• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Toplumsal değişme (1)

07.12.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Canlı ve cansız yaratıklar her daim bir değişimin içendedirler. Burdan gruplara ayrılmış bir yasanın varlığını görüyoruz. Her cins neslini sürdürüyor. Var olan bir şey bir süre sonra şekil değiştirerek bir başka şekle girmekte ve neslini sürdürmektedir. Yerin altındaki bitki ve madenler, soğuk ve sıcağın etkisiyle, yer altı sıvılarla kimyasal reaksiyonlar sorası başka şekle değişmektedir. Yeryüzündeki madenler, yeraltındaki Petrol ve gaz ile akar ve birikmiş sular buna örnektir.

Bu konuda genel bir değerlendirme daha önce tarafımızdan yapılmıştı.

Şimdi bu konunun devamı olarak, toplumsal (sosyal) değişmelere değinmek istiyoruz. Bu cümlenin içinde insan bedenindeki değişmeler ve bunların tezahürü ayrı bir konudur. Organik ve ruhi gelişmeyi kapsar. Bunun yanında insanın yaşama biçimleri, yaptığı alet ve edevatlar, beslenme ve barınma şekilleri, toplu yaşama kuralları, örgütlenme ve işbölümü, oluşan hukuk ve ahlak, örf ve adet, din ve ibadet, eğlence ve merasimler, savaş ve yaralama aletleri, anlaşma ve toprağa hâkimiyet kuralları, kurumlar ve devlet örgütlenmesi, hayvanlara karşı davranışları, doğa ile ilişkileri, şehirleşme, ulaşım şekil ve yöntemleri, diller ve edebiyat, musiki, estetik güzellikler, bilimler, keşif ve icatlar gibi konular da bir değişim-dönüşüm ve başkalaşım içindedir.

Osmanlının dağılmasından sonra ve Türkiye Devletinin kurulmasıyla toplumumuz hızlı bir değişimin içine girdi. Olaylar ve sonuçları tartışılıyor. Kimine göre iyi-güzel ve vazgeçilmez yararlı yenilikler oldu. Kimine göre de asırlık kurumlar imha edildi, yenileri kurulmadı ve bir boşlukoluştu. Toplumun yapısına uygun olmayan yabancı adetler geçerli kılındı. Aile ilişkileri, ahlak anlayışı, insani münasebetler değişti ve bozuldu. Hür olmak adı altında itaatsiz ve keyfine göre takılan bir grup peyda oldu. Eski değer yargıları kayboldu ve yenileri onların yerini doldurmadı. Yine başka bir grup, dünya ile uyumlu hale geldiğimizi, kişinin özgür olduğunu, tebaadan çıkıp vatandaş olduğunu, dünyevi kurallarla yönetildiğini, bunun modern ve çağdaş olduğunu ileri sürmektedir.

Bu görüşler, toplumda taraftar bulmuş, gruplar oluşmuş cemaat-cemiyet-parti şeklinde örgütlenmiş ve birbiriyle yarışan- zıtlaşan ve çatışan eksenler oluşmuştur.

Yakın bir zamandan beri devlet yönetimi, bunun destekçileri, yönetenlerin davranışları, toplumsal istek ve kurallarda değişmeler bariz olarak görülmekte ve bunlarla toplumda ayrışma duygusu oluşmaktadır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ve sosyal değişmeyi kavramak bakımından “toplumsal-değişim-dönüşüm”ün konuşulmasında yarar vardır:

Genel bir terim olarak, "toplumsal değişme"[1]

•Toplumsal yapıdaki değişim: Doğa, kurumlar, toplumsal davranış veya toplum içerisindeki sosyal ilişkiler, insanların bir arada olması ve bundan daha fazlası için kullanılabilir.

•Karakteristik olarak ya da paylaşılan değerler anlamında bireylerin bir grubu etkileyen herhangi bir davranışı veya olayı,

•Kuralcı bir biçimde toplumun değişimine sebebiyet verecek şeye karşı taraflı bir tutum içine girmeyi (daha çok öznel bir anlam) ifade eder.

Terim, tarih çalışmalarında, ekonomide ve politik bilimlerde ekonomik büyüme ve gelişme, demokratikleşme, küreselleşme, politik sistemlerin farklılığı veya başarısızlığı gibi konuları içerecek biçimde kullanılır.

Terim, devrim ve paradigma kadar geniş kavramları kapsayabilir ya da küçük kasaba yönetimindeki toplumlara ilişkin değişimlere kadar daraltılabilir. Toplumsal değişme kavramı, bireylerden oluşan grubun bazı karakteristik özelliklerinin ölçüsünü de ima edebilir.

 Terim, çoğunlukla toplumun yararına, pozitif olduğu düşünülen değişimleri anlatıyor iken, yaşam tarzlarının varlığını engelleyen veya zarar veren sonuçları veya yan etkileri de anlatabilir.

Toplumsal değişme, toplumsal çalışma ve toplum biliminde bir konudur fakat ayrıca politik bilimleri, ekonomi bilimini, tarihi, antropolojiyi ve diğer sosyal bilimler alanlarını da içerebilir.

Yaratılan pek çok toplumsal değişim biçimleri arasında, toplumsal değişim için tiyatro, doğrudan eylem, karşı duruş, taraf tutma, toplumsal organizasyon, devrim ve politik aktivizm vardır.

Bir toplumdaki toplumsal ilişkilerde, kurumlarda ve yapıda belirli bir durumdan ya da varlık biçiminden başka durum ya da biçime geçişe "toplumsal değişme" denir.

Toplumsal değişme nedeni, insanlığın bilgi ve deneyim birikiminin artması olabildiği gibi, savaşlar veya doğal felaketlerden sonra yaşanan bir yıkım da olabilir.

Her toplumsal değişme, belirli bir zaman diliminde somut, fiziksel ve kültürel bir çerçevede birtakım insanlar arasında geçer. Değişme bir süreçtir. Değişmenin yönü ilerleme olduğu gibi gerileme de olabilir.

Değişme bir durumdan daha iyi bir duruma geçiş biçiminde ise "ilerleme", birden fazla yönde olursa "gelişme" olur.

Değişim konulu bazı kavramlar: Kültürel değişme, Üretken aktör, Tarihsel inşacılık, Toplumsal çöküş, Toplumsal gelişme, Toplumsal gelişme kuramı, Toplumsal dağılma, Toplumsal yenilenme, Toplumsal hareket, Toplumsal ilişkiler, Sosyal çalışma, Sosyokültürel evrim.

Toplumsal Değişim Üzerine[2]

 Sosyolog Ömer Yıldırım[3], açtığı elektronik platformlarda, bu konu hakkında ilginç açıklamaları içeren derlemeler yayınlamaktadır. Özellikle kültürel yenililer-değişme konusu dikkat çekmektedir.

Kültürel yenilenme, kültürü korumaktan daha zor. Mevcut olandan farklı bir unsuru mevcut kültürün parçası yapmak çok zor olduğundan yeni koşullara ve vatandaşların beklentilerine cevap verecek bir yaklaşım bulunmalı. Mevcut ideolojileri, sembolleri, gelenekleri değiştirmek gerekiyor. Geçmişin getirdiği yükten kurtulmak kolay değil.

Yeniliğin özündeki ikilem, yıkmak ve yaratmak. Değişimin kayıplara ve kazançlara yol açmasını beklemek doğal. Kayıplar kazançlardan daha kesin. Kazançların kayıplardan daha fazla olacağı konusunda vatandaşların ikna edilmesi gerekiyor.

Değişim ile neyi kastettiğimizi tanımlamalıyız. Kültür dinamik bir olgu olduğu için yavaş değişim hep söz konusu. Kültürel değişim ile planlanmış, kapsamlı ve daha yoğun/şiddetli değişimi kastediyoruz. Geçmişle bağın kopması gerekiyor. Kültürel süreklilik kesintiye uğramalı... Bu da dengesizliğe yol açan bir süreç.

Bu anlatımlar, yukarda değindiğimiz konulara bilimsel bir açıklama getirmektedir.

Ekonomideki kayıp, kaçak ve soygunların azaltılması yetmez. 2 – 3 yıl mali disiplin sağlanması yetmez. Kültürel kumaşın yeniden dokunması gerekir. İnsanların davranışlarında gerçek değişimler gerekir. İnsanlar yeni hedefler peşinde koşmalı, yeni rol modeller seçmeli, zamanlarını farklı şekilde kullanmaya başlamalı. Farklı sorular sormalı.

Kültürel değişim, kültürün çok sayıdaki boyutunda değişim gerektirir. Yeni değerleri, normları ve beklentileri ortaya çıkarmalı. Doğal olarak, harmonik duruma getirilmiş “yaygın değişim” kolay gerçekleşmez.

Kültürel değişim üç şekilde olabilir:

1. Tüm toplumun kültürünü hızla ve kapsamlı olarak değiştirmek(devrim)

2.  Bazı alt kültürlerin değişmesine odaklı çabalar (asimilasyon, temsil)

3. Tüm toplumun kapsamlı bir şekilde yeniden yapılanmasına yolaçan daha yavaş ve adım adım çabalar(yeniden bir toplum inşa etmek)

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim