• BIST 77.779
  • Altın 128,105
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

Tavuk değil, dedikodular hormonlu

17.07.2014 10:32
Tavuk değil, dedikodular hormonlu
Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gaffar Aktoz, beyaz etin sağlıklı ve güvenilir olduğunu söyledi

 

KORKULACAK BİR DURUM YOK

Öğünlerin vazgeçilmezi tavuğun, kansere yol açan hormonlu bir besin olduğu yönünde yayılan şehir efsaneleri, ucuz olduğu için beyaz eti tercih eden tüketiciyi tedirgin ediyor. Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gaffar Aktoz, civcivlere hızlı büyümeleri için verildiği ileri sürülen protein hapları ve antibiyotik gibi maddeler konusuna açıklık getirerek, bu konuda bilgi kirliliği olduğunu ve korkulacak bir durum bulunmadığını belirtti. Aktürk, Adana Medya’ya yaptığı  açıklamada, bu zamana kadar hormonlu tavuğa rastlamadıkları söyledi.

UYGUN KESİLMİŞSE AT ETİ YENİLEBİLİR

Tavuklarda yaşama ömrünün bilinçli olarak 42 ila 49 gün arasına sıkıştırıldığını ifade eden Aktoz, “Hormon değil kısıtlı zaman ve imkanlar nedeniyle maksimum verim almak için bir çok biyolojik maddeler kullanılıyor. Biyolojik yemler, hayvan bünyesinin kısa zamanda daha çok et yapmasına neden oluyor. Üretimde bu uygulamaya zorunlu ihtiyaç vardır” dedi. Tek tırnaklı hayvan konusunda da açıklama yapan Aktoz, “İnsan sağlığı açısından, kesim, temizlik ve hijyen şartlarına uygunsa at eti de yenilebilir” dedi.

*****************************************

ADANA MEDYA - Kanatlı hayvanların ortalama yaşama süresi 6-7 hafta civarındadır. Özellikle, günlük hayatta tükettiğimiz tavukların ömrü o kadar sınırlandırılıyor, çünkü bu yaşam süresi içerisinde tavuğun metabolizmasını hızlandıracak ama insan sağlığına zarar vermeyecek unsurları kullanılıyor. Genelde birilerinin manüpile etmeye çalıştığı ‘Hormon kullanılıyor’ gibi iddialar gerçek dışıdır. Böyle bir hormon kullanımı söz konusu değil. Ama her alanda olduğu gibi kısıtlı zamanlarda ve kısıtlı imkanlarla maksimum verimi almak için bir çok biyolojik madde var. Yemler buna göre hazırlanıyor. Havyan bünyesinin bunu kısa zamanda daha çok ete ve daha çok vücutta su tutmaya yarayan yemler kullanılıyor. Hormonla alakalı gerek Sağlık Bakanlığı’nın gerek Tarım Bakanlığı’nın çok ciddi yaptırımları var. Sadece hayvanın metabolizmasını daha iyi çalıştırabilecek yemler yada yardımcı biyolojik maddeler kullanılıyor. Tavuk eti güvenle tüketilebilir. İnsanların korkmasına gerek yok. Yaşama ömrü 42 ila 49 gün arasında sıkıştırılmıştır. Bu bilinçli yapılmıştır. Üretime ihtiyaç vardır. Tüketim bunu zorla da olsa istemektedir. Bu da hayvan bünyesini kısa zamanda zorlayarak da olsa yenilebilir kiloya ve erişkinliğe ulaşmak için yapılıyor.

Veteriner hekim yalnız hayvanı değil, insanı da koruyor

Hayvanlardan insanlara bulaşabilecek 250 türde hastalık bulunuyor. Ayrıca tükettiğimiz hayvansal besinler de kontrol altında tutulmazsa, et, süt ve benzeri gıdalar sağlığımızı ciddi anlamda tehlikeye atabilir. İşte, bir doktor kadar ehemmiyeti kavranmamış olsa da, bütün hayvan hastalıklarıyla mücadele eden, ayrıca yediklerimizin soframıza güvenle ulaşmasını sağlayan veteriner hekimlerin insan sağlığı açısından önemi bu kadar büyük. Türkiye’de giderek artan öneme sahip bir meslek haline gelen veteriner hekimliği, gıda ve hayvancılık sektörünün gelişmesi sürecinde etkin rol oynuyor. Adana’da da,  424 veteriner hekim ve bağlı bulundukları 60 yıllık bir oda mevcut. Adana Veteriner Hekimleri Odası’nın başkanlık görevini, iki dönemdir 26 yıllık hekim olan Gaffar Aktoz yürütüyor. Son yılların revaçta mesleği hakkında merak edilenleri Adana Medya’ya açıklayan ve veteriner hekimliğin tanımını yapan Aktoz, kentin kanayan yarası haline gelen sokak hayvanları sorununa da çözüm önerileri sundu. 

Veteriner Hekimliği nedir?

Veteriner Hekimliği; kedi, köpek, kuş gibi evcilleştirilmiş hayvanlar, keklik, yaban domuzu, ceylan gibi vahşi hayvanlar, koyun, keçi, sığır gibi küçükbaş-büyükbaş hayvanlar ve tavuk, hindi, ördek gibi kümes hayvanlarının üretimi ve tedavileri, hayvan ırklarının ıslahı ve yetiştirilmesi, verimliliklerinin artması, sağlıklarının korunması, hastalıkların tedavisi, salgın hastalıkların önlenmesi, iguana, bukalemun, şempanze gibi egzotik hayvan yetiştiriciliği ve tedavileri,et, süt, bal gibi hayvansal ürünlerin insan sağlığına uygunluğunun denetimi, gıda hijyeni ve kontrolü, hayvansal ürünlerde kirlenme ve çevre kirliliği konularıyla ilgilenen uzmanlık dalıdır.

Mesleğin Türkiye’deki geçmişi nasıldır?

Türkiye’de Veteriner Hekimlik; 19.yüzyıla kadar usta-çırak ilişkisi ile yetişmiş kişilerce yapılıyordu. Veteriner Hekimlik eğitimi ilk olarak 1842 yılında Prusyalı askeri Veteriner Hekim Godlewsky’nin önerisi ile süvari okullarına Veterinerlik dersi konulması ile başladı. 1849’da İstanbul’da Mekteb-i Harbiye (bugünkü Kara Harp Okulu) dört yıllık eğitim veren baytarlık sınıflarını açtı. Bu sınıflar 1910 yılında Askeri Baytar Mektebi adıyla okul durumuna getirildi. Askeri Baytar Mektebi ise 1921 yılında Mülkiye Baytar Mektebi ile birleştirilerek Baytar Mekteb-i Alisi adını aldı. 1933 yılında Ankara’ya taşınan okul 1948 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne dönüştü. 1970 yılına gelindiğinde Ankara Üniversitesi'ne bağlı Elazığ Veteriner Fakültesi açıldı. Ardından 1975 yılında bu fakülte Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi ismini aldı. İzleyen yıllarda yeni veteriner fakültelerinin açılması ile veteriner hekimlik eğitimi de yaygınlaştı. Türkiye'de veteriner hekimliği mesleğiyle ilgili ilk hukuksal düzenleme 9 Mart 1954 tarihli, 6434 sayılı yasayla yapıldı. Türk Veteriner Hekimlerin meslek kuruluşu olan Türk Veteriner Hekimler Birliği de yine bu tarihte kuruldu.

Adana’da, bir veteriner hekim nasıl çalışıyor?

Veteriner hekimlik adından da anlaşılacağı üzere hekimlik sanatıdır. Veteriner hekimlik sadece hayvan sağlığıyla ilgilenmez. Hayvanların yetiştirilmesi, neslinin devamı, sağlıklı hayvansal gıdaların üretimi, bunların güvenli bir şekilde ulaştırılması, çevre sağlığı, kuduz, tüberküloz ve kırım kongo ateşi gibi halk sağlığı konularını da ilgilendiren, dünyada yetkin ve otoriter bir mesleği icra ediyoruz. Mesleğin 5 yıllık fakülte eğitimi var. Son yıllarda, akredite fakülte eğitimleriyle beraber hazırlık okuma zorunluluğuyla toplam 6 yıllık bir eğitim gerektiriyor. Bu zorlu bir eğitim. İnsan hekimliğinde sadece insanı inceliyorsunuz. En fazla erkek ve kadın olarak cinsiyet ayrımı var. Ama bizde, dünyada var olan neredeyse bütün mahlukatlar hakkında bilgili olmak zorundasınız. Tavuğun, kedinin, köpeğin, sığırın, koyunun, keçinin, atın ve bir çok hayvanını anatomisi ve fizyolojisi hakkında her şeyi bilmek zorundasınız. O kadar çok canlı hakkında eğitim alıyorsunuz ki, hakikaten ağır oluyor. O nedenle severek yapmanız gerekiyor. Türkiye’de çok ağır çalışan meslek gurupları var. Ancak sürekli mesai yapan veteriner hekimlik dışında meslek tanımıyorum. Çünkü mesleğimiz 7 gün, 24 saat sürebiliyor. Serbest çalışıyorsanız, planlarınızı vatandaşların size olan ihtiyaçları yönünde yapmak zorundasınız. Dolayısıyla sabah 8 akşam 5 mesaisi yapmak gibi lüksünüz yok. Türkiye’nin her yerinde, coğrafi şartlar ne olursa olsun bu hizmeti erteleyemiyorsunuz. Hatta şunu söyleyebiliriz, Türkiye’yi karış karış gezen meslekler var ama Türkiye’nin her tarafını, her toprağını her karışını bilen iki meslek var diye düşünüyorum. Bir tanesi silahlı kuvvetler, ikincisi veteriner hekimler. Çünkü girmedikleri ve hizmet götürmedikleri nokta yok. Veteriner hekimliği tercih edecek insanların çok fedakar olması lazım. Eşinizden, çocuğunuzdan, uykunuzdan ve tatilinizden fedakarlık yapamazsanız bu mesleği de yapamazsınız.

Veteriner hekimler arasında işsizlik problemi var mı?

Bu kadar zor şartlar altında yapılmasına rağmen çok kazançlı bir meslek değil. Çünkü hayvancılık sektöründe çok ciddi paralar kazanılmıyor. Hizmet ettiğiniz insanlar yeterli para kazanmıyorlarsa size de yeterli para ödemiyorlar. Ancak sevindirici bir tarafı var o da son yıllarda artan kamu istihdamı… Tarım bakanlığının personel ihtiyacını karşılamasından dolayı, Türkiye’de üniversite mezunu meslekler arasında en az işsizlik yaşayan meslek bizimki. Çalışma alanlarının çok fazla olduğunu düşünüyorum. Kamunun içerisinde belediyeler ve özel şirketler, yan sanayi, gıda sanayi, kanatlı kümes işletmeleri, bunların kesimleri, mezbahaneler, büyük marketlerin et, süt ve peynir gibi olan reyonlarının sorumluları… Yani, insan hayatına hizmet eden, beslenmesine aracılık eden ne varsa orada biz varız.

Tükettiğimiz tavuklar hormonlu mu?

Kanatlı hayvanların ortalama yaşama süresi 6-7 hafta civarındadır. Özellikle, günlük hayatta tükettiğimiz tavukların ömrü o kadar sınırlandırılıyor, çünkü bu yaşam süresi içerisinde tavuğun metabolizmasını hızlandıracak ama insan sağlığına zarar vermeyecek unsurları kullanılıyor. Genelde birilerinin manüpile etmeye çalıştığı ‘Hormon kullanılıyor’ gibi iddialar gerçek dışıdır. Böyle bir hormon kullanımı söz konusu değil. Ama her alanda olduğu gibi kısıtlı zamanlarda ve kısıtlı imkanlarla maksimum verimi almak için bir çok biyolojik madde var. Yemler buna göre hazırlanıyor. Havyan bünyesinin bunu kısa zamanda daha çok ete ve daha çok vücutta su tutmaya yarayan yemler kullanılıyor. Hormonla alakalı gerek Sağlık Bakanlığı’nın gerek Tarım Bakanlığı’nın çok ciddi yaptırımları var. Sadece hayvanın metabolizmasını daha iyi çalıştırabilecek yemler yada yardımcı biyolojik maddeler kullanılıyor. Tavuk eti güvenle tüketilebilir. İnsanların korkmasına gerek yok. Yaşama ömrü 42 ila 49 gün arasında sıkıştırılmıştır. Bu bilinçli yapılmıştır. Üretime ihtiyaç vardır. Tüketim bunu zorla da olsa istemektedir. Bu da hayvan bünyesini kısa zamanda zorlayarak da olsa yenilebilir kiloya ve erişkinliğe ulaşmak için yapılıyor.

Tek tırnaklı havyan eti ne gibi tehlikeler saçıyor?

Adana tek tırnaklı hayvan kesimi konusunda medyatik olmuştur ama artık eskisi kadar kesim yapılmadığını biliyoruz. Bununla mücadele etmek zabıta ve güvenlik kuvvetlerinin işidir. Tarım İl Müdürlüğü’nün de sıkı denetimi olmalı. Maalesef yasaklama getirerek bir takım şeylerin önüne geçilemiyor. Yasaklananları insanlar yapmaya devam ediyor. Usulüne uygun, hijyenin sağlandığı bir ortamda kesilen atın etini tüketmekte sakınca bulunmamaktadır.

 

Geçmişte, savaş aracı, binek aracı olarak kullanılıp, insan hayatını kolaylaştırıcı etkisinden dolayı dinimiz at eti yemeyi engellemeye çalışmış ve ‘haram’ dememiştir. Atın kıymetinden dolayı yasak getirilmiştir. Yoksa, bizim atlarla ilgili geçmiş yıllarda kesilebileceği, kesimhaneler kurulabileceği, gıda kodeksinde ne hallerde tüketime sunulacağı belirlenmiştir. Bakanlık buna izin vermiştir. Orta Asya’da hala Türkler at eti yemektedir. İnsan sağlığı açısından, kesim, temizlik ve hijyen şartlarına uygunsa at etinin yenmesi uygundur. Eşek konusunda aynı şeyleri söyleyemeyiz. Bu bizim ne kültürümüz de ne de gıdalarımız içerisinde var. Zabıta kuvvetleri bu doğrultuda her ihbarı değerlendiriyor. Olayın üzerine gidiyorlar ve ciddi cezalar uygulanıyor.

 

Sokak hayvanları sorunu nasıl çözülebilir?

Sokak hayvanları şehirleşmenin yoğun olduğu bir dönemde ciddi sorun teşkil ediyor. Sokak hayvanlarının oluşumunda birkaç sebep var. İnsanların, çocuklarına aşılamaya çalıştığı hayvan sevgisi gelir-geçer bir durum olmamalı. Çocukların istediği anda almalı, istemediği anda sokağa atmamalıyız. Hayvan beslemek ciddi sorumluluk gerektirir. Öncelikle, nüfus artışının engellenmesi adına, sahipleri tarafından evcil hayvanların sokağa salınmasının engellenmesi gerekir. Hayvanları sahiplenecek insanların kimliklendirilmesi, hatta sertifikalandırılması şarttır. O hayvanı aldığı andan itibaren, ona nasıl bir yaşam alanı belirleyecek, nerede bakacak, nerede besleyecek? Bu sorumlulukların farkında olan insanların hayvan beslemesine müsaade etmek gerekir. Bunların takip edilebilmesi için de mutlaka kayıt altına alınması gerekir. Tarım teşkilatı ve yerel yönetimler bunu kontrol edebilir. Bu konuda son zamanlarda çıkan Büyükşehir Yasası ile bu işlerin kontrolü ve sürekliliğinin sağlanması Büyükşehir Belediyesi’ne yetkilendirilmiştir. Sokak hayvanlarının nüfusunun azaltılabilmesi adına ciddi kampanyalar oluşturulup, onların sağlıklı şartlar altında kısırlaştırılması, üremelerinin önüne geçilmesi lazım. Tabiki onlar da canlıdır ve üremek zorundadır. Ama kontrolsüz ve sağlıksız üreme, insanların da hayatını tehlikeye sokacağından, yönetilebilir hale gelmesi için mutlaka kısırlaştırılma yöntemi uygulanmalıdır. Salgın hastalıklarının önüne geçebilmek için bu önemli bir meseledir. Ayrıca ciddi manada parazit yayımı söz konusudur. Hem iç parazitlerin hem de tenyaların ciddi kaynağı hayvanlardır. Bunun için bütün hayvan sahipleri, hayvan severler, kamu yöneticileri üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Evcil hayvandan insana hastalık bulaşır mı?

Evinde kedi veya köpek besleyen insanlarımız tehdit altında. Hayvanlardan insanlara geçebilen 250’ye yakın hastalık var. Evlerimizde beslediğimiz, özellikle pet gurubu olarak adlandırdığımız hayvanlara iyi bir sağlık yönetimi uygularsak tehlike ortadan kalkabilir. Onların bizler bulaştırabilecekleri hastalıkları kısaca özetlersek, başka kuduz olmak üzere aşıyla bunu kontrol altına alabilirsiniz. Kan parazitlerinin ve bağırsak parazitlerinin yine uygun ilaçlı mücadele ile önüne geçilebilir. Parazitel mücadele bu nedenle çok önemlidir. Yaz günlerinde, kene, bit ve pire ile ciddi anlamda mücadele edebilir, insanlara bu hastalıkların bulaşmasını engelleyebilirsiniz. Nasıl ki insan sağlığında kendi sağlığımız için zaman zaman yaptırdığımız aşılar ve check-up’lar var ise hayvanlarımız için de aynısını yaptırmalıyız.

Hayvan sağlığı hizmeti pahalı mı?

Muayene ücret tarifesi 60 liradan başlıyor. İlaç ve tedavi yöntemlerine göre fiyatta artış gözlenebiliyor.  Adana’da geçmişte hayvan hastanesi vardı ancak bir süre hizmet verdikten sonra değişik sebeplerle kapandı. Veteriner kliniklerinin hemen hemen tamamında bütün operasyonların yapılabileceği imkanlar mevcut. Hayvanlara kimlik çıkarılıp SGK sistemi gibi hayvanlar için de bir sistem kurulabilir. Keşke böyle bir imkan olsa. Bütün hayvanlar için böyle bir imkan olmasını çok arzuluyoruz. Bu sosyal refahla ve ekonomik güçle alakalı bir durum. Umarız bir gün ileride gerçekleşir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim