Türkiye'de Cumhurbaşkanları (1)

Devlet başkanı, bir devletin en yüksek seviyedeki yöneticisidir. Devlet başkanına Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerde Cumhurbaşkanı, mutlakıyet ya da meşrutî-monarşi ile yönetilen ülkelerde ise genellikle Kral denilmektedir.
Devlet başkanının yetkileri ülkenin yönetim sistemine göre değişiklik gösterir. Parlamenter sistemde devlet başkanının yetkileri çoğunlukla semboliktir, asıl yetkileri elinde bulunduran bir hükümet başkanı (genellikle başbakan) vardır. Başkanlık sisteminde ve mutlak-monarşide, ise devlet başkanı, aynı zamanda hükümet başkanıdır ve fiilî yönetim yetkilerini elinde bulundurur[1].
Türkiye Devletinin kurulmasıyla teşkilatlanması sürecinde farklı sistemler geçerli oldu. Kurtuluşta, Meclis sistemi vardı. Cumhuriyet ilan edilince sistem değişti. Osmanlıda "Mutlakıyet" ve "Meşruti-Monarşi" sistemler vardı. Çok Partili Dönemde Parlamenter Sistem uygulandı. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle, Devlet Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı hak ve sıfatlarını kullandı. Bu noktada güçlü Cumhurbaşkanı artık Başkanlık istemektedir. Yani, Devlet Başkanı olarak Yasama ve Yürütmeyi şahsında toplamak istemektedir. Anayasa ve kurumlar, yasalar böyle olmasa da, Sistem fiilen buna evrilmiş durumdadır. Bunu temin için 07 Haziran 2015 Genel Seçim sonuçları geçersiz kılınmış ve yeniden 01 Kasım 2015 Genel Seçimleri yapılarak mevcut iktidar tekrar sağlanmıştır. Saltanatı kaldırılmasında Mustafa Kemal Paşa, TBMM'de iki defa oylama yapmış ve istediği sonuca varmıştı. Bu da ona benzerdir.
Cumhurbaşkanı Devletin Başıdır, Devlet Kurumlarının koordinasyon içinde çalışmasını sağlar. Anayasal birçok yetkileri vardır. Mevcut 1982 Anayasası birçok kez değiştirilmiş ve buna rağmen cevap vermekten uzaktır.
Bunun için Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan "Yeni Anayasa" demektedir. Türkiye'nin vardığı ve varacağı nokta bakımından hedefler belirlenmiş ve bu dönem "Yeni Türkiye" olarak isimlendirilmektedir. Bu dönemde ekonomik, sosyal ve siyasal hedefler formüle edilmektedir. Sistem bu hedeflere varmak için revize edilmektedir. Herşey "Yeniden".Yeni adam, yeni hedef ve yeni Türkiye. Herşeyi Başkan belirleyecek. Herkesin bir hakkı var, yapılanları övmek. Herkesin bir görevi var. Reisin hedefine varmasına yardımcı olmak. Yok, olmayan varsa, oluyor ve olacaksa onlar da ancak "hain, paralel, terörist"lerdir ve yok edilmeleri gereklidir, şarttır.
Türkiye'de, siyasal rejimin tıkandığı, ülkenin sorunlarını çözmeğe yetmediği, mevcut siyasi kadronun çözüm üretemediği açıktır. Bunun değiştirmek veya yeniden inşa etmek gereklidir ve şarttır. Mevcudu muhafazada ısrar etmek, çözümsüzlükte ısrar demektir.
Burası tamam, ancak nasıl bir sistem üzerinde toplumsal bir anlaşmaya ihtiyaç var. Bunun için de özgürce fikir beyan etmek ve tartışmak, toplumu hazırlamak gereklidir. Mevcut ve yeni güçlenmiş baskı grupları hak istemektedir. Bunu temin için özgürlük ortamına ihtiyaç var. İçerdeki yüksek toplumsal gerilim/çatışma ve hatta iç-savaş şartları içinde bu nasıl tartışılacak. Herkesimin gruplaştığı ve sipere yattığı bir ortamda iletişimin sağlanması ve tansiyonun düşürülmesi şarttır. Sertleşme, toplumdan kendisine parça koparmaktır. Unutmayalım Türkiye toplumu bir bütündür. Bundan parça koparmak kimsenin yararına değildir.
Ortadoğu'daki savaşta Türkiye artık taraftır ve içindedir. Bu savaş ortamında, ayrışmak ne kazandıracaktır? Bir ve birlikte kalmanın yöntemi bulunmalıdır. Anlaşmak "taviz" demektir ve aynı zamanda "kazanç" olmaktadır. "Hep benim dediğim olsun" demek "teslim" almaktır. Bunun anlaşmayla ilgisi yoktur. Anlaşma "vermek ve almak"tır.
Bu noktada seçme yapmak zarureti vardır. Ya özgürlük ve anlaşma veya otoriterlik ve çatışma olacaktır. Özgürleşmek için devlet yapacağı düzenlemeleri bir "taviz" olarak algılamamalıdır. Yapılacakları, özgürlük düzenlemeleri, medeni ve insani haklar olarak görmeli ve tanıtmalıdır. Devletin, reisin seçimi "otorite"den yanadır. Herşey bir elde toplanınca ve parmaklar sıkılınca limon ezilecektir.
Rahmetli Prof.Dr. Ali Fuat Başgil'in, Gençlerle Başbaşa adlı kitabında önemli nasihatler okumuştum. Hoca diyordu ki; "fikirler keçe gibidir. Vurdukça sertleşir". Adıyaman-Urfa'da keçe yapanları bilirdim. Evlerde "şevberk-herfane" hazırlanır (bir çeşit dernek) yenilir-içilir ve "keçe dövülür" iş türküleri söylenirdi. Yünü atılmış, ustasınca desen verilmiş ve bir örtü üzerinde serilmiş ham yün, hafif ıslatılıyor ve uzunca bir sırığa sarılıp rulo yapılıyor. Sıraya dizilmiş adamlar ruloyu önlerine alıyor, bir ayağıyla yumağı öne itiyor ve sonra yumağı tekmeliyordu. Sonra diğer ayakla aynı şey yapılırdı. Sanki uygun adım marş gibi. Hatta Mehteran gibi. Ayağı ile öne yuvarlıyor, az geri alıyor ve sonra tekmeyi üzerine indiriyor. Birkaç saat içinde keçe tamamlanıyor ve bir gelin eve indiriliyormuş gibi merasimle keçenin örtüsü açılıyor, içinden desenli keçe çıkıyordu. Artık bir bütün, bir bloktur, içinden almak, ayırmak mümkün değildir, kesilse de parçalar yine keçedir. İşte böyledir keçenin de öyküsü. Hamamda göğüsle dövmek de bir başkadır. Konumuz fikirlere ve özgürlüklere baskının sonuçlarını açıklamak.
Türkiye'de şimdiye kadar 12 Cumhurbaşkanı görev yapmıştır. Cumhuriyeti ilan ile Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı oldu. Recep Tayip Erdoğan da halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanıdır. Aslında yol ve yöntem bakımından, duraklar ve kararlar bakımından çok bir benzerlik vardır. Ancak amaçlar ve tercihler arasında fark belirgindir. İşte burası bir kavşaktır. Yeni istikamet, yeni hedef olacak. Birinci dönemde nasıl iç-isyanlar, dış savaşlar var idiyse bugün de bunlar aynen vardır. Kemal Paşa otoriter bir yönetimle yaptı, arkadaşlarını ayırdı, başka bir konuma geldi. Erdoğan'da da aynı izlenimler belirgin. Sonunu birlikte yaşıyoruz. Hepimiz için hayırlı olması dileğimizdir.
Bazı Özelliklerine Göre Cumhurbaşkanlarının Durumu[2]
Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yedi yıllık görev süresi 28 Ağustos 2014'te doluyor.
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca kadın Cumhurbaşkanı görmedi, kadın aday bile gösterilmedi.
En uzun süre Mustafa Kemal Atatürk (15 yıl), en kısa süre de Turgut Özal (3 yıl 159 gün) Cumhurbaşkanlığı yaptı. Atatürk’ten sonra en uzun süreli Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (12 yıl) oldu.
Celal Bayar 10, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül de yedişer yıl Çankaya’da kaldılar. Cemal Gürsel altı yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı.
Cemal Gürsel 27 Mayıs 1960, Kenan Evren 12 Eylül 1980 askeri darbelerinden sonra başa geçtiler.
Kenan Evren Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı olarak Milli Güvenlik Konseyi kararıyla aynı zamanda ''Devlet Başkanı'' sıfatını da aldı.
7 Kasım 1982 Anayasa referandumunda Anayasa'nın Geçici 1. maddesi [Anayasanın, halkoylaması sonucu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak kabul edildiğinin usulünce ilânı ile birlikte, halkoylaması tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı (Kenan Evren), Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak, yedi yıllık bir dönem için, Anayasa ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır] geregi/düzenlemesiyle ''Cumhurbaşkanı" oldu.
Atatürk ve Özal görevleri sırasında hayatlarını kaybettiler.
Cemal Gürsel'in hastalık nedeniyle "görevini yapamaz raporu" üzerine TBMM'nce görevine son verildi.
Celal Bayar, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle görevinden alındı.
7 Nisan 1980'da süresi dolduğu için görevinden ayrılan Fahri Korutürk'ün yerine yenisi seçilemediği için Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil'in Vekil Cumhurbaşkanlığına 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle son verildi.
Altı Asker Cumhurbaşkanı: 11 Cumhurbaşkanının altısı askerdir: Atatürk (mareşal), İsmet İnönü (orgeneral), Cemal Gürsel (orgeneral), Cevdet Sunay (orgeneral), Fahri Korutürk (oramiral), Kenan Evren (orgeneral).
İlk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 1923'te oy birliğiyle seçildi, dört dönem cumhurbaşkanlığı yaptı.
İsmet İnönü de dört, Celal Bayar üç, kalanlar birer kez cumhurbaşkanlığına seçildiler.
Göreve en genç yaşta başlayan Atatürk (42), en yaşlı başlayan Fahri Korutürk'tür (69).
Sivil Cumhurbaşkanı; İlki Celal Bayar’dır. İkinci sivil Cumhurbaşkanı 29 Yıl sonra gelen Turgut Özal’dır. Özal Anavatan Partisi (ANAP) genel başkanlığından ve başbakanlıktan istifa ederek Çankaya’ya çıktı. Özal'ın ölümü üzerine Doğru Yol Partisi’nden ve Başbakanlıktan istifa eden Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu.
Ahmet Necdet Sezer, siyasi partiler dışından bir Cumhurbaşkanı'dır; hukukçu, Anayasa Mahkemesi Başkanlığından istifa ederek Türkiye’nin 10. Cumhurbaşkanlığına getirildi.
Cumhurbaşkanlığında süre: Cumhurbaşkanları, 2007'de anayasa değişikliğine kadar meclis tarafından bir defa yedi yıllığına seçilmekteydi, bundan sonra halk tarafından en fazla iki defa beş yıllığına (5+5) seçilecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












