• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Tayland’a gidip gitmediğim dönemin acısını çıkartacağım”

23.05.2012 08:23
Osman PALAMUT / YAZAR

Osman PALAMUT / YAZAR

Tayland seyahatiyle ilgili haberimizin ardından, CHP Meclis üyesi Bekir Sıtkı Özer ve Fatih Özgür;

“Yapılacak olan bu seyahat içimize sinmiyor ve dolayısıyla bu seyahate iştirak etmeyeceğiz” diyerek örnek olacak bir davranışı ortaya koydular.

Helal olsun.

Ardından Sarıçam Belediye Başkanı Ahmet Zembilci ve AK Parti’li meclis üyesi Levent Özveren’de aynı duyarlılığı göstererek, Tayland ziyaretine katılmayacaklarını ifade ettiler.

Halkın hissiyatına ve sosyal yaşantısına saygı göstermenin tezahürü ancak böylesine erdemli bir tavırla ortaya konabilir.

 

Kent gazetesi olarak açıkça bu seyahatin yanlış olduğunu ifade ederken, kentimizin en etkin görsel yayın kuruluşu olan Akdeniz televizyonu da, üzerine basa basa söz konusu seyahatin yanlış olacağını vurguladı.

Basın mensupları olarak bizler görevimizi yaptık.

Gerisi sayın meclis üyelerimizin inisiyatifine kalmış bir şey.

İster giderler

İsterse vazgeçerler.

Bu ayrı bir şey,

Ama öylesine duyumlar alıyorum ki sevgili okurlarım, tek kelimeyle o duyumlar karşısında utanç duyuyorum.

Bakın bu dönem AK Parti’den meclis üyesi olan densizin biri, yapılacak olan seyahatle ilgili yakın bir arkadaşıma neler söylüyor:

“….. ….. …….. Abi Osman Palamut ne yapmaya çalışıyor? Bu bize verilen bir hak ve ben Tayland’a gidip, gitmediğim dönemin acısını çıkartacağım” diyor beyefendi.

Arkadaşım ise;

“Osman abi doğruyu söylüyor. Hiiç kıvırmayın ve bu seyahat doğru bir seyahat değildir” diyor.

Ne dersiniz bu düşüncede ki beyefendiye?

Git kardeşim,

Hem de tepe tepe acısını çıkart.

Sakın ha acısını çıkartmadan gelmeyesin sonra kızarım.

Neyin acısını çıkartacaksa

Şimdi böylesine sığ düşünceli bir meclis üyesi için ne denir Allah aşkına?

Ben bir şey söylemeyeceğim, ama şu anda hastanede tedavi gören Allah şifa versin değerli büyüğümüz Gazeteci Şair Abdurrahman Karakoç’un şu dörtlüğü sanırım en güzel cevap olur bu beynamaz meclis üyemize;

 

“Bence adam olmanın ön şartı ciddiyettir

Doğru olan her ölçü, her tartı ciddiyettir

Tebessüm kıvamında vakar olmalı yüzde

Kibirdeki ne eski, ne artı ciddiyettir”

 

Dörtlükte olduğu gibi;

Be adam gitmeye gidiyorsun, bari edebinle otur oturduğun yere, batma bataklık çamuruna diyorum.   

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
melikşah
24 Mayıs 2012 Perşembe 11:15
mukayese sizin
Melikşah, Malazgirt Savaşını kazanarak Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alp Arslan’ın oğludur. Babası vefat edince onun yerine sultan olarak Büyük Selçuklu Devletinin tahtına çıkmıştır. Sultan Melikşah’ın sıra dışı işler yapan veziri Nizamülmülk, yapması gereken çok mühim işleri dururken en çok vaktini eğitim öğretime ayırır, bu da yetmezmiş gibi, devlet bütçesinden altı yüz bin dinar gibi korkunç bir parayı bu tür lüzumsuz eğitim işlerine harcarmış!!! İlim için uzak yerlerden gelen çocukların bütün ihtiyaçlarını karşılamak Görüldüğü gibi yaptığı işler çok önemli işler değil! Ama harcanan para altı yüz bin dinar gibi çok büyük bir meblağ. Nizamülmülk’ün eğitim işleri için bu hayırseverliğini ve cömertliğini gören ve aslında kıskanan art niyetli kişiler, Sultan Melikşah’a veziri şikâyet ettiler. Sultan Melikşahgenç ve cevval biri. At üstünden inmiyor ve fetih aşkı çok yüksek. Üstelik Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi yüreğini kasıp kavuruyor. Melikşah’ıtam can damarından yakalayan bir şikâyet olduğu kesin. Nitekim Melikşah’ın beklendiği gibi aklı karışmış ve çoğu zaman “baba” diye hitap ettiği vezirinden hesap sormak için onu derhal yanına çağırtıp bunun hesabını sormuş. Nizamülmülk, şu sözlerle Sultan’a cevap vermiş; “Bey, bey! Ben yaşı ilerlemiş bir İranlıyım. Beni köle pazarında satılığa çıkarsalar beş dinardan fazla etmem. Sen de kuvvetli bir Türk gencisin ama en fazla yüz altın edersin. Senin askerlerinin okları en fazla otuz arşın mesafeye giderken bunların duaları, göğün yedinci tabakasına kadar varıyor.” Melikşah, bu sözleri duyar duymaz ağlamaya başlıyor. Sultanlar belki geçim derdi, ikbal derdi için ağlamaya ihtiyaç duymuyor ama memleketin büyük dertleri için hüngür hüngür ağlayabiliyor. Melikşah’ın verdiği cevap ise çok manidar; “Tamam muhterem, sen bu orduyu çoğaltmaya bak.” şimdiki başkanlarda bol bol geziye götürüyorlar hemde devlet parasıyla seks bölgesine.......mukayese sizin
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim