Suruç katliamından sonra

Türkiye, artık bir yol ayırımındadır.
Suruç Katliamı, Türkiye ve Ortadoğu için bir dönüm/milat noktasıdır. Kobani’nin kurtarılması ve ardından gelen Suruç Katliamı, siyasette her şeyin artık eskisi gibi gitmeyeceğini göstermektedir.
Türkiye, Kürt politikasını belirgin kılma ve inandırıcı olmak durumundadır. “Kürt vardır, adı Kürt Sorunudur” denilecek, Çözüm Süreci denilerek taraflar görüşecek, ortak mutabakat metni ilan edilecek, bu beklentilerle barış ortamı devam edecektir. Bir süre sonra;”Kürt sorunu, çözüm süreci, çözüm masası, tarafları, izleme komisyonu yoktur” denilecek. Bunların hangisi doğru?
TBMM’de bulunan BDP’nin kendisini bölge partisi olarak geri çekmesi ve kurulan HDP’nin Türkiye partisi olarak seçime girecek olması, iktidar olan AKP’nin ve Başkan olmak isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ileriye dönük bütün hesap ve planlarını tehlikeye soktu.
HDP, seçim barajını aşarsa, belirtilen planlar akamete uğrayacaktı. Bunu bilen iktidar ve devlet, tüm gücüyle seçimlere kazanmağa, HDP’yi marjinalize etmeğe başladı. Tehlikeyi gören RT Erdoğan, AKP için mitingler düzenledi ve 400 Milletvekili istedi. Bu yetmedi HDPye karşı Adana ve Mersin il binalarına katliam amaçlı bombalama, açılan seçim bürolarına ve hatta HDP Genel Merkezine silahlı saldırılar, tutuklamalar yapıldı.
Bütün bunlar kâr etmedi ve seçim sonuçları, 12 yıldır tek başına iktidar olan AKP’yi iktidardan düşürdü. TBMm’de Milletvekili dağılımı şöyle oldu (AKP 258, CHP 132, MHP 80, HDP 80).
MHP Genel Başkanı seçim sonuçlarına değil de siyaseten HDP milletvekillerini ve bunlara oy vermiş altı milyon seçmeni “yok” saydığını ilan etti. MHP buna göre siyaset yapmaktadır. Yani 80 milletvekiline sahip bir parti, kendisi kadar olan bir partiyi yok sayıyor. Buna karşın, aynı kaynaktan gelmiş BDP milletvekilleri ile komisyonlarda çalışıyor ve Yeni Anayasa hazırlıyorlardı. Bir garip ve bir tuhaf durum.
Muhalif her üç parti, AKP’yi iktidardan düşürmeyi ve icraatlarının (17,25 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk, kamu ihaleleri vd) hesabının sorulacağını halka ilan ettiler. Muhalefet çoğunluk oldu, fakat uzak-yakın hedeflerde birlik olmadı. MHP koalisyona girmeyeceğini ilan ile yeniden seçim istedi.
Bu tablo, kendisini önceleyen “muhalefetin yetmezliği”ni göstermektedir.
Türkiye Cumhuriyetinin 62. Hükümeti (AKP) istifa etmiş ve Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu 63. TC Hükümetini kurmakla görevlendirmiştir. AKP-CHP koalisyon için görüşmektedir.
Seçimlerle (7 Haziran 2015) iktidardan düşmüş, müstafi AKP Hükümeti, işbaşındadır, iktidardadır.
Yanlış politika, Yanlış Hesap
Türkiye’nin Suriye politikası çıkmazdadır, “derin strateji” derine gömülmüştür. IŞİD’e karşı koalisyona kerhen katılan Türkiye, gelişen olaylar nedeniyle ve özellikle Suruç Katliamıyla bir çıkmaza düştü ve politika değiştirmek zorunda kaldı.
Suruç Katliamının doğurduğu derin infial ve buna misilleme olarak Doğu illerimizde yapılan eylemler ve öldürmeler, Türkiye’de bir krize neden olmaktadır.
Askerin Doğu illerimizde yaptığı operasyonlar ve top atışları neticesi uzun süre devam eden ve devletin seyirci kaldığı bildirilen geniş orman yangınları, büyük ekolojik tahribata neden olmuştur. Akdenizdeki orman yangınlarına anında ve helikopterle yapılan müdahale, Doğudaki orman yangınlarında esirgenmiştir.
HDP’nin bir Türkiye partisi olması istenmediğinden, terörle bağlantılı gösterme gayretleri hız kazanmıştır. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ilginç ve ibretlik beyanatlar vermektedir: Ölenler arasında HDP yönetici ve yetkililerinden kimsenin bulunmayışına hayıflanmakta ve Suruç Katliam bombasını HDP’lilerin yaptıklarını açıkça ima etmektedir. Oysaki intihar bombacısı tespit edilmiş ve DNA testleri ile doğrulanmıştır.
Suruç Katliamı bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagözdür. Bu şahıs, 05 Haziran 2015 HDP Diyarbakır bombacısı Orhan Gönderin arkadaşıdır ve her ikisi de Adıyaman nüfusuna kayıtlıdır. Adıyaman’daki tarikat örgütlenmesi ve radikal İslami hareketler, had safhadadır ve derin bir araştırma konusudur. Kâhta’nın dağ köylerinde bir zamanlar PKK’ya sempati duyanlar oldu. Uzun süredir İslami radikal İslami hareketler/gruplar öne çıkmış durumdadır. Bunu sokakta Adıyaman’ın alışık olmadığı kılık ve kıyafetten anlamak mümkündür. Bu şehirdeki Hac ve Umre hareketleri de calibi dikkattir.
Zaten bir Hükümet politikası olarak Birlik ve Kardeşlik Projesi; vatandaşlık ve eşitlik temelinde değil de “din kardeşliği” ilkesinde götürülmekte ve böylece İslamizasyon siyaseten öne çıkmaktadır. Bu noktada siyasi görüş-tercih, “dinin gereği” olarak algılanmakta ve bunu eleştirenler “kâfir” olarak damgalanmaktadır. Başka değişle siyasi tercih, dini ilke muamelesi görmektedir.
Suriye’deki Kürt kazanımlarından Türkiye rahatsızdır. Her seferinde “Türk-Kürt” kardeşliğini vurgulayanlar, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, Türkistan’da “soyca Türk” olanlara ilgi duymuştur. IŞİDin Kobani kuşatmasında “düştü düşecek” diye beklentide olanlar, yardımı orda bırak, sınırı geçişlerde sivilleri infaz ettiler. Ancak dış baskı ile ve uzun süre oyalayarak Barzani güçlerinin geçişine ABD’nin zoruyla izin verdiler. Zorda kalmışlar diyerek Suriye’deki Türkmenleri silahlandırmak için TIR’larla silah cephane taşıdıklarını bildirmiş ve bununla oy istemişlerdir. Bütün bunlara karşı “Suriye sınırımızda, her neye mal olursa olsun, bir devlet kurulmasına izin verilmeyecektir” denilmiştir.
Hani Türk-Kürt kardeş idi. Zaten böyle olmalıdır, böylesi doğrudur ve izlenen siyaset yanlıştır. “PYD, IŞİD’den daha tehlikelidir” denildi ama Kürtler-PYD dostluk istediler, yardım istediler.
Hükümet sınır geçişlerini IŞİD için kolaylaştırdı. Kilis/Elbeyli ilçesinden bir vatandaş bu son olayı anlatıyor: Bir IŞİD militanı bu bölgede Kürtlerle yaptığı çatışmada yaralanmış ve arkadaşları onu Dağ Jandarma Karakolu bölgesinden tedavi için Türkiye’ye getirmek istiyor, asker izin vermiyor ve IŞİD militanı ateş edip bir Astsubayı şehit ediyor ve iki eri yaralıyor. Vatandaşımız bir seneden beri sınırın açık olduğunu ve IŞİD militanlarının her zaman ve rahatça geçtiklerini söylüyor. “Basma yol olur” denir ve fakat basılmış ve yol olmuştur, kısıtlayınca “hak talep eder” olmuştur.
Daha önceleri “Şam’da Emevi Camisinde namaz kılmak” ve ayrıca “Suriye’den Türkiye’ye bir-iki füze fırlatarak Suriye’ye giriş gerekçesinin yaratılacağı” ifade edilmişti. İşte şimdi top Türkiye’nin ayağına gelmiştir. Ama Obama’ya demeden olmaz.
Sınırın bu kısmında; devamlı gözlem, nöbet kulesi, engelli tel, sed ve üzerinde yol, aydınlatma ve diğer unsurlarla tahkim planlanmıştır.
Suriye’deki Kürt kazanımlarına karşı olan Türkiye politikası, ülkemizde benimsenmemiştir. Sosyalist Gençlik Federasyonu üyesi gençler, Kobani’de direnişi katılmışlar, kurtulunca şehrin imarına ve kültürel etkinliklerde, moral desteklemeye gelmişlerdi Suruca. Ama lanet bombalama 32 kişinin ölümü ve 400 insanın bombalanmasıyla sonuçlandı(21 Temmuz 2015).
HDP, Adana ve Mersinden ikişer Milletvekili çıkardı, aslında potansiyel daha yüksektir. Bu metropollerde bilinçlenme ve dönüşüm hızlı olmaktadır. HDP’nin bir Türkiye Partisi olmak siyaseti, ilgi uyandırmış ve güven vermiştir.
Bu illerimizde, seçim öncesindeki bombalamalar, seçim sonrasındaki saldırılarla devam etmektedir. Kürt grupları arasında bir husumet ve çatışma ortamı yaratılmak istenmektedir. Polis baskınları ile gözaltı/tutuklama yapılmaktadır.
Siyasetin bu kadar kamplaşması kimseye yarar sağlamaz. Demokraside kanlı ve silahlı eylemlerin yeri yoktur. Demokrasilerde hak istemenin yolları da açık olmak zorundadır.
Türkiye-IŞİD savaşı
Şu bir haftalık Suriye sınır bölgesindeki gelişmeler, Hükümeti IŞİD konusunda farklı bir karar almağa zorlamıştır. Üst üste ve uzun süreli yapılan güvenlik toplantılarından sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, ABD Başkanı Obama’yı telefonla arayarak bilgilendirmiş ve Diyarbakır üssünden kalkan iki F-16 savaş uçağı, Kilis karşısındaki ve IŞİD kontrolündeki mevzileri bombalamıştır. Hükümet bunu, daha önce TBMM’den alınmış izine bağlamıştır.
Fırat’ın batısından itibaren Kürt Kantonu Afrin’e kadar olan Suriye topraklarında Türkiye “güvenli bölge” kurmak istediğini ilan etmiş ve ABD buna izin vermemişti. Türkiye bu amaçla sınıra çok sayıda asker konumlandırmış ve mevzilenmişlerdi. Bir emrivaki yapmak durumunda idi.
İncirlik Hava Üssünden sadece İHA’ların uçmasına izin veren Türkiye, şimdi koalisyonun savaş uçaklarına da açmıştır.
İstanbul’da 26 ilçede 500 polis, terör gruplarına karşı gece-yarısı operasyonlar yapmaktadır.
Türkiye’de sessiz ve saklı duran çok sayıda IŞİD militanının bulunduğu bilinmektedir.
Kilis karşısındaki bölge halkı Arap, Kürt ve Türkmenlerden oluşmaktadır. Bunlar, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad zamanında, Kürt coğrafi bütünlüğünü bozmak için buraya yerleştirilmişlerdi. Buranın Kürtlere geçmesi ile Kürt koridoru ve coğrafi bütünlüğü tamamlanacaktır. Türkiye bu birleşmeye karşıdır. Türkiye’nin buradaki ÖSO ve el-Nusra örgütlerine her çeşit yardımı yaptığı ileri sürülmüştür.
Koalisyon veya Seçim?
Siyasetçiler, 07 Haziran seçimlerinin sonuçlarını doğru okuyup basiret göstererek anlaşacaklarına, her biri kendi kazanç hanesine göre davranır oldu. 46 gündür seçim sonuçları belli olduğu halde hala AKP’nin müstafi hükümeti Türkiye’yi yönetmektedir. Anayasaya göre 45 günlük süre oyalanarak doldurulmak ve bu arada TBMM’den “erken seçim” kararı alınmak ve bu hükümetle “yeniden seçim”e gidilmek istenmektedir.
Aslında 45 günlük süre dolduğu zaman, Cumhurbaşkanı bir Milletvekilini “geçici hükümet” kurmakla görevlendirir ve seçime gider. Bu hükümette, her partinin Milletvekili sayısına göre üyesi olacaktır. Yani geçici hükümette, HDP’nin de üyesi olacaktır. Bütün plan ve engellemelere rağmen bu anayasal bir mecburiyettir.
MHP, HDP’yi “yok” sayınca, geçici hükümete katılmayacağı beklenir. MHP, bu durumda TBMM de “erken seçim” kararı için AKP’yi desteklemek durumunda kalmaktadır. Bu durumda MHP, geçici veya müstafi hükümetle seçime gitmekte kilit durumundadır.
Sonuç
Türkiye, bugünkü iç-dış duruma ve dengelere göre bir yol ayırımındadır. Ya Kürtleri gerçek kardeş bilip anlaşacak ve insani-evrensel hukuka göre düzenleme yapacak veya bir kaosa sürüklenecektir. Başka güçlerin müdahil olması sorunun çözümünü güçleştirecek ve taraflar daha çok zarar edecektir.
Türkiye, Hükümet krizini bir an önce çözmek ve güçlü, kararlı bir hükümetle yönetilmek mecburiyetindedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












