- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Tavşanlar Develer ve Adana kaldırımları

Sedat MEMİLİ / Yazar
Ormanda Sel olur… Azgın sular, her şeyi önüne katıp sürükler.
Kalabalık bir tavşan ailesi bu tufandan kurtulmak için küçük bir adacık bulur. Hepsi üst üste tüneyerek, tufanın geçmesini bekler.
Sulara kapılıp sürüklenmekte olan bir deve, sağ ön ayağıyla bu adacığa tutunur. Tavşanlar rahatsız olur. Deve ağlamaklı bir sesle tavşanlara:
“Lütfen acıyın! Sadece bir ayağım ile tutunmuşum. Size ne zararım var?” Tavşanlar, düşünüp, hoşgörü ile karşılamışlar. Az sonra Deve:
“Sevgili tavşan kardeşlerim. İnanın çok zor durumdayım. Öteki ön ayağım ile de şu adacığa tutunsam ne kaybınız olur?”
Hoşgörülü tavşanlar buna da izin vermiş. Böylelikle, Deve iki ön ayağıyla adacıktan destek bularak azıcık rahatlamış.
Birkaç saat sonra, Deve yeni bir görüşle sızlanmaya başlamış:
“Güzel tavşanlar, anlayışlı tavşanlar. İnanın çok yoruldum. Sele kapılmamı istemezsiniz herhalde. Ben dört ayağım ile şu küçük adacıkta ayakta durayım. Hem ben selden kurtulurum hem de siz yağan yağmurlardan kurtulursunuz. Size şemsiye olurum.”
Tavşanlar bu fikri de uygun görmüşler. Deve adacığın üzerine çıkmış, ayakta beklemeye başlamış. Gerçekten de tavşanların üzerine bir şemsiye gibi olmuş. Bir müddet sonra Deve;
“Sevgili tavşan kardeşlerim ben yoruldum. Oturuyorum. İsteyen kalsın, isteyen gitsin.”
Bütün tavşanlar, kendilerini sel sularına bırakmak zorunda kalmışlar.
Adana’da Cadde üzerinde bir iş yeri açılıyor; bu genelde lokanta veya pastane oluyor.
Lokanta tadilatını bitirdikten sonra (Öyle zannediyorum ki, birkaç masa için işgaliye bedeli ödeyerek, kaldırıma masa hakkı elde ediyor.)
Önce birkaç masa oluyor… Sonra birkaç masa daha… Arsından dekor adına, birkaç büyük saksı… Sonradan bakıyoruz saksılar, beton engellere dönüşüyor. Kaliteli bir şemsiyeler sistemi… Üstte şemsiyelerin alanı artarken, aşağıda masa sayıları ve kenarlarında beton çiçeklikler artıyor.
Bu işler o kadar dengeli yapılıyor ki, daha önceleri kaldırımdan geçen vatandaşlar, günler ilerledikçe arık oraya yaklaşınca yollarını değiştirmeye başlıyorlar. (ben inatla yolumu değiştirmediğim için birkaç kez, garsonlar tarafından dayak yeme tehlikesiyle karşılaştım. Ama inadımı devam ettiriyorum.)
Zamanla bir bakıyorsunuz ki, lokanta veya pastanenin önü ayrık, o iş yerinin mütemmim cüz’ü haline gelmiş.
Vatandaşta da çıt yok.
Kaldırıma park etmiş arabalardan yol bulursanız, böyle işgal edilmiş kaldırımlarla karşılaşıyorsunuz, onu da zorlukla aştığınız için zaman içinde kaldırımlardan yürümekten vaz geçip, yolda yürümeye başlıyorsunuz.
Kaldırımlar, otomobil ve işyerlerinin işgalinde, yayalar da yollarda.
Beş masa için işgaliye ödeyen, 50 masa atmakta ve kaldırımı kendine tahsis etmekte sakınca görmüyor.
Karikatüristik bir durum daha var. Paçacıysanız, kaldırımları kendinize tahsis etmek için küçük işgaliye bedeliyle bunu sağlarsınız… Ama çiçekçilik yapıyorsanız, parasını ödeyerek bile yola saksı koyamazsınız.
Çiçekçiye yasak olan saksılar, lokanta ve pastanelerin işgal malzemesi olacaksa serbest…
Sayın Zabıta Müdürü veya yetkili, isterseniz size söz etiğin pastane ve lokantaların, kebapçı ve paçacıların tek tek adreslerini verebilirim; mağdur edilen çiçekçilerin de…
Ama isteyeceğinizi sanmıyorum; benden daha iyi bildiğinize eminim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












