- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Vanceremos ve Victor Jara

Sedat MEMİLİ / Yazar
Nazi Subayı savaşta kaybettiği tek gözünün yerine “cam göz” yaptırmış. Cam göz aslına o kadar benzemektedir ki Subay, mahkumlara hava atmak için hangi gözünün canlı olduğunu sorarak alay edermiş.
Bir gün bir çocuğa sormuş: “Hangi gözüm cam, hangisi canlı?” diye.
Çocuk dikkatle bakmış ve Cam Göz’ü göstererek “Bu” demiş.
Tabi Subay alay etmiş ve akabinde sorunun devamını getirmiş: “Peki neredenanladın bunun gerçek olduğunu?” diye. Çocuk yanıtlamış: “Çünkü daha insanca bakıyor..”
Yaşama cam göz ile bakmak ile yürekten bakmak arasında fark vardır.
Bizim yaşamımızı kolaylaştıran her eylem, başkalarının yaşamlarını bedel ödemesi karşılığında olmuştur.
Geçen bir düğünde dinledim: “Vanceremos” şarkısı.
Düğünde onu söyleyenlerle oynayanlara baktığımda maalesef hayata cam gözle baktıklarını dehşetle gördüm.
“Vanceremos” Şilili ozan Victor Jara’nın bestesidir.
Adına Emperyalizm denen Dr. No, bu kez Frankeştayn olarak Pinochet’i kullanarak, Şili’yi kana bulamakta ve esir almaya çalışmaktadır.
Elbette, şimdi kafası bulanık aydınların her ne hikmetse düşman olduğu ulusalcı hareket, Şili’nin bağımsızlığı için direnmektedir. Bir çok aydının yaısıra, Köylü Çocuğu Victor Jara’da eline silahı almayıp gitarı ile ulusal mücadeleye katılmıştır.
Emperyalizm, toptan, tüfekten değil de “düşünceden, sazdan, türküden, gitarın tellerinden, resmin tonundan, insanca bakıştan vs) korkar.
Emperyalizm ancak ve ancak ulusalcılık ve insanlık minderinde mağlup edilir.
Çünkü, insan olmak, sanat ve sanatın dalları emperyalizmin alışkın olmadığı minderdir.
Nasıl ki Osmanlı Devleti, paşalarıyla, ordularıyla Pir Sultan Abdal’ın sazıyla mücadele edemediyse, Emperyalizmin uşağı olan Pinochet’de, Victor Jara’nın gitarıyla mücadele edememiştir.
Victor Jara’yı diğer gözaltına alınanlar gibi, Şili Stadyumu’na getirir ve gitar çalmasını engellemek ister. Gitar, Jara’nın yoldaşıdır.
Jara’nın kefeni gitar kılığındadır. Zalimlik ve baskı, Jara’nın gitarın tellerine vuruşunu engelleyemez.
Askerler kudurur; Komutanlar, notalar karşısında ezilir. Jara’nın parmakları kırılır. Ancak Jara bu kez elleri ile gitarın notalarına dokunmaya devam eder. Notalar karşısında yenilen ve ezilen komutan bu kez Jara’nın kollarının kesilmesini emreder.
Jara’nın kolları kesilir ama Jara, kalan son nefesi ile şarkı fısıldamaya devam edince kafasına bir dipçik darbesi ile vurulur.
İşte Victor Jara, ölümü ile birlikte doğmuştur; onu öldüren sistem ise o andan itibaren ölmüştür.
Victor Jara cellatlarından uzun yaşadı ve yaşıyor; ama cellatları tarihin çöplüğünde lanetle anılmaktadırlar.
Osmanlı Devleti, Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte tarihe mal oldu ama Pir Sultan Abdal’ın sazı devletlerin de ömrünü aştı.
Dün, Doğan Gülbasar ile gençliğimizin şarkıları gündeme geldi: Bana “Venceremos” şarkısını dinletince, aklımdan bunlar geçti.
Bu gün Türkiye Karanlıktadır; Ama hiçbir karanlık sonsuza kadar süremez. Bu karanlık yine; gitarın telleri, sazın ezgisi, halkın türküleri, renklerin tonları, sanatın evrenselliği ve insanlığın yücelmesiyle aydınlanacaktır.
İstedikleri kadar uğraşsınlar; Ülkemiz, cam gözleri ile bakanların ufuksuzluğundan kurtulacaktır.
*
Sayın Zihni Aldırmaz’ın ablası ve Cengiz Dinçer’in annesi Sayın Sıdıka Dinçer’e Allahtan rahmet kalanlara baş sağlığı dilerim. Merhumenin toprağı bol, mekanı cennet olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












