• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Tepki Kültürümüz ve STK’larımıza öneri!

24.12.2012 09:37
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Milli ve manevi değerlerimize ilişkin bilinç düzeyimiz, ne denli yüksek ve olması gereken boyutta olursa, geleceğe ilişkin beklenti ve kabullerimiz de o derece yerinde ve olması gereken yerde olur. 

Bu düşüncenin gerçekleşebilmesi için de herkesin, ilgili bütün birim ve kuruluşlarımızın üzerlerine düşeni tam anlamı ile yerine getirmeleri gerekir. Bu da; her meselede zaruri olan metodoloji ile alakalı.. Bir de meseleye nereden baktığımız önemli.. 

Uzun zamandan beri konuya ilişkin bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyordum. Farklı konular dahil, bireysel ve toplumsal açıdan olması gereken “Tepki Kültürümüz” üzerine.. 

Özellikle yılsonu dönemleri ve bilhassa İsrail’de gerçekleşecek bir “seçim” yakın ise, muhtemel meşum hadiselerin vuku bulması ve daha önceleri İsrail Hükümetleri tarafından reva görülen zulümler akla geliyor. 

Son birkaç gün içinde İsrail’in, “yeni yerleşim yerleri” adı altında uygulamaya koyduğu aslında işgal, “g e n i ş l e m e” politikası sinsice hayata geçiriliyor. Dünyanın ve sözde Hakim güçlerin ve de Müslümanların gözünün içine baka baka.. Herkes bir şeylerle uğraşıp dururken ve/ya da uğraştırılıp meşgul edilirken, İsrail sinsice kendi planlarını hayata geçiriyor. 

Meselenin en başında Dışişleri Bakanımız gereken tepkiyi koydu. Ardından Avrupa Birliği adına Catherina Ashtion ve Rusya dışişleri Bakanı Lavrov ortak bir açıklama yaptılar. 8 Maddelik! 

Bildiride; bu tür teşebbüslerin barışa katkı koymayacağı ve “Filistin Devleti”nin kuruluşunun tehlikeye gireceği, bu durumun kabul edilemez olduğu, İsrail ve Filistin arasında 1967 öncesi sınırlar(!)a yönelik değişikliği tanımayacakları açıklandı. 

Bu tarz söylemleri çok duyduk ve okuduk. BM ve Güvenlik Konseyi, dünya uluslarının güvenini kökten kaybetmiş durumda. Hiç ama hiç kimse onlara güvenmiyor artık. Marka değerleri sıfır! İsrail’in, onların aldığı kararları bir “hiç” olarak görmesi bunun en basit kanıtı! Bu iki “Hiç” olan kurum, aslında başlı başına birer yazı dizisi olması gereken konular. İzin verirseniz bunlar ile ilgili mülahazalarımı kısmet olursa sonraya bırakayım. 

Çok kısa bir iki düşünce ve önerimi dile getirmek istiyorum. Özellikle başta kentimizdeki seçkin STK’larımıza.. 

Çoğu çalışmalarımız nedense hep geçmişten uygulanagelen yöntemlerle sürdürülüyor. Bireysellik başta olmak üzere, toplumsal bazdaki temsilcilerimizin de yer ve zamanlama konuları, organizasyon şematiği ve yöntemleri, konulan tepkiler çoğu kez yetersiz ve cılız kalabilmekte. Medyamızın ve aydın geçinenlerimizin vurdumduymazlıkları ise içler acısı.. STK’larımızın “müşterek” birliktelikleri istenen düzeyde değil.. Çok daha ayrıntılı eleştirileri kamuoyu önünde açmayı doğru bulmuyorum ancak saygıdeğer STK’larımızın kendi aralarında duran derin ve maalesef her geçen gün daha da açılan uçurumu izale edecek yeni bir girişim ve metodolojiye ihtiyaç duymaları gerektiği konusunda daha fazla düşünmelerini ve çaba göstermelerinin zaruretine inanıyorum. Gereken girişimler bir an önce yapılmalı, mevcut şemsiye tarzındaki oluşumlarımız ise, nerede, neyi eksik bıraktıklarını biraz daha iyi düşünüp tahliller yapmalı, açıklar süratle kapatılarak, verilen kan kayıpları durdurulmalıdır. Bireylerimizin ve Toplumsal iyileşmelerimizin yararına.. Zira en kalbi inancımla dile getiriyorum:

Hepimizin hepimize ve özellikle geleceğimizin lokomotifi Sivil Toplum Kuruluşlarımıza ihtiyacımız var! 

Birileri onları fildişi kulelerden seyrederken; yüksek irtifalardan attıkları küçümseme, dikkate almama, yadırgama gibi gereksiz anlayışlara rağmen, “olmazsa olmazlarımız”dır onlar! 

Konuyu fazla uzatmadan önerime gelmek istiyorum. Şöyle ki; 

Çoğaltılabilecek pek çok öneriye kıvılcım olması açısından şimdilik bununla yetiniyorum. Yoksa yazı uzadıkça uzayacak! 

Filistin ve İsrail’in, önceki konumu, şimdiki yeri, emelleri ve yaptıkları konusunda insanlarımızın yeterli bir bilince ve bilgiye sahip olduklarını düşünmüyorum. Yetersizliğin arka planındaki tek olmasa da, en belli başlı sebeplerinden birisi “bilinçsizlik”tir. Bu bağlamda, önümüzdeki takvim açısından, ya Aralık ayı sonu, ya da Mavi Marmara katliamı tarihine denk düşen haftayı, her yıl, bilinçlendirme çalışmaları açısından, “Filistin Haftası” veya “Filistin Günleri” olarak kabul ve ilan etmek lazım. En başında; 

*Tarih boyunca Filistin ve İsrail Sempozyumu,

*Konuya hâkim düşün ve bilim adamlarımızın iştiraki ile paneller,

*Gençlerimizin ve halkımızın bu tarihi akışı öğrenebilecekleri slayt ve CD çalışmaları,

*Periyodik Seminerler..

*Film Gösterimleri,

*Kitap, Broşür, döviz ve pankart çalışmaları, ( Kent ölçeğinde)

* Medya Platformlarının program zincirleri çerçevesinde icrası.. vs..

En azından coğrafi konumun tarihsel süreç içindeki değişimlerini net bir şekilde ortaya koyan haritaların, bir A/4 kuşe kâğıda basılarak, yerel ve ulusal gazeteler eşliğinde dağıtımları ve farklı yöntemler ile halka anlatılması gibi icraatlar yapılamaz mı? 

İlgili ve/ya da şemsiye/çatı konumundaki saygıdeğer STK’larımızın bunları gündemlerine bir an önce almalarının zaman ve kan kaybını önlemek, gelecek nesillerimizi bilgilendirmek ve bilinçlendirmek açısından, “belli bir program içinde” yapılmasını faydalı ve bir o kadar zaruri olarak görüyorum. 

Yoksa sadece ara/lık’larda yapacağımız cılız basın açıklamaları ve kimi haykırışlarla, sadece kendimiz çalar, kendimiz oynarız. 

Birey ve Toplumsal bazda, hangi konu olursa olsun, bilinç düzeyimizi ve dolayısıyla birlikteliğimizi, şaşmayan “ortak paydamız” altında “olması gerektiği gibi” yapabilmek adına, tepki kültürümüzü yeniden gözden geçirmeliyiz.

STK’ların neleri başarabildiğine tarih en büyük tanıktır!

Lütfen en iyisini yapın! 

Sevgi ile Kalın

akt

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim