• BIST 77.779
  • Altın 128,216
  • Dolar 2,9858
  • Euro 3,3067
  • Adana : 33 °C
  • İzmir : 36 °C
  • Ankara : 31 °C

Yaşar Kemal Anadolu'dur (2)

20.07.2015 09:54
Yaşar Kemal Anadolu'dur (2)
Dr. Ömer Uluçay yazdı

Yaşar Kemal, köy yaşantısı, ırgat ve ırgatbaşı, su çavuşu, çırçırfabrikasında işçi olarak çalışmasıyla pamuk, tahıl, çeltik tarla ve fabrikasını, orakçıları, un fabrikasını, traktörü, biçer, döveri, ırgatın bunlarla mücadelesini gördü, yaşadı.

     Bu çeşitlilik içinde, farklı yörelerin, öykü, masal, bilmece, oyun ve adetlerini, giyim ve kuşamlarını gördü.

     Yaşar Kemal, bu çeşitlilik içinde “arzuhalci” olarak onların dertlerini dinledi, yüksek makamlara “tesirli” dilekçeler yazdı. Evet Yaşar Kemal, bütün bunları yaptı ama, beraberinde bir gelişme, değişme de yaşadı. Onun sanatkâr ruhunda bir dalgalanmadır durmadı. Şiirler, öyküler yazdı.

     Genç yaşta, Adana’da Ramazanoğlu Halk Kütüphanesinde memur oldu Yaşar Kemal. Kitap çok, okuyan yok. Öyle ise parasını hak etmeli dedi Yaşar. Başladı kitapları okumaya. Hem de tamamını. Bu sırada Arif ve Abidin Dino kardeşlerle tanıştı. Dünyasında fikrinde değişme oldu. Daha sonra Abidin Dino, Yaşar Kemal’in bazı eserlerine desenler, resimler çizdi ve kitaba konuldu.

     Yaşar Kemal, İstanbul’a gelişinde bir Fransız şirketinde çalıştı. En önemlisi de Cumhuriyet gazetesinde muhabir ve röportajcı oldu. Seriyazılar  yayınladı. Bir süre sonra, İnce Memed-I Cumhuriyet’te tefrika edildi, Yaşar Kemal bununla ünlendi.

     Cumhuriyet gazetesine girinceye kadar adı Yaşar Sadık Gögçeli’dir (1951-1963). Cumhuriyet gazetesinde adı “Yaşar Kemal” olur. Ama imzası “Yaşar Kamal”dir. Nitekim “Mustafa Kamal”da bir süre sonra “Mustafa Kemal” olmuştur.

     Bütün bunların içinde, Çukurova’nın bir çocuğu olarak küfrün daniskasını öğrendi. Cömertliği, fedakarlığı, sadakati ve bir o kadar da direnmeyi, dik durmayı. Karacaoğlan gibi sevdi: “ Ben güzele güzel demem / Güzel benim olmayınca”. Dadaloğlu gibi seslendi direndi “Ferman Padişahın, dağlar bizimdir”.

     Yaşar Kemal; Anadolu’nun tarihini coğrafyasını, “iklimini, toplumsal yapısını gerçekçi bir açıdan değerlendirdi ve yazdı. On binlerce sayfayı aşan “nehir eserler”i içinde toplumsal sorunları irdeledi, yorumladı.

     Bütün bunlar Yaşar Kemal’i doyurmadı, kalbinin yalımını söndürmedi. Sorunu, çözümü yönetsel görerek politik çalışmalara katıldı. Bu dönem kısa oldu, yine ağırlıklı olarak yazarlığını sürdürdü. Ama bir aydın, çağından ve toplumun sorunlarına duyarlı bir aydın, entelektüel olarak sesini yükseltti. Cezaevi isyanlarının çözülmesinde aktif rol aldı. Toplumsal barışın temini için sivil etkinlikler oluşturdu, meydanlar açtı.

     Yaşar Kemal, uzun ve aktif yaşamı içinde yargılandı, içerde yattı. “Dava vekili” olarak dilekçe yazan Yaşar Kemal “mahkûm” da oldu. Genç yaşında yaşadığı bu olay, ona gerçeği gösterdi. Böylece eserlerinde içeriyi ve dışarıyı, ovayı ve dağı, fabrikayı, işçiyi, toprağı, ağayı ve ırgatı bilerek yazdı.

     Yaşar Kemal’in eserlerinde ve özellikle bazı romanlarında; ağırlıklı olarak Kürt toplumunun töreleri, ağıt ve destanları yani folkloru yer almakta ve bunlar aynen veya değiştirilerek, modernize edilerek, kurgulanarak anlatılmakta. Yaşar Kemal’in eserlerinde Kürt karakterler önemli bir yer tutmaktadır.

     Yazar-eser ilişkisi önemli bir konudur. Yazarın, eserlerinde kahramanları vasıtasıyla kendisini anlattığı ileri sürülmektedir. Bir bakıma ben de buna katılıyorum. Ama yine de bir kurgulamanın olduğuna da inanıyorum, görüyorum.

     Yaşar Kemal’in yaşam öyküsü dikkate alınınca, eserlerindeki birçok olayı onun yaşamından bir kesit olarak görmek mümkündür.

     Yaşar Kemal’in dili, sanki kendisine özgü, sözcükleri yeni, açık, kısa ve uyumludur. Cümleler de bir o kadar kısa ve sıklıkla yüklemsiz. Mehmet Uzun’un Kürtçe romanını inceliyordum. Bir cümle bir sayfayı doldurmuştu. Yaşar Kemal’in en uzun cümlesi 3 – 5 satır tutmakta. Yaşar Kemal dili destan dilidir, tekrarlı ve tekerlemelidir. Bir sözcük, sıklıkla bir cümle olmakta, metinde, duygu ve düşüncede bir mühür gibi durmaktadır. Destan üslubunda olduğu gibi adeta nakarat bölümleri oluşmakta, okuyucuyu kucaklamakta, soluk vermekte ve yeni bir yolculuğa hazırlanmakta ve çeliğe su vermektedir.

     Geniş betimlemeleri, iç ve dış görünüşleri, doğa tasvirleri bir dil harikası oluşturmakta. Aslında, bir zamanlar bunları toplayıp sıralamak da istemiştim. Böylece bir doğa resitali gerçekleşecekti. Duruyor. Olurunu alırsam yaparım.

     Yaşar Kemal’de şahısların rolleri, değişimleri belirgindir. Yönetici olanların, yetkili duruma gelmişlerin, fırsat düşünce “öc almak”ta olduklarını göstermekte. Değişimin bir bozulmayı, inkârı getirdiğine işaret etmekte, buna ilişkin ve baş örnekler göstermektedir. Jandarmanın, polisin, Vali (Paşa)’nın öz yaşamını ve aile yapısını özetleyerek “yabancılaşma”  anlatmaktadır.

     Devşirme yönteminin sonuçlarını ve örneklerini sergileyen Yaşar Kemal, bu “dönek”lerin bir bakıma sorun olduklarına da işaret etmektedir. Özellikle Kürtler arasında bunun yaygın ve zararlı olduğunu göstermekte. Kürtler buna, “vacabun” yani “ters yüz olmak” demektedir. Burada astar yüze çıkmakta, ceketin kolu ters dönmektedir. Bu “vaca” kol, cekete uymaz, ama onun bir parçasıdır da. Artık ne onunla rızalı olur, ne de onsuz. Yani ki “ben sana mecburum.

     Yaşar Kemal, bireysel ve toplumsal çözümlemeler sunar. Dili ve yüreği gerçekçidir, sevecendir, samimidir.

     Eserleri, sinemaya, tiyatro ve operaya uyarlandı, çeşitli dillere çevrildi ve çokça baskılar yaptı. Yaşar Kemal, içerde ve dışarıda sayısız ödüller aldı. Fakat bizim gönlümüzde onun Nobel Edebiyat ödülünü alması yatıyor. Nitekim yıllardır bu ödüle aday gösterilmekte…

     İlk ve ortaokulda Türkçe öğrenmek için Yaşar Kemali okumuştum 1950’li yıllarda 1960’larda bilinçlenince tekrar okumaya başladım Yaşar Kemal’i 1970’lerde evlenince, toplumsal sorunları, tahlilleri tanımak ve tartışmak için eşimle birlikte okuyorduk Yaşar Kemal’i. Daha sonra çocuklarımızla Yaşar Kemal’i tanıtmak ve konuşmak, açıklamak için okuduk. Sonra yazmağa başlayınca klavuz olsun diye okudum Yaşar Kemal’i. Şimdi de tanıtmak ve kavramak için okuyorum Yaşar Kemal’i.

     Görülüyor ki, önümde hep bu koca edip, aşık, dengbej  yazarın, aydının ayak izleri,  ufkumda onun betimlemeleri, çevremde onun kahramanları, üstümde onun tanımladığı gökyüzü var. Onun dilinden birde toprak, memleket ve Çukurova.

     Çeyrek asırdır Çukurova’da yaşıyorum kaynıyorum. Yaşar Kemal gibi yüreğimin yalımı beni vurdu İstanbul’a.

     Yaşar Kemal, yıllarca önce bir Altın Koza Festivaline (Adana) gelmiş ve bir de konuşma yapmıştı, istasyon meydanında yabancı dillere çevrilmiş eserlerinin kitap kapaklarının sergisi vardı, ilginçti, gurur veriyordu. Atatürk parkında dinleyici çok kalabalıktı. Ondan sonrada hiç gelmedi Çukurova’ya, Adana’ya. Çeşitli etkinlikler oldu Adana’da, ama Yaşar Kemal gelmedi. Sordum, “küstü” dediler. Nedenini bilmediler. Öyle mi?

     Yaşar Kemal, Adana’ya Çukurova’ya gelmedi amma ben geldim, İstanbul’a, birde onu görmek. Çukurova’ya düşen bilirdi Çukurova’dakinin halini.

     Yaşar Kemal, eşi Thilda ile iki seneye yakın İsveç’te yaşamış ve burada İsveç basınına açıklamalar yapmış. Sanırım Mehmet Uzun ile dostlukları da böylece oluşmuş, pekişmiş.

     Bir dönemin olaylarını, sorunlarını biri Türkçe, diğeri Kürtçe yazmış.

     Türk dilinde Kürt toplumunu anlatan eserler Türkçe’de bir “minör edebiyat” oluşturmaktadır. Kürtler kendilerini Türkçe anlatarak bu dili geliştirmekte ve ona zenginlik katmaktadırlar. Ne var ki konusu, öznesi, kim ve ne olursa olsun, eser yazıldığı dilin malıdır. Mevlâna ne kadar Türk olursa olsun, Mesnevi ve Divan-ı Kebir Farsça yazılmış. Yattığı yer Konya, kavmi Türkmen ve dili Farsça. Selçuklu döneminde resmi dil de zaten Farsçadır.

Yaşar Kemalin kaderi ve yolu da zaten Mevlana’ya benziyor.

     Yaşar Kemal deryasına daldık. Adaları, koyları, sahil ve yamaçları, denizin dalgasını, ay’ın bize kucak açmasını, yakamozları, bizi selamlayan Yunus balıklarını tanıdık, gördük… Sahilden hayli uzaklaştık. Bir de bunun dönüşü var. Yaşar Kemal’in tatlı diline kamp peri ülkesinde hapsolmadan dönmeli, nefesi tüketmeden dönmeli.

     Evet, dönmeli de, Yaşar Kemali yeniden okumalı.

 

İstanbul/Gaziosmanpaşa, Mevlana Mahallesi, 25.4.2008

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Necati Şaşmaz da Taksim'de demokrasi nöbetinde21 Temmuz 2016 Perşembe 10:05
  • Adana darbeye karşı tek yumruk oldu21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
  • Büyükşehir projelerine ÇÜ’den teknik destek20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:27
  • Adana Demirspor'da toplu imza20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:24
  • Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 09:31
  • Darbe şehidi polis memuru toprağa verildi19 Temmuz 2016 Salı 20:00
  • 4 pilot adliyeye sevk edildi16 Temmuz 2016 Cumartesi 15:11
  • Halk, darbe girişimindeki askerleri polise teslim ediyor16 Temmuz 2016 Cumartesi 02:16
  • Bahçeli'den Hükümete tam destek16 Temmuz 2016 Cumartesi 01:05
  • Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tazminat ödeyecek14 Temmuz 2016 Perşembe 19:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim