- BIST 77.689
- Altın 128,066
- Dolar 2,9818
- Euro 3,3054
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine

Aziz Terzi / Yazar
Terör kavramını en çok duyan, kullanan ve fiili hayattaki karşılığını en çok hisseden toplumların başında halkı Müslüman olan toplumlar gelir. Şöyle bir düşünün bu kavramı duyduğunuz da hangi insanlar sizin zihninizden geçiyor, hangi coğrafyalar aklınıza takılıyor.
Bu soruya cevap aradığınızda, aklınıza gelenler büyük ihtimal bizim coğrafyalarımız ve bu coğrafyanın insanları olacaktır. Sizce bu çok garip bir durum değil mi?
Size düşünmeniz için bir soru sormak istiyorum. Evet, can yakıcı bir sorun olarak karşımızda bir “terör” sorununu var. Peki, bu sorunu çözmek için ortaya çıkan aktörlere baktığınızda kimleri görüyorsunuz? Çözüm için ortaya atılan fikirlere baktığınızda hangi fikirleri görüyorsunuz? Biraz düşündükten sonra karşınıza çıkacak cevap sizi gerçekten çok şaşırtacak. Çünkü bu cevap, güya çözüm için siyasi liderlerin ayaklarına gittiği, randevu talep edip sıra beklediği sömürgeci batılı devletler ve onların fikirlerinden başka bir şey olmayacak.
Siz bu cevaba neden çok şaşırmalısınız biliyor musunuz? Çünkü terörü finanse eden, Müslüman coğrafyalardaki siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için adamlar devşirip bizim insanlarımızı katleden ve bu kan üzerinden, bizim, kendi siyasi ve politik hedeflerine rıza göstermemizi bekleyen devletler, bizim kapısına gittiğimiz bu sömürgeci batılı devletlerde, ondan.
Bu meseleye devam edeceğim ama size ilginizi çekecek bir bilgi daha aktarmak istiyorum. Yaşadığımız son yüzyılda kullanıldığı anlamıyla “terör” kavramının dünya literatürüne nasıl girdiğini duyunca az önce söylediklerimin sizi daha da şaşırtacağını düşünüyorum. Terörizm kavramının ilk olarak kullanılması, yer olarak Fransa’ya ve zaman olarak da Fransız ihtilali ve sonrasına dayanır. 1793 ve 1794 yıllarında Fransız ihtilali sonrası kurulan devrimci hükümetlerin yaptıkları uygulamalar ile dünya siyasi literatürüne girmeye başlamıştır. Zaten İngilizce(!) bir kelime olan “terörizm” [kelimenin kökeninin bile bizlere bazı ip uçlarını çağrıştırması gerekir diye düşünüyorum] kelimesi “bir siyaset olarak terörün sistematik bir şekilde kullanılması” anlamıyla gene Fransız İhtilali dönemine denk gelir.
Şimdi size Fransız ihtilalinin önemli figürlerinden olan Maximilien Robespierre’nin terör ile ilgili bir değerlendirmesini aktarmak istiyorum. Robespierre şöyle diyor, “ Halk hükümetlerinin dayanağı barışta erdem ise eğer, devrim içinde de hem erdem hem de terördür. Gerçekten de erdemin olmadığı yerde terör kıyıcıdır, terörün olmadığı yerde de erdem güçsüzdür. Terör tetikte duran, sert, yumuşama bilmez bir adaletten başka bir şey değildir.”
Tarih kitaplarının aktardığına göre Robespierre liderliğindeki hükümetler yönetimleri boyunca siyasi muhaliflerini, diğer siyasi fikirlere sahip meclis üyelerini, birçok sivili hatta kendi üyelerini dahi katletmişlerdir.
O zaman şöyle bir çıkarıp yaparsak yanılmış olmayız sanırım. Terörizm kavramının ilk olarak ortaya çıkması ve uygulanması “Modern Batı”nın fikri ve siyasi temellerinin atıldığı Fransa’da ve hükümetler eliyle bir devlet terörizmi olarak uygulanmıştır.
İşte, Batı hadaratının maya tuttuğu topraklar, işte Batı uygarlığının temelleri.
Siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için terörizmi bir araç olarak ilk kullanan Modern Batı dünyası ve bu dünyayı temsil eden sömürgeci batılı devletler olmuştur. Ve bu konuda da şu ana kadar liderliği kimseye kaptırmamışlardır. Halen çeşitli perdelemelerle kendilerini saklayarak, bazen de saklanma gereği bile duymadan bu uygulamalarına devam ediyorlar.
Belki konu daha iyi anlaşılır diye şöyle bir tespit yapmak isterim, terörizm; sömürgeci batılı devletlerin yakın/uzak siyasi hedeflerine ulaşmak için kullandığı en önemli araçtır.
Batılı sömürgeci modern(!) devletlerin bu konudaki kanlı ve pis tarihini buraya aktarmak ise bu sayfaların alabileceği bir şey değildir. Zaten bunu ispatlamak için böyle bir tarihi aktarmaya da gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bizler Anadolu olarak, Mezopotamya olarak, Biladuş Şam olarak, Kenan toprakları, Afgan toprakları, Çeçen toprakları olarak yani İslam Ümmetinin her bir parçası olarak bunun canlı şahitleri konumundayız.
Evet, on yıllardır Müslüman beldelerde yaşanan terörün asıl kaynağı İslam’a ve Müslümanlara düşman olan terör devletlerinin bizatihi kendileridir. İslami beldelerde yaşanan tüm bu olayların arkasında bizatihi bu sömürgeci kâfir devletler vardır. Onların, çıkarlarından başka kutsal saydıkları bir kıymetleri ise yoktur.
Artık Ümmet olarak şu gerçeği topraklarımızdaki terörün asıl faillerine ilan etmemiz gerekmektedir. İslami beldeler, sömürgeci kâfirlerin bir birlerine mesaj vermek için kanların heder edildiği bir yer olmadığı gibi İslam Ümmeti de duyguları istismar edilerek sömürgeci kâfirlerin kirli planlarının bir parçası olmayacaktır.
"Yakında bileceksiniz." Tekasur - 4
“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” Nur-55
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












