- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Yeni yıl ve yaşam

Sedat MEMİLİ / Yazar
Bir yıl daha geçti; Ne kadar rahat söylüyoruz.
Sevinçle mi anıyoruz, hüzünle mi? Yeni yılı sevinçle mi karşılıyoruz, kaygıyla mı?
Bunları kestirememek, Tanrının insana armağanıdır.
Ya geleceği bilmiş olma yeteneğimiz olsaydı; bundan büyük işkence olur muydu?
Belki de bu bilinemezliktir, yaşamı anlamlı kılan.
Gerçekten bir yıl daha mı geçti? Yılın 365 gün oluşunu kim saptadı. Eğer yıl, 180 gün olarak belirlenmiş olsaydı, bu gün on yaşındayım diyenler yirmi yaşında olduklarını söyleyeceklerdi. O zaman Orhan Veli Şiirine “Yaş otuz beş…” olarak değil de, “Yaş yetmiş…” olarak başlayacaktı.
Siz bir bedene “otuz beş yaşında” veya “yetmiş yaşında” demenizin hiçbir anlamı yoktur. Belki de “yıl” diye bir kavram yoktur, ancak insanlığın ortak kabulü ile var olmuş ve benimsenmiştir. Metre, litre gibi… Mülkiyet hakkı… Para gibi…
Yaşamımızda birçok şey böyledir. Gerçekte yoktur ama biz onları varmış gibi yaşarız. Öylesine benimsemişizdir ki, yaşantımızı bile ona göre düzenlemişizdir. Doğal yaşamımızı, ürettiklerimize teslim etmişizdir.
Ben hayatım boyu CD talep etmemiştim. Bir beyin üretti, arz etti ve şimdi, CD ile çalışmasam işlerim yarım kalıyor. 75 milyon yıllık insan yaşamında, CD’nin tarihi belki de 20 veya 30 yıldır. İnsanlık 75 milyon yıl CD’den habersiz yaşadı. Şimdi CD’lerle idare ediliyor.
Vahşet arttıkça demokrasi talebi artıyor; oysa vahşet kalkarsa, demokrasiye gerek yoktur. Böyle bir ihtiyaç doğmaz. Vahşeti ve haksızlıkları kaldırmak için demokrasiye ihtiyaç yoktur. Haksızlık ve vahşet kaldırılırsa zaten demokrasi gerekmez.
Ne vahşet ne demokrasi ikisi de insanlığın köklü tarihinde yoktur. İnsanlık tarihine göre ikisinin de tarihi çok gençtir.
Birikim ve sahip olma mikrobu, insanlığı çirkinleştirmiştir.
Yıllardan söz ediyorduk.
Elli yaşındaki insan, gerçekten elli yıl edindiği birikimlerle mi yoksa insanlık tarihinin birikimleriyle mi konuşur veya düşünür?
Rüyalarımızda ölmüş sevdiklerimizi görürüz. Bu insani bir duygudur. 25 yıl önce kaybettiğim babamın öldüğüne hala inanmam. Öldüğünü, bütün beynimle biliyorum. Ama bütün kalbimle inanmak istemiyorum. Bazen rüyamda görürüm. Ama rüyamda, asla “sen ölmüşsün, nasıl oluyor da ben seni görüyorum” diye düşünemiyorum. Hatta rüyamda iken ölü olduğu aklıma bile gelmiyor.
Rüyada ne zaman vardır ne mekân. Örneğin torunumla babam, sonsuza kadar birbirleriyle karşılaşmayacaklardı. Ama rüyamda babam, torunumu sever. Ve rüyanın içinde olan ben, asla bu durumu garipsemem.
Uyanınca uzun uzun düşünürüm.
Bu rüyayı ben mi gördüm? Yoksa ben babamın gördüğü rüyada mıydım?
Yarını bekleyecek sabrımız yok, oysa geriye baktığımızda, bu yılların üst üste nasıl geçtiğine akıl edemiyoruz.
Yaşam diyoruz, yaşam.
Su gibi akıp geçiyor.
Yaşam gerçekten var mı? Gerçekten yıllara bölünebilir mi?
“Yoksa yaşam dediğimiz şey, ölülerin gördüğü bir rüyadan ibaret midir?
Yeni yılınız eski yılınızdan güzel olsun.
Dilerim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












