tarihten sonra kaçak bir yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir.
50 yıl sonra dünyadaki tarım arazilerinin altın kıymetinde olacağını hesaba katarsak dünyanın en verimli arazilerinden birine sahip Çukurova’yı imara açmak cinayettir.
Şimdiye kadar araziler imara açılıp yapılaşma bittikten sonra altyapı tamamlanmaya çalışılıyordu. Oysaki altyapı önceden yapılsa daha kısa sürede çok daha ucuza mal olacağı gibi insanlar da rahatsız edilmemiş olur.
8- BELEDİYECİLİĞİN SON MODASI KENTSEL DÖNÜŞÜM:
Ülkemizdeki bunca çarpık yapılaşma sonucunda kentsel dönüşüm kaçınılmaz oldu. Maalesef belediyeler kentsel dönüşümü ya rant kapısı ya da günün yükselen trendi gibi görüyorlar. Haliyle şehrin çarpıklığına çözüm olacak projeler üretemiyorlar.
Birilerine rant oluşturmak amacıyla değil vatandaşın menfaatine olacak şekilde ve belediyeler ile devlet de elini taşın altına sokarak projeler yapmak gerekir.
Adana özeline gelirsek; yan mahallelerde dostlar alışverişte görsün mantığıyla değil, şehrin merkezine inerek Melek Girmez, Mısır Çarşısı, Tepebağ, Kuru Köprü gibi alanlarda modern ve mükemmel projeleri hayata geçirmek lazımdır.
Özellikle şehir merkezinde bu kentsel dönüşüm esnasında kuzey güney doğrultusunda yer altından bağlantı yolları oluşturulmalıdır.
9- REKLÂM ÇILGINLIĞI:
Belediye Başkanlarının her fırsatta şehrin köşe başlarına Saddam gibi fotoğraflı afişlerini asmaları halk nezdinde antipatiye neden olmaktadır.
Zaman zaman tanıtım ve ilanlar kaçınılmaz olacaktır. Reklâmda itidal ve seviye uzun vadede kazançtır. Unutulmasın ki en iyi reklam hizmetle yapılır. Kulaktan kulağa takdir cümlelerinin fısıldanması kadar güzel reklam olmaz.
10- STK’LARLA İŞBİRLİĞİ:
Son yıllarda Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) önemi anlaşılmakla birlikte bu alanda sağlıklı bir işbirliği oluşturulamamıştır.
Belediye imkânlarını ulufe dağıtır gibi STK’lara sunulup bedel olarak oy talep edilmesi veya STK’ların belediyeleri/başkanları amigovari desteklemelerini işbirliği olarak görmüyoruz.
Belediyelerin özellikle sosyal alanlarda her işi kendileri yapmak yerine o alanda branşlaşıp başarı ortaya koyan STK’larla işbirliği yapması daha kolay ve anlamlı olur. Hem belediye zamandan ve personelden tasarruf edecek hem de STK’lar da kuruluş gayeleri doğrultusunda daha kaliteli adımlar atmış olacaklardır.
Belediyeler yapmış oldukları icraatların sağlamasını STK’lar üzerinden takip etmelidirler.
Ayrıca şehirle ilgili ileriye dönük projeler mutlaka STK’larla beraber istişare edilmelidir. Unutulmamalıdır ki “akıl akıldan üstündür”.
Ayırım yapmadan işlevsel STK’lara belediyelerin yer, personel ve araç gereç desteğinde bulunması Sosyal Belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olacaktır.
ADANA’YA ÖZEL DURUMLAR
1- Göç:
Gerçekçi olmak lazım; Göç, Adana’nın kaderidir. İklimin yumuşaklığı, su ve toprağın bereketi, jeopolitik konum bu bölgeyi tarih boyunca göç için cazip bir yer kılmıştır. Dün terördü, bugün Suriye’deki iç çatışmadır, yarın başka bir gerekçe olacaktır ve göç devam edecektir.
Öyleyse gerek mülki, gerek idari ve gerekse ticari alanlarda bu faktör hep gözetilmelidir. Gelecekle ilgili projeler bu faktör göz önüne alınarak yapılmalıdır.
2- Gizli Çekişme:
Hepimizin bildiği üzere Adana üç ana etnik yapıdan oluşuyor: Türkler, Kürtler (Doğudan göçle gelen Kürt, Zaza ve Araplar) ve Adana Arapları (Fellahlar).
Bu üç kesim arasında adı konulmamış ve kapalı kapılar ardında süren bir çekişme vardır. Aynı meslek odasında, aynı siyasi partide, aynı belediyede çalışanlar birbirinin aleyhinde bulunuyorlar.
Herkes bu çekişmenin içinde olmasa da olanların varlığı ciddi sorun oluşturmaya yetiyor. Adana siyasetinin ve sanayisinin güdük kalmasının en büyük nedenlerinin başında bu konu geliyor.
STK’ların da desteğiyle bu çekişmeyi devlet engelleyebilir.
Belediyeler, hassas bir politika izleyip herkesin/kesimin belediyesi olduklarına insanları inandırmaları gerekiyor.
3- Trafik:
Adana trafiği her geçen gün daha da içinden çıkılamaz hale geliyor. Acil tedbirler almak gerekiyor:
a) Köprülü Kavşaklar: Ana arterlerdeki köprülü kavşak ihtiyacını ve önemi hepimizin malumu anlatmaya gerek yok.
b) Geçitler: Şehir merkezine girmeden kuzey-güney ve doğu-batı istikametinde alt geçitlerin oluşturulması gerekiyor.
c) Köprüler: Seyhan nehri üzerinde en az 2 yeni köprüye daha ihtiyaç var. Taşköprü tekrar trafiğe açılmalı. Şimdiki haliyle işportacılardan geçilmiyor.
d) Sinyalizasyon: Adana’da sinyalizasyonların zamanlaması sağlıklı değil. Ayrıca “Yeşil Dalga” sistemi hiç uygulanmıyor. Yeşil Dalga sistemi trafiği önemli ölçüde rahatlatır.
e) Metro: Mevcut Adana Metrosunu yok farz edip yeni metro projeleri yapmak gerekiyor. Yeni metro hatları geçecekleri güzergahta hizmet veren toplu taşıma araç sahiplerine satılarak/kiralanarak proje için hem finansman oluşturulur hem de o güzergahtaki dolmuş esnafının ekmeği kesilmemiş olur.
f) Yaya Geçitleri: Adana’da en işlek yerlerde bile yaya geçidi yok. Olan yaya geçitleri çok dik ve yorucu olduklarından insanlar kullanmak istemiyor. Belki her yerde olmayabilir ama ana arterlerde yaya geçidi yerine alt veya üst araç geçidi yapmak daha verimli olacaktır.
g) Ring Seferleri: Güney, kuzey, doğu ve batıdan gelen toplu taşıma araçlarını şehir merkezine girmeden yolcularını indirse, tramvay ringleri oluşturarak yolcuları tramvayla şehir merkezine nakli yapılsa merkezdeki trafik önemli ölçüde rahatlar. Tramvayın maliyeti ve gideri dolmuş ve otobüs hatlarından tahsil edilebilir.
h) DDY: Devlet Demir Yollarına ait tren hattı yeraltına indirilmelidir.
4- İşportacılar:
Özellikle göçün olduğu yerlerde işportacılık kaçınılmaz bir sonuçtur. İnsan, hayatı ve geçimi söz konusu olunca hiçbir yasak ve cezayı ciddiye almaz. Bu yüzden Adana’da işportacılığı zabıta ve kolluk kuvvetleriyle engellemek mümkün değildir.
Engellemek yerine şehirde belli noktalarda işportacı noktaları oluşturup burayı tescilli insanlara tahsis etmek daha uygulanabilir bir durumdur.
5- Kamusal alanların şehir içinde homojen dağıtılması:
Adliye, Maliye, Kaymakamlık gibi kamu binaları şehir merkezinde tek bir noktada toplanınca trafiğin aksaması kaçınılmaz oluyor.
Yeni imar planlarında kamu binaları şehir içinde homojen dağıtılırsa hem trafik rahatlayacağı gibi şehirdeki gayrimenkullerin kıymeti de dengelenmiş olur.
6- Koordinasyon:
Yıllardır şehrimizde ASKİ, TEDAŞ, Telekom Şirketleri, Doğal Gaz Firmaları birbirinden habersiz iş yaptıklarından yepyeni asfaltlar arka arkaya delik deşik oluyor. Kâğıt üzerinde her ne kadar koordinasyon biriminin varlığı gözükse de fiiliyatta yok.
Belediyenin bu koordinasyona işlerlik kazandırması gerekir.
7- Yaşanabilir Bir Çevre:
Merkez Parkı ve DSİ alanını çıkartırsak Adana’da insanların aileleriyle gidebilecekleri yeşil bir alan yok gibi. Baraj çevresinde olan yerler karanlık tipler tarafından parsellenip çevrilmiş. Parayla olsa bile ailece girilemeyecek yerlere dönüşmüş.
Mesire alanı konusunda Adana çok şanslı. Güneyden kuzeye kadar çok güzel noktalar var. Basit birkaç müdahale ve belediyenin bakım ve temizliğiyle çok güzel yerler oluşturulabilir.
Sadece mesire alanı olarak değil, belediyenin kontrolünde makul ücretli sosyal tesisler de oluşturulabilir. Hem belediyeye kaynak, hem birilerine ekmek kapısı hem de vatandaşa bir hizmet olur.
Belediyecilikle ilgili görüşlerimizi genel hatlarıyla anlatmaya çalıştık. Gerek görülürse ayrıntılı şekilde konuşmaya hazırız.
Kim kazanırsa kazansın yeter ki ADANA kazansın…!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












