• BIST 77.779
  • Altın 128,079
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 29 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Ankara : 26 °C

Vali Büyük, Büyük Vali

12.11.2015 06:00
Vali Büyük, Büyük Vali
Sedat Memili özel.

VALİ BÜYÜK, BÜYÜK VALİ

MUAZZAM İKİ IŞIK: “OKU” VE “KORKMA”

ATATÜRK’ÜN BİRLEŞTİRİCİLİĞİ TEHDİTTİR.

BÜYÜKLÜĞÜN ÖZÜ BİRLEŞTİRİCİ OLMAKTIR

bando-mukemmeldi.gif

 

Eylül, acıları devraldığı için hüznünü Kasım’a devretmiştir. Acıların gömülme mevsimidir. Kasım hüzünler ayıdır. Bu neden böyledir hiçbir zaman anlayamadım.

Oysa kasvetler mevsimi denirdi Kasım için… Zaman, mevsimlerinde anlamlarını değiştirebilirmiş… Belki de bir çok kaybedişi Kasım ayında yaşamış olmam beni hüzünlendirmektedir. Tanıdıklarım, sevdiklerim hep Kasım Ayında tanıdık ölülere dönüşmüştür.

İşte bu hüzün ve kasvete bir de 10 Kasım’ı da dâhil ederseniz, Kasım’ın hüzün nedeni belki anlaşılabilir.

Erkenden yazlık bürom olan Atatürk Parkı’na gittim. Çelenkler ve polisler yerlerini almışlardı. Önce bu kadar barikatın nasıl/ neden kurulabileceğine bir anlam veremedim. Halk, Ata’sının yanına gelecek bu barikatlarla önlem mi alınacaktı. Alanı dışarıdan boydan boya dolaştım. Aydınlık bir Salı Sabahı Güneş, Adana’ya özgü ısısı ve aydınlığı ile cömertçe ışıklarını saçıyordu.

Sinirimden, dört bir tarafın fotoğraflarını çektim.

Yarın yazacağım konu belli olmuştu; “Atatürk ile halkı arasına hiçbir barikat kurulamaz.”

Adana’nın platonik âşıklarından Sabri Gül’ü gördüm. Her zamanki duyarlılığı ile Adana’yı donmuş anlarla belgeliyordu.

istiklal-marsini-coskuyla-soyledi.gifprotokol-saygi-durusunda.gif

Protokol yerini almaya başladı. Halk,  hiçbir engelle karşılaşmadan alana giriyordu. Bu barikatların, - bazı zamanlarda olduğu gibi – vatandaş ile Atatürk arasında bir engel olarak konmadığını anladım. Alanın, düzen ve disiplin ve güvenliği için bir önlem olduğunu fark ettim. Yarınki yazımın konusu değişti.

Sayın Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız, Garnizon Komutanı, başta olmak üzere, Seyhan Belediye Başkanı Zeydan karalar, Çukurova İlçe Belediye Başkanı Soner Çetin’in yansıra, birçok partinin il teşkilatlarından heyetler ve halkımız vardı.

Bu günkü yazım: “Ata’m Hangi Yüzle?” diye başlamıştı. Alana bakınca Ata’nın yüzüne bakmayı hak eden insanlar topluluğu gördüm.

Sayın Valimiz, özellikle halkın katıldığı törenlerde, kendisine ayrılan yere geçip duran ve tepeden bakan klasik devlet adamı görüntüsünde olmadı… Sadece bu alanda değil; hiçbir yerde olmadı. Bu tür etkinliklerde Valimiz Mustafa Büyük, katılımcıların ayağına kadar gider ve güler yüzü ile herkesi selamlar, sık sık da tanıdığı yüzlerle durup konuşurdu. Yine öyle yaptı.

Kendisini bir kez daha takdir ettim.

BEN MİLYONLARCAYIM

“Benim takdirimin ne önemi var” diye düşünmeyin. Olmalı. Çünkü ben gençliğimde öyle devlet adamları gördüm ki, onlarla aynı havayı soluduğum için hem kendime kızdım hem de devletime…

Sayın Valimiz orada devletin temsilcisidir. 

Orada, Sinoplu Mehmet Efendi’nin asker arkadaşı veya Falanca insanın teyzesinin oğlu Mustafa Büyük yok; devleti temsil eden, Vali Mustafa Büyük var.

Burada Vali devlet; karakolda komiser, İlçede Kaymakam, Yerel Yönetimlerde belediye başkanı, kurumlarda, tapu veya maliye memurudur devlet…

Ama ben her yerde vatandaşım.

İşte Vali Büyük gibi devlet adamları ben ve benim gibi milyonlarca küskünü devleti ile barıştırmıştır. Bu açıdan kişi olarak ben önemli olmayabilirim ama “simgesel olarak ben” çok önemlidir.

Çünkü “kişi “olarak ben tekim, ama “simgesel olarak ben” milyonlarcayım.

Bu pencereden baktığımda içimden “Vali Büyük, Büyük Vali” dedim.  

BÜYÜKLÜĞÜN ÖZÜ BİRLEŞTİRİCİ SIFATIDIR

saygi-durusu.gif

Tanıdık dostlar ile tanıdık olup da henüz dost olamadıklarımı gördüm. Hepsi yan yana Atatürk’ü Anma” odağında birleşmişlerdir.

Büyüklüğün en büyük özelliği birleştirici sıfatıdır.

Birleştiricilerde tarihe yazılır bölücülerde…

Birisi tarihin onur sayfasına altın harflerle yazılırken, diğeri tarihin çöp sepetinde nefret mürekkebi ile yazılır.

Musollini’yi de okuyoruz tarihte Pasteuru’da…

Birine dünyanın her dilinde ibadet edercesine dua ve minnet edilirken diğerine de her dilde lanet dilenmektedir.

Kim ki birleştirici olmuş, tarihe altın harflerle geçmiştir.

Cengiz Han’ın büyüklüğünün sırrı, uçsuz bucaksız Orta Asya steplerindeki dağınık Türk Boylarını birleştirme mucizesinde saklıdır.

Osman Bey veya Timur neden büyüktür?

DANTE BİRLEŞTİRİCİDİR

torenden-sonra-anilar.gifturk-kadinlar-birligi.gif

Bilmeyenler için söylüyorum, Dante’yi tarihe altın harfle yazdıran neden sadece İlahi Komedyadaki muhteşem başarısının dışında, İtalyancayı kullanarak, dağınık kent sitelerinden muhteşem İtalyan Birliği’nin kurulmasına ön ayak olmasıdır.

Atatürk ayrıştırıcı değil birleştiricidir.

İşte emperyalizmin korktuğu da Atatürk’ün bu niteliğidir.

Emperyalizm şunu çok iyi bilir: “Bir ülke yakılabilir, yıkılabilir, onu topla, tüfekle yerle bir edebilirsiniz, ancak bu onu yenmiş olduğunuzu göstermez. İradesini teslim etmemiş bir milleti hiçbir güç yıkmayı başaramamıştır. İradesini teslim ederse zaten o devleti yıkmak için top ve tüfeğe gerek yoktur.

Atatürk’ü Atatürk yapan birçok niteliğinin yanında, ondaki var olan bağımsızlığı koruma ve kollama iradesidir.

10 Kasım’da alanda onu gördüm. AK Parti, CHP, MHP İl Başkanları ile 6 Kolordu komutanı ve evet tanıdığım dostlar, Atatürk’ün karşısında ortak irade ile saf tutmuşlardı. Türk Kadınlar Birliği’nden, Çağdaş Yaşamı Koruma Derneğine kadar… Tanıdığım ve önlerinde eğildiğim dostlar.

 

Sonradan düşündüm; ortak saf tutuş, keşke politikalar ve parti programlarına da yansımış olsaydı. Bir hayal edin, Atatürk’ün ilkelerini benimsemiş partiler… Hayali bile coşku verici.

ÇELENK KOYANLAR ZARİFLEŞİYOR

Çelenk koyma töreni başladı. Atatürk Anıtı’na çelenk koyma insanları zarifleştiriyor. Birliğin, bütünlüğün, aydınlığın, bağımsızlığın anıtına içtenlikle çelenk koymak kimi zarifleştirmez ki?

Bando Mızıka Bölüğünün önünde durdum. Dikkatlice seyrettim. Askeri Bando, hüzünlerin ve sevinçli coşkuların hakkını tam olarak veriyor. Hüznü ve sevinci bu denli yoğun yaşatan başka orkestra yoktur. Mehter Takımı gibi…

Çelenkler yerini aldı.

ABD KONSOLOSU VE BANKALARI GÖREMEDİM…

Valilik, kolordu komutanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Mecliste grubu bulunan ve bulunmayan partiler, kamuya yararlı dernekler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları çelenklerini koydular. Ancak şu dikkatimi çekti: ABD Konsolosluğu ile bankaların adı okunmadı, çelenkleri de yoktu. Oysa her törende çelenkleri olmasa bile en azında protokol sırasına adları okunurdu. Ya protokol kurallarında bir değişim oldu ya da ABD Konsolosluğu ile bankalarda…

Gerçi biraz mantıklı bakacak olursak, İş Bankası ve Ziraat Bankası’ndan başka kökeni Türk olan banka kalmadığına göre çelenklerinin olmayışı doğal…

Hele ABD Konsolosluğuna gelince, geride, dağlarda ve sınırlarda askerleri ile savaştığı bir komutanın anıtına çelenk koyması zaten akla ve mantığa uygun olmazdı.

Ve sirenler… İnsan ruhunu bir hakkak gibi delen sirenler… Eski bir mani geçiyor aklımdan…

Gamzedeler / Gam vurur gam zedeler / Sinemi hakkak delemez / Delerse gamze deler…

Evet, sinemi hakkak  delemez, Atatürk düşüncesinin konuşularak öldürülmesi deler…

Sinemi, Atatürk’ün kurumlarının kapatılması ve elden çıkarılması, sinemi, bağımsızlığın karakterde olduğunu unutanlar deler…

yazlik-buromun-degerli-konuklari.gif

DÜŞMANSIZ KALMA KORKUSU

10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ebediyete intikali için yabancı basında çıkan yazıların birinde şöyle deniyordu: “Türkiye’yi düşmansız bırakan lider…”

Düşman barışçıl ülke ve anlayışların değil emperyalist ve saldırgan devletlerin ihtiyacıdır. Açgözlü, doyumsuz ve saldırgan ülkelerin içine düştüğü en büyük çıkmaz düşmansız kalmalarıdır.

Bu nedenle 2. Paylaşım savaşı sırasında, ABD’nin Japonlara savaşma gerekçesi Pearl Harbour baskını olarak el birliği ile organize edildi; bir anlamda savaşma gerekçesi üretildi.

Hitler’in şeytani zekâsıyla ürettiği Reichstag Yangını ve ikiz kuleler gibi onlarca örnek, uyuyan düşmanı uyandırma ve yeni düşmanlar üretme anlayışının bir parçasıdır. Çirkin, insanlık dışı bir anlayıştır…

Düşmansız kalmak korkaklığın değil tam tersine kendine güvenen devletin ilkesidir. Bu pencereden bakıldığı zaman Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” önerme ve ilkesinin anlam büyüklüğü daha iyi anlaşılmış olur.

Siren’in ardından İstiklal Marşı…         

zeydan-karalar-ve-cafer-esendemir-diger-katilimcilar-arasinda.gif

İKİ IŞIK: “OKU” VE “KORKMA”

İlginçtir ve muazzamdır; Kutsal Kitap’ım “Oku” diye, İstiklal Marşı’mda “Korkma” diye başlar.

“Oku” der, insanlığın en büyük ışığı; oku, öğren, anla, kavra… Budur okumak.

Ve “Korkma” der İstiklal Marşı’m.

Okuyup anlamıyorsan, ilim Çin’de de olsa peşinden gitmiyorsan, kavramıyor ve olaylar arasında ilişki kuramıyor ve geçici birkaç eşkıyadan korkuyorsan ne Ata’nın huzuruna çık ne de Yüce Allah’ın…

Sana, Oku, anla, öğren, kavra ve daha geniş anlamda bilimin ardına düş diye emreden Yüce Allah ile zebanilerden korkmamanı söyleyen İstiklal marşın sana bu günlerde lazım…

Bu iki anlayış, duvarların değil, insanlık anlayışının süsüdür.

İşte, Hakkak’ın delemediği sinemi, “okumayanlar” ve “korkanlar” delmektedir.

Törenden sonra protokol, benim yazlık bürom dediğim Atatürk Parkı’ndaki çay bahçesine geldi. Çok nezih bir masa oluştu. Sayın Valime:

“Valim, burası benim yazlık bürom. Hoş geldiniz”. Dedim.  “peki kışlık neresi?” diye sordu: “Nezihe Yalvaç Turizm ve uygulama Oteli” diye yanıtladım. “Adana’nın güzel yerleri bunlar. Ne mutlu size” dedi. Böylelikle yazlık ve kışlık bürom protokol nezdinde tescillendi.

Vali’ye bir ricada bulundum: “Çukurova Üniversitesi’ne bağlı Ramazanoğlı Kültür Konağı’nda “Cumartesi Konferansları”nın başlaması için il konuşmayı yapmak üzere kendilerinin beklendiğini söyledim. Ve bir an önce bu kültür faaliyetinin başlatılmasını rica ettim. Hatta bu arada Sayın Sözlü ve 6. Kolordu komutanını da arkama aldım.

Söz verdi valim. Bekleyeceğiz. Bu sevinçli haberi Sayın Gözde Ramazanoğlu ile paylaştım.ataturkcu-dusunce-dernegi.gif

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nurettin GÜN
12 Kasım 2015 Perşembe 09:28
09:28
Sayın valim büyük adamsın ben 1977 de ülkü ocaklarında aldıgım derste içki kumar uyuşturucu ve hertürlü ahlaksızlıktan uzak durun türk islam ülküsü bunu gerektiriyor demiştiler oysa şimdi hüseyin sözlü söylenenin aksini yapıyor demekki ülkücü milliyetci anlayış menfaat göre şekilleniyor ben valimize teşekür ediyorum hüseyin sözlü de ülkücü degildir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim