• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

"Tek adam- Tek parti" yönetimi

30.05.2016 10:03
"Tek adam- Tek parti" yönetimi
Dr. Ömer Uluçay yazdı

'Tarih tekerrürdür' denir. Bu nedenle tarihi anımsayarak günlük olayları ve gidişatı değerlendirmek mümkün ve isabetli olmaktadır.

Siyaseti belirleyen faktörler çoktur: Şartlar, iç-dış etkenler, kişiler, ekonomi, teknoloji, insan faktörü, coğrafya, tarih-sosyoloji-diplomasi bilgisi, nüfus ve askeri güç, eğitim, ittifaklar ve nifaklar, emperyalist ve antiemperyalist politikalar vd.

Ama bütün bunlar arasında, "lider" belirleyicidir. Hernekadar Marksist yorumlama ile kişi ve liderler, toplumsal olayların sonucudur dense de, aktif ve yaratıcı bir liderin rolü belirgindir. İdeal felsefenin ve sosyal determinizmin gerçekleri vardır.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren, kişilerin aktif-belirleyici roller yüklendiğini, toplumun, bunların ideallerine göre şekillendiğini görmekteyiz. Devletlerin içine düştükleri bunalımların içinden bir kişi çıkmakta ve "bayrak açarak" yol almakta, halka davet yapmaktadır.

Bu öncü/lider insanların özellikleri ve bahtları vardır. Kabiliyet ve cesaretleriyle, örgütleme kapasiteleri ve inandırıcı olmalarıyla, toplumla sağlıklı ve etkileyici bir iletişim içinde bulunmalarıyla, her sınıftan insanı etkilemekte ve kendisine bağlamaktadır.

Öyleki insanlar onu, bir veli-kurtarıcı görmekte ve adeta ona mürit olmakta, tartışmasız söylediklerini kabul etmekte ve fikirlerini yaymaktadır, biat etmektedir. Her söylediğinde bir hikmet/keramet görmektedir. Aslında toplumun bir "Mehdi"ye ihtiyacı vardır ve o zuhur etmiş, mazlumlar ardına düşmüşlerdir:  "Söyle yapalım, öl de ölelim. Sen haklı ve doğrusun".

Yetki sahibi olan böyle bir şahıs, işgale uğramış memleketin bir parçasını düşmandan kurtarınca "kahraman" olur, inandırıcı olur, başarısı belgelenmiş olur.

Borç içindeki Devletin mağdur olduğu, itibarından kayba uğradığı, hergün bir kurumun/devletin alacağını istediği bir halde iken, kısa sürede devlet "borcunu ödemiş", itibarını kazanmış bir konuma gelince, öndere itimat artar, başarı her yerde kutlanır, kutsanır.

Yollar yapmak, demiryolları inşa etmek, hava-meydanları açmak ve buralara uçak seferlerini gerçekleştirmek ne büyük başarıdır. Her ile Üniversite açmak, bir hayalin gerçekleşmesidir. Ha bunların eksiği olabilir ve bilinir ki "göç gide gide düzelir".

Halkta zenginliği yaratmak, refahı arttırmak, sosyal yardımlaşmayı sağlamak, dul ve yetimleri, öğrencileri belli bir ekonomik güvenceye ulaştırmak, gönüllere kapılar açmakta ve lider tahta oturmaktadır. Dini duyguları okşamak, kahir ekseriyeti muhafazakâr toplumu mutlu etmekte, ona temsiliyet vermektedir.

*

Liderlik hakkında zaman içinde ve örneklemelerle çokça yazılmıştır. Lider olunmaz, lider doğarsın. Bu bir bahttır, herkese açılmaz ve nasip olmaz. Böyle bir insan tümüyle özeldir. Bir yanıyla elbette ki o da bir insandır, fakat herkesten ayrı bir insandır. Bunun kabiliyeti kadar, kusurları ve hataları da belirgin ve sonuçları büyük olmaktadır. Lider, büyük ve kalıcı kararlar almakta, gönüllerde ve toplumsal yaşamda yeni yollar açmaktadır. Bir yandan yıkmakta ve öte yandan inşa etmektedir. Yapılanların önemi, bozulanları görünmez ve kabul edilir kılmaktadır.

Lider danışarak karar vermekte danışmanını tanıyıp seçmekte ve hızla karar almaktadır. Kararın zaman ve kapsamını, icra edecek olanı seçmekte, ortamı hazırlamakta veya işi vekiline havale ederek kontrol etmektedir. Otorite, ilgi, teşvik, tecziye bir denge içinde amaca hizmet etmektedir. Lider kişi şüphecidir, gördüğüne inanır, seçme durumunda, kendisini önceler ve güvenceye alır. Hükmün icra zamanını ve derecesini ayarlar. Saklı cevherleri bulur, hazırlar, kadro oluşturur, öğretir. Hiçbir suretle rakip istemez. Siyaset ile durumu ve kişileri yönetir. İdeal aşılar, hedef gösterir. Kısa zamanda görünür başarılar ister. Bununla sadece konuşmadığını ve aynı zamanda inşa edildiğini de göstermiş olur.

Kadın ve para önemli parametrelerdir, hemen her toplumda bunlara düşkünlük itibarı zedelemektedir. Dini duyguları gözetmek gerekli, buna karşı çıkanlar başarılı olamamıştır, zaferleri(!) geçicidir (Lenin-Stalin örneği).

Toplumsal dengeleri gözetmek, insani ilişkileri korumak sempatik kılmaktadır.

Büyük liderlerden sonra gelenler, onların gölgesinde kalmaktadır, bir geçiş köprüsü olmaktadırlar. Her lider içinde yaşadığı ve yetiştiği toplumun değerlerine göre yönetmektedir.

Hükümdarlara yol gösteren arifler, bilginler, filozoflar hep olmuştur. Hatta Eflatun, filozofun hükümdar veya hükümdarın filozof olmasını önermektedir. Bunun "Devlet"  adlı yapıtı, devlet aygıtını ve yönetenin vasıflarını anlatmaktadır. Nizam-ı Mülk'ün "Siyasetname"si Selçukludan beri ünlüdür. Machiavelli'nin "Hükümdar-Prens" adlı eseri bu konuda bir klasiktir. Osmanlılar döneminde de "Hükümdarlara Nasihatler" konulu çokça eser yazılmıştır.

*

Aslında bunları yazarken Mustafa Kemal Paşa, İsmet İnönü, Celal Bayar-Adnan Menderes, Recep Tayyip Erdoğan'ı örneklemek istemiştim. Ama söz buraya vardı.

Yine de şunu söylemek isterim:

"Tek Adam", kurucu ve yaratıcıdır, merkez noktadır, çevresinde bir çember oluşur ve bunun bir prangaya dönüşmesine engel olur. Elbette bir taban ve ihtiyaç vardır. Tek Adam bir sıçrama yapar, tablanın üstüne çıkar ve görünür olur. Yüksek dirayeti ve uzak görüşlülüğü, isabetli tahmin ve kararlarıyla örgütler, yönetir, kontrol eder, denetler, ödül dağıtır, tecziye eder. Bunları halka açar, umut aşılar, gayret ve sebat, sadakat ister. Tek Partinin kurucusudur. İşte bu Mustafa Kemal Paşa'dır.

İnönü, Mustafa Kemal Paşa'nın gölgesinde kalmış ve olacak değişimin habercisi, köprüsü olmuştur. Demokratik siyasi yaşama geçmeyi hazırlamıştır. Tek Partinin devamıdır.

Celal Bayar ve Adnan Menderes, Tek partinin üye ve mebusları, sonra da muhalif partinin (Demokrat Parti) kurucuları ve aktörleridir. Çok partili yaşam için ilk tecrübedir. 1950 Genel Seçiminde Tek Partinin İkinci Adamı İsmet İnönü, iktidarını DP'ye devretmiştir.

DP idarecileri, bildikleri siyasi tecrübe ile çok partili sistemden tek partiye dönüş yapmışlar ve sistem "yarışma" yerine "çatışma"ya dönmüş, neticede 27 Mayıs 1960 tarihinde askeri Cunta Darbesi-Milli Birlik Komitesi ile sona erdirilmiştir.

Ara dönemde Meclisler açılmış, seçimler yapılmış, birlikte yönetimler (Koalisyon) denenmiş, sosyal değişmeler ve gelişmeler yaşanmıştır. Asker arasında iki defa iktidar çatışması olmuş ve idamla sonuçlanmıştır.

Çokbaşlılık ve dirayetli ülke lideri çıkmadığından tekrar kargaşaya düşülmüş, Kıbrıs'ta savaşa girilmiş, büyük şehirlerde kamu düzeni bozulmuş ve 12 Eylül 1980 tarihinde, askeri hiyerarşi içinde darbe ile asker tekrar yönetime el koymuştur. Yani sistem yeniden tekrara düşmüştür.

1980 sonrasındaki gelişmelerde, birçok kişinin yıldızı parlar olmuş ve fakat kısa sürede sönmüştür. Eskiler tekrar sahneye çıkmış ve bildik siyasetlere devam edilmiş, bir merhaleye varılmamıştır. Asker-Hükümet çekişmesi yaşanmış ve askeri vesayet devam etmiştir. Tekrarlayan askeri Muhtıralar, siyasi bölünmeye neden olmuş ve bu çekişme ortamından bir kişi belirleyici olarak sahneye çıkmıştır: Recep Tayip Erdoğan.

Erdoğan, bir grup arkadaşıyla siyasi parti (Adalet ve Kalkınma Partisi-AKP) kurmuş ve bir süre sonra Genel Başkan oldu. Yerel ve Genel Seçimlerde hep başarılı ve iktidar olmuştur. Böylece Recep Tayip Erdoğan, Parti kuran ve ona Genel Başkan, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak Türkiye Siyasi tarihinde rol oynamaktadır.

Recep Tayip Erdoğan, siyasi planlama ve uygulamalarında, hedef ve yöntemleri, amaçları farklı gibi de olsa, Mustafa Kemal Paşayı izler gibi görünmektedir."Yeniden İstiklal mücadelesi, Kuvvay-ı Milliye, Yeni Anayasa, Yeni Türkiye, referansımız Kurandır" demektedir. Cumhuriyetin resmi bayram ve önemli günlerine tevafuk eden haftalar ve eylemler/açıklama ve kongreler ihdas edilmektedir.

Mustafa Kemal Paşa; "Tek Adam"dır, yani Anadolu ve Trakya Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Başkanı, Başkomutan, Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) Başkanı, Meclis Başkanı, Hükümet Başkanıdır ve 3 aylık uzatmalarla TBMM yetkisine sahiptir. Bütün bunları (CHF) vasıtasıyla yapmaktadır.

Recep Tayip Erdoğan; Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı, Başkomutan'dır. Devlet-Parti Başkanı olmak yolundadır ("Tek Adam" olmaya doğru). Bütün bu kademeler ve süreç kurucusu olduğu AKP üzerinden gerçekleşmektedir.

*

Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Devleti içinde sistemin eksik ve kusurlarından çatışmalar yaşanmaktadır. Aradan geçen uzun zamana rağmen bir düzelme olmamış ve tekrar "Tek Adam" yönetimine gidiş vardır.   

Bu ortamdan siyaset sahnesine çıkmış Sayın Recep Tayip Erdoğan, daha çok demokrasi vaadiyle gelmiş ve siyasi kanatlarla ortaklık kurmuş, iktidar olmuş ve sonra tasfiyelere başlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı makamına seçimle gelmiş, Partili Cumhurbaşkanlığı ve Başkanlık sistemini kurmak üzere Yeni Anayasa istemekte, AKP'yi düzenlemektedir.

AKP ve Sayın Recep Tayip Erdoğan karşısında Muhalefet (CHP, HDP, MHP) varlık gösterememiş ve sistem tekrar "Tek Adam-Tek Parti" yönetimine doğru yol almaktadır. Süreç oldukça tartışmalıdır.

Bu çekişmeli ve çatışmalı ortamın nasıl sonuçlanacağı merakla beklenmektedir. Suriye Savaşı, Ortadoğu'daki siyasal istikrarsızlık, Doğu Anadolu'daki çatışma nedeniyle kaygılar artmaktadır.

Güneş doğar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Necati Şaşmaz da Taksim'de demokrasi nöbetinde21 Temmuz 2016 Perşembe 10:05
  • Adana darbeye karşı tek yumruk oldu21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
  • Büyükşehir projelerine ÇÜ’den teknik destek20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:27
  • Adana Demirspor'da toplu imza20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:24
  • Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 09:31
  • Darbe şehidi polis memuru toprağa verildi19 Temmuz 2016 Salı 20:00
  • 4 pilot adliyeye sevk edildi16 Temmuz 2016 Cumartesi 15:11
  • Halk, darbe girişimindeki askerleri polise teslim ediyor16 Temmuz 2016 Cumartesi 02:16
  • Bahçeli'den Hükümete tam destek16 Temmuz 2016 Cumartesi 01:05
  • Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tazminat ödeyecek14 Temmuz 2016 Perşembe 19:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim