- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Teknik ve toplumsal değişim

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Toplumun değişme ivmesi artmıştır. Herşey hızla değişmekte ve birbirini etkileyip tetiklemektedir. Eskiden nesil değişmesi, bir ömür demekti yani elli sene. Sanayi ile birlikte yani 1800’den sonra bu süre 25 yıla ve elektriğin yaygınlaşmasıyla, 10 yıla ve elektroniğin devreye girmesiyle 5 yıla inmiş bulunmaktadır. Bundan böyle ve şimdilik her 5 yılda bir nesil değişmektedir. Bu değişimin genişliği ve hızı ülkelerin gelişmişlik oranlarıyla orantılıdır.
Günümüzde dünyada artık nesil değişimi genel olarak 10 yıla inmiş bulunmaktadır. Toplum içinde, modern araçları kullanması oranında değişim ivmesi hızla artmaktadır. Bir bölgede eski teknoloji ve buna göre şekillenmiş bir iletişim ağı ile bazı yerlerde uydu sistemleriyle ileri teknoloji yan yana bulunmaktadır. Göreceli olarak aynı ülkede gelişmişlik ve nesil farkı bulunmaktadır.
İnsanoğlu, kullandığı aletlere göre adetler geliştirmekte ve bunları kullanmaktadır. Bilinen klasik ev ve iş aletleri döneminde, durağan bir toplum ve yaygın bir örf-adet düzeni ve yaygınlığı vardı. Binek değişince yani; yaya, atlı, arabalı, uçak, tren, vapur devreye girince zaman kavramı değişti. Yaşam hızlandı. Kontrolün ve uyumun yeterli olmadığı durumlarda bunun zararları da çok oldu.
Okul sayısı ve öğretim yöntemleri değişti. Öğretilenler farklı oldu. Değişime uyum sağlamakta zorlanma olmaktadır. Alışılmışlığın rehaveti ve bunun doğurduğu bir direnç vardır. Sonra teknolojik gelişme, yeni sahalar açarken, geleneksel yapıyı, ilişkileri ve menfaattarı değiştirmekte. Kiminin geliri azalmakta, kimi etkisini, önemini yitirmekte, bilgileri geçersiz, yatırımları ölgün olmaktadır. Bir yol güzergâhı, çok değişmelere neden olmaktadır. Bazı yerler önemini yitirmekte ve başka bir yer kıymet bulmaktadır.
Görülüyor ki, teknik aletler, onu kullanacak nesil istemektedir. Böylece toplumda yeni ihtiyaçlar ve meslekler doğmakta, birçokları da geçersiz kalmaktadır. Çift sürmekte kullanılan at ve öküzün yerini traktör, bulgur-keçe döven adamların yerini motor, hanların yerini moteller, kervanların yerini kamyon-TIR’lar, mektubun yerini telefon, PTT’nin yerini elektronik posta ve telefon, arşiv defterlerin yerini CD ve Bellekler almıştır. Telefonda sadece sesi değil, görüntüsünü de görmek ve kaydetmek mümkün olmuştur. Oturduğumuz masada, sihirli camın önünde dünyanın bir ucundaki kütüphanedeki kitaba ulaşmak mümkün olmaktadır. Televizyon yayınları ayrı bir ilerlemedir.
Sonuç olarak, yaşamın her yönünde, teknoloji egemen duruma gelmiştir. Böylece bu yenilikleri kullanan neslin örf ve âdeti de ana-babaya göre hızla değişmekte ve arada belirgin bir çatışma doğmaktadır.
*
Devlet de bu değişmelere paralel olarak etkilenmekte ve kendisini yeniliklere uydurmaktadır. Teknik gelişme, bürokratik işlemleri etkilemiş ve seri duruma getirmiştir. Bürokrat yeni değişmelere zor uyum sağlamaktadır. Eğitim ve öğretimin ilkeleri, gerekleri de bununla değişime uğramakta.
Devlet, çok yamalıdır. Eskiyi ve yeniyi, ustayı ve çırağı birlikte barındırır. Yaşamın tüm gereklerini düzene koymağa, kontrol etmeğe, değiştirmeğe zorlar. Çok faktörlü ve çok aktörlü olan bir yapıya yön değiştirmek pek kolay değildir. Bu nedenle devlet mekanizması, kendi içinde devamlı yenilenir ve gelişen koşullara uyum sağlaması istenir. Değişimin öncüsü olan kurumlar da vardır. Araştırma-geliştirme kurumları bunu sağlamaktadır.
Kişiler kendi donanımlarını yenileyip geliştirdiklerine göre, devlet de kendisini yenilemektedir. Ancak, devlet kurumları aynı zamanda unvan ve menfaat da dağıtmaktadır. Toplumlarda gelişen isteklere karşı, devlet gücü kullanılarak akarını, kaynağını korumak ve arttırmak isteyen gruplar arasında bir mücadele olmaktadır. Kümelerin her birisi, farklı bir sosyal tabana oturmakta ve bunları sahaya çıkarmaktadır. Bazan yapılanlar ile söylenenler zıt olmakta ve kitleler beklediklerine kavuşmamaktadır. Bir toplumsal kesime sağlanan yarar da etkili olmakta ve sadık taraftar kitlesi peyda etmektedir.
Toplumda sabit olmamakla birlikte sosyal bir tabakalaşma vardır. Sosyal bilimlerle uğraşanlar bunun nedenlerini ve ilkelerini, gereklerini tahlil ederler. Geçişken olan insan sayısı toplumun beşte biri kadardır ve sonucu bunlar belirler. Tarafsız/kararsız denilen bu kitleyi kazanmak için siyasetler yapılmaktadır.
Her devlet; vatandaşının huzur, güven, refah, barış içinde yaşamasını ve toplumun devlete itaat etmesini, belirlediği/yüklediği görevleri yerine getirmesini ister. Toplum kesimlerinin farklı ekonomik, sosyal, siyasal, inanç konumları ve menfaattarı vardır. Bunu arttırmak için açık/gizli bir mücadele yürütürler. İstekler bazan kemikleşir ve devlet tedbir alır, olmazsa çatışma olur. Günümüzde, insan hak ve özgürlükleri noktasında hemen bütün devletlerde bir hak mücadelesi vardır. Geleneksel tutum ve menfaat içinde olan düzenler, bunları dışlamakta ve şiddete-şiddetle mukabele edilmektedir.
Devletlerde, sadece teknik-ekonomik faktörler dolayısıyla değil ve aynı zamanda insani faktörler nedeniyle de bir mücadele olmaktadır. Başarılı devlet, toplumsal ihtiyaçları gören, karşılayan, yöneten, anlaşma ile sorunu çözen, vatandaşa hizmeti esas alan, adil davranan yöntemdir.
Devlet herkesindir, her kesimin üzerinde hakları ve devlete karşı görevleri vardır. Başarı, bunu bir denge içinde korumak ve sürdürmektedir. Bu noktada devletlerarasında imkân, güç ve sosyal düzen farkı vardır.
Devletler, yönetim ilkeleri ve usulleri bakımından diğer yönetimlere örnek teşkil ederler. Dolayısıyla devlet yönetimi, çağın gelişmesini, yönelimini, dâhil olduğu kümenin şartlarını gözetmek ve onlara benzer duruma gelmek zorundadır.
Dünya devletleri, insanlık âleminin halkaları gibidir ve birbirine bağlıdır. Birbirlerini destekler, engeller. Yani zamanın yönetimine uymak mecburiyeti vardır. Her devlet tercih etmekte serbest olmakla birlikte, dünya nizamına tabidir. Keyfiliği önleyen müeyyideler vardır. Bunun için Cemiyet-i Akvam ve sonra da Birleşmiş Milletler teşkilatı kurulmuştur. Pax Romana ve Pax Ottoman yerine hizmet görmektedirler.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












