• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Tutsak toprakların dikili ağacı

04.05.2015 10:35
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

Bir dikili ağacı olsun diye uğraşıyor bir çok insan…

Hayatlarını bu dikili ağaca sahip olmak için harcıyorlar.

Dikili ağacı olan sanki yarını garanti altındaymış gibi öğünür; öğünmekle kalmaz kendince bu beceriyi göstermemiş olan üzerinde de tahakküm kurar.

“Beceriksiz! Bu kadar yaşadı bir dikili ağacı bile yok…”

Örneğin ben bu anlayışla beceriksizler sınıfındanım.

Çok az insan ağacı diktiği toprağın egemenlik hakkı üzerinde kafa yorar.

Özgür olmayan topraklarda diktiğiniz ağaç özgür müdür?”

Ya da özgür olmayan topraklar üzerindeki dikili ağacın mülkiyet hakkını özgürce kullanabilir misiniz?”

Bu gün ülkemizde sayıları iki milyonu aşan Suriyeli göçmen var.

Sokaklarda insanlık dışı koşullarda yaşıyorlar.

Bunların hiç birinin mi ülkelerinde bir dikili ağacı yoktu?

Öyle mi sanıyorsunuz?

Yerlerinden yuvalarından ve yaşamlarından edilmiş bu insanların çoğunun kendi ülkelerinde dikili ağacı vardır.

Ve o dikili ağaçlar kendilerini özgür kılmamıştır.

Çünkü özgür olmayan topraklar üzerindeki hiçbir malın mülkün sahibi siz değilsiniz.

Toprağınız tutsaksa, eviniz, atölyeniz, tarlanız, bağınız, bahçeniz ve fabrikanız da tutsaktır.

Özgür yatırımlar özgür topraklarda gerçekleşir.

Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika’dan göç etmek insanların cesetleriyle doldu.

Özgürleştirilmemiş toprakların verdiği kurbanlardır o cesetleşen canlar…

Onlar artık insan değil birer sayıdır.

Şimdi benim güzel ülkemde, insanların bir çoğu dikili ağacın peşinde; ya topraklarımızın egemenlik hakkı?

Bu egemenlik hakkını elde etmedikçe çaktığımız her çivi, üst üste koyduğumuz her tuğla bizim değildir.

Ben bazılarına göre beceriksizim.

Çünkü, dikili ağacın değil de ağacı dikeceğim toprağın egemenlik haklarını için tükettim ömrümü.

Çanakkale’de benim için ölenler de öyle yapmıştı.

Şimdi, bakınız kendi ülkemde artık sular, sessizce paralı oluyor.

Bazı su kaynakları var, halkıma değil, özel kuruluşlara ait. Yarın bir gün kendi ülkemin gökyüzünden dökülen yağmurların bile halka ait olmadığını anladığınızda iş işten geçmiş olacaktır.

Parlamento özgür değilse ülkenin, suyu, toprağı, madenleri, tohumu da tutsaktır.

Bazen en özgür olduğunuz yer hapishane olabilir.

Ve tutsaklık deyince sadece insan anlaşılmasın… Su, toprak, tohum, maden, enerji, düşünce… Bunların tutsaklığı daha vahimdir. Ve o zaman anlaşılır ki, bazen cezaevi bile özgürlük alanıdır.

Evet ben beceriksizim; batmakta olan gemide kaptan köşkünde değil de en altta makine dairesindeyim. Ama gemi battığı zaman, ne bombalanacak fabrikam ne de terk edeceğim bir evim olacaktır.

Kaderimi bu ülkenin kaderi ile birleştirmiş olanlardanım. Ve bu açıdan kimsenin şüphesi olmasın ki;

Özgür olan az sayıda insandan biriyim.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim