• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Türkiye Halkına Kumpas (1)

15.05.2015 17:33
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Türkiye’nin hedefi Batı ile bütünleşmek

Saltanattan-Cumhuriyete (1839-2015) Türkiye Devleti, yönünü Batıya çevirmiş ve Batı Dünyasının bir üyesi olmak için çalışmaktadır. Bu amaçla; idari yapısını, sosyal ve yasal düzenlemeyi buna göre yapmaktadır. Dünyanın iki kutuplu olduğu dönemde de Türkiye, Batı Bloku içinde yer almıştır.

Cumhuriyetin Kuruluşunda kabul edilen "Devrim Kanunları"nın değişmezliği Anayasalarda kabul edilmiştir. "Devrimin Kanunları" olan Türk Kanunu Medenisi, Türk Ceza Kanunu vb Cumhuriyet Yasaları; Avrupa'dan aktarılarak sosyal yapıya uyarlanmış ve uygulanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa(-Atatürk) döneminde ve sonraki devrelerde, tek Parti ve Koalisyon Hükümetlerinin yönetimindeki Devletimiz, Avrupa ile ilişkilerini geliştirmek gayretlerinde bulunmuş ve bir Devlet tercihi/kararı olarak uygulamalarını sürdürüyor.

Türkiye, Batının kurduğu uluslararası Kuruluşlarda kurucu/üye devlettir. Askeri İttifak olarak NATO'dadır. Siyasal Birliklerde aktiftir. Ekonomik İşbirliği içindedir. Avrupa Gümrük Birliğinden-AB'ye varan sürece dâhil olmak için şartlarını ikmal etmek gayretindedir.

AKP iktidarından beri herne kadar "İslami-Yeni Osmanlı" vurgusu öne çıkıyor ise de Devlet Siyasetinin yönü, bağı/hedefi AB'ye tam üyeliktir.

1990'dan itibaren herne kadar Dünya, ABD yönetiminde tek kutuplu olarak görünse de, Irak ve Suriye'deki müdahale/iç-savaş durumu gösterdi ki Rus+Çin Bloğunun da varlığı inkâr edilemez.

Batı/Avrupa, I.Cihan Savaşında yenik çıkan Osmanlı topraklarını bölüştüler ve mıntıkalarında kendilerine bağlı devletler/Hükümetler kurdular. Müstevliler, Osmanlının yerüstü-altı tüm varını kendilerine akacak şekilde sistematize etmektedirler. Eski kolonyal/işgal usulü terk edilmiş, bunun yerine yerel insanların yönetiminde ürünü almağa çalışmaktadırlar. Böylece sürüyü otlatıp sağmak yerine; bunu yerli yönetimlere yaptırmakta ve hasada ortak olmaktadır. Yani ahırın kapısı açılmakta, garibanlar çıkan tavukların ardına düşerken emperyal atı alıp gitmektedir.

Neo-kolonyal güçler, bunu yaparken çeşitli argümanlar ileri sürmektedir.  Yatırım yapılacak bölgeler ile altyapı gerekleri, karar alma mekanizmaları emperyalın isteğine göre olmaktadır. Kayserilinin "karpuz öyküsü" ilginçtir:"Karpuzun içini ben yerim, çekirdekleriyle çocuklar eyleşir, kabukları ile eşeğim doyar". Böylesine emperyal bir anlayışla, iktisat ve siyaset dünyasında karpuzun nasıl paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Emperyalist işgallere direnerek kurulan Cumhuriyetimizin, dış ilişkilerini bu açıdan değerlendirmek ilginç/düşündürücü bir sonuca götürecektir.

Şüphesiz Devletlerin Gizli Sözleşmeleri vardır. Aynı zamanda bunun bir kuralı ve sınırı da vardır. Ama devlet topraklarının kullanılması ve satılması dâhil yapılan antlaşmalara kuşku ile bakmak ve izlemek zorunlu olmaktadır.

Savaşarak devlet kuran Mustafa Kemal Paşa, Bursa Nutku nda şöyle demektedir: "Memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhid edebilirler."

Nitekim Osmanlı İdaresinde Alman, İngiliz adamı olarak bilinen Vezirler ve Sadrazamlar vardır.

Türkiye’de son 50 sene

Türkiye bu dönemde iki askeri darbe geçirdi, 30 senedir "düşük yoğunluklu bir savaşın" içindedir ve bu çatışmada 40 bin insanını kaybetti, maddiyat ve zaman kaybı hariç. Gelir dağılımı dengesi bozuldu, sosyal nizam sarsıldı, toplumsal kutuplaşma oluştu ve ivmesi giderek artıyor. Arada bazı yatırımlar ve olumlu icraatlar, düzenlemeler oldu. Son dönemlerde, rüşvet ve yolsuzluk öne çıktı, umut kırıldı, güven kaybı oluştu. Türkiye komşularla çatışma durumuna girdi. Demokrasi, özgürlük vaadı, yerini "güvenlik kanunlarına"(polis rejimine) bıraktı. Din siyasete sokuldu, servet el değiştirdi. Artık Türkiye, "Yeni Türkiye"ye dönüştürülüyor. Yeninin nasıl olacağının işaretleri var. Bu süre içinde Irak ve Suriye’deki müdahale ve içsavaş Türkiye’yi kuşatmış durumdadır.

 

07 Haziran 2015 Genel Seçimler pek kritiktir, sonuçlar merakla bekleniyor. Seçimin yapılabilirliği dahi tartışılmakta, AKP'nin eski gücünü yitirdiği, koalisyon idarelerinin olabileceği, bir yıl içinde erken seçime gidileceği gibi ihtimaller tartışılmaktadır.

Özellikle son 25 yıl içerisinde Türkiye Devlet sisteminde önemli değişiklikler/düzenlemeler yapıldı. Siyasi Darbe ve Teşebbüslerine rağmen, Blok içindeki yükümlülükler yerine getirildi. Ekonomik bağlantılar daha da güçlendi. Bu arada Türkiye fakirleşti, Kenan Evren zamanında(1980) ABD'den para alınarak İmamların maaşının ödendiği gazete haberi olmuştu. Türkiye'nin yerüstü ve altı madenleri, petrol rezervleri yabancılara verildi. GAP Projesinin tamamlanması için sulanacak araziler yabancılara satıldı/kiralandı.

Özelleştirme furyası ile devlet arazileri dağıtıldı, KİT'ler, Bankalar, TELEKOM, Petrol Ofisi ve daha nice iktisadi kuruluşlar özelleştirildi. Alınan paraların nekadar yerinde kullanıldığını gösteren raporlar (Sayıştay) kamuoyundan saklandı. ABD Locked Firmasından satın alınan askeri uçakların alımında yolsuzluk yapıldığı anlaşıldı ve diğer Nato ülkelerinde ilgililer cezalandırıldığı halde Türkiye'de soruşturma bile yapılmadı. Topluma "karpuzun çekirdeği" ulaştı ve konuşulan budur. Kimsenin "karpuz"dan haberi olmadı.

(Devam edecek)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim