Yaşasın işsizlik

Yakın geçmişte yaşadığımız ekonomik kriz dönemlerinde maalesef bir çok işyeri faaliyetlerini sürdürmekte zorlandıkları için bazı çalışanlarını işten çıkarmış hatta bazı işverenler işyerlerini tamamen kapatmışlardı. Bir çok insan işsiz kalmıştı. Hatta bazı profesyonel şirketler gazetelere verdikleri iş ilanları ile kendi çalışanlarına bizzat iş aramışlardı. Bunlar krizden gerçek anlamda etkilenmiş kişilerdi.
Ancak bir de madalyonun diğer yüzü vardı. Krizden etkilenmedikleri halde çalışanların ücretlerini düşürenleri, işten çıkartanları da gördük. Sadece işletme çalışanı değil, yönetici – idareci kadrolarının piyasadaki reel ücretleri de kriz bahanesiyle yüksek oranda düşürüldü. Bazı büyük şirketlerin de Adana’yı terk etmesi bu olumsuz sürecin daha kolay ve hızlı olmasını sağladı. 1990’larda müthiş bir istihdam potansiyeline sahip kent 2000’lerde neredeyse üniversite mezunlarının bile asgari ücretle çalıştırılmaya başlandığı bir yer haline geldi. Yani bazı art niyetlilere kriz giden ekmek değil, gelen ballı börek oldu.
Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen, özellikle işletme – imalat işçisi tabir ettiğimiz çalışan grubunun iş bulma şansının halen yüksek olduğunu düşünüyorum. Başta organize sanayi olmak üzere bir çok sanayi bölgelerimizdeki fabrika, kobi ve küçük esnaf işyerlerinde görevlendirilecek çalışan bulunamıyor.
Kimi başvuru sahipleri daha işletmenin şartlarını öğrenmeden basit bahanelerle veya hiçbir tecrübesi olmadığı halde beklenti dışı istekleri yüzünden işi kabul etmiyor. Bir kısmı kabul edip ilk günün öğle yemeğinden önce işi bırakıyor. Ve maalesef bu kişiler çalışmadıkları zamanlarda ciddi geçim sıkıntısı çekiyorlar. Geçmiş dönemlerin usta – çırak felsefesini anlamadan, meslekte pişmeden, çalışmadan kolayca yükselmek ve çok kazanmak telaşındalar. Benim iş başvurularında gözlemlediğin en önemli eksiklik, adaylarda ciddi anlamda temel eğitim eksikliği ve iş başarma heveslerinin azlığı idi. İstenildiği taktirde bir çok zor işi başarabilecek bu arkadaşlarımız maalesef kendi yeteneklerini tanımadıklarından ve azimli olmadıklarından dolayı mevcut istihdam kaynaklarından yararlanamıyorlar. Ancak tüm vasıfları taşıdığı halde, kendisine kötü çalışma şartları ve mantık dışı kazanımlar sunulduğu için iş kabul etmeyen arkadaşlarımı bu açıklamaların dışında tutuyorum.
Eskiden hangi işi yaparsa yapsın kişinin sabrını denemek için ilk günler kendisine zor işler yüklenilirdi. Amaç işe olan bakış açısı ve sabrını sınamaktı.
Aynı kentte bir tarafta çalıştıracak eleman bulamayan işverenler, bir tarafta kendi potansiyel gücünün farkında olmadan iş arayanlar, diğer taraftan da nedenini çözemese de her gönderdiği aday bumerang gibi kendisine geri dönen bir kamu kurumu. Anlayacağınız tam bir kısır döngü.
Eve ekmek götürmek bu dünyada tadılabilecek en büyük hazlardan birisi. Standart çalışmanın bile üstün meziyet sayıldığı bir çalışma hayatı yaşıyoruz. İçimizde YAŞASIN İŞSİZLİK diye haykıran tembelliği, aşırı hırsı bir kenara koyup, potansiyelimizi kullanarak bu hazzı sonuna kadar yaşamanın tadına varalım. Eskilerin tabiri ile İŞ BİZDEN KORKSUN. Herkese gönlünde taşıdığı iş ortamlarına kavuşması dileklerimle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












