• BIST 77.779
  • Altın 128,216
  • Dolar 2,9858
  • Euro 3,3067
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Turgay Develi’den önemli uyarı

02.05.2014 14:32
Turgay Develi’den önemli uyarı
“TBMM kimin meclisi?”

 

Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Turgay Develi, milyonlarca işçiyi örgütsüz bırakıp taşeronlaşan ve köylünün elinden toprağını alacak bir kanun çıkarıldığını söyleyerek, “TBMM kimin meclisi?” diye sordu. Develi, eleştirilerini kaleme aldığı yazıda şunları ifade etti;

Bu Meclis, yani TBMM kimin Meclisi? Bu sorunun yanıtını herkes düşünmeli.

Bu sorumun nedeni şu;

Milyonlarca işçiyi örgütsüz bırakıp taşeronlaştıran kanun çıkarıyor.

Milyonlarca aynı işi yapanlara farklı statü ve farklı ücret veren düzenlemeler yapıyor.

Milyonlarca emekliyi sefalet ücretine mahkum ediyor.

Milyonlarca memuru eziyor, insanca yaşam sürdürecek bir ücret ödenmesini engelliyor.

Bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de…

Bu Meclis önceki akşam, şimdi de köylünün elindeki toprağını zorla alacak bir düzenleme yaptı.

Sahi işçinin, emeklinin, memurun, köylünün, esnafın değilse, onların yaşamlarını kolaylaştıracak, insanca yaşamlarını sağlamak yerine, köleleştirecek yasaları çıkaran bu meclis kimin?

Topraklarını ellerinden zorla da olsa alarak köylüyü köleleştiren değişiklik hem de 1 Mayıs arefesinde Meclis’ten geçirildi. Köyünde, sadece ailesinin geçimini sağlayacak kadar toprağı, 1-2 ineği ve 3-5 tavuğu ile yaşayıp giden, biricik oğlunu askere gönderirken eline kına yakan, vergisini ödeyemediği için sütü için besleyip neredeyse yoldaşı olan ineğin icra memurlarının arkasında satışa gönderilirken, gözyaşları sel gibi akarken bile ‘Allah bu devlete millete zeval vermesin’ diyen milyonlarca köylü bu kanundan etkilenecek.

564 sıra sayılı tasarı ile  5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve TMK’de (Türk Medeni Kanunu) değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısından söz ediyorum. Eğer Cumhurbaşkanı tarafından da onanıp kanunlaşırsa tarım sektöründe ya da köylerde yaşayan (kalanlardan!) her 4 kişiden 3’ü daha topraklarından sürülüp, büyük şehirlerin gecekondularında işsizler ordusuna katılacak.

Tarım Bakanı’nın bu değişikliği savunurken söylediği şu; ‘Topraklarımız miras yoluyla küçülüyor. Üretim düşüyor. Toplulaştırma yoluyla arazileri yeteri kadar büyütemiyoruz. Hiç olmazsa miras yoluyla bölünmeyi durduralım. Üretim artsın. Tarımda çalışanlar geçinebilsin’.

Biliniyor, 2012 yılında da 5403 sayılı kanun ile 20 dönümün altındaki tarım arazilerinin miras yoluyla bölünemeyeceği hükme bağlanmış, Anayasa Mahkemesi de ‘Mülkiyet hakkı ihlali’ açısından yapılan başvuruyu ‘yoktur’ diyerek reddetmişti.

Yine biliniyor bu yasa tasarısının sahibi Bakan Mehdi Eker, ‘Toprağımız, küçük çiftçilere bırakılamayacak kadar değerlidir’ diyerek köylüye bakış açısını daha önce ifade etmişti.

Diyelim ki ‘Mülkiyet hakkı ihlali’ yok ama ya toprağı elinden alınanların bundan sonra yoksullaşacak yaşamlarının bir değeri yok mu?

Şimdi bu gelişme ile birlikte, Sayın Bakan’ın perspektifinden bakarsak, ‘Ne güzel. Tarım arazilerimiz büyüyecek, üretimimiz artacak’ diye düşünerek sevinelim mi?

 

Tabi Sayın Bakan’ın, AKP hükümetinin bu anlattıkları, işin ‘pembe’, yani gerçeğin çok küçük bir bölümü.

YAKICI GERÇEK

2012 yılında Anayasa Mahkemesi, ‘Mülkiyet hakkına tecavüz yoktur’ diyerek karar verdi ama o yıldan sonra kırsalda yaşayan nüfus oranında dramatik bir azalma yaşandı. O yıl kırsaldaki nüfus oranı yüzde 23 dolayında iken bu şimdi bu oran yaklaşık yüzde 8 oranında. Yani yaklaşık Her 3 kişiden ikisi yurdunu terk edip vasıfsız işçi olarak kentlere göç etmiş durumda.

Peki bu tasarı ile hedeflenen ne sorusuna yanıt vermeden, önce rakamlarla Türk tarımının son bir fotoğrafını ortaya koyalım:

Türkiye’de 23 milyon hektar dolayında tarım arazisi var. Bunun yüzde 65’i 50 hektar alandan küçük. 15 milyon hektar alana sahip olanlar tarım desteği alıyor. Bu rakam 1 milyarın biraz üzerinde. Ülkemizde ortalama parsel büyüklüğü 5.9 hektar. Yani 60 dönümün altında. İngiltere ve Fransa’da bu rakam Türkiye’nin 10 katı büyüklüğünde.

Ama orada tarım arazilerinin parçalanması yasalarla zamanında önlenmiş. İstihdam için politikalar geliştirilmiş. Buna bir örnek Almanya. Almanya’nın Ruhr bölgesi, kömürün başkenti. Almanya kömür çıkartmayı artık ekonomik bulmayınca, sektörde çalışanların tamamını işten çıkardı, tazminatlarını verdi. İşsizliği önlemek için meslek eğitimi kursları düzenledi, bu kurslara katılanlara geçimlerini sürdürecek kadar maaş verdi. İş bulamadıklarına da işsizlik parası ödedi. Yani işin sosyal boyutunu unutmadı.

Peki biz ne yapıyoruz?

 

SÜRGÜN NİYETLİ

Şimdi ülkemizde tarım alanları küçülmüş ve büyük bir bölümünde artık ailelerin sadece kendi geçimini sağlayacak düzeye gerilemişken, hatta geçinemeyenler daha çokken, şimdi bunu mahkemeler yoluyla engelleyip, toprağını küçük çiftçinin elinden alacağız.

Şöyle anlatayım...

Şimdi yeni kanun ile eğer tarım bakanlığının sınırı kuru tarım yapılan alanlarda 130, sulu tarım yapılan alanlarda 70, dikili alanlarda 10, seralarda 3 dönüm olarak gerçekleşecek.

Örneği de Çukurova Bölgesi’nden verelim. Diyelim ki Adana’nın İmamoğlu ilçesinde 100 dönümlük sulu tarım yapılan bir tarla 3 kardeş arasında miras yoluyla paylaşılıyor. 3 kardeş kendilerine düşen pay ile köydeki geçimlerini sürdürebiliyor.

 

BOR ÇOK YÜKSEK

Yeni kanun ile birlikte 3 kardeşten ikisi işin ehli olana ya da içlerinden birine paylarını satmak zorundalar. Peki zaten yoksul olan tarlayı alacak kardeş tarlayı hangi parayla alacak? Bankalar kredi verecek. Krediyi nasıl ödeyecek? Zor çünkü üretici zaten borç batağında. Buradaki rakamlar şöyle: Şu anda, sadece 2012 yılında çiftçilerin bankalardan kullandığı kredi 35 milyarın üzerinde. Ziraat Bankası ve Tarım kredi bankalarının aynı yıl içinde kredi kullanan çiftçinin borcunu da bunun üzerine koyarsak toplam 60 milyar ediyor. Daha dramatik olan ise, 2014 yılında  sadece mart ayı rakamı ise (3 aylık süre) 25 milyarı geçmiş durumda.

Miras yoluyla parçalanması engellenerek sahipleri işsiz olarak kente sürülürken, kardeşlerinden banka kredisi borcuyla alan kişinin arazisi yine yetersizse, bu kez toplulaştırma yoluyla, başkalarıyla ortak edilecek.

Peki ya tarlaları ellerinden satmazlarsa mahkeme yoluyla ellerinden alınacak o iki kardeş, eşleri ve çocukları ne yapacak? Ne yiyecek, geçimlerini nasıl sürdürecek. Adana’nın gecekondularına (ya da herkes kendi şehirlerinin kenar semtlerine) vasıfsız işçi olarak göçecek.

Biliyorsunuz Dünya bankası toplulaştırmayı destekliyor! Dünya Bankası ve AB’nin tarımdaki istediği nüfus oranı 4.9. AKP hükümeti bu kanun ile bu rakamı çok daha aşağıya çekmeyi başaracak gibi!

Soruyu tekrarlayalım:

Bu Meclis kimin meclisi sahi?

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim