- BIST 77.621
- Altın 127,955
- Dolar 2,9834
- Euro 3,3069
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Üzerimize ölü toprağı mı serpildi?

Tülin ERSOY / Yazar
Eskiden rahmetli annem bizi miskin miskin evin içinde uzanırken görse; “Canlanın biraz, üzerinize ölü toprağı mı serpildi” derdi.
Sahi milletçe üzerimize ölü toprağı mı serpildi?
Şehit haberleri ülkenin dört bir yanından hız kesmeden gelmeye devam ediyor. Çukurca, Hakkâri, Adana, Van, Gürpınar, İskenderun, Hatay, Şırnak, Şemdinli saymaya parmak yetmiyor.
Türkiye tam yangın yeri…
Ülkemdeki insanlara bakıyorum, herkes tın tın… İnsanlar moralini bozmamak için
televizyonda haber seyretmiyor. Ama yarışma, dizi seyretmeye devam ediyor. Kim elenmiş, kim kalmış derdine düşmüş.
Gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyormuş. Sadece ocağına ateş düşen insanlar dövünüyor.
“Alışmadık, alışmayacağız” diyorduk ya, yalan oldu; tüm ülke bu duruma alışmış durumda. Hiç kimsenin sesi, soluğu çıkmıyor.
Televizyon kanallarında, yerel basında, ulusal basında doğruları araştıran, hesap soran yorumcular da bir elin parmaklarıyla gösterilecek kadar azaldı.
***
Kilis, Türkiye sınırları içinde bir il.
Ocak ayından beri Suriye’nin IŞİD denetimindeki Bap bölgesinden “yanlışlık ”la atılan roketler yüzünden Kilis’te yaşayan sivil halkımız, askerimiz, polisimiz ölüyor.
Orada yaşayan insanlar “Ölüyoruz, sesimizi duyun diye!” gazeteye tam sayfa ilan veriyor.
Halk tedirgin, evini barkını terk etti. Üniversitede okumak için başka illerden gelen öğrenciler evlerine gönderildi. Eğitim ne zaman devam edecek belli değil.
Türkiye sınırları içindeki bir il “ imdat” diye bağırıyor
Duyan kim?
Birkaç sivil toplum örgütü.
Duyması gerekenlerden ses var mı? Ses yok.
Muhalefet dâhil duyan var mı? Yardım eli uzatan var mı?
Yok, yok, yok.
***
Ülkece alzheimer mı olduk?
Çağdaş sistemlere ulaşmak için bu ülke Kurtuluş Savaşı’nda büyük mücadele verdi. Demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, eşitlik, özgürlükler gibi her kazanım, direnen ve mücadele eden halkla anlam kazandı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde halkın kazandığı İstiklal Savaşı’nı ve bu savaşta bir karış vatan toprağını düşmana vermemek için direnen günlerce aç, susuz kalıp bir tas hoşaf suyu ile karnını doyuran vatan gazilerimizi sadece tören günlerinde, resmi tatillerde sosyal medya ortamlarında hatırlar olduk.
“Biz, bu ülke için idam sehpalarına dimdik gururla, korkusuzca çıkan tam bağımsız Türkiye’de yaşamak istiyoruz.” diyerek ölen gencecik çocukları Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Erdal Eren’i doğum ve ölüm günlerinde hatırlar olduk.
İdealleri uğruna suikasta kurban giden aydınlarımızı, gazetecilerimizi Uğur Mumcu’yu, Abdi İpekçi, Sabahattin Ali, Çetin Emeç, Turan Dursun, Ali Gaffar Okkan, Eşref Bitlis, Recep Yazıcıoğlu, Taner Kışlalı’yı, sadece ölüm günlerinde anar olduk.
Soma’da karın tokluğuna çalışırken ölenleri,
Cumartesi annelerini,
Hasta yatağında ülkesi için direnen Türkan Saylan’ı,
Cumhuriyet yürüyüşlerini unuttuk.
PKK, IŞİD, FETHULLAH, PŞK, HİZBULLAH, İBDA/C, gibi terör örgütlerinin hangi güçler tarafından beslenip büyütüldüğünü içimize neden sokulduğunu…
Ergenekon gibi olmayan safsatalarla kirletilen onurlarını gurur yaparak intihar edenleri, hapishane köşelerinde hastalanarak ölenleri unuttuk.
En önemlisi ülke için kaygılanmayı, direnmeyi, mücadele etmeyi unuttuk.
“Susma sıra sana gelecek diyoruz” ya biz ülkece susmayı, unutmayı, ülkeyi yangın yerine düşüren olayları görmemezlikten gelmeyi yeğleyerek üretmeden boş beleş yaşamayı kendimize yeni meziyet belledik.
***
Türkiye; hukuk devleti olmalıdır.
Demokrasilerde; ayrıcalıklı kişi, sınıf, zümre yoktur. Kanun önünde herkes eşittir.
Demokrasilerde –hukuk devletinde; suç işleyen milletvekilinin dokunulmazlığı yoktur. Dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığıdır. Yani sadece kürsüdeki konuşmalarında dokunulmazdır. Kayıp trilyonların hesabı, unvanı ne olursa olsun, sorulmak zorundadır.
“Toplumun suç işleme özgürlüğü yok ama toplumu yönetenlerin ve milletvekillerinin suçu işleme özgürlüğü var.” diyen bir rejimin, demokratik rejim olduğundan bahsedilemez.
Anayasayı, yasaları kendi amaçları için kullanan siyasetçilerin ayrıcalıklı olduğu rejim, demokratik rejim değildir.
Aydınlar; halkı bilinçlendirmelidir. Halkın sağduyusunun sesi yükseltilmelidir.
Toplum üretmeye sevk edilmelidir.
“Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılılarım olurlar.”
MUSTAFA KEMEL ATATÜRK
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İçime sinmeyen çok şey var!29 Mart 2016 Salı 06:00
- YGS'de son viraj11 Mart 2016 Cuma 06:00
- Kadını duymamak!08 Mart 2016 Salı 06:00
- Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar24 Şubat 2016 Çarşamba 06:00
- Senin adın var mı ki?02 Şubat 2016 Salı 06:00
- Tatil zili kimin için çalıyor?22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Özür dilerim çocuklar!29 Aralık 2015 Salı 06:00
- Kalk gidelim havasındayım23 Aralık 2015 Çarşamba 06:00
- Sil baştan!!!15 Aralık 2015 Salı 06:00
- Sınav Kaygısıyla Baş etmede Kimler Yardımcı Olabilir?23 Kasım 2015 Pazartesi 09:39
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












