• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Türkiye'de sistem tartışmaları (1)

01.01.2016 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Türkiye’de kuruluşundan beri Cumhuriyet Rejimi yürürlüktedir. Bilindiği gibi Cumhuriyet, hükümranlığın bir hanedanda ve iktidar kaynağının halkta olduğu rejimin adıdır. Partili-partisiz veya tek yahut çok partili olmasının bir anlamı/şartı yoktur. Yani, Cumhuriyet olan Diktatörlükler de vardır. Amaçlanan, istenen çağa uyan “Demokratik Cumhuriyet” olmasıdır. Cumhuriyet, demokrasi demek değildir. Demokrasi, Cumhuriyeti de kapsar. !946’dan itibaren Türkiye, çok partili rejime geçmiş ve 1950 seçimi ile fiilen iktidar değişimi olmuştur.

Evet, iktidar değişmiş ve fakat sistem, otoriter “Tek Parti” ile yönetilmektedir, sistem buna göre işlemektedir. Siyasi kadroların tamamı, Tek Parti döneminin bilgi, beceri ve entrikalarına, kuvvet kullanmaya alışıktır. Başı daralınca seçimle değişmek yerine, kuvvete dayanarak yerinde kalmayı ve hükmetmeyi tercih etmektedir. Mustafa Kemal Paşa, çok partili sistemi denemek istemiş ve fakat muhalefet, çığ gibi artınca, partileri kapatmış ve İstiklal Mahkemelerini devreye koyarak muhaliflerini ekarte etmiştir. 

Bu dönemin tercihleri ve gelenekleri, yönetme ilkeleri, devletin değişmezleri olarak kalmıştır. Seçimle gelmiş olanlar ve Cumhuriyet döneminde doğup-yetişen ve iktidar olanlar da “kırmızı kitapçık”ın yasaklarına sahip olmuş ve iktidarları için bunda değişiklik de yapmışlardır.

*

Demokrat Parti ile iktidar değişmiş ve fakat yönetim zihniyetinde belirgin bir değişme olmamıştır. İslamcı kesim kısmen rahatlamış ve organize olmuştur. Ulus-devlet anlayışı aynen devam etmiştir, yani “herkes Türk’tür”, başkası yoktur, varlığını söylemek ve hak istemek “vatan hainliği, ülkeyi ve milleti bölmek”tir.

Turgut Özal döneminde, Irak-İran Savaşı ve ABD’nin Irak’a müdahalesi/işgali ile bölgede siyasi denge birden değişti ve yasaklı olan konular gündeme oturdu. Türkiye’nin de Ortadoğu’nun bir parçası olduğu ve burdaki değişme/düzenlemelerin kendisin etkileyeceği anlaşıldı.

1960 sonrasındaki 1961-1962 iç darbe denemesine, 12 Mart 1971 müdahalesine rağmen oluşan nispi bir rahatlama ortamında etnik hareketlerin de olduğu görülerek sağ-sol çatışması üzerinden 12 Eylül 2980 Darbesine gelindi.

Kenan Evren Döneminde, askeri yönetim ile işkenceler başladı, direniş arttı ve yaygınlaştı, örgütlenmeler oluştu. Müslüman, Alevi ve Kürt kesimlerde sistemden hak talepleri başladı. Sonraki siyasi örgütlenmelerde Laik/demokratik, İslamcı, Kürt Hareketi şeklinde bir gruplaşma oldu. İslamcı kesim Erbakan önderliğinde partileşti, partisi kapatıldı ama başka isimle siyasetine devam etti ve sonunda Başbakan oldu.

Mevcut sistemi savunan CHP ve Milliyetçi Hareket yerini korudu.

Kürt Hareketi daha çok illegal olarak örgütlendi ve sonunda silahlı harekete dönüştü. Hareketin legal örgütlenmesi, İslamcı partilere olduğu gibi, “parti kapatmalarla” sonuçlandı. Nihayet bağımsız adaylarla TBMM’ye girdiler ve sonra partileştiler. Rejimi, sınırlar içinde kalarak ve fakat siyasi haklar vermesi için zorladılar, TBMM kürsüsünden alınıp Ceza evine konuldular. Öldürme, yıldırma, ceza evi hareketin siyasi isteklerine cevap olmadı, yılmadı ve durmadı.

28 Şubat 1997 deki postmodern Darbe ile iktidardan düşürülen RP+DYP Koalisyonunda, Başbakanlık sırası Tansu Çillere geldiği halde koalisyon dağıtıldı. Refah Partisinden ayrılanlar, Adalet ve Kalkınma Partisini kurdular ve ilk seçimden sonra hep iktidar oldular.

Recep Tayyip Erdoğan; İstanbul Belediye Başkanı olarak siyasette parlamış, AKP’nin kurucularından ve sonra da Genel Başkanı ve sonra Başbakan derken Cumhurbaşkanı oldu. Böylesine hızlı, başarılı ve giderek siyaseti belirleyen bir şahıs olarak yüksek bir performans sergiledi ve siyasette alternatifsiz kaldı, halen de öyledir.

  1. Parlamenter Sistemden Başkanlık Sistemine

Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, Türkiye’yi yönettiği 13 yıl içinde, dünya siyasetini de yakından izlemiş, katkı sunmuş ve şekillenmesinde rol almıştır. Türkiye’nin dış ve iç siyaseti ile sistemin hantallığını yaşamış ve bu nedenle, çok başlılığı ve karar mekanizmasındaki gecikmeleri ve sakıncaları gidermek amacıyla “Başkanlık” sistemini tartışmaya açmıştır. Bu yetmemiş, seçim konuşmalarına katılmış, polemiklere girmiş ve Başkanlık sisteminde ısrarlı olmuştur.

Esasında, tüm siyasetçiler, mevcut Parlamenter sistemin eksikleri olduğunu bilmekte ve değiştirmek için bazı iktidarların gücü ve bazısının da niyeti yoktu.

Sayın Erdoğan, cesaret ve dirayetle yönetim sisteminde Başkanlık önerdi. Ancak bunun çerçevesi tam olarak belirlenmedi. “Türk usulü Başkanlık” isteğinin Erdoğan’ın “otoriter” kişiliği ile diktatörlüğe varacağı söylendi ve karşı duruldu. Başkanlık isteyen Cumhurbaşkanı ve AKP,  bu isteğin içeriğini, örneğini, teklifini açıklamadılar. Dolayısıyla halen ne ve nasıl olacağı da belirsiz durumdadır.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın şahsında, isteğine bağlı olarak Başkanlık sistemine dönmek için siyasi bir programın olduğu sezilmektedir. Buna, Anayasa değişikliği için referandum ve hatta gerekirse erken seçim de dâhildir.

Başkanlık söylemleri halen bu noktadadır. Sistemden ziyade, Erdoğan’ın şahsi otoritesinden korkulmaktadır. Bu tartışmada “rasyonalite” kaybolmuştur. Sanki “şahsi bir istek” şeklinde telakki edilmektedir. Ayrıca bu dönemin belirgin özelliği haline gelen Sünni İslam ve Yeni Osmanlıcılık siyaseti laik devlet ilkeleriyle çatışmaktadır.

“İslam kardeşliği” içinde, Kürt sorununu mevcut koşullarda tutarak İslamiyet adına sürdürmek istemektedir. Çünkü Allahın Ayetleri olan dilleri, eşit ve hak sahibi görmemekte, bir düzenlemeyi red etmektedir. Bu Hareketin öne çıkanları muhatap olarak kabul edilmemekte ve yerine de başkası konulamamaktadır.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim