• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 21 °C

Yalnız insan

09.07.2016 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Yalnızlık zor zenaat. İnsan, yalnız kalır veya böyle his eder. Bu durumlardan birisi insanın kendi duyguları ve davranışı olduğu halde, diğeri sosyal çevreye ait. Renginden, konuşmasından, dilinden, ilinden veya êlinden dolayı dışlanır, yalnızlığa itilir.

Yabancı bir ülkeye gidersiniz, dil yabancı, çevre yabancı, yalnızlığa düşersiniz. Bir topluma düşersiniz ki hepsi tek tip düşünür, konuşur, bir başkası bunlar arasında yalnızlığa düşer. Renginiz farklıdır, herkes bir garip bakar, onlardan ayrılırsınız. Siyahlar arasında beyaz veya beyazlar arasında siyah. İri Hindi gözlüler, uzun boylular arasında sarı ırka ait çekik gözler ve çıkık elmacık kemikleri dikkat çeker, ayrılık duvarı çeker, sosyal ilişkiyi zorlar bunlar.

Ama bilinir ki insan sosyal hayvandır, kolay uyum sağlar, kendisini gösterecek bir ortam ve hüner bulur, yaratır.

Tekçi-otoriter toplum

Bir de bilinci yalnız bırakmak ve tavır koymak vardır. Bunlar milliyetçilik adı altında olmaktadır. Türk, Alman, Fransız, Arap milliyetçilikleri gibi. Diğer kavimlerden olup bunlar arasında yaşayanlar, ya onlara uyup asimile olmakta veya ayrılmaktadır.

Zorunlu birliktelik çatışma demektir. Kendisiyle ve çevresiyle çatışma içinde olmak. Toplumların hastalığı da budur işte, bencillik. En iyi ve üstün benim, bizden bir kişi dünyaya bedeldir, en güçlü biziz, zafer bizimdir vb sloganlarla moral bulmakta ve ayrılık rüzgârı ekilmektedir. Yardımlaşma, sevgi, bölüşme, dayanışma sadece kendi dar grupları için geçerlidir.

Böylesine toplu dayanışma, birçok şeyi ele geçirmekte ve kendi grup yararına kullanmaktadırlar. Yani bir orman önceliklidir. Ağacın önemi yoktur, tekbaşına güçsüzdür. Su yatağına akar, öyle ise kişi kendi grubuna güç vermeli, bunun emir ve tercihlerine uymalı, ondan nemalanmalıdır. Yalnız kalanı kurt kapar, öyle ise grup içinde birlik.

Bu davranış, iç-örgütlenmeyi ve beraberinde hiyerarşiyi getirir. Böylesi grup içindeki bir insanın sadece iki ödevi vardır: İtaat ve hizmet. Hak alınmaz/istenmez, verilir/takdir edilir. Bunu bir çekirdek kadro belirler. Böylece, yönetim tekelleşir: "vur de vuralım, öl de ölelim". Ama sen hedef belirle, bizi doyur ve gözet, seni yüceltelim.

Bu Tek Adam düzenidir, otoritedir, mutlakıyettir. Beraberinde kutsiyet getirir. Kişi kutsanır, sözlenir ezberlenir, davranışları taklit edilir. Böylece Tek Adam, artık ideal kişiliktir, taklit ve sığınma makamıdır. Maddi yaşama yön verdiği gibi, manevi duyguları da yönlendirir. Bu dünyada başarı ile mal ve zevkler tatmin edilir. Eğer bu uğurda ölmek varsa, öte dünyada da yine güzellikler, uluların cemaatlarında mutlu bir yaşam, çokça huri-gılman vardır. Hülasa yaşarken ve ideal/lider uğrunda toplum için ölürken de geride itibar, varılan yerde ölümsüz bir yaşam vaadi vardır.

Görülüyor ki bu bir sistemdir. Dar-homojen toplumun oluşması, yaşaması, örgütlenmesi, ödül/ceza sistemi, ölüm ve sonrası bir sistem içindedir ve kutsanmıştır. Gruptan ayrılmak ihanettir. Ortada bir dava vardır, bu davadan ayrılmak, yaşama ve sonrasına karşı çıkmaktır. Öyle ise "davadan döneni vur"malı deniyor.

Bu sistemde rıza yoktur. Şiddet ve kan vardır. Herşey bir kişinin buyruğundadır. Hal böyle olunca kutsal kitaplarda belirtildiği ve red edildiği gibi; Tekleşen Adam, Firavun, Nemrut, Tağut olmaktadır ve bu karakterler red edilmektedir.

İşte bu sistemdeki toplumlar içinde yaşamak, esarete dönüşmekte veya ötekileşme ile sonuçlanmaktadır. Kişi bu ortamda kendisinden ve toplumdan gelen ötekileşme ile yalnızlık cenderesinde ezilmektedir.

Grup faşizmi, sadece kendisini görüp tapınmakta ve böylece adeta bir dini sisteme dönüşmektedir. Nitekim Milliyetçilikler "Modern din" olarak tanımlanmaktadır. Hareket kendisine, slogan, sembol, kutsallar bulmakta ve onları anarak, yâd ederek, dini duygular katarak, örf/adet geliştirerek üyesinin ihtiyaçlarını karşılamakta, onu eğitmekte, otoriteye bağlamaktadır.

Demokratik toplum

Böylesine tekçi bir toplumsal yaşama biçimine karşın, kişinin iradesiyle seçip katıldığı, fikrini serbestçe söylediği, tercihlerde bulunduğu, üye ve yöneticisi olduğu toplumsal düzenler de vardır. Bunlar demokratik toplumlardır. Çoktan seçmeli ve çeşitli/renklidir, barışçıdır. Yönetim, toplumun iradesi ile oluşmakta ve değişmektedir, kararlar birlikte alınmaktadır, hedefler birlikte tercih edilmektedir.  Barış, eşitlik ve dayanışma vardır. Herkese yaşama ve gelişme hakkı tanınmaktadır. Demokratik toplumda ötekileştirme yoktur. Kişinin sosyal yalnızlığı kendisinden kaynaklanmaktadır.Bunlara da psiko-sosyal destek sağlanmaktadır.

*

Toplumsal ve bireysel yalnızlık

  Toplumsal yalnızlık yukarda belirtildi. Böylesi ortamda aynı zamanda bireysel yalnızlık halini de yaşamak mümkündür.

Sağlıklı insanın sosyal yaşam içinde her iki duruma birden düçar olması ve mücadele etmesi, siperler kazanması, sığınaklar bulması mümkün olabildiği gibi yitip-gitmesi de söz konusudur.

Normalde, her ikisine de direnip, sosyalite gereğince yaşanmalı ve demokratik bir toplum amaç olmalıdır. Bu uğurda örnek davranışlar sergilemiş nice kahramanlar vardır. Saygılar olsun.

Bireysel yalnızlık, psikolojik ve kısmen de organiktir. Bedeni kusurlar nedeniyle topluma karışması sorunlu olanlar, yeterince fırsat bulamadıkları için yalnız kalmaktadır, felçlik, başka sakatlıklar, hastalıklar gibi. Bunlar bilinen ve anlaşılan yalnızlık halleridir.

 Bir de kişi kendi dünyasına kapanmakta, başkası ile iletişimde bulunamamakta ve kendisine bir dünya yaratmaktadır. Hemen her yaşta, maddi varlıkta, yoklukta, yerli ve yabancı ortamda olmaktadır. Bu davranış beraberinde ötekileştirmeyi de getirmektedir.

Bu konu, "psikolojik roman" başlığı altında incelenmektedir ve birçok kitaba konu olmuştur. Bu konu hep ilgi merkezidir, hakkında şiirler yazılmış, besteler yapılmış ve filmler çevrilmiş, gösteriler yapılmış, eserler sahnelenmiştir.

Sevgili bulamamış, sevdiğinden ayrılmış, istediğine varamamış bir kişi, kalem, ses, renk yalnızdır.

Yalnızlık üzerine nice sözler edilmiş ve ünlülerin birçoğu, yalnızlık hakkında farklı yorumlar yapmıştır.  

*

Bu sosyo-psikolojik sunum dost Remzi Yıldırım[1]ın yazdığı Yalnızlık[2] şiir kitabını tanıtmak için gerekli oldu. Yazar Remzi Yıldırım, manzum denemesinde, bireysel ve toplumsal yalnızlığı, nedenlerini ve buna karşı çıkışının serüvenini ve örneklerini anlatmaktadır. Fikirlerini sosyal ve dini motiflerle bezenmiş, desteklenmiş, değer yargısını pekiştirmiştir. Yalnızlık duygusuna zaman zaman kapılmış ve fakat ötekileştirilmeyi kabullenmemiştir. Varlık-yokluk içinde dışlanmışlığa karşı çıkmaktadır. Bazı dizeler meydan okumaktadır. Menfaat düşkünleri, ikiyüzlü davranışlar, kendisini beğenenler eleştirilmektedir. R.Yıldırım, dizelerinde farklı konuları işlemiştir.

Bazı şiir başlıkları şöyledir: Toprak, su, dert, emeğim, yaratan, bana bak, yalakalar, şerefsizlik, özgürlük, doğa, bir âlemdir insan, bırakın beni, yar, okullar açıldı, dünümüz, ya bu eller, aldırma, kim ki o, sen ne haldesin, kardeş, firavunlar, aşk, katlanılmaz, bakmadım mı, yoksulluk, ey dilber, cellâtlar olmayacak,  mücadele, varken yok olmak, katlanılmaz, terk, sığmam kodese, yalnızlık vb.

Kimi şiirlere tarih düşülmüş en eskisi 2004 yılında yazılmış.

Şimdi Remzi Yıldırım'ın bazı dizelerini birlikte okuyalım:

-Bu topraklar benim. Bildim bileli

-Hey beni çok görenler ve sizler

İşte varım, tohum gibi çıkıyorum topraktan

-Ey insan toprağı iyi bil ve tanı

-Ayakların Hakka doğru yürüyorsa da(?)

-Felaket de onda saadet de onda (insanda)

-Mazlum ve zalim nereye varacaktı

Sunulmuştu kendisine, her ikisi de

Cennet ve Cehennem (s.6-7)

Su ve bulut birbirine muhtaç.

Mısırda Nilin, Anadolu'da Murat ve Fırat

Bu nehirlerin bereketine bak.

Dertsiz baş olmaz.

-Dert sende başlar, sende biter

Yokla kendini aklını ve etrafını

Koca kâinatta; daha ne istiyorsun

Dertsiz baş mı olur, başsız dert

Gözü ile yol görmeyen

Akıl ile yön vermeyen

Kulak ile ses duymayan

Dil ile lezzet tatmayan

İşte bunlar en büyük dert(s 9)

 

-Ellerimdeki nasırlar bir emeğin izleridir.

-Yaratan ne güzel yaratmış doğayı

 Güneş, ay ve mevsimler

Gel yıkmayalım da güzellikler katalım diyor şair.

 

-Yaranamadım, diyor Yıldırım:

Ne sağa yar olduk ne sola

Ne cemaate yarandım ne vakıflara

Hep şeref verdim, verilen makama

Yer kendi içimdedir, başka yer değil

-Kendini dinle yolun görürsün

-Hemen anlaşılmam, anlayamaz kimse beni

Ama bir gün, mutlaka anlaşılacağım

Ne hazin ki; o gün ben olmayacağım

Anlaşılmadan göçüp gideceğim (s 12-13)

 

-Kendimi terk ediyorum

-İşte görüyorsun yalnızlığımı

Herhalde anlamadım anlaşılamadım

Bu değil mi beni yalnızlığa iten (s 14)

 

-Bana bak

Tanıyor musun beni: Peki nasıl yargılıyorsun

-zaten yaratan böyle yaratmış

Sen kim oluyorsun ki kabullenmiyorsun

-ben seni tanıyorum, sende beni tanı

Tanımak istemiyorsan, ben yine de varım

Varı var edenin varlığıyım ben.(s 15)

 

-Kelepçe; vurdular ellerime

Gözlerimiz, dillerimiz

Kulaklarımız, ayaklarımız

Sedyeyle mi? İdam sehpasına

Suçlar işlenmez! İşletilir (s 42)

-Yalnızlık ne demek bilir misin

Yaşadın mı yalnızlığı, yaşa da gör

-Yalnız kalmak, hergün ölmek

Gidişini duyan olmaz!( s 77)

-Gelenim yok, gidenim yok bana eyvallah

Kapı zilim çalmıyor, telefonum çalmıyor

Paslanmış ziller ve diller

-Elveda hazirun gidiyorum işte.(s 83)

 

İşte böyle bir şeydir yalnızlık. Kendisi ile ve toplumla hesaplaşmak ve sorgulamak. Olumsuzluklara direnmek ve ille de yaşamak.

Huzurlu ve umutlu, mutlu bir ömür dileği ve mücadele azmi ile selam ve saygılar olsun.

 

[1] Remzi Yıldırım (1956, Elazığ/Palo, Adana): Ticaret Lisesi mezunu, muhasebeci, esnaf, siyasetçi, yazar, Edebiyat Derneği temsilcisi, yazar. Eserleri: İlkeli Hayat (2001), Yaşama Sevinci (2004), Doğu Masalları (2006), Göç Serüveni (2015), Yalnızlık-şiir (2015), Kiralık Kafalar (2016),

[2] Remzi Yıldırım: Yalnızlık-şiir, 2015, Adana, Ekrem Mat. 88 s.74 şiir, resimli-karton kapak.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim