- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Yaşar Kemal'i söylemek

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Yaşar Kemal, bu yazarlar arasında ve belirtilen konularda farklı bir yaklaşım ve üslupla yazmaktadır. Özündeki coşkun ve şairane anlatım, hayal dünyasını, hafızasını ve özgün söyleme gücünü göstermektedir. Bildiklerini kurgulaması ve bunun doğal bir sürece intibakı/yerleşmesi bir özelliktir. Yaşar; tek konu yerine, birçok konuya temas etmekte ve bir çiçek yerine, bir deste çiçek sunmaktadır. Bir eylemin bireysel oluşu kadar, bunun toplumsal rolüne de işaret etmektedir.
Yaşar Kemal, oyunu bir bütün olarak kurgulamakta, onunla yaşamakta, söyleşmekte ve bölüm bölüm yazmaktadır. Dinlenmek amaçlı gezilerinde, kahramanlarının arasına girmekte ve onlarla söyleşmektedir. Kimi zaman geçilmiş yerlerde, ayak izlerine bakmakta ve bazan ufku gözlemektedir. Bazan gölgesini çekmekte, bazan ezmekte ve bazan da koştuğu halde gölgesine kavuşamamaktadır.
Yaşar Kemal, bir kelebeği izlerken, kanatlarındaki nakışları dillendirmekte, onun çiçeğin özüne saldığı hortumdaki sıvının tadını, etkisini düşünmektedir. Suyun akışı onunla söyleşmekte, Vanlı hemşehrilisi Feqiye Teyran gibi su ile söyleşmekte; halini, ahvalini, keyfini, kederini, kudret ve rahmetini sormaktadır. Topraklara yüzün sürerek gidişin hikmetini sormakta ve Yunus Emre gibi "sevenin ar etmediğini" söylemekte. Sevene zor gelmediğini bildirmekte. Kurumuş otların canlandığını, can çekişenlerin kendisini beklediğini söyleyince su, Yaşar Kemal onu eylediğine pişman olmaktadır. "Hadi git, hadi git" diyor. Ama bu yetmiyor, bu kez avaz avaz bağırıp "beni de götür, beni de götür" diyerek Savrun uğultusunu bastırıyor.
Yaşar Kemal, konuşan doğadır.
Yaşar Kemal, Hekim Lokman efsanesindeki dönemin Lokmanı olarak otları, çiçekleri tanımakta. Bunların ömürlerini, yetişme yer ve dönemlerini, ne zaman domura ve ürüne döndüğünü bilmektedir. Çiçeğin otunu, sapını, kökünü bilmekte, suyu veya lapasının hangi derde derman olduğunu bilmektedir. Hangi çiçekler komşu ve akrabadır, bunları tanımaktadır. Otların kokusunu, bu otlar arasında hangi börtü-böceğin yaşadığını, yılanın nerede ve nasıl kışuykusuna yattığını bilmektedir.
Yaşar Kemal, bir orman mühendisi gibi ağacı tanımakta, yaşını bulmaktadır. Kabuklarının, yapraklarının, varsa ürünün neye dermen olduğunu bilmektedir. Ağacın özsuyunu tatmakta, cildine sürüp denemektedir. Hangi ağacın gölgesi serin ve hangi ağaç altında uykunun ağır olduğunu bilir Yaşar Kemal. Tütsüsü sinek kovan otlar ve kokusundan yılanların kaçtığı ağaçların bilgisi Yaşar Kemaldedir.
Bir bu kadar ve daha da fazlasını hayvanlar hakkında bilir Yaşar Kemal. At onun gözde hayvanıdır, arkadaşı ve yoldaşıdır. Hele bir de Kırat olur da Köroğlu'nu bindirirse, değme Yaşarın keyfine. Sana atın huyunu, suyunu, tımarını, koşum takımlarını, dizgini, gemi, toynağı, pelhengi anlatır bir bir. Sadece at mı? Hayır. Koyunu, keçiyi, tavuk ve horozu. Yetmedi mi? Turnayı, leyleği, kırlangıcı, üveyik kuşunu. Olmadı mı artık yeter. Dinle bülbülün inleyen sesini. Güle yaptığı seranatı.
Bunlar iyi, güzel de bak sürüye kurt girdi. Alacağı nihayeti bir tane, gerisini telef etti. İşte Yaşar Kemal, insan toplumuna giren boz kurdu da tanımakta ve bunlar için foltalı-batanlı Kangal köpekleri istemektedir.
Bütün diğer canlı ve cansız yaratıklarla, ay ve güneşle, yıldızlarla, ateş ve rüzgârla, sarı sıcakla, ipil ipil esen seher yeliyle, garbi yeliyle, kurdun postunu yüzen karayelle, torosların boranıyla konuşur Yaşar Kemal. Ahmakıslatan yağmurun, tuluktan boşanırcasına boca olan yağmurun, bakırcılar çarşısında bakır döven çekiç sesleri gibi çinko çatıları döven yağmurun, leblebi gibi yere düşen, ceviz gibi daldan düşen dolunun sesi ve ağaçlarda yaprak-ürün bırakmayan dolunun öfkesidir Yaşar Kemal. Bozbulanık akan Toros selinin, ovayı göle çevire, evleri basan, ağanın zulmüne isyan eden ve taşan Seyhan ve Ceyhan'ın dilidir Yaşar Kemal.
Bütün bunların yanında, düşüncelerini, fikir ve hayallerini, rüyalarını ve kurgularını da dile getirir Yaşar Kemal. Ve elbette ki insanlarla da konuşmaktadır. Yürek yarası, evlat, eş hasreti çekene sözcü olmakta, ağıt yakmaktadır. Ağanın- beyin zulmüne, candarmanın şiddetine maruz kalmış garibana vekil olmaktadır. İnce Memed yerine şehirde siper almış, mavzer yerine daktilonun başına oturmuş, kurşun yerine söz sıkmaktadır, sesi sedası ovayı-Torosları doldurmaktadır. Sevdaya düşen oğlana dil, aşıka söz, gönüllere tel olmaktadır.
Yaşar Kemal, sanki eski bir Âdemi-Hatemi Tapınağın rahibi, kâhini, keşası, papı, babı, mıllası, ahundu, hafızı, öncüsü, sözcüsü gibidir. Yaşar Kemal, dillerle ve dinlerle ve renklerle barışıktır. Sevgi ve saygıda, hakkın korunmasında, insanın hür ve eşit olmasında birlik halindedir her makul ile. Her meydanda, her kürsüde, her toplumda ve her zamanda sözü ve özü vardır Yaşar Kemalin.
Bir özgürlük ve insanlık mücahidi, şahidi, fedaisi, sözcüdür, kürsüsüdür Yaşar Kemal.
Ve daha nicesi…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












