• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

Üç Tarz-ı Siyaset

29.04.2014 15:20
Üç Tarz-ı Siyaset
Türker DOĞAN'ın kaleminden

                    ADANA YEREL SEÇİMLERİ SONRASI KAYBEDEN PARTİLER İÇİN

         “Üç Tarz-ı Siyaset” Yusuf Akçura’nın meşhur makalesidir. Bu konuda bir yazı okurken, bu başlık aklıma geldi. Ben size Yusuf Akçura’nın üç tarz-ı siyasetini anlatmayacağım ama merak eden varsa açıp okumasını tavsiye ederim. Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine geçişte siyasi hayatta önemli etkileri olmuş bir makaledir.

Bizim asıl konumuz, Adana’da 2014 yerel seçimleri sonrası olacaktır. Her seçim sonrasında olduğu gibi kazanan zafer sarhoşluğunu; kaybedenler ise kaybetmenin verdiği mahcubiyeti ve suskunluğunu yaşıyorlar. Peki ya sonrası? Tarih kazananları yazarmış veya tarihi kazananlar yazarmış. Basınımızda hep kazananı yazıyor. Bu yüzden ben kaybedenler üzerine yazmak istiyorum. HDP(BDP)’nin büyükşehiri kazanma şansı olmadığı için bu yazı daha çok AK Parti ve CHP’ye yönelik olacaktır.

Seçimden sonra kazanamayan partilere oy veren sokaktaki seçmenden tutunda, il, ilçe yöneticilerine, meclis üyesi ve başkan adaylarına, milletvekillerine kadar herkes neden kaybedildiği üzerine bir sürü yorum yapıyor. Ama bilinmesi gereken şudur ki, bu yorumların hepsi subjektif yorumlardır. Hani hayatlarında hiç fil görmemiş birkaç adamın gözünü bağlamışlar ve fili elleyerek nasıl bir şey olduğunu tarif etmelerini istemişler, hepsi de farklı şeyler tarif etmiş ya, aynı durum. Herkes kendi açısından seçimin neden kaybedildiğini çok güzel anlatıyor. Bende kendi açımdan seçimin neden kaybedildiğini anlatabilirim. Fakat bu yazının amacı bu değildir.

Bu yazının amacı kaybeden partilerin seçimden sonra, seçimin neden kaybedildiği konusunda, izleyebileceği yöntemlerdir. Ben kısaca buna “Üç tarz-ı siyaset” diyorum. Çünkü üç temel yöntem var.

Birinci ve en kolay tarz, hiçbir şey olmamış gibi davranmaktır. Hatta seçim hiç olmamış gibi davranmaktır. Bunun en kolay yolu da kamuoyunda gündemi değiştirmektir. Aslına bakarsanız ulusalda bu yöntemin örnekleri çoktur. 2011 seçimlerinde CHP tutuklu milletvekillerini bahane edip Meclise girmeyerek gündemi değiştirdi. Böylece kamuoyu çok büyük umutlar bağlanmış yeni genel başkanı Sn.Kılıçtaroğlu ile seçime giren CHP’nin neden seçimi kaybettiğini değil de, CHP’nin meclise girmemesini tartıştı. Aynı şey şimdi de oluyor. Yerel seçimler muhalefet için büyük bir yenilgi ile sonuçlanmışken Sn.Bahçeli’nin seçimden bir gün sonraki açıklaması ile kamuoyu Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışmaya başladı. Eğer yerel için önemli bir gündem maddesi bulunursa veya Büyükşehir Belediye Meclisinde bir kriz yaşanırsa kimse, sokaktaki vatandaş bile AK Parti’nin ve CHP’nin seçimi neden kaybettiğini konuşmaz.

İkinci tarz, suçluyu içeride aramaktır. En yaygın olan yöntem budur. Özellikle parti kademelerinde hemen bir günah keçisi aramaya başlanır. Bunun için ilk hedef adaydır, ondan kolay hedef yoktur. Zaten kaybetmiştir, etrafındaki güç hemen dağılır ve savunmasız hale gelir. İlk darbede yıkılacaktır. En kolay söylem “Aday yanlıştı, başka aday olsa kazanırdık” olacaktır.

Adaylarda ilginç bir şekilde kendilerinde hiç hata bulmazlar. Tüm suçu partiye yıkmaya çalışırlar. Onun söylemi de “Parti hiç çalışmadı, hatta bana köstek oldular, diğer partilere çalıştılar” olacaktır. Kaybeden adayın genel merkez nezdinde de itibarı kalmadığından bu söylemleri adayın etrafında kalan birkaç kişiden başka kimse duymaz.       

Kaybetme bazıları için büyük bir fırsattır. Özellikle eskiden sorunlu olduğu birisi varsa veya siyasette ileride kendisine rakip olacağını düşündüğü birisi, fırsat bu fırsattır ve bir çamurda ona atılır. Seçimde çalışmadığı veya rakip partilere çalıştığı ileri sürülür.

Burada hakem parti genel merkezidir. İkinci tarz-ı siyaset genel merkezde de güdülüyorsa güç savaşı başlar. Genel merkez nezdinde kim güçlüyse onun savı kabul görür. Hakem kararını verir ve güçlü olmayanlar görevden alınır. Aday seçimi kaybederek çoktan denklemin dışında kalmıştır zaten.

Gelelim üçüncü tarz-ı siyasete; doğruyu aramaktır. Ama yazıldığı kadar basit değildir. Çünkü doğruyu aramak kimsenin işine gelmez. Doğru aranırsa seçimin kaybında herkesin az veya çok bir payı olduğu anlaşılacaktır.

Seçim sonrası ilçe, il başkanları, adaylar, milletvekilleri genel merkeze sunulmak üzere, neden seçimin kaybedildiğine dair bir rapor hazırlarlar. Ama daha önce de dediğim gibi herkes kendi açısından hazırlar bu raporu, nedense bir araya gelip ortak bir rapor hazırlamak kimsenin aklına gelmez. Oysaki bir araya gelip, hatta geniş katılımlı bir çalıştay yapıp muhalefet şerhlerini de içeren ortak bir rapor hazırlanabilir.  

Bazen yereldeki herkesin üstünde hem fikir olduğu bir rapor bile doğruları yansıtmayabilir. İzleyenler bilirler, Brad Pitt’in başrolünü oynadığı “Dünyalar Savaşı Z” isimli filmde bir replik vardır. Konuşma Brad Bitt’in oynadığı karakter ile İsrail’li bir bakan arasında geçiyor. O Replik aşağıdaki gibidir:

++ Çoğu insanın sorunu, bir şey gerçekten olana kadar olabileceğine inanmamaları. Bu aptallık yada bir zaaf değil, sadece insanın doğası.

-- Yine de zombi kelimesinin geçtiği bir bildiri duydunuz diye sur mu inşa ettiniz?

++ Evet, öyle söylense ben de şüphe ederdim. 1930'larda Yahudiler toplama kamplarına gönderileceklerine inanmayı reddettiler. Aslında, 1972'lerde olimpiyatlarda katledileceğimizi anlamayı reddettik. 1973 ekiminden önce ise, Arap askeri birlikleri hareketleri tespit etmiştik ve bir tehdit oluşturmadığına oy birliğine karar verdik. Ama, bir ay sonra Arapların saldırısıyla nerdeyse denize dökülecektik. O yüzden değişiklik yapmaya karar verdik...

-- Değişiklik mi?

++ 10. Adam... 9'umuz aynı bilgilere bakıp tamamen aynı sonuca ulaşırsa, 10. adamın görevi aynı fikirde olmamaktır. Ne kadar olanaksız görünürse görünsün, 10. Adam diğer 9'unun yanıldığı varsayımını araştırmak zorunda...      

Filme göre İsrail bu 10.adamın aykırı görüşüne göre aldığı önlemlerle zombi saldırısından korunmayı başarıyor. Devamını merak edenler filmi seyredebilirler. Biz asıl konumuza dönelim. Aslında her partinin, her kurumsal yapının bir 10.adama ihtiyacı vardır. Seçimin neden kaybedildiği konusunda herkes aynı fikirde olsa bile mutlaka 10.adamın aykırı görüşüne ihtiyaç vardır. Bir bilgenin dediği gibi “Benden başka bir şey söyle ki, iki kişi olalım.”

Seçimden aylar önce daha adaylar belli değilken, 2011 milletvekilliği sonuçlarına göre seçimin AK Parti ve CHP arasında geçeceği söyleniyordu. Eğer her parti 2011’deki kendi oyunu almış olsaydı. Seçimin galibinin Ak Parti olması gerekirdi. Ama seçmen tercihlerinde değişiklikler oldu. 2011 seçimlerinde AK Parti ve CHP’ye oy vermiş seçmenlerin bir kısmı bu seçimde tercihini MHP’den yana kullandı. Bunun tespiti çok önemlidir. Partiler ciddi anket şirketlerine yaptıracakları anketlerle bir önceki seçimde kendilerine oy veren seçmenlerden bu seçimde kendisine oy vermeyenleri tespit etmelidir. Bu seçmene neden tercihlerini değiştirdiği sorulmalıdır. Siyasette seçmenin eğilimlerini doğru okuyabilmek çok önemlidir. Aksi taktirde başarıya ulaşma imkanınız olmaz.

  Doğruyu bulmak için yapılacak tek bir şey yoktur. Yapılması gereken birden fazlaya şeyin bir araya getirilmesi ve bunlar üzerinden sonuca ulaşılmasıdır. Şimdi önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ve muhtemelen erken bir genel seçim var. Eğer AK Parti ve CHP doğru analizler yapıp doğru sonuçlara ulaşamazsa MHP’ye “bu seferlik” giden oylar kalıcı olabilir. Bu her iki parti içinde ciddi kayıplara yol açar. Ulusalda CHP ve MHP’nin ortak rakibi AK Parti olabilir. Fakat Adana’da artık AK Parti ve CHP’nin ortak rakibi MHP’dir. Bu bağlamda özellikle CHP belediye meclislerinde MHP’ye verdiği desteği gözden geçirmelidir. Unutulmamalıdır ki, tüm koalisyonlarda başarı büyük ortağa yazılır. Küçük bu işten ortak hep zararlı çıkar.     

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim