“Varlığımız Adana’nın varlığına armağan olsun”

“SANSÜRSÜZ ADANA- 2015 TARİHİ”
ADANA’YI YANSITAN AYNA: ALMANAK-2015
“ALMANAK’I ADANA YAPTI BİZ HAZIRLADIK”
“Varlığımız Adana’nın varlığına armağan olsun…”
Taner Talaş
ADANA OLMASAYDI HAYALİNİ KURARDIM…
Taner Talaş, Adana Medya Gazetesi’nin kuruluşunda yaşanacak olan zorluklar kendisine hatırlatılınca böyle söylemişti.
O zaman bir gazeteci olarak varlığımız, Adana varlığına nasıl armağan edilecekti?
Sayın Talaş’ın bu düşüncesi bana esin oldu ve şunu anladım: “Adana benim hayalim. Adana olmasaydı hayalini kurardım…”
Adana için hayal kurarken veya Adana’yı hayal ederken, kıyımızdan köşemizden ve zihnimizden olaylar akıp gitmektedir.
Bu güzel şehirde yaşanan her olay, hem bu şehri oluşturdu hem de bu şehrin siyasal ve kültürel yaşamıma katkı yaptı…
Olaylar hızlı yaşanıyor…
Uzay Çağı’nda hızlanan sadece ulaşım ve iletişim araçları değil ayrıca yaşamın kendisi de hızlanmaktadır.
Bir insan yaşamında ne biriktirebilir? Bunu çok düşünmüşümdür… Sonradan naçizane aklıma şu geldi: “İnsan yaşamında anılar ve tanıdık ölüler biriktirebilir.” Ve insan, yaşayıp biriktirdiği anı ve tanıdığı ölülerin toplamından başka bir şey değildir.
Şehirler ise önce coğrafyasından sonra da bu coğrafyada yaşanan olaylardan oluşur.
Şehrin tarihi bu olaylardır.
Olaylar Seyhan Nehri’nin su damlaları gibidir…
Ve o damlalar, yüzyıllardır oluşmakta, akmakta, bereket vermekte ve denize kavuşmaktadır. Yaşanan bu olaylar şehrin tarihi ve biriktirdiği anılarıdır. Oluşmakta, akmakta, şehirde yaşayanları direk etkilemekte, kültürünü sanatını oluşturmakta ve tarihin derinliklerine kavuşmaktadır.

Almanaklar, tarihi belgeleyen yolun renkli ve güzel taşlarıdır.
Elinize bir Almanak geçecek; zannetmeyin ki bu Almanak’ı biz yaptık.
Hayır! Bu Almanak’ı biz yapmadık: Adana yaptı.
Adana’nın sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel dinamikleri yaptı.
Unutulmuş ve unutulmamış, çağrılı ve çağrısız insanlar yaptı.
Şehri kuzeyden beklayen Toros Dağları, güneyden sarmalayan Akdeniz, bahçedeki narenciye, tarladaki pamuk, havadan geçen bulut ve yağmur yaptı…
Biz sadece bu yapılanları, tarihe not düşme adına kayıt altına aldık.
Buna Almanak diyorlar…
Almanak’ı Adana yaptı, biz hazırladık…

BENİM PENCEREMDEN BİZ…
Nasıl mı?
Almanak-2015’in hazırlanması, Almanak’ın kendisi kadar renkli, bir o kadar da stresli idi.
Almanak, biraz da kendi anlamını bize dayatmış oldu. “Hava Durumu” demektir. Evet, Almanak, Arapçada “iklim” anlamına gelen “al-manaakh” kelimesinin Türkçe karşılığıdır.
İklim, bazen yağışlı oldu;
Taner Talaş, esti gürledi… Hepimiz bir saçak altına girdik. Sonra güneş açtı ve yine hepimiz, açıldık, saçıldık, Adana Medya Gazetesi’nin huzurlu ortamında çalışmaya devam ettik… Almamak’ın hazırlanmasında psikolojimizi Taner Talaş’ın iklimi belirledi… iyi ki belirledi. Karakış’ın ardından, bir baharı kucaklar gibi Almanak cildini karşıladık.
Talat Özyürek, Çocukluğumuzun en güzel şarkısı éOrda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür…” Talat Bey, uzaktaki köyün verdiği güven duygusu gibidir. Gitmesek da, görmesek de o köy bizimdir, bizdendir ve huzur vericidir… Almanak çalışmasında bunu bir kez daha görmüş olduk.
Doğan Gülbasar, daima ılıman ve mutedil bir iklim… Ne birden doluyu beklersiniz ne birden yakıcı güneşi… Huzurlu sakin, ısıtıcı bir iklimi ile Almanak’a katkılar sundu. Hepimizin güvenip sığınacağı bir gölgelik ve yağmurdan korunacağımız bir saçak oldu.
Funda Girici, Almanak’ın bahar mevsimi oldu… Baharın yeniden doğuşu’nun yanı sıra yağmurun ölçüsüz yağıp sel oluşturması gibiydi… Çabaları, enerjisi, toprağın yeniden bereketlenmesi, sıkıldığımız zaman motivasyonu ile katkı sunması, aynı anda büronun her yanında olabilme yeteneği ile eserin her aşamasında vardı. İlkbahar gibi bazen yağmur olup bereket dağıttı bazen de sel olup her şeyi önüne kattı… Ama her zaman ve her yerde Adana medya Gazetesi idi…
Zekeriya Soydan; Bu iklimin Torosların ardında oluşan bulutları gibiydi… Her zaman var, ama ne yapacağı belli olmayan tipik Akdeniz İklimi gibi katkı koydu.

Songül Battal: Adana Medya Gazetesi’nin dört mevsimi olan tek emekçisi… Sessiz, sakin ve her zaman görevinin başında… Ultrason bakışlı Songül, iyi ki varmış; yoksa işimiz bu denli kolay olmayacaktı…
Celalettin Güvercin; Ortada görülmeyen ancak Gazete’nin her santimetrekaresinde varlığı hissedilen çalışkan bir insan. Ancak gazete elimize geçtiği zaman “Ha, Celalettin kardeşimiz de buradaymış” diyoruz…
H. Yılmaz Erdoğan: Aramıza yeni katılan - iyi ki katılan – genç bir arkadaşımız… Adana, Almanak’ı oluştururken aramızda değildi ancak, biz Almanak’ı hazırlarken dikkatli ve yoğun çabaları ile katkısı oldu.
Bir de her gün gazetemize katkı koyan arkadaşlarımız… Bilgi, birikim ve deneyimlerini gazetemiz aracılığıyla kamuoyu ile paylaşan böylelikle hem gazetemizi hem de Adana’nın siyasal ve kültürel yaşamını renklendirip zenginleştiriyorlar.
İrfan Can, Osman palamut, Dr. Ömer Uluçay, Prf.Dr. Yılmaz Kurt, Yüksel Mert, Uğur Başaran, Mahmut Korkmaz, Melahat Karataş, A.Niyazi Setkalaycı, Mehmet Akdoğan, A.Kadir Tunçer… Selin Öztekin, Aziz Terzi, Murat Yıldırım, Orhan Göktaş, Hasan Hüseyin Türk…
Burada değerli bu arkadaşlar için birkaç cümle yazmak istedim. Ancak, onları birkaç cümleyle anlatmaya çalışmanın doğru olmadığını düşündüm.
Hepsine katkılarından dolayı, oluşturdukları Adana Medya Ailesi adına teşekkür ediyorum.
Onları zaten Adana Tanıyor…

KAYIT TUTMAK UYGARLIK ÖLÇÜSÜDÜR
Adana’da Kronoloji Geleneğinin oluşmasına katkı koyanlardan biriyim. Yaklaşık 20 yıl önce, Yeni Adana Gazetesi’nde her gün “Tarihte Bugün” başlığı ile bir köşe hazırlardım. Bu hazırlığın yıllar alan bir alt yapısı vardı. Sonradan şunu fark ettim, kişi ve olaylara bakınca, Türk ve Müslümanların az olduğunu gördüm. Benim bu köşeyi alıp biriktirenler, sanki tarihte Türk ve Müslüman Bilim insanı, filozof, tarihçi, kimyacı yaşamamış olduğunu zanneder. Bunun nedenini araştırdım: biz maalesef kayıt tutmamışız. Örnek vermek istiyorum: Yunus Emre. Bu değerli mutasavvıfın doğum ve ölüm tarihleri yıl olarak kayıtlı. Ay ve gün olmayınca bu değerli insan kayıtlara girmiyor. Durumu böyle tespit edince, hazırladığım ve yıllarca emek verdiğim “Tarihte Bugün” köşemi yayından kaldırdım.
Bu günün kayıtlarını tutmak, geleceğe yazılmış bir mektuptur.
Bu günün olayları, yarına giden merdivenin basamaklarıdır.
Adana, 2014’ün üzerine 2015 yılında yaşanan olaylarla 2016’ya ve geleceğe hazırlanmıştır.
Öyle demez mi büyüklerimiz; yarını kurmanın yolu, bu günü anlamaktan geçer…
Bu günün kayıtlarını tutma geleneğini sürdürmek amacındayız.

ADANA’YI YANSITAN DÜZGÜN AYNA
Almanak’ı hazırlarken siyasal ideoloji, kültürel tercihler, kişi, kurum ve olayları rehber edinmedik. Hiçbir yorum ve görüşe yer vermedik. Tek rehberimiz Adana, vicdanımız ve objektif bakışımız oldu.
Bu nedenle Adana-2015 Almanak’ı Adana’yı yansıtan düzgün ayna olarak oluştu.
Evet, elinizde tuutuğunuz, Adana’nın 2015 yılı aynasıdır.
Yorum ve görüşler yine Adana’ya aittir.

ADANA’YA ARMAĞAN EDİLMİŞ VARLIK
Ne diyordu Sayın Talaş: Varlığımız Adana’nın varlığına armağan olsun…
İyi ki Adana var,
“Eğer Adana olmasaydı, Adana’nın hayalini kurardım…”




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Haber Yazılımı: CM Bilişim







.20160727090929.jpg)












