Türkiye'de siyasi partiler (2)

Bu fikirler ve gruplaşmalar, giderek şekillenmiş ve bölünerek, doğurarak yeni nüveler ortaya çıkmıştır. Dönemin koşulları ve sonuçları dikkate alınarak Türkiye'deki siyasi mücadeleyi zamanlama bakımından aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür:
Türkiye'de Siyasi Cemiyetler(Partiler):
- Osmanlıda Fırka ve Cemiyetler:1908-1920
- Kurtuluş-Kuruluş Dönemi:1919-1920
- TBMM- Tek Parti Dönemi-1920
- Çok Partili Dönem:1946-1960
- 1960 Askeri Darbeden Sonraki Dönem:1960-1980
- 1980 Askeri Darbesinden Günümüze:1980-2016
Türkiye'deki Siyasi Partiler listesi uzun ve renklidir: Aynı amaçla kurulmuş birçok cemiyet vardır. Kurtuluş döneminde Müdafaayı Hukuk önceliklidir. Sonra İslam ümmeti olarak kalmak öne çıkmakta ve ancak Müslüman Arnavutluk'un ve sonrada Arap Tebaa'nın Osmanlıdan ayrılmasıyla fikir geçerli olmaktan çıkmış ancak Müslüman ahalinin birlikte kalmasında ve Milli Mücadeleye katılmasında etkili olmuştur. Osmanlıcı olanlar da, Gayrı Müslimlerin ayrılmasıyla önemini yitirmiştir. Kavmiyetçi/Türkçü akım giderek taraftar bulmuş ve İslamiyet içinde diğer kavimleri de kendisine bağlamak istemiştir. Bir akım olarak gelişme göstermiş ve yetkili kişilerin de bunu benimsemeleriyle yeni devletin esas prensibi olmuştur.
Osmanlı teşkilatı esasiye kanununda, devlet İslami Esaslara tabi idi; devlet Müslümanlarındır ve bunlar eşittir, üstünlük takvadadır. Farklı diller, renkler, kavimler Allahın Ayetleridir ve bunlar eşittir. Mevki ve makamların dağılımı liyakat esasına göredir, kavmiyet ve dil esas alınmamıştır. Şüphesiz devletin dili vardır ve Osmanlıcadır. Bu dilin kelimeleri, Türkî, Arabî, Farisi ve cümle kurumu Farsçadır. Hiçbir Türk resmi Osmanlıcayı çarşıda, pazarda, evinde kullanmamaktadır, çünkü halkın lisanından ayrıdır, adeta sun'i bir dildir. Daha sonra Osmanlıca terk edilip bunun yerine Türkçe ikame edildi, yeni kelimeler anlaşılmaz oldu, Osmanlıca Türkçeleşti, bir dil öne geçti.
Türkiye Devleti, 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunundaki "devlet dini İslamdır" ibaresini 1924 Teşkilatı Esasiye Kanununda kaldırdı, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" oldu ve Millet de Türk Milleti oldu. Böylece "Müslüman kavimler Türklükte birleşsin" istendi.
Milletten murat, din esasına dayalıdır ve din/Peygamber adıyla anılır: İbrahim milleti, Davut/Nuh kavmi, Müslim ve Gayrı Müslim Milleti gibi. Türkçü akım, Türkçülük yerine diğer kavimleri de içermesi için "Millet" tabirini kullandı. Ama şunu ekledi Milletten maksat Türk Milletidir, diğer kavim/milletleri Türklük içinde asimile etmek istedi. Birlikte kurtarılan ve kurulan Türkiye,"Türklerindir" denildi.
İslami eşitlik ve hakkaniyet yerini Türkçülüğe/Milliyetçiliğe bırakmıştır. Devletin vatandaşı "Türk" olmuştur.
Türk, aslında bir kavmin/milletin adıdır. Ama Türkiye'de bir üst kimlik olduğu ileri sürülmekte, Türklerce her iki anlamda kullanılmakta ve gereği yapılmaktadır. Bir sosyolojik gerçek olarak Türkiye'de yaşayan herkes Türk değildir, farklı kavimlerden oluşan, imparatorluk bakiyesi bir halk vardır. Vatandaşlık bağı resmidir, bireyle-devlet arasındaki hak ve ödevleri kapsamaktadır.
Diyelim ki Türkiye'de yaşayan, devlet kanunlarına tabi olan herkes "devletdaş"tır. Bu bir eşitlik ifadesidir.
Bu ve buna bağlı diğer ideolojik konu ve uygulamalar, devletdaşlar arasında ayrışmaya, çatışmaya ve başka milliyetçiliklerin çıkmasına neden oldu. Bugün yaşananlar da bunun sonucudur.
Bunlar, son dönemlerde ortaya çıkan fikir akımları ve eylemleri anlatmak için dile getirildi. Siyasi Parti ve Fikir Akımlarına şimdi bir de Gayrı Türk Milliyetçilikler eklenmiştir. Bunların başında Kürt Hareketi gelmektedir.
*
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
1- Cumhuriyetimizin siyasal tarihini oluşturan ve halen devam eden fikir kümelerini şöylece özetlemek mümkündür: İslamcı akım, Osmanî yönetime yakındır ve Yeni Osmanlılar olarak kendisini isimlendirmektedir. Necmettin Erbakan ekolü olarak devam etmektedir. Partileri kapatılmış ve fakat yenileri yedekte tutulmuştur. Bu akım halen ülkeyi yönetmektedir. Darbelerden etkilenmiş ve yine Muhtıra ile düşürülmek istenmiş ve fakat direnerek yerinde kalmış ve daha sonra Ergenekon Davaları ile rövanşını almıştır. Sonra da yapanlar sistem dışına çıkarılmış, tutuklanmıştır(paralel yönetim), vesayet grubu ile anlaşılmış ve yedeğe alınmış, Kürt Hareketine karşı yeniden görevlendirilmiştir.
2- Sermaye ve kapital sahibi Burjuvazi "orta" yerde konumlanmış devlet yönetimini devralmaktadır. Milliyetçi ve İslamcı kişilerle birliktedir. Devlet-millet bütünlüğü içinde sınırları, toplumu, rejimi korumaktadır. Darbelerde yönetimden uzaklaştırılmış ve fakat yeniden ve başka isimlerle örgütlenerek yönetimi devralmıştır: DP, ANAP, AP yönetimleri gibi.
3- Türkiye Devletini kuran parti olarak CHP, daima devletçi kalmış ve askeri kerhen de olsa destekler kalmıştır. Kemalist ilkeleri savunmakta, eskinin fetişizmi içinde bulunmakta, değişen zamana, çağa göre bir sistem önerememektedir. Ancak iktidarın yaptıklarına karşı çıkmakta ve bir proje irad edememektedir. Kemalist miras üzerine gruplara ayrılmakta ve tekrar birleşmektedir. Bir fasit dairedir. Umut görülüp desteklendiği de oldu ve fakat sonuç yeterli olmadı.
4- Cumhuriyetin başında Paşalar arasındaki çekişmelerden Paşa Partileri doğdu ve Kemal Paşa bunları rakip ve tehlike görerek yasakladı, İstiklal Mahkemelerini devreye soktu. Tek Parti Tek Adam sistemi geçerli oldu. Tek Adam Kemal Paşa, İkinci Adam İsmet İnönü, Enstrüman CHP'dir. Çok Partili Sisteme geçiş, dış baskı ve BM'ye kurucu üye olmak için ABD tarafından şart görülmüştür. Dün yasaklanmış DP'ye davetiye çıkarılmış 1946'da seçime sokulmuş ve 1950'de kendisine iktidar teslim edilmiştir. Bu bir ilktir.
5- CHP'den ayrı olarak Cumhuriyetin kuruluşundan beri bir sosyalist-komünist akım ve hareket vardır, legal ve illegal şekilde etkili olmağa çalışmıştır. Kemal Paşa bunların etkisini kırmak için kendisine bağlı bir Komünist Parti kurdurmuş ve başına Tevfik Rüştü Aras'ı getirerek Komüntern toplantısına göndermiştir. Kurulan partiler kapatılmış ve fakat tekrar açılmıştır. Bugün Komünist Parti ve birçok Sosyalist Parti seçimlere girmektedir.
6- Türkçü/Milliyetçi akımlar daima var olmuş, partileri kapatılmış ve yerine yenileri açılmıştır, Hükümetlerde görev almışlardır. Hareketin fikirleri rejimin esaslarını oluşturmaktadır.
7- Gayrı Türk akımlar(Kürt Hareketi), Türkiye'deki "Tekçi" akımlara karşı hak talebinde bulunarak siyasi ve silahlı mücadele yapmaktadır. Devlet hareketi "terörist" olarak almakta ve onunla savaşmaktadır. Hareketin siyasi partileri kapatılmakta ve fakat yenileri açılmakta, temsilci Milletvekilleri TBMM'ye girmekte, dokunulmazlıkları kaldırılarak onar yıl hapiste tutulmakta ve fakat Hareket devam etmektedir. Başlangıçta olmayan ve fakat Cumhuriyetin "tekçi" uygulamalarına karşı meydana çıkmış bir harekettir.
Siyasi gelişmeleri, fikir ve hareket odaklarını bilmek, doğru bir tahminde bulunabilmek, memleketin birliği ve bütünlüğü için önerilerde bulunmak amacıyla konu özetlendi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












