- BIST 77.689
- Altın 128,066
- Dolar 2,9818
- Euro 3,3054
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Uzak saniyeler

Sedat MEMİLİ / Yazar
Adana’nın yaz yağmurlarını nasıl da özlemişim.
Açık pencereden yüzüme vuran damlalar ve esintinin taşıdığı toprak kokusu...
Uyumak ile uyanmak arasında bir an... Rüyayla gerçeğin birbirine karıştığı, nesnelerin sınırlarını kaybettiği anlar.
Ağacın kökünü gökyüzünde, gökyüzünün gölgesini ruhunuzda hissettiğiniz andır o anlar. Ölüler yarenlik eder, canlılar, insan aklının kabul edemeyeceği konumda rüyalarınızın konuğu olurlar. Ama yaz yağmurunun esintisiyle yüzünüzde fark edemeyeceğiniz huzurlu bir tebessüm vardır.
O sabah, babamı görmüştüm rüyamda. Ne dediğini bile anımsamıyorum.
Ölüler, rüyanızda asla ölmemişlerdir. Bu bir bilinçaltı mıydı? Bilemiyorum. Babamı kaybedeli yıllar oldu. Ama rüyamızda gördüğümüz kimsenin ölü olduğu (rüyamızda bile) aklımıza gelmez.
Babam, rüyamda ne diyordu? Anlamadım. Duyamadım.
Yağmur damlalarının senfonisiyle hayal meyal uyandığımda, rüya gördüğümü anladım.
Bilinç bazen ne kötü. Bilincin sunduğu, gözümüzün önüne serdiği gerçekleri kabul etmek ne kötü…
Yeniden uyumak istedim. Rüyamı yakalamak, babamın ölü olmadığını düşündüğüm o ana dönmek istedim. Gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.
Az önce beni kovalamış ve sonradan terk etmiş olan rüyanın peşine düştüm.
Daha birkaç saniye önce bilincimi teslim almış olan rüya, sanki aniden aşılamayacak uzaklıklar ve yaşanamayacak zamanların ötesine düşmüştü.
Birkaç saniyenin bu denli uzak olduğunu o zaman kavradım.
Ne uzakmış, az önce yaşanan birkaç saniye. Yeniden yaşama olanağım olsaydı, belki de o kırmızı ışıkta geçmeyecektim...
Belki o çeki imzalamayacaktım. Belki de o kırıcı sözü söylememiş olacaktım.
Ya da ya da belki de...
Belki’ler alabildiğince... Belki’ler sonsuz...
O birkaç saniyenin yaşamımızda oluşturduğu kırılmaları düşündükçe... Evet evet... Birçok insanın yaşamında az önceki birkaç saniye, ulaşılmayacak kadar uzak.
Rüya kaçtı elbette.
Rüya kaçmaktan yorulmadı ama ben kovalamaktan yoruldum.
Az önceki birkaç saniye ile şimdi arasında ne fark vardı? Uyuyan aynı ben, yağan aynı yaz yağmuru, koku aynı toprak kokusu...
Ama bir ayrıntı vardı. Küçük bir ayrıntı; Bilinç farkı.
Rüya, bilinci sevmiyor; ama bilinç rüyayı bile sevebiliyor.
Ama rüyaların, bilinçten daha saf, daha doğal olduklarını söyleyebilirim.
Babam ne diyordu rüyamda.
Anlayamadım. Duyamadım.
Kendini avutmam gerekirse; ben rüyamda babamın ne dediğini anlayamadım. Belki bunun haklı gerekçeleri vardır.
Ama yaşayan birçok baba seslerini çocuklarına duyuramıyorlar. Birçok sese kulağını açmış olan çocuklar, babalarının deyişlerine kulak tıkamışlardır.
O söylenenlerin ne kadar değerli olduğunu anlamak için, ille babalarının benim babam gibi rüyanın bir objesi olması mı gerekir?
Otuz yıl oldu babam başka dünyaya ait. Ve onu bir kez daha rüyamda görmek için nelerimi vermezdim. Versem de olmayacak. Biliyorum.
Ama sizin yanınızda… Ne kadar şanslısınız.
Şanslı olduğunuzu bilmiyorsanız...
Az önceki birkaç saniye çok uzak. Buna inanın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












