- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Üç Dinin Kutsal Şehri: Kudüs’ün Tarihçesi

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Kudüs, Musevîlerin, Hırıstiyanların ve Müslümanların kutsal şehri. Lut Gölü’ne 24 km; Akdeniz kıyılarına kuş uçuşu 52 km uzaklıkta kurulmuştur. M.Ö. XIX. Ve XVIII. Yüzyıllara ait Mısır metinlerinde adı geçer. M.Ö. XIV. Yüzyıl Tell Amarna mektuplarında şehrin adı Urusalim olarak geçer. Aramîce metinlerinde geçen Yerûşâlem adı Latince’ye Jerusalem şeklinde geçmiştir. Müslümanlar ise Kudsü’l-makdis, Kudsü’l-mukaddes veya kısaca Kudüs demişlerdir.
Tevrat’ta sözü edilen Salem şehrinin Kudüs olduğu görüşü doğrultusunda Hz. İbrahim ve çağdaşı olan Kral Malkisedek bu çevrede yaşamış olduğu kabul edilebilir. Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban etmek için çıktığı Moriya (Moriah) diyarındaki dağın Hz. Süleyman’ın ünlü mabedini yaptırmış olduğu Moriya tepesi olduğu Yahudi ve Hırıstiyan geleneğinde kabul görmüştür .
İsrailoğulları Hz. Musa’nın öncülüğünde Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz üzerinden Sina’ya gelmişler ve 40 yıl çöllerde yaşadıktan sonra Yeşu önderliğinde Filistin topraklarına ulaşmışlardı. İsrailoğulları ilk defa Hz. Davud zamanında Kudüs’e girebildiler. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman 7 yıl uğraşarak Mescid-i Aksa’yı inşa etmiştir.
Babil Kralı Nebukadnezzar (Buhtunnasr) Kudüs’e girerek şehri haraca bağlamış, 4 yıl sonra M.Ö. 596 yılında şehri üçüncü kez uzun bir kuşatmadan sonra ele geçirdiğinde her tarafı yakmış, halkın bir kısmını şehirden sürgün etmiştir. 50 yıl harabe halinde kalan Kudüs M.Ö. 538’de yeniden inşa edilmiştir. Bu yıllar İran’dan gelen Perslerin Kudüs’ü ele geçirdiği yıllardır. M.Ö. 332 yılında ise Makedonyalı İskender (Büyük İskender) Kudüs’ün yeni sahibi olacaktır.
İmparator Hadrien zamanında Romalılar tarafından burada Aelia (İliyâ) adlı yeni bir putperest şehir kuruldu. Hırıstiyanlık yayıldığı zaman, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yer olarak kabul edilen bu bölgede M.S. 335 yılında Merkad-i İsa Kilisesi inşa edilmiştir. Hırıstiyanlar Hz. İsa’nın sözlerine hürmeten Hz. Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmemişler ve burası Müslümanlar şehri alıncaya kadar harabe halinde kaldı. 614 yılında İran kökenli Sasaniler tarafından işgal edilen Kudüs, 629 yılında Bizans İmparatoru Herakleios tarafından ele geçirilmişti. 638 yılında Hz. Ömer zamanında şehir Müslüman Araplar tarafından ele geçirildi.
Tanrı Yehuda tarafından seçilen kutsal bir yer olduğuna inanılan Kudüs’e Yahudi erkekleri yılda 3 kez gelerek hac ibadetlerini bu kutsal mekânda yaparlar. Yahudiler yemek dualarını da Kudüs’e dönerek yerine getirirler.
Hırıstiyanlarca Hz. İsa’nın yaşadığı ve çarmıha gerildiği yer burası olduğu için şehir kutsallık taşır. Markos İncili’nde Hz. İsa’nın Kudüs günleri detaylı şekilde aktarılır.
Kur’an-ı Kerim’de Kudüs adı geçmese de bu bölgeden “Mescidü’l-aksa’nın mübarek kılınan çevresi” şeklinde söz edilir. Medine döneminde bir yıldan daha uzun bir süre boyunca Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa (Kudüs) iken daha sonra gelen bir âyet üzerine kıble Mescid-i Haram (Mekke) olmuştur. İslâmiyetin ilk kıblesi olması bakımından Kudüs Müslümanlarca da kutsal şehir olarak saygı görmüştür. Ayrıca Hz. Muhammed’in bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesi ve oradan Mirac’a yükselmesi ile de Kudüs İslâm tarihinde önemlidir. Öyle sanıyorum ki her 3 Semavî din tarafından kutsal sayılan başka bir şehir yoktur.
Kudüs’ün Müslümanların eline geçmesi, Selçukluların İznik’e yerleşmeleri Avrupa’da kutsal savaş başlattı. Haçlı Orduları Kudüs’ü geri almak için yola çıktıktan 3 yıl sonra 1099 yılı Haziran ayında Kudüs’e ulaştılar. Fatımilerin elinde bulunan şehri ele geçirdiklerinde artık Kudüs’te bir tek Müslüman yaşamıyordu. Şehirde bulunan Yahudiler de aynı kaderi paylaştılar. Kadın, çocuk, ihtiyar tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birisine uğratıldılar. Selahaddin Eyyubî ise, 1187’de şehri geri aldığında fidye karşılığında Hırıstiyanların serbestçe şehri terk etmesine izin verdi .
1516 yılında Osmanlı egemenliğine geçen Kudüs yaklaşık 400 yıl huzur içerisinde yaşadı.
1870’ten sonra hızla artmaya başlayan Yahudi Göçü, II. Abdülhamid’in bütün çabalarına rağmen bir şekilde devam etti. Rusya ve Almanya başta olmak üzere Avrupa devletleri kendi ülkelerinden zorla çıkardıkları Yahudilere, Osmanlı Devleti’nin Filistin’de yer vermesi için baskı yapmaktaydılar. Bu baskılar Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak için yeni bir bahane olarak sistematik olarak kullanılmaktaydı. Siyonist teşkilatı Araplardan satın aldıkları topraklarda Yahudi Kolonileri oluşturmakta ve buralarda büyük çiftlikler kurmaktaydılar . Nihayet II. Abdülhamid tahttan uzaklaştırıldı ve Yahudi yerleşiminin önündeki en büyük engel kalkmış oldu.
Kudüs, 1917- 1920 arasında İngiliz askerî yönetiminde kaldı. 1920 yılında San Remo Konferansı’nda Kudüs’ün İngiltere Manda Yönetimine bırakılması üzerine İngilizler Yahudi göçü önündeki bütün engelleri kaldırdılar. Bu durum Filistin Arapları tarafından birçok defa tepki ile karşılandı. Ancak Yahudiler planlarını adım adım uygulayarak 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurdular.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












