• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Adana : 14 °C
  • İzmir : 9 °C
  • Ankara : 3 °C

Üzerimize ölü toprağı mı serpildi?

31.05.2016 06:00
Tülin ERSOY / Yazar

Tülin ERSOY / Yazar

Eskiden rahmetli annem bizi miskin miskin evin içinde uzanırken görse; “Canlanın biraz, üzerinize ölü toprağı mı serpildi” derdi.

 

Sahi milletçe üzerimize ölü toprağı mı serpildi?

 

Şehit haberleri ülkenin dört bir yanından hız kesmeden gelmeye devam ediyor. Çukurca, Hakkâri, Adana, Van, Gürpınar, İskenderun, Hatay, Şırnak, Şemdinli saymaya parmak yetmiyor.

 

Türkiye tam yangın yeri…

 

Ülkemdeki insanlara bakıyorum, herkes tın tın… İnsanlar moralini bozmamak için

televizyonda haber seyretmiyor. Ama yarışma, dizi seyretmeye devam ediyor. Kim elenmiş, kim kalmış derdine düşmüş.

 

Gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyormuş. Sadece ocağına ateş düşen insanlar dövünüyor.

 

“Alışmadık, alışmayacağız” diyorduk ya, yalan oldu; tüm ülke bu duruma alışmış durumda. Hiç kimsenin sesi, soluğu çıkmıyor.

 

Televizyon kanallarında, yerel basında, ulusal basında doğruları araştıran, hesap soran yorumcular da bir elin parmaklarıyla gösterilecek kadar azaldı.

 

***

Kilis, Türkiye sınırları içinde bir il.

 

Ocak ayından beri Suriye’nin IŞİD denetimindeki Bap bölgesinden “yanlışlık ”la atılan roketler yüzünden Kilis’te yaşayan sivil halkımız, askerimiz, polisimiz ölüyor.

 

Orada yaşayan insanlar “Ölüyoruz, sesimizi duyun diye!” gazeteye tam sayfa ilan veriyor.

 

Halk tedirgin, evini barkını terk etti. Üniversitede okumak için başka illerden gelen öğrenciler evlerine gönderildi. Eğitim ne zaman devam edecek belli değil.

 

Türkiye sınırları içindeki bir il “ imdat” diye bağırıyor

 

Duyan kim?

 

Birkaç sivil toplum örgütü.

 

Duyması gerekenlerden ses var mı? Ses yok.

 

Muhalefet dâhil duyan var mı? Yardım eli uzatan var mı?

 

Yok, yok, yok.

 

                                                           

***

Ülkece alzheimer mı olduk?

 

Çağdaş sistemlere ulaşmak için bu ülke Kurtuluş Savaşı’nda büyük mücadele verdi. Demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, eşitlik, özgürlükler gibi her kazanım, direnen ve mücadele eden halkla anlam kazandı.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde halkın kazandığı İstiklal Savaşı’nı ve bu savaşta bir karış vatan toprağını düşmana vermemek için direnen günlerce aç, susuz kalıp bir tas hoşaf suyu ile karnını doyuran vatan gazilerimizi sadece tören günlerinde, resmi tatillerde sosyal medya ortamlarında hatırlar olduk.

 

“Biz, bu ülke için idam sehpalarına dimdik gururla, korkusuzca çıkan tam bağımsız Türkiye’de yaşamak istiyoruz.” diyerek ölen gencecik çocukları Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Erdal Eren’i doğum ve ölüm günlerinde hatırlar olduk.

 

İdealleri uğruna suikasta kurban giden aydınlarımızı, gazetecilerimizi Uğur Mumcu’yu, Abdi İpekçi, Sabahattin Ali, Çetin Emeç, Turan Dursun, Ali Gaffar Okkan, Eşref Bitlis, Recep Yazıcıoğlu, Taner Kışlalı’yı, sadece ölüm günlerinde anar olduk.

 

Soma’da karın tokluğuna çalışırken ölenleri,

 

Cumartesi annelerini,

 

Hasta yatağında ülkesi için direnen Türkan Saylan’ı,

 

Cumhuriyet yürüyüşlerini unuttuk.

 

PKK, IŞİD, FETHULLAH, PŞK, HİZBULLAH, İBDA/C,  gibi terör örgütlerinin  hangi güçler tarafından beslenip büyütüldüğünü içimize neden sokulduğunu…

 

Ergenekon gibi olmayan safsatalarla kirletilen onurlarını gurur yaparak intihar edenleri, hapishane köşelerinde hastalanarak ölenleri unuttuk.

 

En önemlisi ülke için kaygılanmayı, direnmeyi, mücadele etmeyi unuttuk.

 

“Susma sıra sana gelecek diyoruz” ya biz ülkece susmayı, unutmayı, ülkeyi yangın yerine düşüren olayları görmemezlikten gelmeyi yeğleyerek üretmeden boş beleş yaşamayı kendimize yeni meziyet belledik.

 

***

 

Türkiye; hukuk devleti olmalıdır.  

 

Demokrasilerde; ayrıcalıklı kişi, sınıf, zümre yoktur. Kanun önünde herkes eşittir.

Demokrasilerde –hukuk devletinde; suç işleyen milletvekilinin dokunulmazlığı yoktur. Dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığıdır. Yani sadece kürsüdeki konuşmalarında dokunulmazdır. Kayıp trilyonların hesabı, unvanı ne olursa olsun, sorulmak zorundadır.

“Toplumun suç işleme özgürlüğü yok ama toplumu yönetenlerin ve milletvekillerinin suçu işleme özgürlüğü var.” diyen bir rejimin, demokratik rejim olduğundan bahsedilemez.

 

 

Anayasayı, yasaları kendi amaçları için kullanan siyasetçilerin ayrıcalıklı olduğu rejim, demokratik rejim değildir.

 

Aydınlar; halkı bilinçlendirmelidir. Halkın sağduyusunun sesi yükseltilmelidir.

Toplum üretmeye sevk edilmelidir.

 

“Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılılarım olurlar.”

 

MUSTAFA KEMEL ATATÜRK

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim