- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Yaşamak...

Sedat MEMİLİ / Yazar
Belki de,
Evren bir kaybedişler senfonisi; Yaşam ise bu kaybedişlere karşı direnmedir.
Bu direniş evrenin zaferiyle sonuçlanır.
Evren kaybedilişlerle beslenir.
Ağaç dalını, dal yaprağını, yaprak yeşilini kaybederek evrene besin sağlar.
Dünyanın varlık nedeninin kendisi olduğu zanneden insan da ölerek bu besine katkıda bulunur.
Evreni var eden kaybedişlerdir.
Kaybedişle beslenen evren, her noktasında yeni bir doğuşa beşik olur. Kaybedişlerden kazandığını yeni değerler olarak, yeniden doğuşlara armağan eder.
Evren, kaybedeceği kesin olan oyuncuları sürmektedir yaşam alanına.
İnsan nerededir?
Bu oyunun hangi tarafında yer almaktadır?
İnsanlığın yüzyıllardır “Tanrı” dediği evren, insana hangi görevleri vermiştir? Ya da insana gerçekten bir görev vermiş midir?
Nihai yazgının “kaybediş” olduğunu bilen insan neden bu savaşa girer? Ya da neden girmez?
“Evren kişiyi ezse de, kişi evrenden uludur” der, yanılmıyorsam Pascale.
İnsanı ulu yapan, ezilmişliğini bilmesidir.
Ezilmişliğini bilmeden yaşamak, insanı, evrenin teslim olmuş parçasına dönüştürür. İstenilen şekil verilen bir tahta parçası ya da ırmağın köpükleri arasında yüzen bir dal parçası gibi.
Ezilmişliğini bilmek ise, insanı evrenin bir parçası olmaktan kurtarmaz ama evrene egemen kılar.
O yine bir tahta yine bir dal parçasıdır. Ama köpüklerin üzerinde bilinçsizce yüzmekten çok, ırmağın kıyısında direnir. Zamanla, kıyısından akıp giden çöplere engel olur, birken dallardan kısa zamanda bir set oluşur.
Tarihte uygarlık böyle başlar; ama bitmez.
İnsan, ister evrene teslim olsun, isterse direnip egemen olsun; her iki halde de sonu kaybediş (ölüm) ile bitecek bir sürecin içindedir.
Ama yaşam dediğimiz şey, kendi irademizle yönlendireceğimiz evrensel bir armağandır.
Bu armağana karşı sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluğunu duyup, ırmak kıyısında set olanlar, yaşantılarımızı güzelleştirmiş ve insanlık ailesini uygarlaştırmıştır.
Belki de evren, oluştuğu ilk çağlardaki gibi,
Yani aklın kirletmediği dönemlerdeki gibi,
Ya da, “ilahi adalet” adına, milyonlarca kurban vermeden önceki gibi, o saf dönemlerini arıyor.
Ve evren belki de, teslim olmuş, sorumsuz, bencil, kendi yaşamına bile saygı duymayan, aşkları paraya; parayı aşklara çeviren, erdemler adına erdemsizlik yapan, alçaklar, düzenbazlar, kirli aklın tutsakları olan insanların kıyımlarına öz yumduğumuz için bizleri cezalandırmaktadır.
Ve belki de evren bu gözü doymayan bir avuç, kravatlı çapulcuya dersini vermediğimiz için, aç gözlülüğünü sergilemekte ve kıyımları izlemektedir.
Evren bir kaybedişler senfonisidir; insan bu senfoninin tükenecek bir notası.
Ama senfonileri oluşturan notalardır.
Bu sabah güneş doğdu, nasıl olsa batacak.
Ama dalımı, yaprağımı, yaprağımın yeşili kaybetmemek için evrene karşı direneceğim. İnsan olarak görevim ve varlık nedim budur.
“Yaşamak direnmektir... “
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












