• BIST 77.779
  • Altın 128,105
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

Vali İnsiyatif Kullanamaz

07.11.2013 11:12
Vali İnsiyatif Kullanamaz
Gültekin Avcı Yazdı

Haklı bir ahlaki hassasiyetle sorunu tedavi gayesi güderken, demokrasiyi ve maneviyatı tuzağa düşürmemek, marjinal eleştirileri haklı çıkarmamak gerekir.

Neslin ahlaki sıhhatini ve istikbalini korumak devlet ve toplum için hayati bir görevdir kuşkusuz.

Bunu, öğrenci yurtlarında 'fuhuşa teşvik' soruşturması yapmış, "konuyu bilen" bir eski savcı olarak söylüyorum. İnanan bir muhafazakâr olarak bu konuda hassasiyet de taşıyorum.

Lakin "öğrenci evleri" adı altında, özel konut, ev veya mesken şeklindeki ikametgâhların devletçe idari ve önleyici kontrolü, hukuk ve demokrasi içine nasıl sığdırılacak çok merak ediyorum.
Suç yoksa adli soruşturma ve arama bile mümkün değilken, mülki amirler en mahrem alan sayılan özel "mesken/konut"ları nasıl ve hangi kanunla kontrol edebilecek merak ediyorum.

Hukuk ve demokrasi yürüyüşünde, oyunu kuralına göre oynamak gerekir.

Öğrenci yurtlarından değil, 'özel kişilerce kiralanmış müstakil konutlar'dan bahsediyorum.

Hukukta "öğrenci evi" diye bir kavram yoktur.

Mesken veya konut vardır.

3-5 öğrenci beraberce bir ev kiralasalar, mülki ve adli açıdan buna yurt gibi kontrol edilebilecek bir mekân veya "öğrenci evi" olarak değil, "özel mesken/konut" olarak bakılır.
Bu da kişinin en özel, en temel mahremiyet ve koruma alanıdır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. Maddesi özel hayatın ve meskenin korunmasını hassasiyetle esas alır.

Sözleşmenin 10. Maddesi'nde belirtilen ifade özgürlüğü gibi, özel yaşam ve konut dokunulmazlığı da Avrupa Sözleşmesi'nde "nitelikli/hassas haklar"dandır.

Yani nitelikli ve hassas hakların sınırlanması sebepleri, sözleşmedeki madde metninde açıkça belirtilir.

Bu konu valileri aşar

Konunun anlaşılması için "kız erkek aynı evde kalıyor, uygun değil" yargısından çok daha ileri bir perdeye geçiyorum.

Diyelim ki vatandaşların "öğrencilerin kaldığı şu evde fuhuş yapılıyor" şeklinde ihbarları vaki oldu.
AİHS'ye göre devletin o özel konuta "öğrenci evi" diye müdahale edebilme hakkı (o da mülki olarak değil sadece adli olarak) özel hayatın sadece ve sadece "genel ahlakın korunması" istisnasına dayanır.

Genel ahlak ise üye devlet olduğumuza göre AİHS ve AİHM'nin bakışına göre belirleniyor.
İşte size AİHM'nin ahlaki bakışından enstantaneler...

1987 tarihli Leander-İsveç davası kararına göre, kişilerin özel hayatı hakkında suç yoksa gizli bir polis dosyasında bilgi toplamak ve saklamak özel hayatın ihlali sayılıyor.

Hatta 2000 tarihli A.D.T. v. Birleşik Krallık kararına göre; "özel alanda ve grup halinde gerçekleştirilen cinsel faaliyetlerin suç sayılması özel hayatın ihlali niteliğindedir..."

Hoşumuza gitse de gitmese de işte karar, ne yapacağız?

Makul karşıladığım için değil, hukuki gerçeği söylemek zorunda olduğum için zikrettim bunları.

Ayrıca kanunlarımıza göre "fuhuş ve zina" maalesef suç değildir.
C
eza Kanunumuz'da sadece 18 yaşından küçüklerin fuhuşa teşviki suçu vardır. (227.m)
Bu da 18 yaşını ikmal etmiş kız ve erkeklerin (öğrenci olsun-olmasın) birlikte yaşayabileceğini gösteriyor.

O halde seküler paradigmaya dayanan bir demokraside neyin kontrolünü, hangi hukuki gerekçeyle, hangi demokratik hakka istinaden yapacaksınız?

Demokrasi beğenmesek de başkalarının ahlaksızlıklarını, sizin özel alanınızı taciz etmedikçe sineye çekme rejimidir.

Öncelikle bu konu valileri aşar.

Zira konutta tedbir nitelikli önleme araması yapılamaz. (Arama Yönetmeliği 19/son.)

Bırakın bu hükmü, zaten AİHS ve AİHM kararları konut konusunda vali ve kaymakamları doğal olarak devre dışı bırakır.

Adlî görev çerçevesinde yapılacak aramalarda ise, CMK'daki kurallar uygulanacağından, 119. madde gereğince öncelikle bir "suç şüphesi" ve önceden alınmış olan bir hâkim kararı gereklidir.
Bu konuda kanun çıkarmak da beyhude gayrettir.

Mülki amirler hatta mahkemeler sadece "kız-erkek" hassasiyetiyle meskeni takip ve tarassut altına alamaz.

Zira bu durum hem mevcut anayasaya hem de AİHM kararlarına ve AİHS'ye aykırı olacaktır.
Fakat olağanüstü hal ve sıkıyönetim halinde adli karar olmaksızın meskene müdahale edilebilir o başka. (Arama Yön. m.25.)

Ama demokrasi oyunu oynamaya çalışıyorsak, önce topu saha içinde tutmayı bilmek gerekir.
Bugün kişilerin en özel alanı olan meskenlere "ahlaki kaygılar"la mülki amirler sokulursa, yarın muhtemelen "başka ahlaki/siyasal/ideolojik hassasiyetler"le de başkaları sokulur.

Gaye neslin fuhuştan korunması ve ıslahı olsa bile, meseleye bu şekilde yaklaşmak hukuk ve demokrasiyle izah edilemeyecek otoriter bir görüntü oluşturur.

AB nezdinde demokratik kimliğimizde yeni bir gedik açar.

Aleniyete yansımadığı ve suç teşkil etmediği sürece eğitim ve telkinle gitmek gerek.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ne alaka
07 Kasım 2013 Perşembe 14:12
14:12
Necati şaşmazın resmi ne alaka onu anlayamadım:) yada bi espri mi yapmaya çalıştınız diyeceğim ama sizle aynı zeka kapasitesinde değilim çok şükür:)
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim