- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Stratejik bakış ve çokkültürlülük (2)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Strateji bilim dalı, ülkemizde henüz yenidir. Son beş yıl içinde Strateji ibareli birçok dernek ve enstitü açıldı, yayınlar ve televizyonlarda söyleşiler yapılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde "think thank" denen düşünce kuruluşları, devlete ve kurumlara danışmanlık hizmeti de vererek, belirli ve önemli bir konuyu yetkili ve bilgili bir grupla tartışmakta ve rapor olarak ilgilisine, bazen kamuoyuna sunmaktadır. Bazan "Brain Strom" (Beyin fırtınası) denilen sistemle, pozitif ve negatif yanlarıyla olay/konu serdedilmektedir.
Bazı stratejistler, ileri zamana doğru ülkelerin kaderini yorumlamakta, dünyanın, bölgenin gidiş istikametini tahmin ile görüşler ileri sürmektedir. Bunlara "fütürist"(geleceğin muhbirleri, kahin) denilmektedir. Çeyrek asır önce bugünün teknik gelişmesini, sosyal ilişkileri, değişimi, ulus/devlet ilişkilerini bildirmişler ve isabet de etmişlerdir. Bunlar fal yöntemleriyle değil de, bilimsel çıkarım ve öngörülerde bulunmaktadırlar.
Bir durum, bütün yönleriyle ve ihtimallerin sona kadar sürülmesiyle "komplo teorileri" öne çıkmaktadır. Artık ihtimaller, "komplo" olarak isimlendirilir olmuştur.
*
Milliyet Gazetesinden Naki Özkan[1]; 1998 yılında Erol Mütercimler[2] ile "Çokkültürlülük Stratejisi Şart" konulu bir söyleşi yayınlamıştır. Gazetenin bu sayfasını keserek ve kitabın içine koyarak arşivimde saklamışım ve 17 yıl sonra aynı yazıyı ve kitabı tekrar okuyorum. Yazar burada güncel, el yakan, tabu konulara ilişkin fikir beyan etmiş ve önerilerde bulunmuş. Bu ilginç ve isabetli tespitleri, alıntılarla sizlerle paylaşmak istedim:
Yazar diyor ki, İran parçalanmadan kalırsa, İsrail’in güvenliği söz konusu olamayacaktır. Türkiye Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasların merkezi konumundadır. Bu nedenle, “Ulusal bütünlüğü parçalanmış bir Türkiye, Bölgede kaos demektir… Amerikan egemenliği ve çıkarları için gerekiyorsa, Türkiye’nin parçalanmasına hiç aldırmazlar. Ancak sorun Türkiye’de. Eğer eskisi gibi yanlışlıklarını sürdürürse 2035’te parçalanır.”
Jeostrateji Batı ve ABD açısından değerlendirilince “soğuk savaş” dönemini petropolitik’in belirlediği görülür. Anca 21.Yüzyılda stratejiyi, petrola ilaveten, supolitik, doğal gazpolitik, multiculturalizm (çokkültürlülük) belirleyecektir.
Mütercimlerin bu söyledikleri aynen gerçekleşiyor. Petrol akıtma boruları inşa edilmiş ve buna alternatifler geliştirilmektedir. Doğal Borugaz Hattının geçeceği güzergâhlar üzerinde çekişme vardır. Suriyede açılmakta bulunan “Kürt Koridoru” bu nedenle önem arz etmekte ve ABD IŞİD’i bombalamakta, Kürtler coğrafyada tarihi bütünlüğü yeniden inşa etmektedir.
“Türkiye’nin ileride başını belaya sokacak olan “çokkültürlülük”tür. Türkiye’de 47 etnik grup var. Türkiye’de ulusal azınlık var mı? Bu biraz kuşkulu”.
Naki Özkan soruyor: “Kürtler ulusal azınlık değil mi?”
Mütercimler, Ermeniler ve Rumlar Lozan antlaşması ile azınlık statüsündedirler, ancak Kürtler için bu söz konusu değildir ve karara muhtaç görmektedir ve ekliyor: ”Türkiye, Kürtleri, ulusal mı, etnik mi olarak niteleyeceğinin kararını vermeli” diyor.
Mütercimler, tarihi ve önemli soruyu sormaktadır. Ancak “etnik” veya “ulusal” kabul edildiği zaman sürecin nereye varacağını bildirmiyor. Yani “etnik” olup ulus içinde kültürel haklarını mı isteyecek, yoksa “ulus” olup “kaderini tayin hakkı” mı isteyecek?
Mütercimler, bu önemli ve hayati noktaya işaret etmektedir. Etnik grup olursa “terör”le yaşayacaktır. Nasıl ve ne zamana kadar? Yok, “ulusal” ise bunun bazı hakları ve devletçe yükümlülükleri olacak. Bu “ulusal grubun” yasal hakları belirtilmemiş. Ama anlaşılıyor. Sıtma yetmiyor, hastalık ağır geliyor ve bu nedenle 30 senedir çekiyor. Erol Mütercimler, 17senedir bir karar bekliyor.
Mütercimler, “soykırım yapabilecek”lerden haberdar ki korkuyor ve gönlündekini dile getiriyor: “Bana göre Kürtler, etnik bir grup. Ulusal azınlık dersek, resmi politika uygulayıcıları içinde bir takım grupların, soykırıma gidecek ölçüde politikalar üretilmesini önerebilmesi tehlikesi var. Amerikalıların Kızılderililere, Avustralyalıların Aborjinlere uyguladıkları budur”.
Durumun vahamet ve vahşeti anlaşılmaktadır. Mütercimler, yol da gösteriyor; ölmesinler de mahrum kalsınlar demeye getiriyor. “Soykırım”dan bahsedince bir bildikleri vardır. Direnişlerde yapılan toplu kırımlar ve bu mıntıkalar hala yasaklı bölgelerdir. Dersim, Zilan ve daha birçok olay hatırlardadır. Şu son 30 yıl içinde “faili meçhul” denilen ve fakat malum olan 30-40 bin kişinin katli için hiçbir işlem yapılmamıştır. Yazar zihniyeti ve muhtemeli ifşa etmektedir. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Kürt Hareketi, Kızılderili ve Aborjin savunmalarından ayrı bir noktadadır. Kuvvetlerin yenişemedikleri ifşa edilmiştir. Dünya siyasal konjonktürü ve özellikle Ortadoğu, Irak ve Suriye, yazarın konuştuğu yıla nazaran çok farklı bir noktada durmaktadır.
Türkiye’nin bir göçmen memleketi olmadığına işaretle yazar, ”Türkiye, çokkültürlülüğü doğru değerlendirmezse, ulusal bütünlüğü parçalanır. Bence Türkiye’nin ulusal bütünlüğü ciddi bir şekilde tehlikede” demektedir.
Türkiye’de, Kürt Hareketinin dış kaynaklı olduğuna devamlı yapılan vurgulara karşın Mütercimler şöyle demektedir: ”Türkiye’nin dış güçler diye bir sorunu yok. Türkiye’nin dışarıda düşmanları da yok. Türkiye’nin sistemi, kendisine düşman yaratan bir sistem. Bu sistem, ya kahraman ya düşman yaratıyor. İkisinin ortası yok”.
Aradan geçen süre içinde, 13 senedir tek başına iktidarda olan bir AKP Hükümetleri var. Komşularla ilişkiler bozuldu, Türkiye, Suriye’de rejim değişimini ve buradaki iç savaşa girmeği(?) istemektedir. Radikal İslamcı Gruplar (IŞİD), Irak-Suriye topraklarında bir İslam Devleti kurmaktadır. Bu konuda farklı ve kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.
Erol Mütercimler, “Çokkültürlülük farklılığın yönetimidir. Biz, Türkiye’de farklılığı kabul etmiyoruz. Farklı olanlar da niçin farklı olduklarını dile getiremiyorlar” derken “farklı” olanın varlığını kabul ediyor ve fakat ispat edemediklerini ileri sürüyor ve isimlerini dahi zikretmekten sakınıyor/çekiniyor. “Farklılığı kabul etmiyoruz” diyerek resmi ideolojiyi savunuyor. Nitekim bu fikri savunan MHP Genel Başkanı, kendisi kadar Milletvekili (80) ile TBMM’ye girmiş olan ve ‘Türkiye Partisi’ olmak kararındaki HDP’yi “yok saymak”tadır. Yazar, “yüksek strateji” bilgisiyle ve Kürtleri “etnik grup” kabul ederek resmi ideolojiye yol göstermektedir.
Varlığı, dili yasaklanmış, baskı ve katliamlar yaşamış, mahrum bırakılmış “farklı” toplum, nerden ve nasıl delil getirip de ikna edecek? Ayeti Kerimedir; ”Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, yürekleri var his etmezler”. Daha ne demeli, ne yapmalı? Ama her şeye karşın, kısa süre içinde birçok yayın yapılmış ve bir bilimsel temele oturmuştur. İfade edildiği zamana nazaran, bugün “farklar” görülmektedir. ”Kürt ve Meselesi”nin varlığı, yetkili resmi ağızlardan ifade edilmiştir. Türkiye’de birlikte yaşamak arzu ve iradesi her gün beyan edilmektedir. Bir süre sonrada, kurulmuş köprüler yıkılmakta, konulmuş masalar devrilmekte, verilmiş sözler inkâr edilmektedir. Bu ortamda “güven” nasıl tesis olacaktır?
“Farklı olanlar, farklılıklarını kültürel olarak değil, siyasal olarak öne sürüyorlar. Ulusal bütünlüğü olan bir devlette farklılık siyasal anlamda dile getirilemez. Kürtlerin yaptığı yanlış burada” diyerek Mütercimler; “farklı”nın (Kürtlerin) kültürel haklarını kabul ve fakat siyasi söylemini red etmektedir. Böylece "etnisiteyi ve haklarını” kabul etmekte ve fakat “ulus ve haklarını” red etmektedir. “Türkiye çokkültürlülüğü devlet politikası ve yüksek strateji olarak benimsemelidir” diyerek resmi ideolojiyi multiculturalizm ile tahkim etmektedir.
Bu evrede, Kürtlerin de istedikleri bunlardır. Aslında bir “istem” ayniliği vardır. Devlet sonrasından gelebilecek önerilere kapalı olacağından işin başında “alayını red” etmektedir. Bu tutum ve kaygu “yıldız” denince Sultan Abdülhamid’in “saray”ı ve “yağmur” denince de Lazın “ördek” hikâyesini anımsatmaktadır.
Hâlbuki yazar, siyasal ve bilgi birikimi bakımından başka bir çıkış yolu önerebilirdi. Örneğin “üniter” sistem içinde sorunu tartışır ve çözüm önerebilir, bunu yapan devletlerin deneyimlerini örnekleyebilirdi. ”Federal” sistemleri açıklayarak, birlikte aynı kaderin nasıl paylaşılacağı dile gelebilirdi. Ama bunlar yapılmadan, donmuş sistem içinde “tenzili rütbe ve hak” yaparak fikir beyan edilmiştir. Yazarın eleştirisi, mahsurun kurtulma şansına itirazdır, “mahsur ve mahrum” tutmadaki boşlukların, ağılın boşalma ihtimaline itirazdır.
Erol Mütercimler, önerilerini sürdürüyor: “Dinde reform yapılmamış olması, demokrasi sorunlarımız, çokkültürlülük stratejisinin uygulanmasını zorlaştırmakta.”dır.
“Dinde reform” Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tartışılmış ve ağır mağduriyetlere neden olmuştur. Ezan, Türkçe ve kendi makamı üzerinden okunmuştur. İbadetin Türkçe yapılması ve böylece bir “Türk İslamı”nın icadı önerilmiştir. Bu durum, ülkede bir başka fay hattıdır. Buna reaksiyonda “etniler” birleşir. Resmi ideoloji; mevcut “Aleviliği ötekileştirmesine” bir de Sünni inanç içinde bölünmeye neden olacaktır. Pek itibar görmemiştir ve bir “komplo teorisi” olarak değerlendirilmiş ve geçilmiştir. Afganistan, Irak ve Suriye’deki gelişmeler, Türkiye’de radikal İslami fikriyata ve gençlerin eylemci gruplara katılmasında ivme artmıştır. Genel Seçim içinde katliam amaçlı patlatılan (Adana, Mersin, Diyarbakır) bombaların failleri olarak radikal İslami Grup üyeleri bildirilmiştir.
Naki Özkan soruyor: ”Kürt sorunu nereye gider?” Mütercimler, idari yapıda devrim yapmayı, A’dan Z’ye tüm sistemi, siyasi partiler sistemini gözden geçirmeği, demokratikleşmeyi öngörüyor. Olacakları sadece Kürtler için değil, diğer 46 etnik grup için de istemeliyiz. “Batı Trakya’daki Türklere bakışımız, içerdeki etnik gruplara da nasıl bakmamız gerektiğini bize gösterebilir” demektedir.
Erol Mütercimler, bağımsız bir Kürt Devleti olasılığını 1997 yılında sıfır görmektedir. Ama şimdi Güney Kürdistan’da Mesut Barzani, Irak Birleşik devleti içindeki Kürt Federe Devletinin bağımsızlığını ilan için( oldu olacak) ABD’den onay beklemektedir. Devletin altyapısı hazırdır. Bağımsız Devlet kurmak fikri, farklı Kürt Hareketleri içinde tartışılmaktadır. Bir zamanlar revaçta olan bu görüşler, Körfez Savaşından ve Rusya’da Komünist Sistemin yıkılmasından, ABD’nin Irakı işgal ve yeniden yapılandırmasından sonra, Türkiye’deki Kürt Hareketi strateji değiştirerek, Türkiye ile birlikte kalmayı ve fakat kültürel haklara sahip olmayı, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle bunun gerçekleşeceğini karara aldı. Bu amaçla geleneğin partisi olan Halkların Demokratik Partisi üzerinden Türkiye Partisi” olma kararı aldı ve 2015 Genel Seçiminde 80 Milletvekili ile TBMM’ye girdi.
Ben dilek ve temenni babında Erol Mütercimlerin şu sözü ile söyleşi aktarımını noktalamak istiyorum: “Çokkültürlülük konusunda değerlendirme yapmak zorundayız”.Bir an önce gerçek demokrasi.
Bu vesileyle gazeteci Naki Özkan’ı Erol Mütercimler ile aynı içerikte bir söyleşi yapmağa davet ediyorum.
[1] Naki Özkan: Dr.Erol Mütercimler ile "Çokkültürlülük Stratejisi Şart" konulu söyleşi, Milliyet Gazetesi, 03 Ağustos 1998
[2] Dr. Erol Mütercimler (1954, Kars): İ.Ü. Fen Fakültesi Fizik Bölümünden mezun. Deniz Kuvvetleri’nde Fizik öğretim üyeliği, Beşiktaş Deniz Müzesi Müdürlüğü yaptı. "Avustralya’da çokkültürlülük içinde Türk göçü" konusundaki doktora alan çalışmasını İ. Ü. Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Ergenekon davasından hüküm giydi.
Kitapları (21): Destanlaşan Gemiler Milli Mücadelenin Kahraman Gemisi Alemdar. Bilinmeyen Yönleriyle Kıbrıs Barış Harekâtı. Kurtuluş Savaşı'na Denizden Gelen Destek - Sovyet Yardımları. Gaspedilen Gemi Sultan Osman. Yüzyılın Başında Türkiye - Türk Cumhuriyetleri İlişkiler Modeli. Yüzyılın Eşiğinde Türkiye-Japonya İlişkisi. Ertuğrul Faciası. 21. Yüzyıl ve Türkiye - "Yüksek Strateji". İmparatorluğun Çöküşüne Denizden Bakış. Kadınlar Gemiler Otomobiller. Düşler ve Entrikalar. Gelibolu 1915. Komplo Teorileri. Satılık Ada: Kıbrıs. Bu Vatan Böyle Kurtuldu (Onlar Bizim İçin Öldüler). Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal. Komplo Teorileri & Aynanın Ardında Kalan Gerçekler. Akıl Oyunu / Komplo Teorileri 2. Stratejik Düşünme & Geleceği Yönetmek ve Kazanmak İçin. Aynadaki Tarih & Komplolar, Suikastler, Provakasyonlar, İsyanlar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












